Almanya’da Türk ailenin her iki çocuğu da ellerinden alındı

Almanya’da Türk ailenin her iki çocuğu da ellerinden alındı
TT

Almanya’da Türk ailenin her iki çocuğu da ellerinden alındı

Almanya’da Türk ailenin her iki çocuğu da ellerinden alındı

Almanya'nın Dormagen kentinde yaşayan Altınkaya ailesinin 1,5 ve 4 yaşındaki iki çocuğu darp şüphesi ile ellerinden alındı.
Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Dormagen kentinde yaşayan Altınkaya ailesinin 1,5 ve 4 yaşındaki iki çocuğu darp şüphesi ile gençlik dairesi tarafından ellerinden alındı. Bu karar karşısında şoka uğrayan aile haksız bir şekilde ellerinden alınan çocuklarının geri verilmesini istiyor. Sürecin iki hafta önce masadan düşen 1,5 yaşındaki Yakup Cemal bebeği hastaneye götürmeyle başladığını ifade eden baba Sertan Altınkaya, her iki oğlunun da gençlik dairesi tarafından ellerinden alındığını söyledi. Çocuğun nasıl düştüğünü görmediklerini ifade eden Altınkaya, “Çocuklar oynarken bir anda eşim bir ses duyuyor sonra Yakup Cemal’i oturma odasında yerde yatmış görüyor. Olayı görmediği için diğer oğluma Kuzey Davut’a benim 4 yaşındaki oğluma soruyor oda anne masadan düştü diyor” dedi. Kendilerinin herhangi bir şişlik veya morluk görmediğini söyleyen Altınkaya, “Olayı görmediğimiz için eşimle hastaneyi arayalım dedik. Çocuk uyuyordu. Onlarda eğer uyanır ağrıdan ağlarsa buraya yanımıza getirirsiniz. Eğer çocuk rahat bir şekilde uyuyorsa çocuk doktoruna götürürsünüz dedi” şeklinde konuştu. Baba Altınkaya, çocuk doktorunun çıkık olabileceğini söylediğini her ihtimale karşı hastaneye gitmelerini tavsiye ettiğini söyledi.
Annesinin çocuğu hastaneye götürdüğünü dile getiren baba Altınkaya şunları söyledi:
“Röntgen çeken kişiler tarafından solundan çekiliyor, sağından çekiliyor durmuyor tabi çocuk ağlıyor. Doktor alıyor eşimi odaya getiriyor odada dedikleri şu bana durumu yine bir anlatın diyor durumu anlatıyor yani dediği gibi benim oğlumun söylediği masadan düştü gitti yani şu an için başka bir bilgim yok nasıl düştüğünü nasıl ettiğini bilgim yok onun üzerine eşime inanmıyorlar. Düşünün başka bir şey daha vardır diyerek şüpheye sokuyorlar.”
Çocuğunda oluşan kırığın nasıl olabileceğini araştırıldığını söyleyen Altınkaya, adli tıp doktoru gibi birisinden fikir alındığını fakat herhangi bir raporun alınmadığını söyledi. Kırığın masadan düşme ile olamayacağını söylediklerini dile getiren Altınkaya, nasıl olabileceğine dair bir yazının olmadığını söyledi.
Kendisinin hastaneye alınmadığını söyleyen Altınkaya, hastanedeki diğer anne ve babaların sırayla çocuklarını ziyaret ettiklerini söyledi.

“Bir kırık var ondan dolayı bizi suçluyorlar”
Hastaneden çıktıktan sonra gençlik dairesi ile yaptıkları görüşmeye değinen Altınkaya, “Bize karşı şüphe duyduklarını ve çocuklara karşı şiddet uyguladığımızı söylediler. Bu şüphe yüzünden, çocukları korumak için elinizden alabiliriz dediler. Bizle birlikte çalışırsanız hiçbir şekilde bir problem olmaz dediler” diye konuştu.
Gençlik dairesinin kendileri hakkında diğer kurumlardan bilgi aldığını dile getiren Altınkaya, tüm diğer kurumlardan kendileri lehine bilgiler aktarılmış olduğunu söyledi. Çocuğa karşı şiddet iddiasının olmasına rağmen polisin ifade almadığını belirten Altınkaya, “Bizi davranışlarımızın kontrol edilmesi için bir kliniğe gönderdiler. Salı günü güle oynaya çıkıp eve gideceğiz diyordum. Çok iyi bir ailesiniz dediler. Fakat ellerinde bir belge var. Bir kırık var ondan dolayı bizi suçluyorlar” dedi.

“Baba gitme dedi”
Babasının çocuklarla birlikte oyun odasında oynarken, kendilerine çocukları ellerinden alacaklarını söylediklerini söyleyen Altınkaya, “Baba çocukları elimizden alıyorlar dedim gel dışarı çıkalım dedim. Dışarı çıktıktan 10 dakika sonra polis geldi zaten. Çocukları kucağıma aldım. Duygu bağı o kadar yoğundu ki anlatamam. Çocukları polis zoruyla aldılar. Baba gitme dedi beni bırakma dedi. Ufaklık fazla bir şey anlamadı” dedi.
Hukuki mücadele verip çocuklarını almak istediğini dile getiren Altınkaya, “Allah’ın doğru yolda beni zafere ulaştıracağına eminim” diyerek sözlerini tamamladı.

Bir yılda 52 bin çocuk koruma altına alınıyor
Almanya’nın 2018 yılında 52 bin çocuğu koruma altına aldığını belirten çocuk hakları savunucusu Kamil Altay, “Bunların yarısı yani yaklaşık 28 bini göçmen olarak kayıtlara geçmiş. Alınan çocuklar konsolosluklara bildirilmesi gerekiyor fakat bildirilmiyor. Yakın akrabaya verilmiyor, öz değerlerine hassasiyet gösterilmiyor, aile bütünlüğü korunmuyor, ana dilde konuşmaları bile yasaklanıyor” dedi.

Belediye başkanı Türk aile ile ilgili açıklama yaptı
Altınkaya ailesinin yaşadığı Dormagen kenti Belediye Başkanı Erik Lierenfeld dün yaptığı açıklamada, “Dayanışma daima iyidir fakat sizi temin ederim ki burada pervasız bir karar alınmadı. Böyle bir olayın aydınlanması bizim en önemli önceliğimizdir“ dedi. Lierenfeld, “Çocuğun sağlığı için dengeli bir karar ancak profesyonel değerlendirmeler ve gerçekler temelinde alınır. Gelecekteki kararlar bağımsız yargı tarafından alınacaktır“ şeklinde konuştu.



Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.


Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
TT

Maskat’taki müzakereler uranyum zenginleştirme meselesi nedeniyle belirsizliğini koruyor

Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)
Arap Denizi'nde Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin güvertesinde bulunan bir ABD askeri uçağı (AFP)

Maskat'ta Washington ve Tahran arasında yapılan ilk dolaylı müzakerelerin ertesi günü, ikinci turun kaderi uranyum zenginleştirme meselesinin çözülmesine bağlı gibi görünüyordu. ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yeni bir müzakere turunun ‘önümüzdeki hafta’ yeniden başlayacağını duyurdu.

ABD yönetimi ‘sıfır zenginleştirme’ talep ederken, Tahran uranyum zenginleştirmeyi ‘egemenlik hakkı’ olarak nitelendirerek buna karşı çıkarak bunun yerine ‘güven verici’ bir zenginleştirme seviyesi önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, müzakerelerde ele alınan konuların genişletilmesine karşı çıktı. Füze programının ‘şimdi ve gelecekte müzakere edilemez’ olduğunu vurgulayan Arakçi, programı ‘tamamen savunma amaçlı’ olarak nitelendirdi.

İran’ın saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerine saldıracağı yönünde yeni bir uyarıda bulunan İranlı bakan, ülkesinin ‘savaşı önlemeye olduğu kadar savaşa da hazır’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan ABD'nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner, Arap (Umman) Denizi'ndeki Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaret etti.

Diğer taraftan İsrail'de müzakerelerin sonuçlarına şüpheyle yaklaşılıyor. İsrailli yetkililer ‘anlaşmaya varılamayacağını’ söylerken Tel Aviv dün akşam, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da Trump ile İran meselesini görüşmek üzere bir araya geleceğini duyurdu.


Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
TT

Hamas rehineleri teslim etti ve Trump'tan övgü aldı

Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)
Hamas militanları, Han Yunus'ta İsrailli rehinelerin cesetlerini arama çalışmaları sırasında bir tünelden çıkarılan cesedi taşıyor, 29 Ekim 2025 (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze Şeridi ile ilgili son açıklamalarında hem hayatta olan hem de ölen İsrailli esirlerin serbest bırakılmasında Hamas'ın oynadığı rolü defalarca övdü.

Trump'ın tekrarlanan açıklamaları, en iyimser Amerikalıların ve İsraillilerin bile, özellikle Gazze Şeridi'ni harap eden iki yıllık İsrail savaşı göz önüne alındığında, tüm esirlerin, hayatta olan ve ölenlerin, bu kadar kısa sürede geri döneceğini tahmin etmediklerini ortaya koyuyor.

Bu arada, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde Hamas'a karşı faaliyet gösteren beş Filistinli milis grubu kurmakla övünürken, iktidardaki sağ kanattaki çevreler, bu tür örgütlenmelerin en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiği ve daha fazla para ödeyecek birilerini bulmaları halinde muhtemelen kendilerine karşı döneceği ve İsrail'e düşman kesilebileceği gerekçesiyle, bu grupların rolüne ve onlara harcanan devasa miktardaki paraya karşı uyarıda bulunuyor.