Trump’ın danışmanı: DEAŞ bitince Irak’tan çekileceğiz

Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)
Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)
TT

Trump’ın danışmanı: DEAŞ bitince Irak’tan çekileceğiz

Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)
Bağdat’ın güneybatısında yer alan Besmaye Üssü’nde Iraklı askerler ile ABD askerleri eğitim yapıyor (Arşiv – AP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanı Gabriel Soma, Irak’taki ABD güçlerinin varlığıının geçici olduğunu belirterek, ABD’nin çekilmesi, DEAŞIn bitmesine bağlı oluğunu ifade etti.
Gabriel Soma, yaptığı açıklamada, “ABD Başkanı Donald Trump daima ‘Irak’tan çıkacağız’ diyor. Trump, ABD güçlerinin Irak ve aynı şekilde Suriye’den çekilmesini arzuluyor. Irak’taki varlığımız geçidir. DEAŞ’ın bitmesiyle birlikte çekileceğiz. ABD güçleri 12 üste bulunuyordu, şu anda 9’undan çekildi ve sadece 3 üste bulunuyor. Şu an Irak’ın güvenliğini tehdit eden DEAŞ ve İran’ın büyük etkisidir. DEAŞ savaşçılarının sayısı 10 bin civarında ve (DEAŞ unsurlarının) büyük kısmı Irak’ta bulunuyor ve bazı kişiler onlarla dayanışma halinde” ifadelerini kullandı.
Soma’nın açıklaması, ABD-Irak diyaloğunun ilk turundan bir gün sonra geldi. ABD tarafı görüşmelerden sonra Irak’tan çekilmeyi istediklerini duyurdu ancak çekilmeyle ilgili herhangi bir takvim açıklamadı.
Iraklı çevrelerin çoğu, diyaloğun birinci turunda ABD’nin ağzından çekilme kararının alınabilmesini başarılı bir gelişme olarak değerlendiriyor. Fakat çekilme detaylarının Temmuz veya Ağustos ayında yapılması beklenen müzakerelere bırakılması, Trump’ın danışmanı Soma’nın da çekilme ile DEAŞ’ın bitmesi ve İran’ın etkisini azaltma arasında bağlantı kurması, ABD’nin çekilmeyle ilgili ne derece ciddi olduğu hususunda şüphe uyandırıyor.
Iraklı birçok taraf, 2008’de Washington ile Bağdat yönetimleri arasında imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması’nın gözden geçirilmesi de dahil ABD ile ortak çıkarlar temelinde dengeli ilişkiler kurulmasını talep ediyor. Ancak söz konusu taraflar, ABD’nin başka konulardaki gelişmeler ile çekilme arasında bağlantı kurmasına dikkat çekerek, Washington’un ABD güçlerini çekme ciddiyetine şüpheyle yaklaşıyor.
Fetih Koalisyonu çatısı altında bulunan Bedir Bloğu, ABD ve Irak’ın yürüttüğü stratejik diyaloğun iki taraf arasındaki ortak çıkarların garanti altına alınmasında önem arz ettiğini vurguladı.
Bedir Sözcüsü Velid es-Sehlani, yaptığı açıklamada, “İşgalci (ABD) daha önceki hükümetin (İbadi hükümeti) talebi ve bizim isteğimiz doğrultusunda bir önceki hükümet (Abdulmehdi hükümeti) ile yoruma açık olmayan meclis kararı üzerine geldi. Diyalog, politik kibarlıklardan uzak ve iki taraf arasındaki ortak çıkarlar temelinde yükselmelidir. ABD, güvenlik durumlarını kullanarak Irak topraklarındaki güçlerini Meclis’in onayı olmadan artırdı” ifadelerini kullandı.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Meclisi’ne bağlı Koordinasyon ve İzleme Dairesi yetkilisi Abdulhakim Hisro, ABD-Irak diyaloğunun iki taraf arasındaki ilişkilerin gidişatını yeniden tayin etme açısında önemli ve iyi bir adım olduğunu söyledi.
Hisro, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;
- Irak, 2003’ten bu yana bölgesel ve uluslararası toplumdaki doğal konumuna yeniden dönmek için gerçekten birçok aşamadan geçti. Özelde Irak’ın genelde bölgenin içinden geçtiği krizler ve bölgesel dönüşümlerde yaşanan değişim meselesi, uluslararası ilişkilerde ve hatta müttefiklerle olan ilişkilerde bir kafa karışıklığına yol açtı. Bu durum, bütün taraflar ile bütün devletlerle olan ilişkilerin gidişatını yeniden düzenlemek için hükümetin ABD ile diyalog başlatmasını gerektirdi. Bu diyalog, ister küresel ve bölgesel düzeyde isterse Irak düzeyinde olsun ekonomi, kalkınma, istikrar ve terörle mücadeleye ilişkin gayretlere, ortak hedef ve çıkarlara ve karşılıklı ilişkiler göz önüne alınarak yürütülmelidir.
- Nitekim koronavirüs salgınının bir sonucu olarak dünyadaki tüm ülkeler ve küresel sistem, insanlığın dikkatlerinin bir noktada birleşmesiyle birlikte, ekonomi, idari ve siyasi altyapıda yeniden yapılandırmaya gitti.
-Irak için doğru olan yol, ABD ile kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesidir. Özellikle ekonominin çeşitlendirilmesi ve ana kaynak olarak petrole yaslanılmaması gereken şu aşamada arzu edilen reformların yapılması ve ekonomik altyapının yeniden yapılandırılması için (ABD’li) danışmanlar hükümetin yanında yer almalıdır. Ekonomiyi ve bütün sektörleri yönlendiren, serbest ekonomiye ve hukuki destekle birlikte güçlü özel sektöre dayanan bir kurumsal devlet olmalıdır. Bu da (Başbakan Mustafa) Kazimi’nin isteğidir. Kazimi’nin ABD ve gelişmiş ülkelerin işbirliğine ihtiyacı var.
Gelecek Çalışmaları İçin Vizyon Merkezi Başkanı Hüseyin Allavi, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, “Kazimi tarafından oluşturulan ve doğrudan gözetimi altında olan ekibin yönettiği diyalogda sağduyu ve dinginlik öne çıkıyor. Bu da agresif söylemin ve silah gücünün sağlayamadığı sonuçları getirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Allavi, “Irak, çekilme meselesini halletti. Irak hükümeti, Meclis’in yabancı güçlerin çekilmesine ilişkin aldığı yürütme kararını tanıdı ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla bunu ilan etti. Irak Ortak Operasyonlar Merkezi ile tam anlaşma yapılmasının ardından önümüzdeki aylarda (ABD) güçlerin azaltılması bekleniyor. Bölgedeki terör tehdidinin devam etmesi nedeniyle güvenlik-askeri ilişkilerde işbirliğinin sürmesiyle birlikte ABD-Irak ilişkileri yeni bir ufka doğru yönelecek. Ekonomi alanında güçlü ilişkilerin kurulması ve işbirliği ile koordinasyonun sürmesi gerekiyor” dedi.
Allavi, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;
“Sağlık, çevre ve çeşitli alanlarda muhtemel bir işbirliği görebiliriz. Kazimi şu an diyalog yoluyla sivil ortaklığı koruyarak egemenlikle ilgili güvenceler elde etmeye çalışıyor. Böylece yalnızca ABD’den değil bilakis dünyanın her yerinden gelecek yatırımcı topluluğu için en iyi koşulları oluşturmaya çabalıyor. Öte yandan, ulusal yönetimi barış, istikrar ve kalkınmaya doğru güçlendirmeleri için top artık siyasi grupların sahasında bulunuyor.”



Nobel Komitesi, Nergis Muhammedi'nin İran'da tutuklanmasını ve "kötü muameleye" maruz kalmasını kınadı

Nergis Muhammedi (AFP)
Nergis Muhammedi (AFP)
TT

Nobel Komitesi, Nergis Muhammedi'nin İran'da tutuklanmasını ve "kötü muameleye" maruz kalmasını kınadı

Nergis Muhammedi (AFP)
Nergis Muhammedi (AFP)

Nobel Komitesi dün, 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi'nin aralık ayında İran'da tutuklanmasından derin endişe duyduğunu ve sağlık durumunun kötüye gittiğini belirtti.

53 yaşındaki İranlı insan hakları aktivisti, 12 Aralık'ta kuzeydoğudaki Meşhed kentinde, ölü bulunan bir avukatın anma töreninde konuşma yaptıktan sonra diğer aktivistlerle birlikte gözaltına alınmıştı.

Komite yaptığı açıklamada, “Norveç Nobel Komitesi, Nergis Muhammedi'nin hayatını tehdit eden şiddetli tutuklama ve devam eden fiziksel istismara ilişkin güvenilir haberlerden derin endişe duymaktadır” denildi. Açıklamada, tıbbi bakım alabilmesi için derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısı yinelendi.

Tutuklanmasından üç gün sonra yaptığı ilk telefon görüşmesinde Muhammedi, İran güvenlik güçlerinin kendisini “İsrail hükümetiyle iş birliği yapmakla” suçladığını söyledi.

Muhammedi’nin eşi Taki Rahmani, Meşhed'deki savcının Nergis'in kardeşine, Nergis'in şehir istihbarat servisi tarafından gözaltında tutulduğunu ve tutuklanmadan önce katıldığı “töreni yönetmek” suçlamasıyla da yargılandığını bildirdiğini söyledi.

İran'ın en önde gelen insan hakları savunucularından biri olan Nergis Muhammedi, son yirmi yılın çoğunu aktivistleri ve siyasi muhalifleri barındırmasıyla tanınan Tahran'daki Evin Hapishanesi'nde geçirdi. Aralık 2024'te geçici olarak serbest bırakıldıktan sonra yeniden tutuklandı.

Son tutuklanması, kısmen Kasım 2021'de “rejime karşı propaganda” ve “devlet güvenliğine karşı komplo” suçlamalarıyla 13 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasından kaynaklanıyor.


Somali Cumhurbaşkanı: İsrail'in Somaliland'ı tanımasını geçersiz kılmak istiyoruz

Somali Cumhurbaşkanı: İsrail'in Somaliland'ı tanımasını geçersiz kılmak istiyoruz
TT

Somali Cumhurbaşkanı: İsrail'in Somaliland'ı tanımasını geçersiz kılmak istiyoruz

Somali Cumhurbaşkanı: İsrail'in Somaliland'ı tanımasını geçersiz kılmak istiyoruz

Somali Cumhurbaşkanı Hassan Şeyh Mahmud, ülkesinin Suudi Arabistan önderliğindeki ortaklarıyla koordinasyon içinde olduğunu, İsrail'in “Somaliland” bölgesini tanımasını geçersiz kılmak ve Afrika Boynuzu'nu öngörülemeyen sonuçlara yol açabilecek herhangi bir gerginlikten uzak tutmak için çalıştıklarını vurguladı.

Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, ülkesinin İsrail'in bu tanıma kararını geçersiz kılmak için şu anda attığı üç siyasi ve hukuki adımı açıkladı.

Bölgede bu İsrail tanıma sürecine ilgi duyan ülkeler olduğunu belirten Bakan, “Belirli bir ülke veya ülkelerin adını vermek istemiyorum, ancak bazılarının bu tanıma sürecini Somali'nin birliği ve bölgenin istikrarı pahasına dar ve kısa vadeli çıkarlar elde etmek için bir fırsat olarak görebileceği açıktır” ifadelerini kullandı.


Kanada: Okul saldırganının psikolojik sorunları vardı

TT

Kanada: Okul saldırganının psikolojik sorunları vardı

Kanada: Okul saldırganının psikolojik sorunları vardı

Kanada polisi dün, okulda silahlı saldırı düzenleyen kişinin kimliğini açıkladı. 18 yaşında ve psikolojik sorunları olan bir kız olduğunu belirten polis, ülke tarihinin en kötü toplu katliamlarından birinin ardındaki nedeni açıklamadı.

Saldırgan Jessie Van Roosel, salı günü Britanya Kolombiyası'nın Pasifik Okyanusu'na bakan ücra bölgesi Tumbler Ridge'de meydana gelen silahlı saldırının ardından intihar etti. Polis, ilk olarak 10 kişinin öldüğünü açıkladıktan sonra ölü sayısını 9 olarak revize etti.

Britanya Kolombiyası Eyalet Polisi Komutanı Dwayne MacDonald, “Polis, şüphelinin akıl sağlığıyla ilgili endişeleri gidermek için son birkaç yılda (ailenin) evine birkaç kez gitmişti” dedi.

scdfrgtyh
Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletinde ölümcül silahlı saldırının gerçekleştiği okulun önündeki insanlar (Reuters)

McDonald, erkek olarak doğan ancak altı yıl önce kadın olarak tanımlanmaya başlayan Van Rooselgar'ın önce aile evinde 39 yaşındaki annesini ve 11 yaşındaki üvey kardeşini öldürdüğünü söyledi. Ardından okula giderek 39 yaşındaki bir öğretmeni, 12 yaşındaki üç kız öğrenciyi ve 12 ve 13 yaşındaki iki erkek öğrenciyi vurdu.

“Şüphelinin tek başına hareket ettiğine inanıyoruz... Motifi hakkında spekülasyon yapmak için henüz çok erken” ifadesini kullandı.

Günün erken saatlerinde, gözle görülür şekilde sarsılmış görünen Başbakan Mark Carney, Kanadalılara “korkunç olay” olarak nitelendirdiği bu durumu atlatacaklarına dair söz verdi.

Bu olay, Kanada tarihinin en ölümcül silahlı saldırılarından biri. Kanada'da silah yasaları Amerika Birleşik Devletleri'nden daha sıkı, ancak Kanadalılar ruhsatlı olarak ateşli silah sahibi olabilirler.