Arap Koalisyonu Hamis Muşayt’ta Husilere ait 2 SİHA’yı düşürdü

Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Arap Koalisyonu Hamis Muşayt’ta Husilere ait 2 SİHA’yı düşürdü

Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı, İran tarafından desteklenen Husi milisler tarafından Suudi Arabistan’ın Hamis Muşayt şehrine doğru gönderilen 2 silahlı insansız hava aracının (SİHA) vurularak düşürüldüğünü açıkladı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’ya göre Arap Koalisyonu Sözcüsü Albay Turki el-Maliki, “Koalisyon güçleri, İran destekli Husi milisler tarafından Hamis Muşayt’taki sivil yerleşim birimlerine doğru gönderilen 2 SİHA’yı düşürmeyi başardı” dedi.
Husi milislerin, sivilleri SİHA’lar ile kasıtlı bir şekilde hedef alarak uluslararası insancıl hukuku ihlal etmeye devam ettiğine dikkat çeken Sözcü, “SİHA’lar ile yapılan bu düşmanca terör eylemleri, uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali ve Arap Koalisyonu tarafından Nisan ayında ilan edilen ateşkesi reddettiklerinin de teyididir” ifadelerini kullandı.
Husi milislerin her türlü hafif ve ağır silahın yanı sıra balistik füzeler kullanarak yaptıkları ateşkes ihlalinin 5 bini aştığını söyleyen Sözcü el-Maliki,  “Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı, terörist Husi milislere karşı uluslararası insani hukuk kurallarına uygun olarak tüm caydırıcı önlemleri almaya devam edecek” şeklinde konuştu.
 



Silah ambargosu... Washington, Sudan’daki savaşın duvarında bir gedik mi açıyor?

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP
TT

Silah ambargosu... Washington, Sudan’daki savaşın duvarında bir gedik mi açıyor?

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP

ABD, iki yılı aşkın süredir devam eden Sudan savaşında durgunlaşan tabloyu değiştirecek bir adım atarak, Darfur’a yönelik 20 yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunu Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletme niyetini açıkladı. Bu girişim, Washington’ın sınırlı yaptırım politikasından, savaşan tarafların çatışmayı sürdürme kapasitesini doğrudan azaltmaya ve askeri zaferin maliyetini yeniden hesaplayarak müzakere masasına dönmelerini sağlamaya yönelik bir politikaya geçme arayışına işaret ediyor. Riskli görünen bu adım, aynı zamanda Washington’ın dünyanın en büyük ve en ağır insani krizlerinden biri olarak nitelendirilen savaşın önünü açmak için bir gedik oluşturma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos, birkaç gün önce Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada, ABD’nin önerisinin insansız hava araçları (İHA), bunların teknolojileri ve parçalarının yanı sıra ihlalleri izlemekle görevli yaptırım uzmanları komitesinin çalışmalarının güçlendirilmesini de kapsadığını söyledi.

Darfur’a ilişkin mevcut silah ambargosu rejiminin süresi 12 Eylül’de sona eriyor. Bu durum, önümüzdeki haftaları Washington’ın ambargonun kapsamının genişletilmesi konusunda BM Güvenlik Konseyi içinde uzlaşı oluşturma kapasitesi açısından bir sınav haline getiriyor. Ancak Rusya, Sudan ordusunun kapasitesini etkileyebilecek hiçbir önlemi kabul etmeyeceğini açıklarken, Çin de yaptırımların genişletilmesine temkinli yaklaşıyor. Bu nedenle tasarının mevcut haliyle kabul edilmesi garanti görünmüyor.

Washington, önerilen ambargoyu yalnızca cezalandırıcı bir önlem değil, daha çok bir baskı aracı olarak değerlendiriyor. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre ABD yönetimi, savaşan tarafların silahlara erişiminin kısıtlanmasının onları yeniden müzakere masasına dönmeye zorlayabileceği görüşünde. BM Siyasi İşlerden Sorumlu Yetkilisi Rosemary DiCarlo ise tarafların askeri çözüme bel bağlamayı sürdürmesi ve gelişmiş silahların bölgeye kesintisiz akışının devam etmesi konusunda uyarıda bulundu.

Fkkd
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Buna karşılık, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın açıklamaları, savaşta askeri zafer elde etme hedefinin sürdüğünü gösteriyor. Burhan, olası yaptırımların etkisini küçümseyerek, yaptırımlara ilişkin tartışmaların Sudan’ı etkilemeyeceğini veya silahlı kuvvetlerin mücadele azmini zayıflatmayacağını söyledi. Burhan ayrıca ordunun, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolündeki tüm bölgeleri geri alana kadar savaşmayı sürdüreceğini vurguladı.

