Washington, Esed ve eşini de kapsayan Ceaser Yasası’nı yürürlüğe koydu

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Şam’daki bir posteri (Reuters) Esed’in eşi Esma Esed (AFP) ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Şam’daki bir posteri (Reuters) Esed’in eşi Esma Esed (AFP) ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (AFP)
TT

Washington, Esed ve eşini de kapsayan Ceaser Yasası’nı yürürlüğe koydu

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Şam’daki bir posteri (Reuters) Esed’in eşi Esma Esed (AFP) ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Şam’daki bir posteri (Reuters) Esed’in eşi Esma Esed (AFP) ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo (AFP)

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed dahil olmak üzere Suriyeli üst düzey 39 isim ve kurumu kapsayan ‘Ceaser Yasası’nın ilk aşamasını yürürlüğe koyarken Şam’a yönelik baskı kampanyasını sürdürme sözü verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo yaptığı açıklamada, önümüzdeki aylarda daha fazla yaptırım uygulanmasını beklediklerini belirterek, “Esed, Suriye halkına karşı vahşi savaşını bitirmezse, daha fazla yaptırım uygulayacağız” ifadelerini kullandı. Pompeo, uygulanan yaptırımları ‘Esad rejimini savaş kazanmak ve Suriye halkına yönelik zulümleri sürdürmek için kullandığı gelirlerden ve destekten mahrum etmek için yapılan kalıcı ekonomik ve siyasi baskı kampanyasının başlangıcı’ olarak nitelendirdi.
Pompeo, Esed'le çalışan herhangi bir şirkete yaptırım uygulayan Ceaser Yasası’nın yürürlüğe gireceğinin duyurulması kapsamında yasanın henüz yürürlüğe girmeden dahi hali hazırda kırılgan olan Suriye ekonomisini sarstığını ifade etti. Ceasar Yasası’nın ilk aşaması, Suriye Devlet Başkanı Esed ve eşi Esma Esed dahil olmak üzere önde gelen Suriyeli 39 kişi veya kurumu hedef alıyor. Bu arada Esma Esed, ilk kez ABD yaptırımlarının kapsamına dahil edildi.
Yasa, yatırımların uygulandığı kişilerin ABD’deki herhangi bir mal varlığının dondurulmasını öngörüyor. Twitter hesabından yaptığı açıklamada Esma Esed’in ‘Suriye'deki savaşın en ünlü faydalanıcılarından biri haline geldiğini’ belirten Pompeo, “Bugün (dün) Esed rejimine ve dış destekçilerine, Suriye halkına yönelik acımasız eylemlerinin sorumlusu olarak sert ekonomik yaptırımlar uygulanmasına izin veren Ceaser Yasası uyarınca Esed rejimine karşı kalıcı bir yaptırım kampanyası başlatıyoruz. Esed ve rejimi Suriye halkına yönelik vahşi savaşını durdurana ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararında belirtilen siyasi bir çözümü kabul edene kadar daha fazla yaptırım uygulanacak” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan resmi bir açıklamada, Pompeo’nun Ceasar kod adlı askeri polisin çektiği ve kaçırmayı başardığı, ilk kez 6 yıl önce ortaya çıkan fotoğrafların Esed rejiminin hapishanelerde sistematik işkence yaparak ve infazlar gerçekleştirerek işlediği savaş suçlarının delili olarak dünyayı şoke ettiğini söylediği aktarıldı. Pompeo ayrıca Ceaser’ın bu cesurca hareketinin ABD Başkanı Donald Trump tarafından 180 gün önce onaylanan ‘Ceaser Suriye Sivil Koruma Yasası’na ilham verdiğini ve böylece Esed rejimi tarafından işlenen savaş suçlarının ve Suriye halkına uyguladığı zulmün hesap verebilirliğini artırmak için sert ekonomik yaptırımlar uygulamalarını sağladığını belirtti. Ceasar Yasası ile öngörülen cezalara ilişkin hükümler dün yürürlüğe girerken yasa, dünyanın neresinden olursa olsun, Esed rejimi ile çalışan herkese seyahat kısıtlamaları veya finansal yaptırımlar uygulanmasını ve Amerikan finans sisteminden dışlanmasını öngörüyor.

Bakan Pompeo açıklamasını şöyle sürdürdü:
“ABD Hazine ve dışişleri bakanlıkları, Caesar Yasası ve 13894 sayılı Başkanlık kararnamesi kapsamında 39 ismin yer aldığı listedeki kişilere ve kurumlara karşı yaptırımları uygulamaya koyarken, Esed rejiminin Suriye halkına yönelik zulümlerini ve acımasız savaşı sürdürmesi için gereken gelirlerden mahrum etmek ve dış desteği kesmek amacıyla ekonomik ve siyasi baskı kampanyası başlatıyorlar.”
 Baskı kampanyasının durmayacağı ve önümüzdeki haftalarda ve aylarda da devam edeceğini vurguladığı açıklamasında Pompeo, Esed rejimini ve acımasız savaşını destekleyen, BMGK’nın 2254 sayılı kararında belirtildiği üzere mevcut çatışmaya barışçıl ve siyasi bir çözümün getirilmesini engelleyen kişilere ve kurumlara yönelik daha fazla yaptırım uygulanmasını beklediğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı, “Ekonomik ve siyasi baskı kampanyamızı, görüşümüzü paylaşan ülkelerle, özellikle de aynı nedenlerle Esed rejimine uyguladığı yaptırımları üç hafta önce yenileyen Avrupalı ​​ortaklarımızla tam bir işbirliği çerçevesinde hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.
Esed rejimini dokuz yılı aşkın bir süredir Suriye halkına karşı kanlı bir savaş yürütmekle suçlayan Pompeo, rejimin ayrıca cinayet, işkence, adam kaçırma ve kimyasal silah kullanımı da dahil olmak üzere çeşitli savaş suçları ve insanlık suçu anlamına gelen sayısız zulüm gerçekleştirdiğini belirtti. Suriye’deki çatışmaların başlamasından bu yana yarım milyondan fazla Suriyelinin hayatını kaybettiğini vurgulayan Pompeo, Suriye halkının savaş öncesi nüfusunun yarısına eşit sayıda 11 milyondan fazla insanın ise yerlerinden edildiğinin altını çizdi.
Beşşar Esed ve rejimi, kanlı savaşını finanse etmek ve evleri, okulları, dükkanları ve halka açık pazarları yok etmek için her ay on milyonlarca dolar harcadı. Bu yıkıcı savaşla insani krizi daha da kötüleştirirken insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelledi ve Suriye halkına acı çektirdi. Pompeo açıklamasında, ABD'nin Esed rejiminin elindeki Suriye halkına insani yardımda bulunmak amacıyla uluslararası ve bölgesel ortaklarla çalışmaya yönelik sözü verdiğini vurguladı.
ABD’nin Suriye halkına en büyük yardımları yapan ülke olduğunu ve savaşın başlangıcından bu yana Suriyelilere yönelik insani yardımlar için 10,6 milyar doların üzerinde harcama yaptığını söyleyen Pompeo, Esed'in kontrolü altındaki bölgelerde dahil olmak üzere tüm Suriye’de istikrarın sağlanması için 1,6 milyar doların üzerinde yardım harcaması yaptığını ifade etti.
Ceaser yasası ve ABD'nin Suriye’ye yönelik diğer yaptırımları, Suriye halkına yapılan insani yardımları ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki istikrar faaliyetlerini kapsamadığının altını çizen Pompeo, “Washington, rejimin kontrolü altındaki bölgelerde bile çeşitli uluslararası ve Suriyeli ortaklarımız aracılığıyla insani yardım sağlamaya devam edecektir” dedi.
Açıklamasında ‘Esed'in bu acımasız ve gereksiz savaşının sona ermesinin zamanının geldiğini’ söyleyen Pompeo, “Esed rejimi ve onu destekleyenlerin önünde bugün basit bir seçim bulunuyor. Ya Suriye’deki güvenlik sorununa, BMGK’nın 2254 sayılı kararı çerçevesinde siyasi bir çözüme yönelik geri dönüşümsüz adımlar atacaklar, ya da yeni yaptırımlarla yüzleşecekler” şeklinde konuştu.

Yaptırımlar listesindeki Suriyeli kişiler ve kurumlar
Pompeo'nun açıklamasına göre Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, ABD Başkanı Trump'ın 13894 sayılı Başkanlık kararnamesinin hükümleri uyarınca yaptırımlar listesine dahil edildi. Ayrını şekilde açıklamada ‘vahşetin kurucuları’ olarak nitelendirilen önde gelen Suriyeli iş insanlarından Muhammed Hamşo ve Suriye'de rejim saflarında savaşan İran’ın milis gruplarından Fatımiyyun grubu da bulunuyor. Aynı şekilde Beşşar Esed'in kardeşi ve Suriye ordusunun Dördüncü Tümen Komutanı Mahir Esed ile yine Dördüncü Tümen komutanlarından Gassan Ali Bilal ve Samir el-Dana da yaptırımlar listesine eklendi. Listedeki bir diğer Esed ailesi üyeleri Beşşar Esed'in ablası Büşra Esed ve Mahir Esed’in eşi Manal Esed olurken rejim bağlantılı iş insanları Ahmed Şabir Hamşo, Amr Hamşo, Ali Hamşo, Ranya Dabbas ve Sümeyye Hamşo da yaptırımlar listesinde yer aldı.
Pompeo, ABD yönetiminin yaptırım uyguladığı onlarca kişi ve kurumun, Suriye’deki savaşa barışçıl bir siyasi çözümün getirilmesinin önlenmesinde temel bir rol oynadıklarını ve kendilerini, ailelerini ve çevrelerini zenginleştirirken Suriye halkına karşı Esed rejiminin zulmüne yardım etmiş veya yardımda bulunmayı taahhüt etmiş olduklarını vurguladı.
Pompeo açıklamasında özellikle Beşşar Esed’in eşi Esma Esed’in kocasının ve Ahras ailesi (Esma Esed’in ailesi) fertlerinin desteğiyle Suriye’deki savaşın en ünlü faydalanıcılarından biri olduğunu vurgularken bugün bu kişi veya kurumlarla bağlantılı herkesin yaptırımlara tabi olduğunu belirtti.
Öte yandan ABD Hazinesi Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bakanlığın 24 kişi ve kuruma yaptırım uyguladığı belirtildi. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin, “Esed rejimi sivilleri rejim yanlısı seçkinlerle değiştirirken ABD eli kolu bağlı durmayacak. Hazine Bakanlığı, Suriye halkının acılarından yararlanmaya çalışan Esed rejimini ve destekçilerini hedef alan araçları ve güçleri kullanmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, birçok lüks konut ve turizm projesini yöneten, diğer şirketlerde çok sayıda hissesi bulunan ve şuan Şam’daki bir bölgede çevre sakinlerinin yetkililer tarafından sürülmesinin ardından ‘Marota City’ adında lüks bir konut projesi yürüten Damascus Cham Holding de dahil olmak üzere Suriye Devle Başkanı Esed ile doğrudan bağlantılı şirketlerin de yaptırımların kapsamına girdikleri belirtildi.
Şam Uluslararası Havaalanı yakınlarında başka bir lüks konut projesi yürüten iki iş insanı Nadir Kalai ve Halid ez-Zubeydi de yaptırımlar listesine eklendi.
 Açıklamada Kalai'nin biri Lübnan'da diğeri Kanada'da olmak üzere iki ayrı telekomünikasyon şirketinin sahibi olduğu da belirtildi. Kalai ayrıca iletişim altyapısı ve çelik yapılar inşa eden Suriye merkezli Castle Yatırım Holding’in de sahibi.
Şam Valisi Adil Enver el-Ulebi de Damascus Cham Holding ve Marota City konut projesinin denetlenmesindeki rolü nedeniyle yaptırımlar listesinde sıralandı. Açıklamada Ulebi’nin 2018 yılında Damascus Cham Holding kısmen veya tamamen Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, kuzeni olan işadamı Rami Mahluf ve ona yakın isimlerin sahibi olduğu şirketlerle ortak olan ‘Tributary Damascus Private’ adında anonim bir şirket kurduğu belirtildi. Söz konusu şirket, diğer şirketlerle birlikte Marota City adlı konut projesinin yüzde 51’lik hissesine sahip. Ortak projedeki dört şirketten diğer üçü ise, Rami Mahluf’a ait Ramak Kalkınma ve İnsani Projeler Grubu, El-Kamer Gayrimenkul Yatırım Danışmanlığı, Teymeyt Ticaret Şirketi. Aynı şekilde Rami Mahluf'un kardeşi Ehab Mahluf da yaptırımlar listesinde yer aldı. Bu şirketlerin her biri ortak projeye Suriye hükümetinin yararına finansman sağladı ve sonraki üç yıl boyunca ek katkılar da bulundu.
Açıklamada, bu kişilerin ABD'de bulunan mal varlıklarının dondurulması ve iş ortaklıklarının engellenmesi ve faaliyetlerinin Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) bildirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
OFAC düzenlemeleri genel olarak, ABD'de yaşayan kişilerin veya ikamet eden kişilerin yaptırımlar listesinde adı geçen kişiler ve kurumlarla iş yapmalarını yasaklar. Bununla birlikte söz konusu kişilerle iş yaptıkları ortaya çıkarsa ABD vatandaşı olmasalar dahi bir takım cezalar öngörebilir.



Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.