Kahire, Addis Ababa ile müzakerelerde bulunma taahhüdünü yineledi

Etiyopya tarafından inşa edilen Nahda Barajı (AFP)
Etiyopya tarafından inşa edilen Nahda Barajı (AFP)
TT

Kahire, Addis Ababa ile müzakerelerde bulunma taahhüdünü yineledi

Etiyopya tarafından inşa edilen Nahda Barajı (AFP)
Etiyopya tarafından inşa edilen Nahda Barajı (AFP)

Bahaddin Ayyad
Mısır, Etiyopya’nın gelecek ay Nahda Barajı’nı doldurmaya başlama konusundaki tek taraflı planı hayata geçirmesini engelleyecek bir anlaşmaya varmak için Addis Ababa ile müzakere etme taahhüdünü yineledi. Etiyopya’nın barajı doldurma işlemi hususunda uluslararası yükümlülüklere uyması gerektiğini belirten Mısır, Güvenlik Konseyi’nin (BMGK), Mısır’ın BMGK’ya yönelmesinden saatler önce Etiyopya Dışişleri Bakanı tarafından ilan edilen Etiyopya girişimlerini durdurmayı başaramazsa ortaya koyulacak uygulamalarda ‘açık ve net’ olacağını vurguladı.
Kaynaklar, Libya’daki ‘kırmızı çizgilerinin’ aşılması konusunda ‘gerekirse’ güç kullanmakla tehdit eden Mısır’ın sert açıklamaları ve Arap devletlerinin Mısır’ın tavrına ‘tam desteğini’ ilan etmesi çerçevesinde Kahire’nin yıllardır sürdürdüğü ‘stratejik sabrın’ değiştiğini belirtti. Diplomatik kaynakların aktardığına göre Arap dışişleri bakanları düzeyinde video konferans yoluyla bugün düzenlenmesi planlanan toplantının ertelenmesi sonrasında Libya krizini ve Nahda (Rönesans) Barajı’nı ele almak üzere 24 Haziran’da bir Arap toplantısı düzenlenecek. Aynı şekilde iki ülkenin sınırlarına yakın olan bir Sudan kampına yönelik son Etiyopya saldırılarının, Etiyopyalı milisler tarafından sınır bölgelerindeki Sudanlı çiftçilere yapılan saldırıdan haftalar sonra yeni bir gerginliğe yol açabileceği belirtildi.

Baraj konusu BMGK’da
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, 22 Haziran’da Etiyopya Dışişleri Bakanı’nın ‘Mısır’ın müzakereden kaçış olarak BMGK’ya başvurduğunu’ ifade ettiği açıklamalarına dikkat çekti. Bakan Şukri, Mısır’ın onlarca yıldır iyi niyetle müzakerelerde bulunduğunun altını çizerken Mısır’ın herkesin çıkarlarına hizmet eden bir anlaşmaya varmak amacıyla üzere müzakere etmeye istekli olduğunu söyledi.
Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedu Andargachew, geçen cuma günü Associated Press (AP) haber ajansına yaptığı açıklamada “Etiyopya, gelecek ay Mısır ile bir anlaşmaya varsın ya da varmasın Nahda Barajı’nın dolduracak” ifadelerini kullanmıştı. Söz konusu açıklamadan iki gün sonra ise Mısırlı Bakan aynı ajansa yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Mısır, BMGK’dan sorumluluklarını yerine getirmesini ve Etiyopya’nın tek tarafları kararlar almasını engellemesini istiyor. BMGK, uluslararası barış ve güvenlikle yakından ilişkili bu tehdidini ele almakla sorumludur. Elbette Etiyopya’nın bu konudaki tek taraflı eylemleri böyle bir tehdit oluşturacaktır.”
Etiyopya Dışişleri Bakanı da geçen cuma günü yaptığı açıklamada ülkesinin, özellikle de kalkınma hususunda su kaynaklarının kullanımı için Mısır ve Sudan’a ‘yalvarmayacağını’ vurguladı.

