Londra, bugün Küresel Aşı Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak

Amsterdam’daki bir laboratuvarda Kovid-19 aşısı çalışmaları (AFP)
Amsterdam’daki bir laboratuvarda Kovid-19 aşısı çalışmaları (AFP)
TT

Londra, bugün Küresel Aşı Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak

Amsterdam’daki bir laboratuvarda Kovid-19 aşısı çalışmaları (AFP)
Amsterdam’daki bir laboratuvarda Kovid-19 aşısı çalışmaları (AFP)

İngiltere, Küresel Aşı İttifakı (GAVI) için en az 7,4 milyar dolar toplamak amacıyla bugün Küresel Aşı Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. GAVI, bu bağışlarla 300 milyon çocuğu zatürre, difteri ve kızamık gibi ölümcül hastalıklara karşı aşılamaya, 2025’e kadar 8 milyona kadar insanı kurtarmaya çalışıyor. GAVI aynı zamanda, Kovid-19 virüsüne karşı başarılı bir aşının dünyanın en yoksul ülkeleri de dahil olmak üzere yaygın olarak sunulmasını sağlamada önemli bir rol oynayacak.
50 farklı ülkenin katılacağı zirvede; GAVI, G7 ve G20 grupları üye ülkelerinden 15 devlet ve hükümet başkanı da hazır bulunacak. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise zirvede bulunmayacak. Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, katılımlarını onaylamadı.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, bu sabah zirveyi GAVI Heyet Başkanı Dr. Ngozi Okonjo-Iweala ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile birlikte açacak. Avustralya Başbakanı Scott Morrison, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Norveç Başbakanı Erna Solberg, İsviçre Başkanı Simonetta Sommaruga, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ve Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin de zirveye katılması bekleniyor.
Johnson'un toplantıda, bu zirvenin insanlığın hastalıklarla savaşmak için birleştiği nokta olacağı umudunu dile getirmesi bekleniyor. Konuşmasındaki alıntılarda “Koronavirüs aşısı çabalarının en büyük bağışçısı olan İngiltere olarak, önümüzdeki beş yıl içinde 1,65 milyar sterlin katkıda bulunarak GAVI’nın de önde gelen bağışçısı olmaya devam edeceğiz” ifadeleri yer alıyor. İngiltere Başbakanı, dünya ülkelerini “bu hayat kurtaran ittifakı güçlendirmek için İngiltere’ye katılmaya ve şuandaki en önemli ortak çaba olduğuna inandığı yeni bir küresel sağlık işbirliği dönemi başlatmaya” çağıracak.

