Lübnan ile ABD arasında UNIFIL krizi büyüyor

Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)
Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)
TT

Lübnan ile ABD arasında UNIFIL krizi büyüyor

Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)
Cumhurbaşkanı Mişel Avn, 3 Haziran’da büyük devletlerin büyükelçileriyle bir araya geldi (Dalati ve Nahra)

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Lübnan’ın güneyinde faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ve oynadığı olumlu role desteğini dile getirdi.
Avn, Bakanlar Kurulu’nun ‘görev kavramını ve katılım kurallarını değiştirmeden görev süresinin uzatılmasını talep etmek üzere Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) başvurma’ kararı aldığına dikkati çekti. Aynı şekilde Başbakan Hassan Diyab da Güney Lübnan’daki UNIFIL güçlerinin faaliyetlerinin devam etmesinin uluslararası bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Lübnan’ın tavrı, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması konusunun açılmasıyla birlikte ABD yönetimi ile bir krize doğurmuş gibi görünüyor. Bu çerçevede Avn, Lübnan anayasasının, Lübnan makamlarının ön onayını ve takibini gerektiren özel mülkiyete saygı gösterilmesini öngördüğünü ve Washington’un UNIFIL’in çalışma kapsamını güneydeki köy ve kasabalarda evlerin kontrolünü de içerecek şekilde genişletme talebinde bulunduğunu söyledi. Aynı şekilde ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea da şu anda özel mülkiyete erişilemediği için UNIFIL’ın etkinliğini arttırmak zorunda olduklarını belirtti. Shea, bu sorunun açık olduğunu ve tereddütsüz şekilde ele alınması gerektiğini ifade etti. Lübnan’ın söz konusu tavrı, BMGK’nın 5 daimi üyesinin ve BM Lübnan Özel Koordinatörü Jan Kubis’in katıldığı, Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Avn başkanlığında düzenlenen bir toplantıda ortaya koyuldu. Toplantıda, gelecek Ağustos ayında sona ermesi beklenen UNIFIL’in görev süresinin, BMGK kararları uyarınca uzatılması meselesinin ele alındığı belirtildi.
Avn, 42 yıldır devam eden Lübnan ve BM arasındaki ortaklığa da övgüde bulunurken, UNIFIL ile Lübnan ordusu arasındaki ortaklığın sürdürülmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı ayrıca, İsrail’in günlük olarak işlediği hava, kara ve deniz ihlallerini takip sürecinde uluslararası güçlerin oynadığı role dikkati çekerken, İsrail’in BMGK’nin 1701 sayılı kararını da günlük olarak ihlal ettiğini belirtti.
Mişel Avn, “Lübnan anayasası, Lübnan makamlarının ön onayını ve takibini gerektiren özel mülkiyete saygı gösterilmesini öngörüyor” diyerek, güneydeki istikrarı korumanın Lübnan hükümetinin ve Lübnan ordusunun sorumluluğunda olmaya devam ettiğine dikkati çekti. Avn ayrıca, görevlerini en iyi şekilde yerine getirmesi için ordunun, UNIFIL’e gerekli tüm imkanları sağlayacağını vurguladı.
UNIFIL birlikleri ve bazı köylerdeki bir dizi vatandaş arasında meydana gelen olaylar hakkında ise Lübnan Cumhurbaşkanı, “Bunlar, UNIFIL’e karşı olumsuz bir atmosferi yansıtmıyor. Bu olaylar, son derece azdır ve nedenleri de bilinmiyor. Uluslararası güç ile Lübnan ordusu arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve aralarındaki koordinasyon ve bağlantı mekanizmalarına saygı göstererek daha fazla olaydan kaçınmak ise mümkündür” dedi.
Öte yandan Başbakan Hassan Diyab, Güney Lübnan’daki istikrarın, prestiji dayatmada ve Lübnan egemenliğine karşı saldırganlığı önlemede uluslararası meşruiyeti teşvik etme hususunda Lübnan’dan bir kararla korunduğunu belirtti.
Diyab, “Bu karar olmasaydı, İsrail tarafından işlenen günlük ihlaller sınırda kalıcı bir gerilime neden olurdu. Dolayısıyla Lübnan, BM ve BMGK’nın Güney Lübnan sınırında istikrarın korunması ve 1701 sayılı kararın İsrail’e karşı uygulanmasını sağlama yönünde taahhütte bulunmasını sabırsızlıkla bekliyor” dedi. Hassan Diyab, UNIFIL güçlerinin faaliyetlerinin devam etmesinin, Lübnan’ın talebinden önce uluslararası bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Lübnan Başbakanı, “Bu güçlerin varlığı ve görevlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan kendilerine verilen rol, günümüzde İsrail’in 1701 sayılı karara karşı ihlallerinin bir sonucu olarak gerginliği önlemek ve sınırda ortaya çıkan her türlü bir tehlikeyi gidermek için gereklidir” dedi. Lübnan Başbakanı ayrıca, “Özellikle ekonomik, toplumsal ve finansal olarak tanık olduğu koşullar çerçevesinde Lübnan, uluslararası toplumun UNIFIL’in görevlerinde herhangi bir değişikliğin tehlikelerinin farkına varmasını bekliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı şekilde ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Dorothy Shea, Lübnanlılara ‘özeleştiri’ yapma ve Mavi Hat’tın kuzeyinde yaşananları görme çağrısında bulundu. Shea, “1701 sayılı kararın tam olarak uygulandığını söyleyebileceğimizi sanmıyorum. Bu yüzden UNIFIL’in etkinliğini, maksimum düzeyde artırmayı düşünmeliyiz. Görevini tam olarak yerine getiremezse mevcut sayısının yeterli olup olmadığına ilişkin sorular yöneltmeliyiz” dedi. Özel mülkiyete, UNIFIL tarafından erişilemeyeceğini, sorunun açık bir şekilde ve tereddüt edilmeden ele alınması gerektiğini söyleyen Dorothy Shea, “Tarafları, kalıcı bir çözüm bulmaya teşvik eden unsurlara destek veriyoruz. Kara ve deniz sınırları konusu da dahil olmak üzere ABD, bu meseleye yardımcı olmaya hazır” dedi.
BM Lübnan Özel Koordinatörü Jan Kubis ise Lübnan’ın, Genel Sekretere sunulan değerlendirme raporunun hazırlanmasındaki katkısına ve aktif rolünün önemine dikkati çekerek, “Bu, BMGK görüşmelerinde UNIFIL’ın bütçesi, yapısı, sayısı ve yetkisiyle ilgili tartışmaların başlatılmasının temelini oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.

Barış Gücü UNIFIL
BMGK’nin 19 Mart 1978 tarihli 425 ve 426 sayılı kararları uyarınca kurulan UNIFIL, Lübnan'a saldıran İsrail işgal güçlerinin çekilmesinin onaylanması, uluslararası barış, güvenlik ve Lübnan hükümetinin bölgedeki otoritesinin yeniden sağlanması amacıyla görevine başlamıştı.
BMGK'nin 11 Ağustos 2006 tarihli 1701 sayılı kararına göre, görev kapsamına "düşmanlıkların durdurulması, Lübnan'ın güneyindeki Lübnan silahlı kuvvetlerine eşlik etmek ve destek olmak, sınırların güvenliğinin artırılmasında Lübnan güvenlik güçlerine yardımcı olmak" gibi maddeler ilave edilmişti. İsrail Temmuz 2006’da Lübnan’a havadan ve karadan saldırmış, Hizbullah örgütünün karada İsrail ilerleyişini durdurmasının ardından iki ülke sınırı boyunca BM barış gücü konuşlandırılması kararlaştırılmıştı. Asker sayısı artırılan UNIFIL'in bünyesinde 1 Haziran 2017 itibarıyla 40 farklı ülkeden 10 bin 583 asker görev yapıyor.

ABD UNIFIL’i küçültmek istiyor
ABD geçen yıldan bu yana BM’den Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü UNIFIL’de çalışanlarının sayısını düşürmesini istiyor. Bu öneri birçok devlet tarafından çekinceyle karşılanıyor.
Washington, Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasından bu yana uluslararası kuruluşlara yönelik mali desteğini azaltmaya çalışıyor. Bunlardan biri de BM’ye, özellikle de barış gücüne katkısına yönelik bir azaltma olarak görülüyor.
ABD yönetimi daha önce UNIFIL Deniz Misyonu’nun Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ne devredilmesi için baskı yapmıştı.
ABD, 1978'den bu yana Lübnan'da konuşlandırılan misyonda görev yapan asker ve personel sayısının azaltılmasını isterken aynı zamanda UNIFIL’in etkinliğinin de artırması talep ediliyor.
UNIFIL birliklerinin personel sayısı şu anda 10 binden fazla. Bu sayı 15 bine kadar yükselebilir. ABD, UNIFIL’in etki alanındaki Hizbullah’a karşı daha aktif olmasını istiyor. Fransa’nın bu ay içinde uluslararası gücün görev süresini uzatmak için ilgili taslak kararı sunması bekleniyor.
 



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.