Bu görüş ayrılığı, ABD’nin önerisi etrafında yürütülen siyasi mücadelenin özünü ortaya koyuyor. Washington, savaşan tarafları silah akışının süresiz olarak devam etmeyeceğine ikna etmeye çalışırken, Sudan’daki askeri yönetim hâlâ toprakları askeri yöntemlerle geri alma söylemini sürdürüyor. Aynı durum, mevzilerini güçlendirmeye ve ikmal, silah, insansız hava araçları ile diğer destek ağlarına dayanmaya devam eden HDK için de geçerli.

ABD’nin yaklaşımının temelindeki varsayım, yeniden silahlanma kapasitesinin savaşın ömrünü uzattığı yönünde. Taraflardan her biri kayıplarını telafi edebileceğine, daha fazla İHA, mühimmat, yakıt ve finansman sağlayabileceğine inandığı sürece taviz verme motivasyonu sınırlı kalıyor. Buna karşılık, ikmal faaliyetlerinin daha zor ve maliyetli hale gelmesi durumunda, askeri hesapların zamanla siyasi uzlaşı lehine değişebileceği değerlendiriliyor.

Kfkdk

Sudan’daki savaşta son aylarda İHA’ların kullanımında büyük bir artış yaşandı. İHA’lar artık yalnızca cephe hatlarını hedef almakla kalmıyor, kentlere, pazar yerlerine, elektrik ve su tesislerine ve sağlık merkezlerine kadar ulaşıyor. DiCarlo, İHA’lar da dahil olmak üzere gelişmiş silahların, savaşın siviller üzerindeki maliyetini artıran temel unsurlardan biri haline geldiğini söyledi.

Bu açıdan bakıldığında, İHA’lar ile bunların parçalarının yanı sıra mühimmat ve ağır silahların akışının kısıtlanması, uzun menzilli saldırıların sayısını azaltarak, sivil kayıpları düşürerek, yeni göç dalgalarını sınırlayarak ve hastaneler ile elektrik ve su şebekelerindeki aksamaları azaltarak doğrudan insani kazanımlar sağlayabilir. Bunun yanı sıra insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının önündeki engellerin azaltılmasına da katkı sunabilir. Ancak ABD planının başarısı uygulamaya bağlı kalmaya devam ediyor. Zira 2005’ten bu yana Darfur’a uygulanan ambargo, bölgeye silah akışını engelleyemedi. Bu durum, etkili denetim ve uygulama mekanizmalarıyla desteklenmediğinde BM kararlarının ne ölçüde sınırlı kalabileceğini ortaya koyuyor.

Sudan’daki muhalif sivil güçler, öneriyi kapsamlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesi gerektiğini vurgulayarak memnuniyetle karşıladı. Sumud İttifakı’nın önde gelen isimlerinden Halid Ömer Yusuf, savaşın tarafları üzerindeki baskının, çatışmaları sona erdirmeyi ve sivil süreci yeniden tesis etmeyi amaçlayan ‘bütünleşik bir paketin’ parçası olması gerektiğini, bunun tek başına uygulanan cezalandırıcı bir tedbirle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Sudan Halk Kurtuluş Hareketi - Demokratik Devrimci Akım’ın lideri Yasir Arman ise kısmi önlemlerin ‘savaşı sona erdirmek yerine yönetilmesine’ yol açabileceği uyarısında bulunarak, çatışmaları durduracak ve Sudan’ın birliğini koruyacak şekilde Afrika Birliği (AfB) ile BM arasında ortak bir yol haritası oluşturulması çağrısında bulundu.

Washington’ın ciddiyetinin gerçek sınavı, BM Güvenlik Konseyi’nde alınacak bir kararın ötesine geçerek, silahların satın alınmasını ve Sudan’a taşınmasını kolaylaştıran hava seferleri, kara yolları, aracılar, şirketler ve kişiler de dahil olmak üzere ikmal ağlarının takibine geçebilme kapasitesi olacak.