Mısır’dan BMGK’nın Fransız Başkanı’na mesaj
Mısır Dışişleri Bakanı, Fransa’nın Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi’ne yazdığı bir mektupta şunları iletti:
“Etiyopya’nın uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturabilecek devam eden uyuşmazlığı ışığında durumun ciddiyeti, beni BMGK’dan bu meseleye hızlı bir şekilde müdahalede bulunmasını istemeye itiyor. Mısır, Nahda Barajı hakkında, Mavi Nil’e kıyı üç ülkenin haklarını ve çıkarlarını koruyan bir anlaşma imzalayarak bu duruma dostane bir çözüm bulmak için her yolu inceledikten sonra meseleyi BMGK’ya taşımayı tercih etti.”
Mektupta, Etiyopya’nın geçen şubat ayında müzakerelerin son turundan geri çekildiğini ilan etmesinden önce, ABD ve Dünya Bankası himayesindeki ‘sıkıntılı’ müzakerelerin dördüncü ayında, üç ülkenin ulaştığı Washington anlaşmasının bir kopyası da yer aldı. Mektupta ayrıca şu ifadeler yer aldı:
“Etiyopya, baraj rezervuarının doldurulma işleminin tek taraflı olarak başlaması konusunda ısrar ediyor. Bu, siyasi düzeyde son derece endişe verici bir durumdur. Hayati öneme sahip bir nehrin kontrolünü sağlamak üzere tehlikeli bir girişimi temsil eder. Bunun yanı sıra Nahda Barajı’yla ilgili İlkeler Bildirgesi Anlaşması’nın önemli bir ihlali anlamına geliyor.”
Sudanlı siyaset araştırmacısı Kaddafi Cuma, konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mısır’ın Nahda Barajı meselesinin BMGK’ya taşıyarak ortaya koyduğu şey, Etiyopya’yı felç etti. Etiyopya, bu duruma karşı açıklamalar ve suçlamalar öne sürdü. Zira durum, Abiy Ahmed Ali’yi endişelendiren bir oyunu temsil ediyor. Bu, bir ekonomi ve kalkınma meselesidir. Gerilimin artması, uzlaşı sağlamazsa Addis Ababa’ya yönelik ekonomik yaptırımlara yol açabilir.”

Etiyopya Başbakanı Abi Ahmed (AFP)

Gövde gösterisi
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin geçen cumartesi günü ülkenin batı sınırındaki kuvvetlere düzenlediği ziyaret sırasında yaptığı ‘Kahire’nin Etiyopya’yla olan anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye bağlı kalacağı’ açıklamasına rağmen Mısır Dışişleri Bakanı, 22 Haziran’da BMGK’nın tarafları bağlayıcı bir anlaşmaya ulaşarak Etiyopya’yı barajı doldurmayı durdurmaya ikna etmeyi başaramazsa ülkesinin açık ve net şekilde alacağı başka önlemler olduğuna dikkat çekti.
Bakan, barajı anlaşma olmadan doldurmanın 2015 tarihli İlkeler Bildirgesi’ni ihlal edeceği konusunda uyardı.
Ülkesinin kimseyi askeri eylemle tehdit etmediğini ve siyasi bir çözüm aradığını vurgulayan Samih Şukri, ‘son altı yılda ülkesinin dolaylı olarak bile bu tür olasılıkları gündeme getirmediğine’ dikkat çekti.
Mısırlı Bakan, AP’ye yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“BMGK, Etiyopya’yı müzakere masasına oturtamazsa kendimizi başa çıkmak zorunda olduğumuz bir durumda bulacağız. Zamanı geldiğinde ortaya koyacağımız eylemlerde açık ve net olacağız.”

BMGK’nın 5 daimi üyesinin Konsey tarafından bağlayıcı bir karar almak için yapılan çağrı hususunda tutumları net olmasa da Şukri, ABD ve diğer BMGK üyelerine ‘Afrika ülkeleriyle birlikte üç ülkenin çıkarlarını dikkate alan bir anlaşma sağlama’ çağrısında bulundu.

