İran’ın ‘Üzgün Malik’i

Siyasi denklemin dışına itilmesi Nuri el-Maliki’yi hayal kırıklığına uğrattı (Reuters)
Siyasi denklemin dışına itilmesi Nuri el-Maliki’yi hayal kırıklığına uğrattı (Reuters)
TT

İran’ın ‘Üzgün Malik’i

Siyasi denklemin dışına itilmesi Nuri el-Maliki’yi hayal kırıklığına uğrattı (Reuters)
Siyasi denklemin dışına itilmesi Nuri el-Maliki’yi hayal kırıklığına uğrattı (Reuters)

Hasan Fahs
İran, Irak’ta başına gelenler karşısında ya ülkeden tamamen elini çekecek ya da protesto meydanlarının estirdiği fırtınaya boyun eğmek zorunda kalacaktı. Irak sahasında İran’ın başına gelenleri şöyle sıralamak mümkün; Eski Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin istifasıyla ortaya çıkan hükümet krizinde yaşadığı hezimetler, kendi istek ve taleplerini kabullenen kişileri başbakanlık koltuğu için yeni aday olarak dayatma ortamının olmayışı, kontrolündeki siyasi ve milis gruplar arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve son olarak başbakanlık koltuğuna oturacak kişiye, bakanlık ve devlet makamlarının paylaşımı noktasında kendi hesaplarını önceleyen bir ön mutabakat dayatma çabalarının sonuçsuz kalması.
İran ya başına gelen tüm bu olaylardan sonra Irak’tan tümüyle çekilecek ya da Iraklı müttefiklerinin faaliyetleri nedeniyle halkın onayının giderek zayıflamasına ve protesto meydanlarının estirdiği fırtınaya teslim olacaktı. Buna ilave olarak ABD’nin, İran’ın Irak sahasında tek aktör olarak kalmasına rıza göstermeyişi, İran’ın daha önce izlediği yoldan farklı olarak gösterilen adayı kabul etmesi ve böylece Ulusal İstihbarat Başkanı Mustafa el-Kazimi’nin başbakanlık koltuğuna oturması ve Kazimi’nin İran’ın vizyonuna muhalif faaliyetleri karşısında Tahran’ın sessiz kalması gibi gelişmeleri İran’ın içinde bulunduğu durumu tasvir etmesi açısından zikredebiliriz.
Kazimi ile İran destekli grupların arasındaki tek ortak nokta, Irak’ın egemenliğini ve bağımsızlığını savunmak ve ülke topraklarının başka Washington ve Tahran’ın kozlarını paylaştığı bir platforma dönüşmesini engelleme isteğidir.
İran’ın önünde Irak’tan çekilmenin karşısında yer alan ikinci şıkkı seçmekten başka bir yol yoktu. Böylece Irak’ta karşı karşıya kaldığı baskı ve zorluklar karşısında taktiksel geri çekilme stratejisini hayata geçirdi. Tahran’ın bu stratejiyi benimsemek zorunda kalmasının arkasında, yönetimde kalmalarını sağlayan İran şemsiyesini ve korumasını kaybetmeleri halinde varlıklarının tehlikeye gireceğini hesaplayamayan müttefik gruplar arasındaki çıkar çatışmalarından kaynaklı anlaşmazlık ve bölünmelerin yaşanması ve ABD’nin kuşatması gösterilebilir. İran’ın bakış açısına göre, Irak’taki müttefiklerine sağlamış olduğu bu koruma şemsiyesi esasında Şii blokun yönetimdeki yerini sağlamlaştırmasını hedefliyor. Şii gruplara sağladığı bu koruma şemsiyesi, Irak’ın varlığını tehdit etme pahasına da olsa kendi şahsi ve dar hesaplarını korumayı amaçlıyor.
3 Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı’nda İranlı General Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in hayatını kaybettiği ABD hava saldırılarının hemen sonrasında Irak’taki İran yanlısı siyasi gruplar, Süleymani sonrası oluşan boşluktan istifade etme ve İran’ın esas oyuncusu olma rolünü kapmak için harekete geçti.
