Husilerin çocukları orduya alma sloganı: Cephelerde ölüm koronadan ölmekten daha şerefli

Husilere bağlı internet siteleri ve medya organları aracılığıyla yayınlanan,  Husilerin geçen yıl çocukları kendi saflarına çekmek için oluşturduğu yaz kurslarına ait görüntü.
Husilere bağlı internet siteleri ve medya organları aracılığıyla yayınlanan, Husilerin geçen yıl çocukları kendi saflarına çekmek için oluşturduğu yaz kurslarına ait görüntü.
TT

Husilerin çocukları orduya alma sloganı: Cephelerde ölüm koronadan ölmekten daha şerefli

Husilere bağlı internet siteleri ve medya organları aracılığıyla yayınlanan,  Husilerin geçen yıl çocukları kendi saflarına çekmek için oluşturduğu yaz kurslarına ait görüntü.
Husilere bağlı internet siteleri ve medya organları aracılığıyla yayınlanan, Husilerin geçen yıl çocukları kendi saflarına çekmek için oluşturduğu yaz kurslarına ait görüntü.

Yemen’de halk, koronavirüs salgınıyla ilgili gelişmeler doğrultusunda öğrenciler için yaz kursları kurulmasına karşı. Sana’da konuyla ilgili bir kaynağın Şarku’l Avsat’a aktardığına göre Husiler, Gençlik Fonu tarafından milyonlarca riyalle finanse edilen bir medya planı aracılığıyla öğrencileri kendi saflarına çekmek ve savaş cephelerine sürmek için yeni bir projeye yöneldi.
Kaynaklar, Husilerin kontrolü altındaki bir dizi televizyon ve radyo kanalı aracılığıyla iki gün önce, bu yıl için derslerin ve yaz eğitim faaliyetlerinin ‘Cephelerde ölüm koronadan ölmekten daha şerefli’, ‘Yaz merkezlerimiz ... Bilim ve cihat’ sloganları altında başladığını aktardı. Eğitim kaynakları da Şarku’ Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husi milislerin Sana’da ve kontrolleri altındaki diğer Yemen illerinde 100’den fazla yaz merkezini donatarak okul ve ergenlik çağındaki gençler arasında bu ayın başlarında yeni bir seferberlik başlattığını bildirdi. Ancak kaynaklara göre bu adımlar, ailelerin çocuklarını bu merkezlere kaydetme konusunda isteksiz olması nedeniyle başarısız oldu.
Aynı kaynaklar, milislerin bu başarısızlığın ardından yaz merkezlerinin hazırlanması ve açılması amacıyla vilayetlerde ve kasabalarda kurulan yüksek denetim komitelerinin ve tüm alt komitelerin feshini içeren acil genelgeler yayınladığını kaydetti.
Şarku’l Avsat’ın Sana’da Husilere bağlı Gençlik ve Spor Bakanlığı yetkililerinden edindiği bilgilere göre Husi liderler, bu ayın ilk günlerinden itibaren yaz merkezlerini organize etmek için bakanlığa bağlı Gençlik Fonu hesaplarına güveniyor. Sağlanan fon miktarının ise 400 milyon riyalden fazla (dolar yaklaşık 600 riyal) olduğu tahmin ediliyor.
Güvenlik nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen çalışanlar, Husilerin karşılaştıkları başarısızlık sonrasında öğrencilere mezhep odaklı eğitim vermenin yeni bir yolu olarak medyaya yöneldiğine dikkat çekti.
Kaynaklara göre grup, çocuklara ve gençlere dersler vermek, İran’dan ithal edilen Humeynici fikirleri, ölüm, şiddet ve nefret kültürünü çocuklara aşılamak ve mezhep merkezli öğretilerini aşılamak amacıyla mevcut yaz programları kapsamında daha önce milisler tarafından el konulan yaklaşık 9 uydu kanalıyla ve 13’ten fazla yerel radyo istasyonuyla yayın yapmayı hedefliyor.
Yemenli yetkililer, yeni Husi savaşçılar mezun etmeyi amaçlayan mezhep merkezlerini uyarırken, Yemenli aktivistler de Sana ve Husilerin kontrolü altındaki diğer bölgelerin sakinlerini ‘çocuklarını medya organları aracılığıyla ölüm cephelerine çekmeyi amaçlayan milis tehdidinden korumaya’ çağırdı.
Sana’daki bir öğrenci velisi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada darbecilerin çocuklarının zihinlerini yıkamasını önlemek amacıyla iki gündür evindeki tüm cihazlardan Husilere bağlı kanalları silmeye çalıştığını söyledi.
Çocuklarının yaşamının ve geleceklerinin Husi sömürüsüne maruz kalmasından korkan N.S. isimli bir diğer veli de yaptığı açıklamada “Birazcık farkındalığa sahip olsaydık, çocuklarımızın geleceğine ve yaşamına daha fazla ilgi gösterseydik grubun ölüm çağrısıyla mücadele ederdik” dedi.
Diğer yandan İb vilayeti sakini Ummu Abdullah bölgedeki diğer şehirlerdeki tüm ebeveynlere ‘çocuklarını Husi ideolojilerine ve projelerine av olmaktan koruma’ çağrısı yaptı.
İb’de eğitim alanında çalışan Ummu Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada öğrencileri hedef alan Husilerin son adımlarını ‘mezhep merkezli, ırkçı ve terör faaliyetleri’ olarak nitelendirdi. Ummu Abdullah ayrıca, grubun ‘çocukları, Yemen’in bugününü ve geleceğini yok eden milislere, katillere ve suçlulara dönüştürme’ çabalarına karşı da uyardı. Milisler son yıllarda, Husi darbesi sonrasında binlerce öğrenciyi yaz kursları aracılığıyla mezhep ve radikalizm yanlısı eğitimler almaya zorluyor. Kurslarda Husi grubun kurucusu Huseyin el-Husi ve lider Abdulmelik el-Husi’nin konuşmaları dinletilirken mezhep ideolojiler aktarılıyor. Ayrıca silah eğitimi veriliyor ve çocuklar savaş cephelerine katılmaya zorlanıyor.
Yemen hükümet yetkilileri eski tarihli açıklamalarında, İranlı uzmanların gençleri kendi saflarına çekmek üzere Husiler tarafından kontrol ettikleri bölgelerde kurulan yaz merkezilerini denetlediklerini belirtmişti. Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, milislerin bölgelerinde yaz kampları düzenleyerek çocukları kendi saflarına çekmeye çalıştığını, onlara radikalizm yanlısı fikirlerini empoze ettiklerini ve çocukları savaş için eğittiklerini vurguladı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) bağlı uluslararası bir uzmanlar ekibinin Yemen hakkında yayınladığı son analizde de Husi grubun çocukları evlerinden ve okullarından kaçırarak Husi ideolojisi ve cihat konularında eğitmek için kamplara gönderdiğini, ardından da çocukları savaş cephelerine yönlendirdiğini ortaya koydu. Analize göre çocuklar zorlu koşullara tabi olurken ailelerini ziyaret etmeleri de yasaklanıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yapılan eski tarihli bir çalışmada da Husi darbesinin devam etmesi halinde Yemen’de eğitim düzeyinin dünyanın geri kalmış en kötü üçüncü ülke konumuna geleceği konusunda uyarı yer aldı.

Çalışmada şu ifadelere yer verildi:
“Yemen, savaş dışı senaryoda eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşabilir. Yemen, çeşitli eğitim düzeylerinde kayıt, transfer ve mezuniyet oranları dahil olmak üzere 186 ülke arasında 174’ten 169’a kadar bir ilerlemeye tanık olabilir.”



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.