Arap Birliği
Arap diplomatik kaynakları, Nahda Barajı meselesinin Libya konulu planlanan bakanlık toplantısına dahil edileceğini aktarırken Mısır Dışişleri Bakanı da 22 Haziran’da Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alavi ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Müsteşar Ahmed Hafız şu açıklamada bulundu:
“Ortak öneme sahip meseleler ve bölgedeki gelişmelerle ilgili tüm bölgesel konularda istişarelerde bulunuldu. Salı günü yapılması planlanan bakanlık düzeyindeki Arap Birliği konseyi toplantısında ele alınacak konular, özellikle Ummanlı Bakan’ın Arap Birliği Konseyi’nin mevcut oturum başkanlığı ışığında video konferans aracılığıyla görüşüldü.”
Kaynaklar da “Meseleyi yeniden Arap Birliği’ne taşımak, Mısır’ın BMGK’ya yaklaşımı için daha fazla Arap desteği elde etmeyi amaçlıyor” dedi.
Ahmed Hafız, “Mısır’ın meseleyi BMGK’ya taşıması hususundaki Sudan’ın son tavrı çelişkili. Geçen mart ayında alınan Arap kararıyla ilgili Sudanlı çekincelerini anımsatabilir” ifadelerini kullandı. Hafız, Mısır ve Sudan’ın tavırlarını destekleyen bazı belirsiz ya da tereddütlü tavırların varlığına rağmen kararın fikir birliğiyle karşılaşacağını söyledi.
Etiyopya, daha önce Mısır’ın meseleyi Arap Birliği düzeyine taşımasını kabul etmemişti. Aynı şekilde Washington müzakereleri sırasında Kahire’yi desteklemek üzere ilan edilen tavırları reddeden bildiriler yayınladı. Diplomatik ve uluslararası ilişkiler hususunda uzman olan Etiyopyalı Emmanuel Kabermadhan konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Mısırlılar, tüm Afrika’da bir ruh ve varlığa sahip olmasalar da her zaman destek için Kıta’nın dışına koşarlar. Bu onların Afrika hakkındaki görüşlerini gözler önüne seriyor. Cumhurbaşkanı Sisi, 2019 yılında birliğin başkanlığında olmasına rağmen, Afrika Birliği çatısı altında bu konu hakkında hiç konuşmadı. Bu gündemi, kendisinden destek alınabileceğine inandığı dış dünyaya taşımayı tercih etti. Bu, kabul edilemez bir durumdur.”
Mısır Cumhurbaşkanı’nın Libya açıklamasına dair ise Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, sert bir bildiri yayınladı. ‘Mısır ulusal güvenliğinin, kendi güvenliklerinin ayrılmaz bir parçası’ olduğu vurgulandı. Bildiride Nahda Barajı krizine doğrudan değinilmezken Suudi Arabistan, Mısır’ın sınırlarını ve halkını savunma hakkına sahip olduğuna dikkat çekti.
Şukri ve Ürdünlü mevkidaşı Eymen es-Safadi arasında geçen pazar günü, ‘Nahda Barajı’ meselesine ilişkin bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Safadi, barajı doldurma hususunda tek taraflı adım atılmaması gerektiğini, uluslararası hukuk uyarınca Mısır’ın Nil suyu haklarını ve tüm tarafların haklarını koruyan bir anlaşmaya varılmasının önemini vurguladı.

(Etiyopya Başbakanı'nın Facebook'taki resmi sayfası)