Fkkfk
 Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Reuters)

Washington’ın savaşı sona erdirmek için yalnızca ambargoya bel bağladığı görülmüyor. Aksine, önerinin, çatışmaların sürdürülmesinin maliyetini artırmaya ve buna paralel olarak müzakere sürecini ilerletmeye yönelik daha kapsamlı bir girişimin parçası olması muhtemel. ABD’li yetkililer, amaçlarının bir tarafın diğerine karşı zafer kazanmasını sağlamak değil, her iki tarafın da sonu görünmeyen açık uçlu bir savaşı sürdürme kapasitesini azaltmak olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, ABD’nin girişiminin ciddiyeti, nihayetinde Sudan’daki savaşan taraflara değil, onlara destek veren aktörlere baskı yapmaya ne ölçüde hazır olduğuyla ölçülecek. Silah akışı devam ettiği takdirde, ambargonun kapsamının genişletilmesi etkisi sınırlı bir hukuki çerçeveden öteye geçemeyecek. Ancak ambargo, denetim mekanizmaları, yaptırımlar ve müzakere kapısını açmaya yönelik eş zamanlı diplomatik baskıyla desteklenirse, savaşın başlamasından bu yana uluslararası toplumun elindeki en güçlü baskı araçlarından birine dönüşebilir.

Özünde ABD’nin önerisi, iki zıt yaklaşımı doğrudan karşı karşıya getiriyor: Washington savaşın sürdürülmesini daha zor ve maliyetli hale getirmek isterken, çatışmanın iki tarafı da tüm toprakların geri alınmasına kadar savaşmayı sürdüreceklerinde ısrar ediyor. Bu iki tutum arasında ise, kapsamlı bir siyasi uzlaşıya ulaşılmasından önce dahi öldürücü silahların akışını fiilen azaltmayı başaracak her türlü tedbirden en fazla fayda sağlayacak kesim siviller olmaya devam ediyor.


Batı Şeria tartışması: Tel Aviv'den Londra'ya sınır dışı tehdidi

Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)
Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)
TT

Batı Şeria tartışması: Tel Aviv'den Londra'ya sınır dışı tehdidi

Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)
Yahudi yerleşimciler son dönemde Batı Şeria'daki saldırılarını artırdı (AFP)

Birleşik Krallık ve İsrail arasında işgal altındaki topraklarda kurulan yasadışı yerleşimlerin genişletilmesiyle ilgili tartışma büyüyor.

Financial Times'ın haberine göre İsrail yönetimi, Britanyalı yetkilileri Gazze Uluslararası Destek Merkezi'nden çıkarmayı değerlendiriyor.

Merkez, ABD'nin arabuluculuğunda İsrail'le Hamas arasında sağlanan ateşkesi izlemek üzere kurulmuştu.

Haberde, Tel Aviv yönetiminin diğer Avrupa ülkelerinden yetkililere karşı da benzer önlemler alabileceği savunuluyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, bu haftaki açıklamasında Kiryat Gat'taki Gazze Uluslararası Destek Merkezi'nde görev yapan Hollandalı yetkililerin sınır dışı edileceğini açıklamıştı. Karara gerekçe olarak Hollanda hükümetinin İsrail'e karşı attığı adımları göstermişti.

Hollanda yönetimi, İsrail işgali altındaki topraklarda kurulan yasadışı yerleşim birimlerinden ürünlerin ülkeye girişini yasaklamıştı.

Telegraph, BK Başbakanı Andy Burnham'ın da benzer bir adım atarak Batı Şeria'daki yasadışı yerleşim yerleriyle ticarete yasak getirmeyi planladığını yazıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Burnham'ın İsrail'e karşı selefi Keir Starmer'dan daha sert bir tavır takınmak istediğini savunuyor.

Diğer yandan habere göre İşçi Partisi'ndeki İsrail yanlıları Burnham'ın bu planının "fiilen İsrail'in tamamına yönelik bir boykota" varabileceğinden endişeleniyor.  

BK halihazırda İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e yaptırım uyguluyor. Kaynaklara göre Binyamin Netanyahu hükümetinden diğer radikal sağcı bakanlar da yaptırım listesine alınabilir.

Londra yönetimi, ticaret ambargosunu İsrail'in tartışmalı E1 planıyla ilgili gelişmelerin ardından gündeme getirdi.

İsrail'in Batı Şeria'yla Doğu Kudüs'ü ayırmayı hedefleyen yasadışı yerleşimleri genişletme planı kapsamında 1234 konut inşası için geçen hafta ihale ilanı yayımlamıştı.

BK'nin yanı sıra Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Hollanda ve Norveç ise ortak açıklamayla karara tepki göstermişti.

Açıklamada, "E1 yerleşimi, Batı Şeria'yı bölerek ve Filistin topraklarının bölgesel bütünlüğüne zarar vererek iki devletli çözüm ihtimalini zayıflatacaktır" ifadeleri kullanılmıştı.

Independent Türkçe, Telegraph, Times of Israel, Financial Times


İsrail ordusu, Sinvar'ın korumasının öldürüldüğünü açıkladı

İsrail ordusunun Gazze’de öldürdüğünü açıkladığı Filistinli Rızk Ebu Şahme’yi (solda) gösteren fotoğraf. Ordu, Ebu Şahme’nin hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın (sağda) yakın korumalığını yaptığını belirtti.
İsrail ordusunun Gazze’de öldürdüğünü açıkladığı Filistinli Rızk Ebu Şahme’yi (solda) gösteren fotoğraf. Ordu, Ebu Şahme’nin hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın (sağda) yakın korumalığını yaptığını belirtti.
TT

İsrail ordusu, Sinvar'ın korumasının öldürüldüğünü açıkladı

İsrail ordusunun Gazze’de öldürdüğünü açıkladığı Filistinli Rızk Ebu Şahme’yi (solda) gösteren fotoğraf. Ordu, Ebu Şahme’nin hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın (sağda) yakın korumalığını yaptığını belirtti.
İsrail ordusunun Gazze’de öldürdüğünü açıkladığı Filistinli Rızk Ebu Şahme’yi (solda) gösteren fotoğraf. Ordu, Ebu Şahme’nin hayatını kaybeden Hamas lideri Yahya Sinvar’ın (sağda) yakın korumalığını yaptığını belirtti.

İsrail ordusu, yaptığı açıklamada, hayatını kaybeden Hamas Siyasi Büro eski Başkanı Yahya Sinvar’ın korumalarından birini, pazartesi günü Han Yunus’ta düzenlenen operasyonla öldürdüğünü açıkladı.

İsrail ordusunun açıklamasına göre hedef alınan kişi, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları bünyesindeki “Nuhbe” (özel kuvvetler) biriminin mensubu Rızk Süheyl Ebu Şahme’ydi. Ordu, Ebu Şahme’nin 7 Ekim 2023 saldırısı sırasında Re’im askeri üssüne düzenlenen baskına katıldığını öne sürdü.

İsrail ordusunun bir başka “Nuhbe” mensubunun öldürüldüğünü de duyurduğu açıklamada, Ebu Şahme’nin İsrail güçlerine yönelik saldırı planları yürüttüğü ve ateşkesin sistematik biçimde ihlal edilmesi kapsamında Hamas’ın askeri kapasitesini yeniden oluşturmaya çalıştığı iddia edildi. Açıklamada, hava saldırısının “tehdidi ortadan kaldırmak” amacıyla düzenlendiği savunuldu.

Hamas’tan saha kaynakları ise Ebu Şahme’nin Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un El-Mehaskar bölgesinde yaşadığını ve Sinvar’ın güvenliğinden sorumlu “Nuhbe” birliğinde bölük komutanı olduğunu belirtti.

Kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre Ebu Şahme, 7 Ekim saldırısına katıldı ve bazı İsraillilerin kaçırılarak kısa süreliğine alıkonulmasında rol aldı. Kaynaklar, Sinvar’ın korumalığını dönüşümlü olarak yapan çok sayıda kişinin İsrail operasyonlarında öldürüldüğünü, bunların bazılarının doğrudan hedef alınırken bazılarının kamuya açık alanlarda veya Kassam Tugayları mensubu diğer savaşçılarla birlikte gerçekleştirdikleri saldırılar sırasında öldürüldüğünü ifade etti.

Kaynaklar ayrıca Sinvar’ın yaşadığı Han Yunus dışında, Refah gibi farklı bölgelerden kişilerin de koruma ekibinde bulunduğunu belirtti.

Kaynaklardan biri,“Sinvar, diğer liderlerin güvenliğinden Hamas’ın genel güvenlik teşkilatına bağlı güvenlik ve koruma birimlerinin sorumlu olmasının aksine, kendisine eşlik etmesi için sürekli olarak Nuhbe biriminden iyi eğitimli unsurları tercih ediyordu” dedi.

Sinvar’ın yakın çevresi

Hamas’tan diğer kaynaklar ise Sinvar’ın temel korumalarının, kendisine sürekli eşlik eden ve değiştirmediği yakın aile çevresinden kişiler olduğunu belirtti. Bunlar arasında, savaş sırasında amcası Yahya’ya eşlik ettiği dönemde öldürülen yeğeni İbrahim Muhammed Sinvar’ın da bulunduğu kaydedildi.