Koronavirüs ve kardeşleri
Dünya ülkeleri Kovid-19 ile mücadele çabalarını yoğunlaştırırken sağlık kuruluşları ve uluslararası örgütler ise, gelişmekte olan onlarca ülkede milyonlarca çocuğun hayatını tehdit eden ölümcül hastalıkların yeniden yayılmasına karşı uyarıyor. İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı James Cleverly, bugünkü zirvede yapılacak maddi katkıların önümüzdeki beş yıl içerisinde en az 8 milyon insanın hayatını kurtaracağını, bu katkılar ile çocukların kızamık, çocuk felci ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanacağını söyledi. Cleverly, söz konusu zirve arifesinde yapılan basın toplantısında, ülkesinin özellikle gelişmekte olan ülkelerde koronavirüs salgınıyla mücadelede önde gelen uluslararası çabalara katkıda bulunduğunu vurguladı. Aynı zamanda uluslararası bir sağlık krizi olan koronavirüsün uzun vadeli bir ekonomik kriz olma yolunda ilerlediğini ifade eden Cleverly, bunun uluslararası çabaların koordinasyonunu zorunlu kıldığının altını çizdi. Bu bağlamda İngiltere, önümüzdeki beş yıl boyunca yıllık 140 milyon dolar aşı ve sağlık çalışmalarına katkıda bulunma sözü verdi.
Bakan Cleverly, Kovid-19’a karşı uluslararası mücadelenin yanı sıra bulaşıcı hastalıklara karşı dünya çapında rutin aşılama çabalarının da sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve GAVI, “en az 68 ülkedeki rutin aşılama hizmetlerinin büyük ölçüde kesintiye uğradığı, bu ülkelerde yaşayan bir yaşın altındaki yaklaşık 80 milyon çocuğun bu durumdan etkileneceği” konusunda uyarmıştı. Söz konusu kuruluşların ortak bildirisinde; seyahat kısıtlamaları, aşı sağlamadaki gecikme, bazı ebeveynlerin koronavirüse maruz kalma korkusu nedeniyle evlerini terk etmemeleri, sağlık çalışanları yetersizliği gibi sebeplerin bu tür kapsamlı programların 1970'lerde başlatılmasından bu yana dünya çapında benzeri görülmemiş aksamalara neden olduğu vurgulanmıştı.
UNICEF, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da beş yaş altı yaklaşık 10 milyon çocuğun, aynı zamanda 15 yaşın altındaki yaklaşık 4,5 milyon çocuğun aşıya ulaşamama riski altında olduğunu, zira sağlık çalışanlarının kendilerini koronavirüsle mücadeleye adadıklarını vurgulamıştı. Bakan Cleverly ise salgının Ortadoğu’da Ağustos ayına kadar zirve noktasına ulaşacağı tahmininde bulundu.

Salgınla mücadele çabalarına Suudi Arabistan’dan 2 milyon değerinde destek
Koronavirüsle mücadelede uluslararası çabalara katkıda bulunan Körfez ülkeleri liderlerine olan minnettarlığı dile getiren Bakan Cleverly, liderlerin “cömert vaatleri ve uluslararası aşı geliştirme ve insani yardım çabalarına finansman çağrılarına verdikleri destekleri” vurguladı.
Koronavirüs salgınıyla mücadelede yürütülen uluslararası çabaların desteklenmesinde liderlik rolü oynayan Suudi Arabistan; acil durum hazırlık ve müdahalesinin güçlendirilmesi, teşhis araçlarının, tedavilerin ve yeni aşıların geliştirilmesi ve dağıtılması, uluslararası gözetleme ve koordinasyon ile ilgili ihtiyaçların karşılanması ve sağlık sektörü çalışanlarına yeterli miktarda koruyucu ekipman temin edilmesinin sağlanmasında uzmanlaşmış uluslararası kuruluşlara 500 milyon dolar katkıda bulunacağını taahhüt etmişti. Bu minvalde Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonu (CEPI) için 150 milyon dolar, GAVI için 150 milyon dolar, ilgili diğer uluslararası ve bölgesel sağlık kuruluşları ve programları için ise 200 milyon dolar tahsis edeceğini açıklamıştı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’nın ‘Küresel Hazırlıkları İzleme Konseyi’nden aktardığına göre, koronavirüs salgınıyla mücadelede uluslararası dayanışma ve işbirliğinin önemine inanan Riyad; tüm ülkeleri, sivil toplum kuruluşlarını, hayır kurumlarını ve özel sektörü salgınla mücadelede en az 8 milyar dolar olduğu tahmin edilen finansman boşluğunu kapatmak için uluslararası çabalara katılmaya çağırdı.
Suudi Arabistan’ın katkısı hakkında yorum yapan GAVI Heyet Başkanı Dr. Ngozi Okonjo-Iweala, “Bu hayati taahhütleri için Kral Salman'a ve Suudi Arabistan Krallığı'na, aynı zamanda kritik çalışmalarımızı sürekli olarak kabul ettikleri için G20 sekreterliğine samimi minnettarlığımızı sunuyoruz. Nitekim Kovid-19, küresel bir çözüm gerektiren küresel bir sorundur. Biz ise bu hastalığa karşı savaşı onu her yerde alt edene kadar kazanmış olmayacağız. Bu nedenle, bu fonlar son derece önemlidir; düşük gelirli ülkelerin bu hastalığı kontrol altına alarak yenmesine yardımcı olma çabalarımıza büyük katkı sağlar” dedi.
Aynı şekilde Suudi Arabistan’ın desteğini öven GAVI’nin CEO'su Dr. Seth Berkley ise “Sağlık sistemlerini desteklememize, sağlık çalışanlarını korumamıza, teşhiste bulunmamıza ve desteğe muhtaç ülkelerde gözetimi güçlendirmemize yardımcı olan bu desteğin ciddi etkileri olacak” dedi.
Bu yıl G20 dönem başkanlığını üstlenen Suudi Arabistan, salgınla mücadele çabalarını koordine etmek ve salgının insani, ekonomik etkilerini hafifletmek için diğer ülkeler ve kuruluşlarla birlikte hareket ediyor. Maliye Bakanı Muhammed el-Cudan, önceki açıklamalarından birinde “En yoksul ülkelerin borçlarının askıya alınması koşulsuzdur; bir yıl sürecektir ve en az 20 milyar dolar likidite sağlanacaktır” ifadelerini kullandı.
Suudi bakan, bu sözleri ile G20 ülkeleri maliye bakanları ve merkez bankası yöneticilerinin, koronavirüs salgınıyla mücadelelerine yardımcı olmak için en yoksul ülkelere borç servisini geçici olarak askıya alma anlaşmasına atıfta bulundu.