Sudan; Etiyopya ve Mısır’ın adımlarına karşı çıktı
Sudan, Kahire’nin BMGK çağrısı sonrasında Mısır’ın Nahda Barajı’yla ilgili sorunları çözme yolunda Konsey’e başvurmasını desteklemediği yönünde sinyaller yayınladı. Sudan Dışişleri Bakanı Ömer Kamureddin, İngiltere merkezli BBC’ye yaptığı açıklamada adımın ‘hassas durumu karmaşıklaştıracağını’ belirterek ülkesinin meseleyi BMGK’ya taşımasını desteklemediğini vurguladı.
Hartum’un anlaşma olmaksızın doldurma işlemine başlanmasını kabul etmediğini belirten Kamureddin, “Baraj rezervuarını herhangi bir anlaşma olmadan doldurmaya yönelirse Sudan, Etiyopya ile karşı karşıya gelmeyecek” dedi.
Ancak Sudan Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas, geçen pazar günü ülkesinin, ‘müzakerelerin, Nahda Barajı hususunda anlayışlara ulaşmanın en etkili yolu’ olduğuna dair istikrarlı bir tutum sergilediğini vurguladı. Abbas, düzenlediği basın toplantısında Sudan’ın er-Roseires Barajı’nın güvenliğini ve faaliyetlerini güvence altına almak için barajı doldurmaya başlamadan önce bir ön koşul olarak bir anlaşma imzalanması gerektiğini görüşünü halen savunduğunu kaydetti. Bakan ayrıca Sudan’ın haklarını güvence altına almak için tüm senaryolardan sorumlu olduğunun altını çizdi.
Sudan müzakere heyetinde hukuk işleri yetkilisi Hişam Kahin, ülkesinin üç ülke için gerekli olan uluslararası bir anlaşmaya varmak için müzakere ettiğini belirtti.

Hemedti’nin ziyareti sırasında savunma koşuşturması
Sudan’ın söz konusu tavrı, Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti) Addis Abada ziyaretinden birkaç gün sonra geldi. Ziyaret, Sudan çevrelerinde Etiyopya’nın Nahda Barajı uzlaşmazlığını kabul etmeyen Sudan tavrına ilişkin tartışmalara neden oldu. Durum, Sudan Dışişleri Bakanlığı’nı, ziyaretin bakanlıkla koordineli olarak gerçekleşmediğini açıklamaya yöneltti.
Hartum’un bir anlaşma olmadan barajın doldurulmasını kabul etmeyeceği açıklamasıyla eş zamanlı olarak geçen pazar günü sınırda gerginlik baş gösterdi. Bu çerçevede Hartum ve yerel medya organları, ‘ordu destekli Etiyopyalı milisleri’ Sudan ordusunun kampına saldırmakla suçladı.
Sudanlı siyasi araştırmacı Kaddafi Cuma “Etiyopya’nın 22 Haziran’da Atbera bölgesindeki saldırısı, 1 ay içerisinde yapılan ikinci saldırıdır” diyerek Etiyopya’nın saldırıyı ‘silahlı kuvvetleri ile değil çeteler aracılığıyla gerçekleştirdiği’ iddialarına dikkat çekti. Cuma, “Etiyopya ordusuna bağlı olan bu güç, ağır silahların ve dört tekerlekli araçların desteğiyle Sudan ordusunun el-Enfal Kampı’na saldırdı” dedi.
Kadarif Valisi Tuğgeneral Nasreddin Abdulkayyum, Etiyopya silahlı kuvvetlerinin konum ve yakıt açısından iki ülke için stratejik öneme sahip Atbera bölgesini kontrol etmek istediğini vurguladı.
Sudanlı araştırmacı Cuma konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
 “Saldırı, Hemedti’nin Addis Abada ziyareti ve sınırları güvence altına alma hususundaki toplantılar sonrasında gelmesi nedeniyle arenayı karıştırdı. Kamureddin’in Sudan’ın Etiyopya ile karşı karşıya gelmeyeceği yönündeki açıklamaları, son zamanlarda Kahire ile yakınlaşma olarak tanımlanan Sudan tavrının gerçekliği hakkında, konuya yakın birçok gözlemci ve takipçinin kafasını karıştırdı. Bana göre bu, sivil hükümetten kaynaklanıyor. Sivil taraf Bakanlar Kurulu’nu temsil ediyor ve bu konudaki tavırları net değildir. Dış ilişkileri de öyle. Etiyopya’ya bir şekilde sadık kalıyor. Bunun, iktidardaki varlıkları açısından önemi olduğuna inanıyor ve bu da Nahda Barajı’na ilişkin olarak taviz vermelerine yol açıyor.”
Beni Şangul İnsan Hakları Kuruluşu Başkanı İbrahim el-Hanaki de şu açıklamaad bulundu:
“Etiyopya, tıpkı onlarca yıl önce Sudan’ın Beni Şangul bölgesini işgal ettiği gibi bugün de Nil’i işgal ediyor. Hiç şüphe yok ki Mısır ve Sudan, sulara egemen olmak için kuşattığı Mavi Nil’den gelen yaşam çizgisinin işgaline karşı direniyor.”