Sinvar, Gazze'de bir halk etkinliğinde, 2021 (AP)
Sinvar, Gazze'de bir halk etkinliğinde, 2021 (AP)

Yahya Sinvar, Ekim 2024’te Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah kentinin Tel es-Sultan Mahallesi’nde İsrail askerleriyle yaşanan çatışmalar sırasında öldürülmüştü.

Gazze’de suikastların yoğunlaşacağı endişesi

Bu arada Gazze Şeridi’ndeki Filistinli gruplar, İsrail’in önümüzdeki dönemde askeri kanatların önde gelen liderleri ve saha faaliyetlerinde bulunan önemli isimlere yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırmasından endişe ediyor.

İsrail, perşembe akşamı Hamas mensubu İzzam el-Abadile’yi Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bir çadırı hedef alan hava saldırısında öldürdü. Gazze kentindeki Şati Mülteci Kampı’na düzenlenen başka bir saldırıda ise bir kişi ağır yaralandı.

Aralarında Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları ile İslami Cihad’ın silahlı kanadı Kudüs Tugayları’nın da bulunduğu askeri kanatlar, liderleri ve saha mensuplarına yönelik uyarılar yayımladı. Bu uyarılarda İsrail’in önümüzdeki dönemde suikast operasyonlarını artırma niyetinde olduğu, özellikle de ekim ayında yapılması planlanan Knesset seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte bu riskin arttığı belirtildi.

Bu uyarılardan önce İsrail’in Kanal 13 televizyonu, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in ordudan Gazze Şeridi’ndeki suikast operasyonlarını yoğunlaştırmasını istediğini bildirmişti. Güvenlik kaynakları ise seçimler nedeniyle ordunun şu aşamada gereksiz çatışmalara sürüklenmemesi konusunda uyarıda bulunmuştu.

Zamir, Gazze Şeridi’ndeki İsrail birliklerini ziyaret ederek ordunun Gazze’nin tamamen silahsızlandırılmasına kadar operasyonlarını sürdüreceğini ve 7 Ekim 2023 saldırısına katılan herkesin öldürülmesini hedeflediğini söyledi.

Filistinli gruplardan iki saha kaynağı Şarku’l Avsat’a, yayımlanan talimatlarda lider ve saha mensuplarının bulundukları yerleri değiştirmeleri, güvenli bölgelere geçmeleri, herhangi bir iletişim aracı kullanmamaları ve güvenli biçimde hareket edip gizlenmelerini sağlayacak önlemler almaları gerektiğinin vurgulandığını belirtti.

Filistinliler, Gazze Şeridi’ndeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’ne düzenlenen İsrail saldırısının ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor (EPA)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ndeki Şeyh Rıdvan Mahallesi’ne düzenlenen İsrail saldırısının ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor (EPA)

Kaynaklara göre mensuplara, İsrail istihbaratı tarafından izleniyor olabilecek yakın çevreleriyle dahi iletişim kurmamaları talimatı verildi.

Talimatlarda ayrıca her türlü hareketliliğin durdurulması ve güvenli olduğu düşünülen iletişim araçları da dahil olmak üzere hiçbir iletişim yönteminin kullanılmaması istendi.

Kaynaklar, talimatlarda Binyamin Netanyahu hükümetinin kapsamlı bir ateşkes anlaşmasını kabul etmek istemediğinin açıkça belirtildiğini ve bu nedenle seçimler öncesinde suikast operasyonlarını artırabileceği değerlendirmesinin yapıldığını belirtti.

Buna göre İsrail’in birkaç gün boyunca büyük çaplı operasyonlar düzenleyerek aynı gün içinde bir dizi suikast gerçekleştirebileceği veya geçmişte birçok kez yaptığı gibi farklı hedeflere eş zamanlı sürpriz saldırılar düzenleyebileceği öne sürüldü. Kaynaklar, İsrail’in savaş sırasında ateşkesi defalarca ihlal ettiğini hatırlattı.

Hamas’tan Gazze Şeridi’ndeki siyasi bir kaynak dün yaptığı açıklamada, Gazze ve Batı Şeria’daki “Filistin kanının”, İsrail hükümetlerinin iktidarda kalmak için kullandığı bir yakıt işlevi gördüğünü savundu. Kaynak, Netanyahu’nun bu politikayı en fazla savunan İsrailli siyasetçilerden biri olduğunu söyledi.

Kaynak, Knesset seçimlerinin ardından da mevcut koşulların değişeceği ve İsrail’in ateşkes ihlallerinin sona ereceği konusunda güveninin olmadığını belirtti. Bunun Netanyahu’nun veya başka bir siyasetçinin seçimi kazanması durumunda da değişmeyeceği değerlendirmesinde bulundu.