Uluslararası anlaşmazlıklar, WHO üzerinde yoğunlaşıyor
Dünya genelindeki koronavirüs vakaları 6 buçuk milyonu, ölümler ise 388 bini aşarken, uluslararası anlaşmazlıklar ve bilhassa ABD ile Çin arasındaki gergin ilişkiler, Kovid-19 ile mücadele çabalarını aksatıyor. Nitekim ABD ile Çin ilişkileri, ABD’nin Pekin’in Wuhan’da patlak veren virüsü sakladığı suçlamaları üzerine daha da gerilmiş, Washington’un WHO ile ilişkisini keseceği duyurusu ise salgınla özellikle yoksul ülkelerdeki mücadele çabalarının aksayacağı endişelerini artırmıştı. Washington'un bu kararı hakkında Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan üst düzey bir İngiliz yetkili, “İngiltere, WHO’yu destekleme ve finanse etmeye devam edecek. Zirâ tüm uluslararası örgütlerin bu dönemde zorlandığının farkındayız. WHO’nun çalışmalarının da son derece önemli olduğunu da biliyoruz” ifadelerini kullandı. Avrupa Komisyonu ise ABD’yi bu kararını gözden geçirmeye çağırmıştı.
Bakan Cleverly, dünyanın salgınla mücadele çabalarında yüksek düzeyde uluslararası işbirliğine, deneyim alışverişine ve finansmana tanık olduğuna dikkati çekti. Bu bağlamda, güvenli ve etkili aşıların dünyanın her yerine uygun miktarlarda ulaşmasını sağlamada GAVI’nın rolünü vurguladı. Kovid-19 aşısı geliştirme çabaları hakkında ise, Oxford Üniversitesi tarafından yürütülen klinik çalışmaların ilerleyişine, aynı zamanda yakında Imperial College Üniversitesi’nde başlayacak olan çalışmalara dikkat çekti. İki çalışmanın da İngiliz hükümetinin desteğiyle yürütüldüğünü vurgulayan Cleverly, “Oxford aşı çalışmaları başarılı olursa, 100 milyon doz aşı üretmek için AstraZeneca ile işbirliği yapılacak” ifadelerini kiullandı. İngiliz aşı birimi çalışmalarının; İngiliz canlı bilimi şirketlerinin, araştırma merkezlerinin ve koronavirüsle mücadele için çalışan üniversitelerin çalışmalarını desteklediğine de değindi. Salgınla mücadelede hayati bir faktör olarak bu aşılara ve tedavilere fon sağlamanın önemini vurgulayan Cleverly, İngiltere’nin virüs hızlı teşhis cihazlarına 23 milyon, KOVID-19 Terapötik Hızlandırıcı girişimine ise 40 milyon sterlin yatırım yaptığını açıkladı. Henüz haftalar önce atanan bakan, koronavirüsle mücadelede başarılı aşı ve tedavilerinin ihtiyaç duyan herkese ulaşması gerektiğini vurguladı.



Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
TT

Etiyopya-Rusya silah anlaşması... Afrika Boynuzu’ndaki güç dengeleri nasıl değişecek?

(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)
(foto altı) Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarının teslim töreni sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Etiyopya’nın Rusya’dan bir silah anlaşması kapsamında aldığı askeri teçhizat, Addis Ababa ile Asmara arasında yakın zamanda çıkması muhtemel bir savaşın eşiğine gelen Afrika Boynuzu’ndaki gerilimin arttığı bir döneme denk geldi. Geçtiğimiz ekim ayının başından itibaren diplomatik ilişkilerin kesilmesinin ardından belirgin biçimde artan gerilim, Etiyopya’nın denize açılan bir limana ulaşma konusundaki ısrarı ve Nil sularına ilişkin anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’la yaşadığı sorunlarla birlikte bölgedeki tansiyonu yükseltiyor.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in açıklaması da bu gerilim ortamında spekülasyonları artırdı. Abiy Ahmed, geçtiğimiz ekim ayının sonunda, 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağını içeren teslimatın ardından yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘Etiyopya’nın stratejik caydırıcılık kapasitesini güçlendirdiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise bu adımın bölgedeki güç dengelerine ilişkin hesaplamaları değiştirdiğini ve silahlanma yarışını hızlandırdığını, olası bir çatışma ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

Su-35S, 4++ nesil, üstün manevra kabiliyetine sahip bir savaş uçağı olarak biliniyor ve üretiminde beşinci nesil teknolojilerin bir bölümünden yararlanıldı. Russia Today’in kısa süre önce yayımladığı güncel bilgilere göre uçak, 20 kilometreye kadar irtifada saatte 2 bin 500 kilometre hıza ulaşabiliyor. Ayrıca havadan havaya ve havadan karaya füzelerin yanı sıra serbest düşüşlü ve güdümlü bombalardan oluşan toplam 8 ton mühimmat taşıyabiliyor.

Etiyopya ilk partiyi teslim aldı

Abiy Ahmed, 28 Ekim’de Rusya-Afrika Zirvesi’ne katılmak üzere Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin dördüncü nesil geliştirilmiş 4++ sınıfı 12 adet Su-35 savaş uçağından oluşan ilk partiyi teslim aldığını ve S-400 hava savunma sistemlerinden oluşan dört bataryanın da teslim edilmesinin planlandığını söyledi.

Abiy Ahmed, “Bu kritik ekipmanların planlanan tarihten önce hızlandırılmış şekilde teslim edilmesi, Etiyopya’nın savunma sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir başarıdır” dedi. Etiyopya savunma güçlerinin hazırlık seviyesindeki artışın, ülkenin olası her türlü saldırıyı caydırma kapasitesini güçlendirdiğini de vurguladı.

Bu yaklaşım, Etiyopya ordusunun değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. Etiyopya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Meseret Getachew, geçtiğimiz ağustos ayında yaptığı açıklamada, “Etiyopya Hava Kuvvetleri’nin operasyonel ve savunma kapasitesindeki artış, ülkenin caydırıcılık gücünü artırıyor ve ulusal çıkarlara karşı harekete geçmeyi düşünen tarafları adımlarını yeniden değerlendirmeye sevk ediyor” ifadesini kullanmıştı.

scdfvb
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, savaş uçaklarının teslimatı sırasında (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Kriz yönetimi ve müzakere alanında uzmanlaşmış Sudanlı askeri uzman Emin İsmail Meczup, Etiyopya ordusunun Rusya’dan gelişmiş silah sistemleri temin etmek amacıyla doğuya yönelmesiyle askeri modernizasyon planlarında niteliksel bir stratejik dönüşüm yaşadığını belirtti.

Meczup, “Bu anlaşmaların tamamlanması, bölgede son 20 yıldır devam eden stratejik dengeleri bozan büyük bir askeri sıçrama anlamına geliyor. Bu durum, bölgede silahlanma yarışının ve istikrarsızlığın habercisi olduğu gibi Rönesans Barajı meselesi ve Addis Ababa’nın gerekirse güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma girişimleri açısından da sonuçlar doğurabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Askeri kapasitenin güçlendirilmesi

Mısırlı askeri uzman Semir Ragıb da Abiy Ahmed yönetiminin bu anlaşmayı, Afrika Boynuzu’nda kendisini çevreleyen askeri güç ve teçhizat bakımından daha zayıf ülkelere kıyasla askeri kapasitesini artıran bir adım olarak gördüğünü belirtti. Ragıb’a göre Etiyopya yönetimi ayrıca, ülke içindeki varlığını sağlamlaştırmayı, bunun yanı sıra Eritre üzerindeki emellerini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu hedefler yalnızca bir limana veya denize açılan bir kapıya ulaşma arzusuyla sınırlı değil.

Ragıb, Addis Ababa yönetiminin Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) destek vermek, ülkedeki altyapıyı ve askeri kampları hedef almak amacıyla askeri kapasitesini modernize etmeye çalıştığını da belirtti. Bunun Mısır’la doğrudan bir çatışmaya yol açmadan, ülkenin güney sınırları açısından dolaylı bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gözlemciler, söz konusu anlaşmanın Etiyopya’nın Afrika Boynuzu’ndaki doğrudan komşuları Somali, Eritre ve Cibuti karşısında insan gücü ile hava ve kara askeri teçhizatı bakımından üstünlüğünü artırdığını değerlendiriyor. Ancak Etiyopya, Eritre’nin 1993’te bağımsızlığını kazanmasının ardından denize kıyısı olmayan ve deniz kuvvetlerinden yoksun bir ülke konumunda bulunuyor. Abiy Ahmed’in 2018’de iktidara gelmesinden bu yana Etiyopya, Mısır ve Eritre’nin açık ve tekrarlanan itirazlarına rağmen denize açılan bir limana ulaşma talebini sık sık gündeme getiriyor.

dju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Moskova’da dördüncü nesil Su-35 savaş uçaklarını teslim alırken (Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in X hesabı)

Global Firepower internet sitesinin yayımladığı son sıralamada Etiyopya, 145 ülke arasında askeri kapasite bakımından dünya genelinde 47’nci sırada yer alırken Eritre 119’uncu sırada bulunuyor. İki ülke, 1998-2000 yılları arasında yıkıcı bir savaş yaşamıştı. Etiyopya, ekim ayının başından bu yana komşusu Eritre’yi ülkenin kuzeyindeki isyancılara destek vermekle suçluyor. Eritre ise bu suçlamayı reddederek söz konusu iddiayı ‘savaş ilanı’ olarak nitelendiriyor.

Gelecek senaryoları

Etiyopya’nın yeni silahlanma hamleleri ışığında Afrika Boynuzu’nda yakın gelecekte yaşanabilecek gelişmelere ilişkin senaryoları değerlendiren Meczup, üç olasılığa dikkat çekti. İlk senaryonun, Rönesans Barajı gibi stratejik tesislerin ve sınırların güvence altına alınması yoluyla caydırıcılığın sağlanması olduğunu belirten Meczup, ikinci senaryonun Addis Ababa yönetiminin yeni silah envanterini denizden veya karadan yürütülecek çatışmalarda kullanarak bir deniz limanının kontrolünü ele geçirmeye çalışması olduğunu ifade etti. Üçüncü senaryonun ise bölge ülkelerinin de modern askeri teknolojilere ve karşı koyabilecekleri yeni nesil savaş uçaklarına yönelmesiyle bölgesel güç dengesinin oluşması ve karşılıklı caydırıcılığın sağlanması olduğunu kaydetti.

Meczup, Afrika Boynuzu’nun yakın gelecekte geniş çaplı istikrarsızlık dalgalarına ve bölgesel bir savaşa yol açabilecek gerilimlere sahne olabileceği uyarısında bulundu. Özellikle Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş çıkma ihtimaline dikkat çeken Meczup, Etiyopya’nın Mısır ve Sudan’la yaptığı bağlayıcı anlaşmalara uymaması durumunda uzun vadede bir su savaşının da yaşanabileceğini belirtti.

Ragıb ise Addis Ababa yönetiminin Eritre veya ayrılıkçı Somaliland bölgesi üzerinden güç kullanarak Kızıldeniz’e ulaşma hedefinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Etiyopya’ya bir deniz kapısı açılmasının İsrail ve Rusya gibi uluslararası ve bölgesel güçlerin Kızıldeniz’de varlık göstermesinin önünü açacağını belirten Ragıb, bunun Afrika Boynuzu’nda deniz ulaşımının güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini vurguladı.

Ragıb ayrıca, Rusya’nın silah anlaşmalarındaki yaklaşımının, Mısır gibi ortak ülkelerle arasındaki siyasi dengeleri dikkate almaksızın, arz ve talebe dayalı doğrudan ticari bir mantık üzerine kurulu olduğunu düşünüyor.

Uluslararası ilişkiler ve Rusya uzmanı Dmitry Bridzhe, söz konusu anlaşmanın Rusya ile Mısır arasındaki ilişkileri etkilemesini beklemiyor. Bridzhe, Rusya yönetiminin Arap dünyası ve Afrika’daki karmaşık ve iç içe geçmiş çıkarlarını koruyacak dengeli ortaklıklar kurmaya özen gösterdiğini belirtti.

Bridzhe, Moskova ile Addis Ababa arasındaki askeri iş birliğinin, bölgede yaşanan dönüşümler ve Rusya’nın mevcut karmaşık koşullara rağmen Afrika’daki rolünü güçlendirme ve kıtada stratejik bir dayanak noktası oluşturma isteği çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu ifade etti.

Bridzhe, Rusya’nın silah anlaşmasının güç dengelerini değiştirmek ve yeniden şekillendirmek amacı taşımadığını, Batı’nın güçlü rekabeti karşısında Rusya’nın bölgedeki rolünü güçlendirmeye yönelik mutabakat ve anlaşmalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Bridzhe’e göre bu adım, aynı zamanda Rus silahlarının etkinliğini sınamak ve sahadaki performanslarını geliştirmek için bir fırsat niteliği taşıyor.


Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
TT

Tahran, Doha'nın arabuluculuğunu ve Trump'ın kararını bekliyor

CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)
CENTCOM'un, bölgedeki bir tatbikat sırasında HIMARS tipi çok namlulu roketatar sisteminin askerî uçakla taşınmasına ilişkin yayımladığı fotoğraf (CENTCOM)

Tahran, Katar'ın yürüttüğü arabuluculuk girişiminin sonuçlarını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırıların yeniden başlatılmasına ilişkin kararını beklerken, İranlı askerî yetkililer olası yeni bir çatışmanın Batı Asya dışına taşınabileceği tehdidinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, dün Parlamento Ulusal Güvenlik Komisyonu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yönelik “iki günlük plan” hakkındaki müzakerelerin sürdüğünü ve ilerleme kaydedildiğini, ancak henüz nihai bir sonuca ulaşılmadığını söyledi. Arakçi, sürecin “karşı tarafın vereceği yanıtlara bağlı olduğunu” belirtti.

İranlı heyetin Doha ziyaretinde Washington ile herhangi bir müzakere gerçekleştirmediğini kaydeden Arakçi'nin, Ulusal Güvenlik Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi tarafından aktarılan açıklamasına göre Tahran, “yedi şartının yerine getirilmesinde ısrar ediyor,”

Bu açıklamalar, Trump'ın görüşmelerin iyi gittiğini, ancak İranlıların pek güvenilir olmadığını söylemesinden ve Balta Dağı'nı vurma tehdidinde bulunmasından saatler sonra yapıldı.

İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney, cumartesi günü silahlı kuvvetlere olası saldırılara karşılık vermek üzere hazırlıklı olmaları talimatını verdi.

İran Ordu Sözcüsü Muhammed Ekremi-Niya, silahlı kuvvetlerin ABD'ye “Batı Asya dışında da” karşılık vermeye hazır olduğunu belirterek, çok daha uzun sürebilecek bir savaş konusunda uyarıda bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Hüseyin Muhibbi ise ABD ile yaşanacak bir savaşta “coğrafi açıdan hiçbir sınırın bulunmadığını” söyledi.


Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
TT

Trump, Carney ile görüşmesinin ardından Kanada ile boru hattını da kapsayan bir anlaşma önerisi sundu

ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentindeki ziyareti sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Kanada ile yeni bir ticaret anlaşmasına yönelik taslağa sahip olduğunu söyledi. Kanada Başbakanı Mark Carney ise iki liderin, ticari anlaşmazlık yaşayan ülkeleri arasındaki ticaretin geleceğine ilişkin verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirtti.

Trump, Iowa eyaletinin Dubuque kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, «Dün kendisiyle yeniden görüştüm. Çiftçilerimiz ve ülkemiz için harika olacak bir anlaşmaya ilişkin bir taslağımız var. Bu konuda her şey yolunda gidecek» dedi.

Carney ise dün daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, görüşmenin «karşılıklı fayda sağlayacak bir ticaret anlaşmasının çerçevesine ilişkin son dönemde gerçekleştirilen yapıcı görüşmeleri ileriye taşıdığını» belirtti. Carney, söz konusu anlaşmanın istihdam olanaklarını artırmayı, yaşam maliyetlerini düşürmeyi ve Kanada'nın dillerine, kültürüne ve egemenliğine tam saygı göstermeyi amaçladığını ifade etti.

Carney, X hesabından yaptığı paylaşımda, «Ekiplerimiz, önümüzdeki haftalarda bu sonucu elde etmek için çalışmalarını sürdürecek» dedi.

Trump, anlaşmanın kapsamına, eski ABD Başkanı Joe Biden tarafından 2021 yılında iptal edilen Keystone XL petrol boru hattı projesinin de dahil olacağını söyledi.

Trump dün yaptığı açıklamada, «Keystone boru hattını inşa edecekler. Maliyetini de kendileri karşılayacak. Biz de onlara güzergâhı sağlayacağız. Güzergâh büyük ölçüde belirlenmiş durumda» ifadelerini kullandı.

Carney'nin ofisi, Trump'ın açıklamalarına ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi.

Son aylarda Kanada ve ABD, birbirlerine milyarlarca dolarlık gümrük vergileri uyguladı. Kanada'ya yönelik tarifeler, salı günü yapılacak ABD ara seçimleri öncesinde, ülkenin kuzey sınırındaki bazı eyaletlerde de siyasi tartışma konusu haline geldi.

Trump, geçen hafta Kanada ile bir ticaret anlaşmasının yakında sağlanacağını söylemişti. Ancak Kanada tarafı, çelik ve otomobil sektörlerindeki tarifelerin hafifletilmesine yönelik çabalara rağmen, ticaret görüşmelerinde sınırlı ilerleme kaydedildiğini daha önce açıklamıştı.