Bu siyasi gruplar, Tahran’ın Irak dosyasına bakan etkili isimlerin projelerini hayata geçirmek için artık kendilerine ihtiyaç duydukları düşüncesine kapıldılar. Bu düşünce, siyasi yetkinlik aşamasına ulaştıklarını, bölgesel-uluslararası dengeleri kurmada temel bir ortak olma gücüne sahip olduklarını zannetmelerine ve Abdulmehdi’nin ardından yeniden yönetimin başına geçmek için başta İran olmak üzere istedikleri taraflara siyasi şantaj uygulama gücüne sahip oldukları hissiyatına kapılmalarına neden oldu.
Bu gruplar arasında çıkan ayrışmalarla Tahran’ın ciddi darbe aldığı bir süreçte, ABD ise İran’ın Süleymani suikastına vereceği yanıtın hacim ve boyutlarını hesaplamaya çalışıyordu. Irak’ın eski Başbakanı Nuri el-Maliki bu dönemi, Irak sınırları dışından gelecek desteğe ihtiyaç duymaksızın siyaset kurumu üzerinde kendi otoritesini ve kararlarını dayatmak için fırsat olarak değerlendirdi. Ancak Maliki’nin Irak’ta yönetimin tepesini ele geçirme isteği, böyle bir kararın bölgesel, uluslararası ve Iraklı çevrelerin tümünün ortak rızasına dayandığı gerçeğine tosladı. Yönetim makamına giden yolda önüne hiçbir engel çıkmayacağını zanndeden Maliki, kendisine bağlı birkaç adayın başarısız olmasıyla bu gerçeğin farkına vardı. Nitekim bu girişim hem meydanlardaki protestoların hem de uluslararası aktörlerin iradesine tosladı. Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih de kendisine sunulan seçenekleri kabul etmediğini ve bu aday isimlerinin devlet makamlarını bölüşme anlaşmalarının yapıldığı pazarlık masasında kararlaştırıldığını belirtmişti.
Fakat İran’ın kararı gayet açıktı. Bu karar, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani ve Süleymani’nin yerine geçen İsmail Kaani’nin Irak’a düzenlediği ziyarette müttefik gruplara iletildi. Söz konusu karar Kazimi’nin başbakanlık koltuğuna oturmasının kabul edilmesini ifade ediyordu. Nuri el-Maliki, bu karar karşısında hayal kırıklığına uğradı. Zira Maliki, başbakanlık koltuğunun boş olduğu süreçte verdiği çabaların ve ABD’ye gönderdiği mesajlarla İran’dan tamamen bağımsız bir politika yürüteceği sözünü vererek yeniden başbakan olma taleplerine rağmen kendisini siyasi denklemin dışında buldu. Maliki, bunun üzerine İran tarafına kızgınlığını ifade eden mesajlar göndermekte tereddüt etmedi. Yaptığı tüm itirazların havada kalması, İran’ın Maliki’yi gözden çıkardığına işaret ediyor.
İran, yönetimin başına geçmeye ve siyasi parti hesaplarına odaklanan Maliki’nin tavırlarından duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, Irak sahasında siyasal İslam düşüncesinin en belirgin savunucusu olan Dava Partisi’nin aldığı yenilgi, parti yöneticilerini Maliki’nin neden olduğu gidişatı değiştirme ve bir çıkış yolu için arayış girişimlerine sevk etti. Nitekim bu yöneticiler, Maliki’nin parti kadroları arasında partinin konumunu yeniden güçlendirme ve 2003 sonrası siyasal İslam hakkında oluşan olumsuz imajın düzeltme potansiyeline sahip yöneticileri uzaklaştırmasından rahatsızlık duyuyor.
Irak sahasında, Tahran’ın Kazimi’yi benimsemek zorunda kalması başta olmak üzere son yaşanan gelişmelerle birlikte Maliki’nin İran ile bozulmaya başlayan ilişkilerini izlediğimde aklıma Mısırlı yazar İbrahim Aslan’ın ‘Üzgün Malik’ isimli romanından başka bir şey gelmiyor. Romanı 1991’de ‘Kit Kat’ ismiyle tiyatroya uyarlayan Davud Abdusselam, oyuna bazı yeni roller eklemesine ve olay kahramanlarının rollerinde birkaç değişiklik yapmasına rağmen güzel bir şekilde ele almıştı. Romanda, ana karakterlerden olan Şeyh Hüsni ed-Darir’in dışlanışı ve yalnızlığı işleniyor. Darir ise bu duruma ayak uydurmak için tuhaf ve gülünç yollara başvuruyor.

* Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir



Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Sudan ordusu, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Batı Libya’da iş birliğini güçlendirmek amacıyla sürpriz görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılarda iki ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin artırılması yolları ele alındı.

UBH Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş’ın, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir ve beraberindeki heyeti kabul ettiğini bildirdi. Açıklamada, yüksek seviyeli toplantının ‘iki kardeş ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüşmek için’ düzenlendiği belirtildi.

Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Bu görüşme, Batı Libya ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter’in kontrolündeki Doğu Libya arasında yaşanan siyasi ve askeri bölünmenin arka planında gerçekleşiyor. Hafter, Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ‘iş birliği’ yaptığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

UBH hükümetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu toplantıyı, ‘Sudan ordusunun Libya’daki askeri ve güvenlik bölünmesinden yararlanan HDK karşısında attığı önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, 26 Şubat 2024’te başkent Trablus’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyarette, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile bir araya gelmişti. İki lider, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik ikili görüşmeler gerçekleştirmişti.

 Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)

El-Menfi ile Burhan, o dönemde iki ülke arasında heyet değişimini ve imzalanan anlaşmaların uygulanmasını kararlaştırdı. İki ülke heyetlerinin katıldığı görüşmelerde ortak ilgi alanındaki konular ele alındı ve ‘Sudan ile bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması’ hedeflendi.

Trablus’taki Genelkurmay Başkanlığı’nda dün yapılan buluşmada, Libyalı yetkili en-Nemruş, Libya ve Sudan halklarını birleştiren ‘tarihî bağlar ve köklü ilişkilerin derinliğine’ vurgu yaptı. En-Nemruş, ‘ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde ortak koordinasyonun geliştirilmesinin ve bölgedeki güvenlik ile istikrara katkı sağlamasının önemini’ vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı, toplantıda ‘bilgi paylaşımı ve güvenlik koordinasyonu alanında iş birliğinin uygulanma yöntemlerinin’ ele alındığını açıkladı. Taraflar ayrıca, ‘askeri eğitim programlarının ve deneyim paylaşımının genişletilmesi; personelin yeterliliğinin artırılması ve hazırlık seviyesinin yükseltilmesi’ konusunda mutabık kaldı. Bu adımlar, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı ve yapıcı iş birliği hedeflerini yansıtıyor.

Öte yandan LUO, Sudan’daki HDK’ye destek sağlamakla ilgili suçlamaları daha önce görmezden gelmişti. Reuters, güneydoğu Libya’daki Kufra Havalimanı’nın, Darfur’daki el-Faşir kenti üzerindeki kontrolün güçlendirilmesi için lojistik üs olarak kullanıldığını bildirmişti. LUO, bu iddialara yanıt vermemişti.

Reuters geçtiğimiz aralık ayında yayınladığı bir haberde, ‘Kufra üzerinden geçen ikmal hattının, HDK’nin el-Faşir şehri üzerindeki kontrolünü güçlendirmede merkezi bir rol oynadığını ve bu sayede Darfur’daki varlığını sağlamlaştırmasını sağladığını’ belirtmişti.

Nisan 2023’te Sudan iç savaşı başladığından bu yana LUO’ya HDK’ye yardım sağladığı yönünde tekrar eden suçlamalar yapıldı. Ancak LUO, o dönemde bu iddiaları yalanlayarak, Sudan tarafları arasında çatışmaların durdurulması için ‘arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu’ açıklamıştı.


İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.