Lübnan ile ABD arasında UNIFIL krizi büyüyor

Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)
Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan ile ABD arasında UNIFIL krizi büyüyor

Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)
Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Lübnan’ın güneyinde faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ve oynadığı olumlu role desteğini dile getirdi.
Avn, Bakanlar Kurulu’nun ‘görev kavramını ve katılım kurallarını değiştirmeden görev süresinin uzatılmasını talep etmek üzere Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) başvurma’ kararı aldığına dikkati çekti. Aynı şekilde Başbakan Hassan Diyab da Güney Lübnan’daki UNIFIL güçlerinin faaliyetlerinin devam etmesinin uluslararası bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Lübnan’ın tavrı, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması konusunun açılmasıyla birlikte ABD yönetimi ile bir krize doğurmuş gibi görünüyor. Bu çerçevede Avn, Lübnan anayasasının, Lübnan makamlarının ön onayını ve takibini gerektiren özel mülkiyete saygı gösterilmesini öngördüğünü ve Washington’un UNIFIL’in çalışma kapsamını güneydeki köy ve kasabalarda evlerin kontrolünü de içerecek şekilde genişletme talebinde bulunduğunu söyledi. Aynı şekilde ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea da şu anda özel mülkiyete erişilemediği için UNIFIL’ın etkinliğini arttırmak zorunda olduklarını belirtti. Shea, bu sorunun açık olduğunu ve tereddütsüz şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti. Lübnan’ın söz konusu tavrı, BMGK’nın 5 daimi üyesinin ve BM Lübnan Özel Koordinatörü Jan Kubis’in katıldığı, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Avn başkanlığında düzenlenen bir toplantıda ortaya koyuldu. Toplantıda, gelecek Ağustos ayında sona ermesi beklenen UNIFIL’in görev süresinin, BMGK kararları uyarınca uzatılması meselesinin ele alındığı belirtildi.
Avn, 42 yıldır devam eden Lübnan ve BM arasındaki ortaklığa da övgüde bulunurken, UNIFIL ile Lübnan ordusu arasındaki ortaklığın sürdürülmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı ayrıca, İsrail’in günlük olarak işlediği hava, kara ve deniz ihlallerini takip sürecinde uluslararası güçlerin oynadığı role dikkati çekerken, İsrail’in BMGK’nin 1701 sayılı kararını da günlük olarak ihlal ettiğini belirtti.
Mişel Avn, “Lübnan anayasası, Lübnan makamlarının ön onayını ve takibini gerektiren özel mülkiyete saygı gösterilmesini öngörüyor” diyerek, güneydeki istikrarı korumanın Lübnan hükümetinin ve Lübnan ordusunun sorumluluğunda olmaya devam ettiğine dikkati çekti. Avn ayrıca, görevlerini en iyi şekilde yerine getirmesi için ordunun, UNIFIL’e gerekli tüm imkanları sağlayacağını vurguladı.
UNIFIL birlikleri ve bazı köylerdeki bir dizi vatandaş arasında meydana gelen olaylar hakkında ise Lübnan Cumhurbaşkanı, “Bunlar, UNIFIL’e karşı olumsuz bir atmosferi yansıtmıyor. Bu olaylar, son derece azdır ve nedenleri de bilinmiyor. Uluslararası güç ile Lübnan ordusu arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve aralarındaki koordinasyon ve bağlantı mekanizmalarına saygı göstererek daha fazla olaydan kaçınmak ise mümkündür” dedi.
Öte yandan Başbakan Hassan Diyab, Güney Lübnan’daki istikrarın, prestiji dayatmada ve Lübnan egemenliğine karşı saldırganlığı önlemede uluslararası meşruiyeti teşvik etme hususunda Lübnan’dan bir kararla korunduğunu belirtti.
Diyab, “Bu karar olmasaydı, İsrail tarafından işlenen günlük ihlaller sınırda kalıcı bir gerilime neden olurdu. Dolayısıyla Lübnan, BM ve BMGK’nın Güney Lübnan sınırında istikrarın korunması ve 1701 sayılı kararın İsrail’e karşı uygulanmasını sağlama yönünde taahhütte bulunmasını sabırsızlıkla bekliyor” dedi. Hassan Diyab, UNIFIL güçlerinin faaliyetlerinin devam etmesinin, Lübnan’ın talebinden önce uluslararası bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Lübnan Başbakanı, “Bu güçlerin varlığı ve görevlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan kendilerine verilen rol, günümüzde İsrail’in 1701 sayılı karara karşı ihlallerinin bir sonucu olarak gerginliği önlemek ve sınırda ortaya çıkan her türlü bir tehlikeyi gidermek için gereklidir” dedi. Lübnan Başbakanı ayrıca, “Özellikle ekonomik, toplumsal ve finansal olarak tanık olduğu koşullar çerçevesinde Lübnan, uluslararası toplumun UNIFIL’in görevlerinde herhangi bir değişikliğin tehlikelerinin farkına varmasını bekliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı şekilde ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea, Lübnanlılara ‘özeleştiri’ yapma ve Mavi Hat’tın kuzeyinde yaşananları görme çağrısında bulundu. Shea, “1701 sayılı kararın tam olarak uygulandığını söyleyebileceğimizi sanmıyorum. Bu yüzden UNIFIL’in etkinliğini, maksimum düzeyde artırmayı düşünmeliyiz. Görevini tam olarak yerine getiremezse mevcut sayısının yeterli olup olmadığına ilişkin sorular yöneltmeliyiz” dedi. Özel mülkiyete, UNIFIL tarafından erişilemeyeceğini, sorunun açık bir şekilde ve tereddüt edilmeden ele alınması gerektiğini söyleyen Dorothy Shea, “Tarafları, kalıcı bir çözüm bulmaya teşvik eden unsurlara destek veriyoruz. Kara ve deniz sınırları konusu da dahil olmak üzere ABD, bu meseleye yardımcı olmaya hazır” dedi.
BM Lübnan Özel Koordinatörü Jan Kubis ise Lübnan’ın, Genel Sekretere sunulan değerlendirme raporunun hazırlanmasındaki katkısına ve aktif rolünün önemine dikkati çekerek, “Bu, BMGK görüşmelerinde UNIFIL’ın bütçesi, yapısı, sayısı ve yetkisiyle ilgili tartışmaların başlatılmasının temelini oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.

