ABD Savunma Bakanı, göstericilere karşı İsyan Yasası’nın uygulanmasını desteklemiyor

ABD Savunma Bakanı, göstericilere karşı İsyan Yasası’nın uygulanmasını desteklemiyor
TT

ABD Savunma Bakanı, göstericilere karşı İsyan Yasası’nın uygulanmasını desteklemiyor

ABD Savunma Bakanı, göstericilere karşı İsyan Yasası’nın uygulanmasını desteklemiyor

ABD Savunma Bakanı Mark Esper, ABD ordusunun yöneticilerin yetkisine başvurmadan eyaletlerde ve şehirlerde konuşlandırılmasını sağlayan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından uygulanması çağrısı yapılan ‘İsyan Yasası’nın göstericilere karşı devreye sokulmasını desteklemediğini söyledi. Esper, “Her zaman yerel olarak bu gibi durumlarda Ulusal Muhafızlar’ın siyasi otoriteye destek vermesinin daha uygun olduğuna inandım ve halen de buna inanıyorum” ifadelerini kullandı. Savunma Bakanlığı’nda (Pentagon) gazetecilere açıklamalarda bulunan Esper, askerin ancak son çare olarak kullanılması gerektiğini vurgulayarak, “Asker ancak çok acil ve zor durumlarda kullanılabilir. Şu anda o zor durumlardan birinde değiliz” dedi.
Diğer yandan Esper’in tutumu, Beyaz Saray’daki dar dairenin içinde olan bitene ilişkin bir takım işaretler de taşıyordu. Kendisini ve bakanlığını ABD’nin şehirlerinde olup bitenlerin dışında tutmaya çalıştığını söyleyen Esper, Pentagon’daki basın toplantısında Ulusal Muhafız güçlerinin Başkan Donald Trump’ın pazartesi akşamı kiliseyi ziyaret edebilmesi için Beyaz Saray’ın çevresindeki göstericilere karşı plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanmadığını belirtti. Alanın boşaltılması kararının askeri değil daha çok diğer kurumlara ait bir karar olduğunu vurgulayan Esper, ABD Adalet Bakanlığı'na olanlarla ilgili soruşturma başlatması çağrısında bulundu.
Bununla birlikte pazartesi günü Ulusal Muhafızlar’a bağlı bir askeri helikopterin Washington'daki bir sokak üzerinde tehlikeli bir şekilde alçak uçuş yaptığından habersiz olduğunu söyleyen Esper “Bunu kim talep etti? Karar, yasa uygulayıcılar tarafından mı alındı?” diye sorarak bu gibi uçuşların son derece tehlikeli olduğunu ve olayla ilgili soruşturma talimatı verdiğini bildirdi. ABD ordusunu siyasetin dışında tutmaya çalıştığını belirten Esper,  ülkenin hukuk ve anayasa ile ilgili değerlerini koruma çağrısında bulundu. Ordunun ırkçılık ve nefret söylemlerini sona erdirme konusundaki kararlılığını vurgulayan Esper, ordu mensuplarının yurtiçi ve yurt dışındaki çabalarına övgüde bulundu. ABD Savunma Bakanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Son zamanlardaki yükselişe baktığımızda ülkede olup bitenler hakkında bir kurum olarak konuşmanın önemli olduğunu ve olanlar karşısında net bir tutum sergilememiz gerektiğini düşünüyorum.”
Buna karşın Başkan Trump dün üst düzey yardımcılarıyla birlikte elinde İncil taşıyarak Beyaz Saray'ın yakınlarındaki kısmen yanmış tarihi bir kiliseye gitmeden önce göstericilerin dağıtılması talebinde bulunmadığını söyledi. Reuters’ın haberine göre Başkan Trump, Fox News’e verdiği röportajda polisin göstericileri uzaklaştırmak için göz yaşartıcı gaz kullanmadığını belirterek “Ben de 'hadi göstericileri buradan çıkarın' demedim. Orada kim olduğunu bilmiyordum” diye konuştu.
ABD Başkanı, Beyaz Saray’ın dışında devam eden gösteriler sırasında sığınağa indiğine dair haberleri yalanlarken sığınağı yalnızca teftiş amaçlı olarak kısa süreliğine ziyaret ettiğini söyledi. New York Times, Başkan’ın korumalarının cuma akşamı Beyaz Saray önündeki gösterilerin şiddet eylemlerine dönüşmesinin ardından Trump’ı sığınağa götürdüklerini bildirmişti. Fox News’a konuşan Trump, “Yalancı basın olayı yanlış aktarıyor” ifadelerini kullandı. Trump, sığınağı son günlerde iki ya da üç kez ziyaret ettiğini ancak bu ziyaretleri sığınağı kontrol etmek için yaptığını ve kendisine bir grup insanın da eşlik ettiğini belirtti.
Diğer yandan Savunma Bakanı Esper’in açıklamaları, ABD’nin büyük şehirlerinde dokuz gündür devam eden protestolar sırasında gelirken siyah bir adamın polis tarafından öldürülmesine yönelik protestolarda artan şiddet olaylarını durdurmak amacıyla salıyı çarşambaya bağlayan gece yerel ve federal makamlar tarafından sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak çok sayıda gösterici yasağı ihlal etti.
Salı gecesi yağma ve kundaklama olaylarında bir düşüş yaşanırken gün boyunca kitlesel yürüyüşler düzenlendi. Los Angeles, Philadelphia, Atlanta, New York, Portland, Atlanta ve Minneapolis şehirlerinde göstericiler barışçıl ortamını korumayı başardı. Aynı şekilde Washington’da da pazartesi günü Başkan Donald Trump'ın Beyaz Saray yakınlarındaki bir kiliseye yürümesi için protestocuların tahliye edildiği parkın yakınlarında gösteriler düzenlendi.
Bununla birlikte Beyaz Saray çevresinde güvenlik güçlerinin protestoculara karşı göz yaşartıcı gaz kullanması nedeniyle tansiyon yükseldi. Bazı protestocular, Beyaz Saray yakınlarındaki Lafayette Meydanı'nda polise havai fişekler attı. Polis gazetecileri Beyaz Saray'ın karşısındaki meydandan çıkarırken protestocuları Beyaz Saray çevresinden tamamen uzak tutmak amacıyla kurulan çemberi genişletti. Gece, Beyaz Saray ve yakınlarındaki Lafayette Meydanı çevresinde barışçıl bir şekilde toplanan protestocuların sokağa çıkma yasağını ihlal ettikleri görüldü. Ancak ortam çok geçmeden gerildi. Polis, pazartesi gecesi olduğu gibi protestocuları dağıtmak için harekete geçti.  Reuters'ın haberine göre Kongre binası önünde toplanan göstericiler gün boyunca ‘Sessizlik şiddettir’ ve ‘Adalet yok, barış yok’ sloganları attılar. Diğer yandan Pentagon, Washington’ın metropol alanına yaklaşık bin 600 asker konuşlandırıldığını açıklarken ABD Ulusal Muhafız Komutanı, 18 bin muhafızın 29 eyalette kolluk kuvvetlerine yardımcı olduğunu duyurdu.
New York'ta binlerce protestocu, sokağa çıkma yasağına rağmen Barclays Center'dan Brooklyn Köprüsü'ne doğru yürürken polis helikopterleri kalabalığı havadan kontrol etti. Polis ayrıca New York’un Bronx mahallesinde yasağı ihlal eden ve çoğunluğunu siyahların oluşturduğu protestocuları dağıttı. Binlerce protestocunun Manhattan’a gitmesini engelledi. Protestocular Manhattan'ın batı tarafında durdurulurken ünlü Macy's mağazasını yağma girişiminde bulunuldu. Ancak güvenlik güçleri müdahale etti.
Polis ayrıca Bronx mahallesinde bir arabanın çarptığı ve durumu kritik olan bir polis memuruyla birlikte çeşitli bölgelerde polis memurlarının yaralandığını duyurdu. Açıklamada söz konusu polis memurlarından birinin salı gecesi Brooklyn mahallesinde protestolarla ilgisi olmayan bir olayda açılan ateşe karşılık verdikten sonra yaralandığı kaydedildi. Yüzlerce protestocu Los Angeles'taki Hollywood Caddesi'ni doldururken bir kısmı da şehrin polis merkezinin önünde toplandı ve binanın önünde dizilen bazı polis memurlarına sarıldı.
Los Angeles’ta 1991 yılında aracıyla aşırı hız yaptığı gerekçesiyle durdurulan siyah Amerikalı Rodney King'i döverek öldürmekle suçlanan dört polis memurunun beraat etmesinin ardından 1992 baharında şiddetli ayaklanmalar yaşanmıştı. Olaylar sırasında 60'tan fazla insan ölmüş, yaklaşık bir milyar dolar olarak tahmin edilen hasar meydana gelmişti.
George Floyd'un ikamet yeri olan Houston kitlesel gösterilere tanık olurken protestocular sokaklarda at bindiler. Polis, Hollywood sahnelerini aratmayan sahnelerle sokaklarda dolaşan protestoculara mücadele etmedi.
Diğer yandan Başkan Trump, Twitter hesabından “Ulusal Muhafız güçlerini kullanmayı kabul etmeyen Teksas Valisi Greg Abbott’ın kararı sonucu şehri haydutlar ve çobanlar sardı” diyerek Vali Abbott’ın gösterilere müdahale için Ulusal Muhafızları çağırmama ya da ordu güçlerini kullanmama kararını eleştirdi.
Buna karşın ABD'deki Protestan ve Katolik liderler, Başkan Trump'ı Beyaz Saray’ın karşısındaki St. John Kilisesi önünde fotoğraf çektirmek için barışçıl gösteriler yapan protestocuları zorla tahliye ettirmesini sert bir dille eleştirdiler. Geçtiğimiz hafta Minneapolis'te George Floyd'un beyaz bir polis memuru tarafından diziyle boynuna yaklaşık dokuz dakika bastırılarak öldürülmesinin ardından başlayan protestolar sırasında Trump yönetiminin göstericilere bu şekilde bir muamelede bulunmasını kınadılar.
Trump, 2016 yılındaki başkanlık seçimlerini beyaz Katolikler ve Evanjelistlerin güçlü desteğiyle kazandı. Kasım ayında yapılacak yeni başkanlık seçimlerinde yeniden aday olan Trump, kilisenin önünde poz vererek bu seçmenleri yeniden kazanmaya çalışıyor. Bununla birlikte salı günü Papa II. John Paul Anıtı’nı ziyaret eden Trump, ayrıca yurt dışındaki ABD ajanslarını dini özgürlükleri korumaya yönlendiren bir başkanlık emri imzaladı.
Reuters/Ipsos Poll tarafından yapılan bir ankete göre Amerikalıların büyük bir bölümünün protestolara sempati duyduğu ortaya koyuldu. Pazartesi ve salı günleri yapılan anket, yetişkin Amerikalıların yüzde 64'ü ‘şu anda gösteriler için sokağa çıkan kişilere sempati duyduğunu’ belirtti. Ankete göre Amerikalıların yüzde 27'si protestoculara sempati duymadıklarını söylerken yüzde 9'u ise çekimser kaldı. Yüzde 55'inden fazlası da Trump'ın protestolara yönelik politikasına katılmadıklarını, yüzde 40'ı ise bu politikayı ‘şiddetle’ reddettiğini belirtti.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe