İranlı Kürt muhalife Hollanda’da bıçaklı saldırı

İranlı Kürt muhalife Hollanda’da bıçaklı saldırı
TT

İranlı Kürt muhalife Hollanda’da bıçaklı saldırı

İranlı Kürt muhalife Hollanda’da bıçaklı saldırı

İranlı muhalif siyasetçi, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Temsilcisi Sadık Zerza Hollanda’da bıçaklı saldırıya uğradı.
Hollanda basını İranlı Kürt muhalif Zerza’nın Hollanda’nın kuzeyinde bulunan Leeuwarden şehrinde bıçaklı saldırıya uğradığını aktardı.
Şarku’l Avsat’ın Leeuwarder Courant gazetesinden aktardığı bilgilere göre Hollanda’da yaşayan KDP temsilcisi Sadık Zerza, İranlı bir kişi tarafından bıçaklı saldırıya uğradı ve olayın ardından Hollanda polisi zanlının tutuklandığını bildirdi.
Hollanda polisi yaptığı açıklamada 64 yaşındaki Zerza’nın 1980’li yıllardan beri Hollanda’da yaşadığı ve Rotterdam’da yaşayan 38 yaşındaki bir İranlı tarafından saldırıya uğradığı bilgisini paylaştı.
Polis, Kürt muhalifin, birkaç bıçak darbesi sonucunda ağır bir şekilde yaralandığını ancak iyileşmesini beklediklerini belirtti.
İran’ın ölüm listesindeydi
Zerza’nın kardeşi Hollanda’da yayınlanan Telegraph gazetesine verdiği demeçte Zerza’nın kafasından, boynundan, karnından ve göğsünden ağır bir şekilde yaralandığını söyleyerek bu saldırının arkasında “siyasi gerekçelerin” olduğuna inandığını belirtti.
Kardeşi Hollanda güvenlik güçlerinin Zerza’ya yapılan saldırı girişimini engellediğine dikkat çekerek Zerza’nın “İran istihbaratının ölüm listesinde” olduğunu söyledi.
Kurban, 1989 yılında Viyana’da bir suikaste kurban giden muhalefetteki KDP lideri Abdurrahman Kasımlo’nun yeğeni olarak biliniyor. Söz konusu suikast o yıllarda İran - Avrupa Birliği ilişkilerinin bozulmasına neden olmuştu.
Aktivistler sosyal medya üzerinden bıçaklama olayının bir videosunu paylaştı ve polis videoyu tekrar paylaşmamalarını talep etti.
Başka iki muhalifin İran istihbarat güçleri lehine öldürülmesinin ardından Hollanda ve İran arasındaki ilişkiler gerilmişti. Öldürülen kişilerden biri 2015 yılının Aralık ayında Amsterdam’da, diğeri ise bundan iki yıl sonra 2017 yılının Kasım ayında öldürülmüştü.
İki muhalifin öldürülmesi Hollanda yetkililerinin 2018 yılının Temmuz ayında İranlı diplomatları sınır dışı etmesine sebep olmuştu.
Söz konusu olay Belçika’nın, Paris’in kenar semtlerinde Halkın Mücahitleri Örgütü (HMÖ) tarafından düzenlenen bir konferansa saldırmayı planlayan İranlıları tutuklamasının ardından meydana gelmişti. O sıralarda Almanya, Avusturya’da ikamet eden ve saldırı planının arkasında olduğundan şüphelenilen İranlı bir diplomatı gözaltına almıştı ve aynı zamanda Belçika, Fransa’da yaşayan İranlı bir kişinin tutuklanmasını talep etmişti.



Yeni Emeviler

Ahmed eş-Şera, Esed'in düşmesinin ardından Şam'daki Emevi Camii'nde
Ahmed eş-Şera, Esed'in düşmesinin ardından Şam'daki Emevi Camii'nde
TT

Yeni Emeviler

Ahmed eş-Şera, Esed'in düşmesinin ardından Şam'daki Emevi Camii'nde
Ahmed eş-Şera, Esed'in düşmesinin ardından Şam'daki Emevi Camii'nde

Husam İytani

Arap-İslam tarihinde gelip geçen hanedanlar ve devletler arasında Emeviler, Arap kimliğini canlandırma projesinin bayrağını taşıyacak aday olarak öne çıktı. Beşşar Esed ve rejiminin devrilmesinden sonra Emeviler’den daha fazla bahsedilir oldu. Öyle ki, bazıları Emevi politikası ve kültürünün propagandasını yapmaya başladı.

Bu projenin bayrağını taşımak için neden Emevilerin tercih edildiğini anlamak zor değil. Bu sebep de Esed rejimi, Hizbullah, Irak’ta otoritenin büyük bir bölümü ile Yemen'deki Husiler'in içinde yer aldığı azınlık ittifakını oluşturan “direniş ekseni”nin sonunu duyurmaktan başka bir şey değil. İran önderliğindeki eksen gücünün zirvesinde iken, Lübnan’da (Avncı) Özgür Yurtsever Hareket de destekçi sıralarında oturuyordu.

Ancak “yeni Emeviler” meselenin sadece Maşrık’ın (Levant) kaderini belirleme konusunda Arap kontrolünün yeniden sağlanması meselesinden ibaret olmadığını, aynı zamanda bu görevi Sünni Arap Müslümanların üstlenmesine, direniş ekseninin başını çeken mezhep ve dini grupların, son dönemde yaşadıkları yenilgiler ve Esed rejiminin çökmesiyle bir kenara itilmesine kadar uzandığını söylemekten kaçınıyorlar.

