Almanya, Sudan Ortaklıklar Konferansı’na ev sahipliği yapıyor

Almanya, Sudan Ortaklıklar Konferansı’na ev sahipliği yapıyor
TT

Almanya, Sudan Ortaklıklar Konferansı’na ev sahipliği yapıyor

Almanya, Sudan Ortaklıklar Konferansı’na ev sahipliği yapıyor

Geçtiğimiz Şubat ayında Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’un Almanya Başbakanı Angela Merkel’e ile görüşmesinin ardından Almanya, Sudan'a yatırım yasağını kaldırarak uluslararası toplumu Sudan’a yatırımı yeniden benimsemesinin önünü açtı.
Bugün Almanya, Sudan'ın ekonomik istikrara kavuşmasına yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir konferansa ev sahipliği yaparak Hartum için yeni bir umut kapısı açmak için çaba sarf edecek.
50 ülkeden ve uluslararası kuruluştan yetkililerin katılacağı ve yaklaşık iki buçuk saat sürecek video konferans toplantısını düzenleyenlerin başında Almanya, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) yer alıyor.
Sudan Başbakan Abdullah Hamduk ‘un konferansın açılışı sırasında Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Avrupa Birliği (AB) Dış Politika ve Güvenlik İşleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir konuşma yapması bekleniyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre, konferansta Washington’u ABD’nin Sudan Özel Elçisi Donald Booth ve ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) Başkan Vekili John Barca temsil edecek.
Açılış oturumundan sonra, Berlin'de konferansa bizzat katılmayı planlayan Sudan Maliye Bakanı İbrahim Badawi konferansta önemli bir konuşma yapmayı planlıyor.
Badawi ayrıca Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'ndan yetkililerin yanı sıra ekonomik reformlar ve uluslararası finans kurumlarının desteği ile ilgili bir oturuma katılmayı planlıyor.
Konferanstan önce açıklama yapan Maas, uluslararası toplumun ekonomik reformları desteklemek için finansal kaynakları harekete geçireceğini söyleyerek, ortak hedefin Sudan halkının daha iyi bir gelecek elde etmesine yardımcı olmak olduğunu aktardı. Bu bağlamda Guterres ise, konferansın 'Sudan'ı demokratik sivil yönetime doğru siyasi bir geçiş arayışında desteklemek için eşsiz bir fırsat' olduğunu ifade ederek, “Bu geçiş, Sudan’da kalıcı güvenlik ve kalkınma için uzun ekonomik ve sosyal iyileşme yolunun başlangıcı olacak” dedi.
Diğer yandan AB Dış Politika ve Güvenlik İşleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Avrupa Birliği’nin Sudan'daki demokrasinin geleceğini desteklemeye ve halkının isteklerini gerçekleştirmeye hevesli olduğunu söyledi. Borrell ayrıca, geçiş döneminde AB’nin Sudan’ı destekleyerek demokratik değişime yol açtığını kaydetti.
Sudan Başbakanı Hamduk, Sudan Ortaklık Konferansı'nın uluslararası toplumla yeni bir ilişki kuracağını ve Sudan'ın uluslararası topluma eşit bir uluslararası ilişkiyle sonuçlanan bir ortaklık şeklinde geri dönüşünün işaretlerini temsil ettiğini söyledi. Hamduk ayrıca, konferansın, özgürlük, barış ve adaletle temsil edilen devrimin sloganına ulaşmak için ekonomik kalkınma planının genel çerçevesinin ele alınmasına yardımcı olacağını aktardı.
Sudan Maliye Bakanı ise, 'Sudan Ortaklık Konferansı'nın tüm göstergelerinin,  Sudan'daki geçiş döneminin hedeflerine ulaşması için önemli destek sağlama olasılığını gösterdiğini söyledi.
Badawi dün gerçekleştirilen basın toplantısı sırasında Sudan'ın ekonomideki reform sürecini izlemek adına Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) yılda yaklaşık bir milyar dolar alacağını beklediklerini söyleyerek, ülkesinin gelecek dönem için büyük bir dönüşüm vaat ettiğini bildirdi.
Uluslararası Para Fonu tarafından Salı günü yayınlanan bir açıklamaya göre, yapısal reformların uygulanması için Hartum hükümeti ile anlaşmaya varıldığı, taraflar arasından anlaşmanın ise IMF Yönetim Kurulu tarafından onaylanmasının beklendiği aktarıldı.
Açıklamada, Sudanlı yetkililerin, makroekonomik istikrarı geri kazanma çabalarını desteklemek, güçlü ve kapsamlı büyümenin temelini atmak ve reform programının kontrolü için önümüzdeki 12 ay boyunca anlaşmanın uygulanmasını talep ettiği bildirildi.
Program, dış finansmanı harekete geçirmeyi ve Ağır Borçlu Yoksul Ülkeler (HIPC) girişimi için borçların azaltılmasına yönelik ilerlemenin yanı sıra koronavirüs salgınının ekonomik etkileriyle de ilgilenmeyi amaçlamaktadır.
Badawi, Uluslararası Para Fonu programını hızlı bir şekilde uygulama konusundaki iyimserliğini dile getirerek, hükümetinin önümüzdeki altı ay içinde Sudan'ın uluslararası finansmanlarla ilişkilerini normalleştirmesini sağlayacağını aktardı.
Bakan ayrıca programın müzakerelerin sonucu olduğunu ve Sudan ile Uluslararası Para Fonu arasındaki ilişkiyi yöneteceğini söyledi.
Sudan ekonomisi 2019 yılında yüzde 2,5 oranında yaşadığı daralma sebebiyle zorluklarla karşı karşıya olup,  korona salgınının ekonomi üzerindeki etkileri nedeniyle 2020 yılında yüzde 8 oranında daralma bekliyor.
Sudan'ın dış borçları yaklaşık 60 milyar dolar. Uluslararası Para Fonu, Sudan'ın borç yükünün sürdürülemez olduğunu ve 2019'da GSYİH'nın yüzde 190'ını aştığını söyledi.
Sudanlı Bakan, hükümetin geçiş ve ekonomik reform sürecindeki mevcut zorlukların üstesinden gelmek adına uluslararası ekonomik, politik ve diplomatik desteğe ihtiyaç duyduğunu söyleyerek, hükümetin Ömer el Beşir rejiminden çökmüş bir ekonomiyi miras aldığını hatırlattı.
Sudan Ortaklık Programı’nın ekonomik dönüşümün stratejik hedeflerini, büyümenin başlatılması ve verimliliği artırmayı içerdiğini söyleyen Bakan, konferansın Sudan'ın uluslararası finans kurumlarıyla ilişkisini canlandıracağını kaydetti.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri Ekonomi Komitesi Üyesi Dr. Muhammed Şeyhun Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, konferansın, bağışçı ülkelerin korona salgını sonucunda yaşadığı koşulları ve borçlarının yaklaşık 60 milyar dolara yükselmesine ve ödeme yapamamasına rağmen destek gerektiren Sudan'ın durumunun uzlaştırılmasını sağlayacağını söyledi. Şeyhun açıklamasında, geçiş hükümetinin, bağışçıların ve uluslararası kurumların yükümlülüklerinde ekonomiye yönelik sübvansiyonları kaldırmak ve genişletici harcamalar yaparak devletin bütçe açığını kapatmak için hibeler, krediler ve sübvansiyonlar sağlamak için çalıştığını söyledi.
Öte yandan Ekonomi Uzmanı Dr. Heysem Muhammed Fethi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, konferansın, geçiş hükümetinin, Sudan siyasi ve ekonomik durumunu tartışan entegre bir forumla uluslararası toplumla etkileşim kurma fırsatını sağladığını belirtti. Fethi açıklamasında, hükümetin geçiş dönemi için fon kaynakları ve performans ölçüm göstergelerini içeren tutarlı bir ekonomik ve siyasi strateji sunmaya davet edebileceğini söyledi.



