Mansur Hadi, Riyad Anlaşması’nı ‘ayıklama ve parçalama yapmadan’ uygulama çağrısında bulundu

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, 27 Haziran’da Riyad’da düzenlediği toplantı sırasında (SABA)
Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, 27 Haziran’da Riyad’da düzenlediği toplantı sırasında (SABA)
TT

Mansur Hadi, Riyad Anlaşması’nı ‘ayıklama ve parçalama yapmadan’ uygulama çağrısında bulundu

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, 27 Haziran’da Riyad’da düzenlediği toplantı sırasında (SABA)
Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, 27 Haziran’da Riyad’da düzenlediği toplantı sırasında (SABA)

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, kazanç sağlamak, mezhepsel, bölgesel ve partizan projeleri hayata geçirmek için silah ve güce başvurmanın kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, ayıklama ve parçalama yapmadan Riyad Anlaşması’nı uygulama ve İran destekli Husi milislerle mücadele etme çağrısında bulundu.
Yemen Cumhurbaşkanı, 27 Haziran’da yardımcısı, ülke başbakanı, danışmanları, meclis başkanı ve milletvekilleriyle Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bir toplantı düzenleyerek, Riyad Anlaşması’nın geçici başkent Aden ve bazı kurtarılmış bölgelerde silahlı isyanın nedenlerini, tezahürlerini ve yansımalarını sona erdirmek için güvenli bir yolu temsil ettiğine dikkati çekti.
Hadi, ülkesinin Suudi Arabistan ile olan ilişkisinin derinliğine dikkati çekerken, çok fazla koordinasyon, sabır ve sıkı çalışma gerektiren büyük zorluklarla mücadele ettiklerini belirtti. Yemen Cumhurbaşkanı, “Yemenli halkımıza kan enjekte etmeye, Yemen’in güvenliğini, istikrarını ve birliğini korumaya hevesli samimi kardeşçe tutumlara sahip olan, tüm zorlu şartlarda yanımızda duran kardeşlerim Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a, kendi adıma, Yemen liderliği ve halkı adına teşekkür ve takdirlerimi sunuyorum” dedi.
Cumhurbaşkanı Hadi, “Kişisel kazançlar sağlamak, mezhepsel, bölgesel ve partizan projeleri hayata geçirmek için silah ve güce başvurmak kabul edilmeyecektir. Amaçlarına ulaşamayacaklar. Yemen halkımız, her zaman cumhuriyet sistemini ve ulusal kazanımlarını savunmak için hazır olacaktır. Hiçbir güç, ne olursa olsun halka karşı zafer kazanamayacaktır” ifadelerini kullandı.
Mansur Hadi, “Riyad anlaşmasını kabul ettik. Bu anlaşmanın son maddesinde belirtildiği gibi ayıklama ve parçalama yapmadan uygulanması gerektiği hususunda uzlaşı sağladık. Riyad Anlaşması’nın, geçici başkent Aden ve bazı kurtarılmış bölgelerde silahlı isyanın nedenlerini, tezahürlerini ve yansımalarını sona erdirmek için güvenli bir yolu temsil ettiğine inanıyoruz” dedi.
Yemen Cumhurbaşkanı, Riyad Anlaşması’nın uygulanmasının, özerk yönetim ilanını da içeren artan sorunların devam etmesi sonucunda uzun süredir duraksıyor olması nedeniyle üzüntülerini dile getirirken, son olarak Sokotra Adası’nın devlet ve kurumlarına karşı başlatılan isyan hareketine ve masum vatandaşlara yönelik saldırılara tanık olduğunu hatırlattı.
Abdurabbu Mansur Hadi, “Sokotra’da devlet kurumlarına baskın yapan ve güvenliği baltalayan askeri ekipmanlar ve araçlar, büyük mücadeleler verdiğimiz ve gerçek düşmanımızın bulunduğu Ukbe Serre, el-Haşa Dağları, Sirvah, Nihm, el-Beyda ve el-Havban’da olmalıydı” değerlendirmesinde bulundu.
Mansur Hadi, Geçiş Konseyi mensuplarına da ‘Suudi Arabistan’daki kardeşlerin Riyad Anlaşması’nı uygulama sürecine geri dönmek için sarf ettikleri samimi ve büyük çabalardan faydalanma’ çağrısında bulundu.
Yemen Cumhurbaşkanı, Geçiş Konseyi mensuplarını ‘kan dökülmesini durdurmaya, tırmanış ve saldırılardan kaçınmaya ve Riyad Anlaşması’nın uygulanmasına ciddi ve samimi şekilde geri dönmeye çağırdı. Hadi, devlete ve kurumlarına karşı isyanı sona erdirmek ve anlaşmanın uygulanmasını sağlamak amacıyla “kardeşler” tarafından sarf edilen çabalara yanıt olarak, Abyan’daki ateşkese tam olarak bağlılık gösterdiklerine dikkati çekti.
Meşruiyetin ellerini barışa doğru uzattığını ve BM himayesinde çok sayıda istişarede bulunduğunu söyleyen Hadi, Husi milislerin her defasında anlaşmaları ve vaatlerini ihlal ettiğini, şehirlere ve sivillere saldırdığını ifade ederek, Yemen’i İran füzeleri ve insansız hava araçlarıyla dost ülkeleri hedef almak için bir üs olarak kullandıklarına dikkati çekti.
Mansur Hadi, ‘ateşkes, koronavirüs salgınıyla ve başta Sana, el-Cevf, Marib ve el-Beyda olmak üzere savaş cephelerindeki tırmanışla mücadele çabalarının yoğunlaştırılması için çok sayıda uluslararası çağrı’ yapıldığını vurguladı.
Yemen Cumhurbaşkanı, ”Yemen halkının karşılaştığı büyük zorluklar, kötü hizmetlerin neden olduğu ekonomik koşullar, koronavirüs salgını, devlet kurumlarının görevlerini yerine getirmelerini önlemeyi amaçlayan yasal olmayan uygulamalar, tüm Yemen halkının, yerel ve merkezi otoritelerin ortak çabalarını gerektirir” dedi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.