Barış Gücü UNIFIL
BMGK’nin 19 Mart 1978 tarihli 425 ve 426 sayılı kararları uyarınca kurulan UNIFIL, Lübnan'a saldıran İsrail işgal güçlerinin çekilmesinin onaylanması, uluslararası barış, güvenlik ve Lübnan hükümetinin bölgedeki otoritesinin yeniden sağlanması amacıyla görevine başlamıştı.
BMGK'nin 11 Ağustos 2006 tarihli 1701 sayılı kararına göre, görev kapsamına "düşmanlıkların durdurulması, Lübnan'ın güneyindeki Lübnan silahlı kuvvetlerine eşlik etmek ve destek olmak, sınırların güvenliğinin artırılmasında Lübnan güvenlik güçlerine yardımcı olmak" gibi maddeler ilave edilmişti. İsrail Temmuz 2006’da Lübnan’a havadan ve karadan saldırmış, Hizbullah örgütünün karada İsrail ilerleyişini durdurmasının ardından iki ülke sınırı boyunca BM barış gücü konuşlandırılması kararlaştırılmıştı. Asker sayısı artırılan UNIFIL'in bünyesinde 1 Haziran 2017 itibarıyla 40 farklı ülkeden 10 bin 583 asker görev yapıyor.

ABD UNIFIL’i küçültmek istiyor
ABD geçen yıldan bu yana BM’den Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü UNIFIL’de çalışanlarının sayısını düşürmesini istiyor. Bu öneri birçok devlet tarafından çekinceyle karşılanıyor.
Washington, Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasından bu yana uluslararası kuruluşlara yönelik mali desteğini azaltmaya çalışıyor. Bunlardan biri de BM’ye, özellikle de barış gücüne katkısına yönelik bir azaltma olarak görülüyor.
ABD yönetimi daha önce UNIFIL Deniz Misyonu’nun Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ne devredilmesi için baskı yapmıştı.
ABD, 1978'den bu yana Lübnan'da konuşlandırılan misyonda görev yapan asker ve personel sayısının azaltılmasını isterken aynı zamanda UNIFIL’in etkinliğinin de artırması talep ediliyor.
UNIFIL birliklerinin personel sayısı şu anda 10 binden fazla. Bu sayı 15 bine kadar yükselebilir. ABD, UNIFIL’in etki alanındaki Hizbullah’a karşı daha aktif olmasını istiyor. Fransa’nın bu ay içinde uluslararası gücün görev süresini uzatmak için ilgili taslak kararı sunması bekleniyor.
 



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.