İsrail, Gazze’deki aktivistlere ya tek başlarına ya da aileleriyle birlikte öldürülmek arasında bir seçim mi sunuyor?

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
TT

İsrail, Gazze’deki aktivistlere ya tek başlarına ya da aileleriyle birlikte öldürülmek arasında bir seçim mi sunuyor?

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)

“İşgal güçlerinden telefon aldı ve kendisine ailesiyle birlikte bombalanmak ya da tek başına öldürülmek arasında seçim yapması söylendi.” Son dönemde Gazze Şeridi’nde, İsrail’in doğrudan hedef alarak öldürdüğü bazı Filistinli grupların mensuplarının aileleri tarafından dile getirilen benzer anlatımlar sıkça gündeme geliyor. Söz konusu kişiler, küçük sokaklarda veya ana caddelerde yürürken, konutların ve apartmanların çatılarında ya da aileleriyle birlikte yaşadıkları sığınma merkezlerinde İsrail’in doğrudan saldırılarına maruz kaldı.

Bu anlatımların son örneği, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) çarşamba günü öğle saatlerinde, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un merkezinde bulunan yerinden edilmiş kişilere yönelik bir sığınma merkezindeki odanın çatısında bulunan Muhammed el-Beyuk’u hedef almasıyla yaşandı. El-Beyuk’un, Şin-Bet bünyesinde görevli bir subaydan telefon aldığı ve subayın kendisine ailesiyle birlikte bombalanmak ya da tek başına öldürülmek üzere çatıya çıkmak arasında seçim yapmasını söylediği belirtildi. El-Beyuk’un ikinci seçeneği tercih etmesinin ardından küçük bir füzeyle hedef alındığı aktarıldı.

Şarku’l Avsat’ın iletişime geçmeye çalıştığı el-Beyuk ailesinin bazı üyeleri konu hakkında yorum yapmayı reddederken, diğerleri anlatılanların doğru olduğunu teyit etti. Bunlar arasında, olay sırasında bölgede bulunan ve hedef alınan kişinin teyzelerinden birinin oğlu da yer aldı. Söz konusu kişi, el-Beyuk’un telefon görüşmesinin ardından tek başına dışarı çıkmasını engellemek amacıyla peşinden giden diğer teyzesinin ağır yaralandığını doğruladı.

Uymak zorunda kalmak

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki kaynaklara göre, bu tür olaylar son birkaç ay içinde birçok kez tekrarlandı. Kaynaklar, son dönemde yaklaşık beş kişinin benzer durumlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Gazze Şeridi’nin orta kesiminde bulunan Deyr el-Balah’taki el-Aksa Hastanesi’nin morgunda, yakınlarının cenazesi başında göz yaşı döken Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesiminde bulunan Deyr el-Balah’taki el-Aksa Hastanesi’nin morgunda, yakınlarının cenazesi başında göz yaşı döken Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)

Kaynaklardan biri, bazı söylentilerde bu tür olayların çok sık yaşandığının öne sürüldüğünü, ancak güvenlik incelemelerinin ardından bu iddiaların doğru olmadığının anlaşıldığını ifade etti. Bununla birlikte, son üç ay içinde bu türden en az beş olayın yaşandığını kaydetti.

Kaynak, İsrail istihbarat subaylarından bu tür telefonlar alan kişilerin, aile üyelerini ölümden korumak amacıyla ailelerinden uzaklaşmak ve söyleneni yerine getirmek zorunda kaldıklarını belirtti. Bunun İsrail’in doğrudan infaz uyguladığının ve aktivistleri ailelerinin başına gelebileceklerle korkutmaya çalıştığının bir göstergesi olduğunu söyledi. Kaynak, İsrail’in sorgulamalar sırasında güvenlik bilgisi vermeyi reddetmeleri halinde yakınlarını öldürmekle tehdit ettiği çok sayıda tutukluya da benzer yöntemler uyguladığını, bazı tutuklulara ise psikolojik baskı kurmak amacıyla öldürülen çocuklarının ve yakınlarının fotoğraflarını gösterdiğini hatırlattı.

Kaynak, tespit edilen tüm vakalardaki kişilerin askeri faaliyetlerle bağlantılı aktivistler olduğunu belirtti. Üst düzey yöneticiler ve sahada öne çıkan komutanların ise çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi pahasına dahi olsa ağır saldırılar, füzeler ve çok sayıda kamikaze İHA kullanılarak düzenlenen operasyonlarla suikasta uğradığını ifade etti.

İmajını aklama

Kaynaklar, bu yöntemin “işgal güçlerinin Filistinlilere karşı merhametli olduğu ya da dünya kamuoyu nezdinde imajını aklamaya çalıştığı anlamına gelmediği” konusunda görüş birliğine vardı. Kaynaklar, çok sayıda hava saldırısının kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin ölümüne yol açmaya devam ettiğini vurguladı.

 Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 28 Ekim 2026 (Reuters)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 28 Ekim 2026 (Reuters)

Bununla birlikte İsrail’in, kendisine yönelik uluslararası eleştirilerin devam etmesi ve bu konuda ABD ile varılan mutabakat çerçevesinde, kendi ifadesiyle ‘ikincil kayıpları’ azaltmaya çalıştığı görülüyor. İbranice yayımlanan Haaretz gazetesi, geçen eylül ayının başında bu yönde bir haber yayımlamıştı.

Gazeteye göre ABD ve İsrail, Gazze Şeridi’nde güç kullanımı konusunda bir mutabakata vardı. Haberde, ABD yönetiminin istisnai durumlar dışında İsrail’in operasyonlarına müdahale etmediği ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan Gazze’deki güçlerini dizginlemesini istemediği belirtildi.

Haaretz, ABD’nin özellikle sivil kayıpların yaşandığı olaylara odaklandığını, Hamas mensubu aktivistleri küçük bomba ve füzelerle hedef alan İHA’ların kullanılması sonucunda sivil kayıpların nispeten azaldığını kaydetti.

Sahadaki kaynaklardan biri ise söz konusu haberleri değerlendirerek bunların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Kaynak, son dönemde bir aktiviste yönelik suikast girişimi sırasında veya gelişigüzel bombardımanın devam etmesi nedeniyle düzenlenen hava saldırılarında sivillerin hayatını kaybettiğini belirtti. Bu çerçevede çarşamba günü, Han Yunus’un güneyindeki el-Mevasi bölgesinde, Gazze Şeridi’ne giren malların hareketliliğini takip etmekle görevli hükümet bakanlıklarına bağlı bir noktaya düzenlenen saldırıya dikkat çekti. Söz konusu saldırıda sivillerin yanı sıra çalışanlar ve tüccar temsilcilerinin de hayatını kaybettiğini ifade etti.

Hava saldırıları ve hedef almalar

Sahadaki gerilimin tırmanması kapsamında, İsrail’in Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’nda bir aracın içindeki iki Filistinliyi hedef alan hava saldırısında iki kişi hayatını kaybetti. Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nın batısında bulunan es-Saftavi bölgesine düzenlenen hava saldırısında ise bir kişi yaralandı.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’na düzenlenen İsrail hava saldırısında tahrip edilen bir aracın enkazını inceleyen Filistinliler, 29 Ekim 2026 (AP)

Şihab Haber Ajansı, “Saldırıda hayatını kaybeden iki kişinin naaşı ve çok sayıda yaralı Aksa Şehitleri Hastanesi’ne ulaştırıldı. Söz konusu saldırı, Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde ateşkes anlaşmasının sürekli ihlal edildiği bir dizi olayın parçası olarak gerçekleşti” açıklamasında bulundu.

Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine yönelik ateş açılması ve topçu bombardımanı sonucunda da çok sayıda Filistinli yaralandı. Öte yandan bir helikopter, sabaha karşı Gazze kentinin doğusundaki Yafa Caddesi’nde bulunan ve daha önce de bombalanmış olan boş bir daireye füze saldırısı düzenledi. Saldırıda yaralanan olmadı.

Şihab Haber Ajansı, “İsrail güçleri Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde bir dizi saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırılar arasında yerinden edilmiş kişilerin kaldığı çadırlara ateş açılması, topçu bombardımanı, İHA’yla bir konutun hedef alınması, yıkım faaliyetleri ve savaş gemilerinden ateş açılması yer aldı” ifadelerini kullandı.


Suriye: Tartus yakınlarında gümrük muhafaza personeline kurulan pusuda bir görevli hayatını kaybetti

Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)
Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)
TT

Suriye: Tartus yakınlarında gümrük muhafaza personeline kurulan pusuda bir görevli hayatını kaybetti

Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)
Suriye’nin sahil kenti Banyas’tan havadan çekilmiş bir görüntü, 8 Nisan (Reuters)

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi, bugün sabaha karşı yaptığı açıklamada, Banyas ile Tartus kentlerini birbirine bağlayan yolda gümrük muhafaza devriyelerinden birinin silahlı saldırıya uğradığını bildirdi.

Açıklamada, saldırının “devrik rejimin kalıntıları tarafından gerçekleştirilen hain bir silahlı pusu” olduğu belirtilirken, olayda bir gümrük muhafaza görevlisinin hayatını kaybettiği, bazı görevlilerin ise yaralandığı ifade edildi.


İsrail’den Lübnan’ın güneyindeki çok sayıda bölgeye hava saldırısı

Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)
Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)
TT

İsrail’den Lübnan’ın güneyindeki çok sayıda bölgeye hava saldırısı

Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)
Bir tankın desteğindeki İsrail askerleri, 25 Ekim 2026’da Lübnan’ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde operasyon düzenliyor. (AFP)

İsrail topçuları dün akşam Lübnan’ın güneyindeki Zibkin Vadisi’ni bombaladı. İsrail güçleri ayrıca öğleden sonra güneydeki Yahmur eş-Şakif beldesinin ana yolunu ve Meyfedun beldesinin çevresini topçu ateşine tuttu. İsrail askerleri, öğleden sonra sınırdaki Meys el-Cebel beldesinin batı kesimlerinde de patlatma gerçekleştirdi.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı’nın aktardığına göre, İsrail saldırılarından kalan bir mühimmat Meyfedun beldesinin çevresinde patladı. Olayda yaralanan olmadığı bildirildi.

İsrail topçuları dün sabah da Meyfedun ile Doğu Zutar beldeleri arasındaki bölgeyi hedef almıştı.

Öte yandan İsrail, Hizbullah’ın ülkenin kuzeyine roket atmasının ardından 2 Mart 2026’da Lübnan’a yönelik savaş başlatmış ve ülkenin güneyindeki çok sayıda beldeyi işgal etmişti.