Ancak “tarihi” Emeviler belirsiz bir tercih gibi görünüyor. En azından bunu söyleyebiliriz.  Zira Emeviler hakkında sahip olduğumuz bilgilerin büyük çoğunluğunun devletin yıkılmasından sonra yazıldığı ve onlara karşı açıkça düşman bir tavırdan geri kalınmadığı konusunda görüş birliği vardır. Onlar hakkında elimizdeki en eski kitap, Emeviler döneminin sonlarında doğup Abbasiler döneminin başlarında kitabını yazan Halife bin Hayyat'ın kitabı olabilir. Emevi devletinin bir asır bile sürmediğini, yöneticilerinin bir yandan fetihlerle, diğer yandan da iç ve kabileler arası savaşlarla meşgul olduklarını da belirtmeden geçmeyelim. Öte yandan modern arkeoloji ve nümizmatik, Emeviler hakkında şu anda dolaşımda olanlardan farklı bilgiler sunmaktadır. Emevi tarihiyle ilgili dolaşımda olan anlatılar arasındaki çelişkilerin ayrıntılarına girmeden, Ürdün’deki Kusayr Amre’de keşfedilenler, Emevi tarihi hakkında bütün bilinenleri sorgulamak için yeterlidir.

Emeviliği canlandırmak, geçmişi geleceğe rehber kılan bir rüya haline getiren Baas ideolojisiyle aynı kaynaktan besleniyor

Dini açıdan Emevi Halifeliğinin Sünni mezhebine mensubiyeti, sadece Şiiliğin kurucusu olarak görülen İmam Ali bin Ebu Talib ile yaşadığı ihtilaf üzerinden tespit edilmektedir. Bu ise Sünnilik ve Şiiliğin ancak daha sonraki dönemlerde iki ayrı mezhep olarak ortaya çıktığı gibi bazı gerçekleri göz ardı etmektedir. Emevilerin, mutlak ve monarşik yönetimi meşrulaştırmak için Cebriyye’yi bir devlet doktrini olarak benimsedikleri doğrudur; ancak Emeviler dönemi bir bütün olarak belirli fıkıh akımlarının ortaya çıkışına tanık olmamıştır. Bunların çıkışı Abbasiler dönemine kadar ertelenmiştir.

Dini- fıkhi açıdan durum bu şekildedir. Öte yandan mevcut kaynaklara dayanırsak, Emevi imparatorluk projesinin devletlerin devamlılığı için yeterli unsurlara dayanmadığını görüyoruz. Emeviler dönemindeki fetihlerin hızı bizi şaşırtsa da örneğin, “Endülüs’ten Sind’e kadar uzanan” halifeliğin, sadece fetihlerden elde edilen ganimetlerin dağıtımının esas alındığı bir vergi sistemine dayandığını görürüz. Ancak kaynakların tükenmesi, Yezid bin Velid'in “kesintici” diye adlandırılmasına neden olan maaşlarda yaptığı kesintiler gibi devletin askerlerine karşı yükümlülüklerini yerine getirme gücünün azalması, bunun isyan ve hoşnutsuzluk hareketlerini körüklemesi sebebiyle bu fetihler de durdu.

Burada önemli olan, romantik milliyetçiliği andıran, basit bir canlandırma eğilimi ve çocuksu bir tarih anlayışı taşıyan imparatorluk projesi, bugün Suriye'de gördüğümüz türden, kuruluşu büyük engellerle karşı karşıya olan bir devletin sloganı olmaya uygun mudur?

Açıktır ki, Emeviliği yeniden canlandırmayı siyasi bir fikir olarak ortaya atanlar, bu sloganın, Endülüs ve Sind’de dalgalanan Emevi devletinin bayraklarıyla sınırlı görünen anlamını benimsemekle yetinmektedirler. İsrail tankları ülkenin güneyinde ilerlerken, devletin yeniden birleşme ve iç uzlaşı umutları şu ana kadar parlak görünmezken, ekonomide kayda değer bir iyileşmenin görülmediği bir dönemde, fetih övgüleri söylemenin anlamını hesaba katmadıkları açıktır.

Bu söylediklerimiz, mirasa, (hayali bile olsa) tarihe ya da toplumun beklenti ve hayallerine yönelik bir saldırı değildir. Bilakis söylenmesi gereken, bizi o devirlerden, köprülerin altından çok suların aktığı bin iki yüz yılı aşan bir zamanın ayırdığıdır. Geçmişe dönmenin çoğu zaman tarihe nesnel olarak bakıldığında hiçbir temeli olmayan yanılsamalara yatırım yapmak olduğudur. Dahası bu, Emeviliği canlandırmanın, geçmişi geleceğe rehber kılan bir rüya haline getiren Baas ideolojisiyle aynı kaynaktan beslendiğini göstermektedir. Baas Partisi’nin sonu ise kötü bir şekilde devrilene kadar geçmişi, bugünü ve geleceği mahveden Irak ve Suriye Baası olarak ikiye bölünmek oldu.

O halde yeni Emevilerin, okul kitapları, müfredat ve Feyruz'un seslendirdiği Said Akl’ın şiirleri çıkarıldığında, bu sloganlarından geriye ne kalacağını kendilerine sormaları daha iyi olmaz mı?

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.