Abi Ahmed yeni savunma stratejisini görüşmek üzere askeri liderlerle görüştü (Etiyopya Başbakanının resmi Facebook sayfası)

Etiyopya ‘güç’ açıklamasına tepkili
Gözlemciler, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmet Ali’nin ‘su çıkarlarını savunmak için diplomatik olmayan alternatifler sunması’ sonrasında dolaylı olarak Mısır’a bir mesaj göndererek ‘yeni bir savunma stratejisi’ görüşmek üzere ordu liderleriyle bir araya geldiğini aktardılar. Toplantıdan 1 gün önce de Mısır Cumhurbaşkanı, ‘ülkesinin, mümkün olan her türlü aracı kullanmaya hazır olduğu’ uyarısında bulundu. Suyun Mısır vatandaşları için ‘temel bir bileşen ve varlık meselesi’ olduğunu belirten Sisi, ulusal güvenliğine yönelik herhangi bir tehdide karşı askeri güç kullanılacağına dikkat çekti.
Etiyopya Başbakanlık Ofisi, geçen pazar günü Abiy Ahmed’in, Etiyopya ordusunun liderleriyle ‘verimli’ görüşmeler yaptığını bildirirken görüşmelerin ‘yeni savunma stratejisi ve kurum inşası faaliyetlerine odaklandığını’ vurguladı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan Etiyopyalı araştırmacı Kabermadhan ülkesinin BMGK’nın sadece üç ülkeyle ilgili olan Nahda Barajı meselesine müdahale etmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Araştırmacı “Dünyanın bilmesi gereken bir gerçek var; Etiyopya, kaynaklarını kullanma konusunda mutlak bir hakka sahiptir ve herhangi bir kişi, kurum veya ülkeden izin almamız beklenmemelidir” ifadelerini kullandı. Kabermadhan, ülkesinin projenin başından bu yana Nil Nehri havzasına kıyıdaş ülkelere zarar verme niyetinin olmadığını açıkça belirttiklerine dikkat çekti.
Etiyopyalı araştırmacı, ülkesinin iki ülke arasındaki krizin çözümüne dair Mısır’ın, herhangi bir üçüncü tarafa başvurmasının kabul edilemez olduğunu belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Etiyopyalılar, en başından bu yana Mısır’ın barajın inşasını durdurmak için çeşitli kurumların ve dünyanın kapısını çaldığını çok iyi biliyor. Nil konusunda Mısır’ın yürüttüğü dış politikanın uzun yıllardır farkındayız. Bu yüzden bu projeyi yurt dışından herhangi bir finansal destek almadan yürütmeye karar verdik. Etiyopya, kaynaklarını kullanmaya çalıştığında İsmail Paşa, Cemal Abdunnasır, Enver Sedat ve Hüsnü Mubaret gibi Mısır liderlerinin yaptıklarını, hatta Muhammed Mursi’nin toplantısının tehditlerini unutmadık. Eski projelerimiz ortaya koyarken karşılaştığımız şeyleri hatırlayın. Yani bu tecrübeye sahibiz ve kimse önümüzdeki ay barajı doldurmamızı engelleyemez.”
Diğer yandan güvenlik işlerinde uzman araştırmacı olan Sudanlı Talal İsmail konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Nahda Barajı krizinin devam etmesinin elbette güvenlik ve askeri gerilim açısından yansımaları olacak. Çünkü ister baraj yönetimini ulusal ve su güvenliğine karşı bir tehdit olarak gören Mısır için olsun isterse bunu ulusal bir proje, kalkınma ve bölgesel rolle ilgili bir stratejinin özü olarak gören Etiyopya için olsun konu büyük ulusal çıkarlarla bağlantılıdır. Anlaşmazlık son günlerde kontrol altına alınamıyorsa bu gerginliğe doğru hızla ilerleyeceğiz demektir. Belki de askeri çatışmalar yaşanacaktır.”



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe