Husiler BM’nin verdiği ambulansları hizmet dışı kullanıyor

Yemenli aktivistlerin sosyal medya organlarında yayınladığı, BM aracıyla Sana’nın merkezini dolaşan Husi unsur
Yemenli aktivistlerin sosyal medya organlarında yayınladığı, BM aracıyla Sana’nın merkezini dolaşan Husi unsur
TT

Husiler BM’nin verdiği ambulansları hizmet dışı kullanıyor

Yemenli aktivistlerin sosyal medya organlarında yayınladığı, BM aracıyla Sana’nın merkezini dolaşan Husi unsur
Yemenli aktivistlerin sosyal medya organlarında yayınladığı, BM aracıyla Sana’nın merkezini dolaşan Husi unsur

3 ay önce Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastanelere dağıtması amacıyla Husilere yaklaşık 100 ambulans teslim etti. O dönemde de bu cömert yardımın akıbetinin ne olacağı tahmin edilebiliyordu.
Husilerin işgali altında bulunan bölgelerdeki Yemen Sağlık hizmetleri personellerinin çoğu, yardımların büyük çoğunluğunun grup ve liderlerinin ceplerinin çıkarına olduğunu biliyor.
Birleşmiş Milletler (BM), yardımlarının yanlış yönetimi ve Kovid-19 salgının görüldüğü Yemen sokaklarının öfkesi hususundaki suçlamaları güçlendirecek şekilde milislerin BM ambulanslarına el koyduğu fotoğrafları yayınlandı.
Yemenli aktivistler de sosyal medya organlarında WHO tarafından sağlanmış BM amblemli araçlardaki askeri kıyafetli Husi silahlıların fotoğraflarını yayınladı. Sağlık sektörü çalışanlarının Şarku’l Avsat’a aktardığına göre Yemen’de milislerin kontrolü altındaki çoğu hastane, hastaları transfer etmek için teçhizat ve ambulans eksikliğinden mustarip.
Durum, BM’nin birkaç ay önce mayınları sökmelerine destek vermek amacıyla Husilere onlarca araba sağladığı dönemi hatırlattı. Aynı şekilde akıllara, birçok eski BM personelinin ‘yolsuzluklarını’ getirdi.

Soruşturma vaatleri
Şarku’l Avsat, WHO yetkilileri tarafından yayınlanan fotoğraflara ilişkin bazı isimlerle röportaj yapmaya çalıştı. Bu çerçevede geçen cuma günü WHO’nun bölge ofisindeki (Doğu Akdeniz Ofisi) medya yetkililerine e-posta aracılığıyla 3 soru yönelttim. salı günü Suudi Arabistan’ın daveti üzerine düzenlenecek olan özel bağış konferansında Doğu Akdeniz bölge direktöründen ‘beklemem halinde daha fazla soruma cevap alabileceğim’ sözü aldım. Medya yetkilisi, bu hafta Yemen konulu bir bağış konferansı düzenleneceğini ve Yemen’deki Kovid-19 salgınıyla ilgili tüm meselelerin ele alınacağını belirterek, “Eğer bekleyip, soruları genişletebilirseniz, bölge direktöründen yeterli cevapları sunacağız” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte kuruluşun Yemen şubesi, Twitter hesabı aracılığıyla, WHO tarafından Husilere gönderilen araçlara ilişkin yayınlanan fotoğrafların gerçekliğini öğrenmeyi amaçlayan sorulara yanıt vermeye yoğunlaştı. Bu çerçevede Husilerin bu araçları ‘grup kontrolündeki bölgelerde bulunan sivillere yardım sağlanmadan savaş cephelerinde yaralananlara tedavi sunmak için’ kullanıp kullanması hususunda çeşitli sorular ortaya koyuldu.
WHO Yemen ofisi, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada bağışların başka amaçlar için kullanılmasını sert bir dille kınadı. Açıklamada, “WHO, Yemen’deki sağlık sektörü ve halk için hayat kurtarıcı ekipmanlar ve malzemeler sağlamıştır. Bağışların, sağlık sisteminin desteklenmesi ile ilgili olmayan amaçlar için kullanılmasını şiddetle kınıyoruz. Bu durum, uluslararası insan haklarının ihlalidir ve durumu soruşturmaktayız” ifadelerine yer verildi.
Husilere bağlı Sağlık Bakanı Taha el-Mutevekkil de dahil Husi grubun ‘korona’ vakalarını test etmek için geçersiz araçlar sağlandığına dair son suçlamalarına yanıt veren WHO, Twitter üzerinde yaptığı bir başka açıklamada da “Bu zor zamanda ve koronavirüs salgını ışığında odağımızın, vatandaşların sağlığını ön plana koymak yerinde WHO’ya karşı yapılan sahte suçlamalara kayması hayal kırıklığına eden oldu. Şu an bölünde değil, dayanışma zamanı” dedi. Açıklamada, “Yemenlilerin, onların yanında mücadele verdiğimizi gördüğünü umuyoruz. Kovid-19 vakalarını ele alarak, hastaları tedavi etmek üzere gerekli tedbirleri uygulayarak, laboratuvar yeteneklerini geliştirerek ve yeterli düzeyde kişisel koruyucu ekipman sağlayarak, sağlık personellerini eğitmek üzere 7/ 24 çalışıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Gevşeklik suçlamaları
Öte yandan Husi darbesine karşı çıkan Yemen sokakları, BM’nin Husilere karşı gevşek davrandığı hususunda emin.
Yemenli akademisyen ve araştırmacı Dr. Fares el-Bayel, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Uluslararası örgütler, Husilerin felaketi ve kendi arzuları arasında yer alıyor. Bu kuruluşlar, işlerinin devam etmesini istiyor çünkü bu işlerden, büyük faydalar elde ediyorlar” dedi.
Bu kuruluşların daha kesin tedbirler ortaya koymadıklarını söyleyen Bayel, “Bağışçıları kaybetmekten ve hesap verebilirlikten korkmaları dolayısıyla şikayetten kaçınıyorlar. Bu nedenle hesap verebilirlikten uzak şekilde desteklerini artırarak, Husilerin yağma ve engellerinden faydalar sağlayıp faaliyetlerini sürdürüyorlar. Bu durum, bu örgütlerin başarısızlığını ve Husi milislerin onlara, yardım ve destek planlarına karşı faaliyetleri hususunda neden sessiz kaldıklarını da açıklıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer Yemenliler gibi Dr. Bayel de Yemenlilerin hayatları hususunda bu kuruluşların rollerinin yararsız olduğunu belirtti. Akademisyen, “Şok edici gerçek şu ki, bu resmi kurum ve kuruluşlar milyarlarca dolar elde etti. Yemen sokakları, tüm bu paralara dair bir iz bulamıyor. Bu kuruluşlar, sayıları geometrik olarak güncellemekten de kaçınmıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Husilerin, bu kuruluşların varlığına ilişkin tavrına da değinen Dr. Fares el-Bayel, Husilerin bu kuruluşlar sayesinde büyük faydalar sağladığını belirtirken, “Husiler, savaşlarını finanse etmek için bir kaynak ve çirkinliklerini güzelleştirmek için manevi bir kaynak buldu” dedi.

Yeni ne var?
Bu olay, Husi milislerin uluslararası ve insani yardımları kendi savaş çabaları için kullandığı ilk durum değil.
Sana’daki sağlık kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husi liderlerin kendi kontrolleri altındaki vilayetler arasındaki faaliyetlerinde ve savaş cephelerinde BM’nin sağladığı ambulansları sık sık kullandığını ifade etti.
Husilerin kontrolü altındaki Hudeyde şehrinden bir görgü tanığı, Şarku’l Avsat’a “Husi Sağlık Bakanı Taha el-Mutevekkil ve diğer liderler, birçok defa BM amblemi taşıyan araçlarda görüldü” dedi.
Aynı şekilde Husilere bağlı askeri hastaneden sağlık kaynakları da Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sivilleri bir şehirden diğerine transfer etmek için ambulans sıkıntısı yaşanırken, Husi yaralıların çoğunun, savaşın ön cephelerinden BM ambulanslarıyla nakledildiğini söyledi. Kaynaklar, ölen sivillerin defnedilmek üzere büyük miktarlarda paralar ödeyerek hastanelerdeki bazı mevcut arabaları kullandığını ifade etti.
Öte yandan WHO, geçen yıl Yemen’deki ofisinde mali ve idari yolsuzluk faaliyetlerinin olduğunu kabul etti. Durum, batılı kuruluşların konuya ilişkin yaptığı soruşturmalarda ortaya çıktı. Aynı şekilde UNICEF, Dünya Gıda Programı (WFP) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) da dahil olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlar da aynı suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Husi milislerin uluslararası ve insani desteği ele geçirdiğinin bir diğer kanıtı da Yemen ordusunun, haftalar önce ‘Marib şehrinin batısındaki Sirvah şehrinde Husi milislerin pençelerinden kurtarılan alanlarda WFP amblemi taşıyan büyük erzak kolileri’ bulması oldu. 
Kuruluşların Husi milislere destek sağladığı hususunda yerel ve uluslararası suçlamalar çerçevesinde Yemen hükümeti, ABD merkezli Associated Press (AP) ajansının ortaya koyduğu BM soruşturmalarının sonuçlarına ilişkin gizliliğin kaldırılması çağrısında bulundu.
Yemen hükümeti Enformasyon Bakanı Muammer er-İryani, o dönemde yaptığı resmi bir açıklamada, “BM iç soruşturma belgeleri ve AP ajansının ‘BM kuruluşlarının faaliyetlerine ilişkin olarak’ savaşçılardan topladığı bilgiler, Husilerin ihlalinin, siyasi ve mali yolsuzluğunun ve Yemen’deki yardım çabalarını kötüye kullanmasının boyutu çerçevesinde bu kurumun itibarını ve dengesini etkileyen bir skandalı ortaya çıkardı” ifadelerini kullanmıştı.
AP’nin raporu, mali yolsuzluklara katılımları ve Husilerin kişisel çıkarları için yardımları sömürmesiyle ilgili olarak BM’nin Yemen’deki kuruluşlarında çalışan çok sayıda personele ilişkin iç bir soruşturma yürüttüğünü ortaya koydu.
Yemenli Bakan, “Yolsuzluk, torpil, sahtekarlık, istihdam ihlalleri, çalışanların hesaplarına milyonlarca dolar para yatırılması, şüpheli sözleşmeler, tonlarca yiyecek, ilaç ve yakıtların saklanması, Husilere teslim edilmesi hususundaki bilgiler son derece tehlikelidir” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Yardım bahanesi olarak ‘koronavirüs’
Yemen sokakları, BM kuruluşlarını ‘son zamanlarda yapılan faaliyetleri durdurma tehditlerine rağmen Husi engelleri ve kısıtlamalarıyla bir arada yaşama aşaması ortaya koymakla’ suçluyor. Yemenli aktivistlere göre bu kuruluşlar, koronavirüs dönemini, bu desteğin doğru yere gideceğine dair herhangi bir güvence vermeden Husilerin kontrolleri altındaki alanlara yardımlarını artırma yolunda yeni bir kapı olarak görüyor.
Bu çerçevede Yemenli yazar ve gazeteci Vaddah el-Celil, “Bu durum şaşırtıcı değil. Aksine hiç kimsenin itiraz etmediği günlük bir gerçeklik haline geldi” dedi.
Celil, “Milisler ve uluslararası güçler arasında BM’nin çalışma ve faaliyetlerini kontrol eden karşılıklı hizmetler var. Husi milisler bunları başta Suudi Arabistan olmak üzere, birçok ülkeye şantaj yapmak amacıyla kullanıyor” ifadelerini kullandı.
Vaddah el-Celil, Husi milislerin uluslararası toplumu ve WHO’yu koronavirüs testleri hususunda suçlamaları karşısında şaşkınlığını dile getirirken, bu durumun Sana’ya yardımların akışının devam etmesini neden engellemediği sorusunu gündeme getirdi. Celil, WFP tarafından sağlanan 15 tonluk bir sevkiyattan 24 saat sonra UNICEF’ten de 11 tonluk tıbbi yardımın sağlandığına dikkati çekti.
Yemenli gazeteci, bu uluslararası kargoların ‘savaş çabalarını güçlendirmek, yardımları satarak daha fazla para elde etmek veya lider ve savaşçılara hizmet etmek için kullanmak amacıyla’ Husiler tarafından bir katkı ve destek olarak görüldüğüne dair endişelerini dile getirdi.
Vaddah el-Celil ayrıca, BM’nin daha önce kurumları için bağışçılardan daha fazla fon çekmek amacıyla Yemen’deki 41 programını askıya almakla tehdit ettiğine dikkati çekti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.