Fotoğrafçıların merceklerine yansıyan Gazze’deki günlük yaşam

Fotoğrafçı Muhammed Zanun tarafından çekilen yoksul Gazze sakinlerinin günlük yaşamından bir kare
Fotoğrafçı Muhammed Zanun tarafından çekilen yoksul Gazze sakinlerinin günlük yaşamından bir kare
TT

Fotoğrafçıların merceklerine yansıyan Gazze’deki günlük yaşam

Fotoğrafçı Muhammed Zanun tarafından çekilen yoksul Gazze sakinlerinin günlük yaşamından bir kare
Fotoğrafçı Muhammed Zanun tarafından çekilen yoksul Gazze sakinlerinin günlük yaşamından bir kare

Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye semtinde yaşayan foto muhabir Mecdi Fethi, her sabah genellikle saat 06.00 sularında evinden çıkıyor. Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerini gezen Fethi, sakinlerin yaşamlarının çeşitli detaylarını kameraya alıyor, pek çok yaşantıya tanıklık ediyor ve çektiği fotoğraflarla duyguları aktarmak istiyor.
Fethi, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği özel röportajda şunları söyledi:
“Günlük yaşamın fotoğrafçısı, farklı koşullar altında yaşayabilmeli ve sabırlı olmalı. Ayrıca çalışmaları gereği yapmış olduğu seyahatlerde kendisini olumlu ya da olumsuz neticelerin karşılayabileceğinin de farkında olmalı.”
Gazze’deki çalışma atmosferinin değişken olduğuna dikkat çeken Fethi, kimi zaman yoksulluk ve zorlu koşulların fotoğraflarını çektiğini, kimi zaman ise fotoğraflarda ölüm ve kan temasının ön plana çıktığını söylüyor.
Fethi’nin Gazze Şeridi'ndeki saha çalışmaları çok zengin detaylarla ve deneyimlerle dolu. İsrail'in 2008, 2012 ve 2014 yıllarında Gazze Şeridi'nde başlattığı savaşların fotoğraflarını çeken Fethi, aynı zamanda gerçekleşen bir dizi tırmanışı ve Büyük Dönüş Yürüyüşü gösterilerini de kameraya almış. Bu olayların çok farklı boyutlarını gösteren fotoğraflar çektiğine dikkat çeken Fethi, bu fotoğraflarda Gazze halkının hüznünü, sevincini, kararlılığını ve meydan okumalarını gösterdiğini söyledi. Bütün bunların kendisini oldukça etkilediğini belirten Fethi, birçok hikâyenin hafızasında hala canlılığını koruduğunu ve çektiği fotoğraflarla sosyal ilişkilerini de geliştirdiğini ifade etti.
Serbest fotoğrafçı olarak birçok uluslararası kurum için çalışan ve pek çok ödül alan Mecdi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deniz, evler, çocuklar, kamplar ve sokaklarla temsil edilen yaşam fenomenlerinin kameramın önünde tebessüm ettiklerini ve kapılarını kameramın merceğine açtıklarını hissediyorum. Sanki fotoğraflarımda güzel ve farklı görüneceklerini biliyor gibiler. Gazze, bütün detayları ile birlikte daha iyi bir yaşamı hak ediyor. Çünkü halkı birçok adaletsizliğe maruz kaldı ve siyasetin gürültüsünde haklarını kaybetti. İsrail tarafından getirilen kısıtlamalar ve kuşatma politikaları, fotoğrafçılar ve gazeteciler olarak Gazze’deki çalışmalarımızı etkiliyor. Bir dizi kurumla çalışma fırsatımızı elimizden alıyor.”
Foto muhabir Samar Ebu’l Avf, saha çalışmasına yaklaşık 10 yıl önce başladı. O zamandan bu yana pek çok bölgeyi dolaştı, çeşitli evleri gezdi ve bu süre zarfında bölge sakinlerinin yaşamlarını kameraya aldı. Çekmiş olduğu yüzlerce fotoğraf, Arap ve yabancı internet sitelerinin yanı sıra gazetelerde yayınlandı. Filistin içinde ve dışında birçok sergiye katıldı, çeşitli ödüller aldı.
Dört çocuk annesi olan Ebu’l Avf, ekipman eksikliği başta olmak üzere doğu toplumlarının kameranın ardında bir kadının olmasına alışkın olmayan yapısı gibi birtakım zorluklarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Günlük yaşamdan kareler yakalamak isteyen bir fotoğrafçı için evlilik ile çalışmaları arasındaki dengeyi sağlamanın zor olduğunu kaydeden Ebu’l Avf, böyle bir fotoğrafçının çalışma saatlerinin geniş olması gerektiğini söyledi.
Samar, fotoğraf çekmeye cep telefonuyla başladığını, önceleri ağaç, gün doğumu ve batımı gibi doğa fotoğrafları çektiğini ve ardından fotoğrafçılığın esaslarını öğrenmeye başladığını, bazı eğitim kurslarına gittiğini söyledi.
Samar Ebu’l Avf, kariyerindeki dönüm noktasının Gazze sınırında fotoğraf çekmek için sahaya indiği dönem olduğunu söyledi. İş güvenliği için giymesi gereken ekipmanlara alternatif olarak demirden bir baret ve naylon bir ceket giydiğini kaydeden Ebu’l Avf, bu şekilde Filistinli gazetecilerin çekmiş olduğu sıkıntılara dair bir mesaj vermek istediğini söyledi.
Fotoğrafçı Muhammed ez-Zanun da diğer meslektaşları gibi Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerini gezerek farklı fotoğraflar çekiyor. Fakat 2006 yılında İsrail'in saldırılarını kameraya aldığı sırada bazı arkadaşları ile birlikte yaralandı ve bu durum hayatını bütünüyle etkiledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan ez-Zanun hikayesini şöyle anlattı:
“Çeşitli organlarıma isabet eden şarapnel parçalarından dolayı vücudumun yüzde 60’ını kullanamadım ve tam iki yıl boyunca evde kaldım. Bu zor dönemden sonra saha çalışmalarıma yeniden başladım. Bu dönem içinde yaşadığım zorluklardan biri de Filistin içindeki ve dışındaki basın ve sendika kurumlarının hiçbir şekilde yardım etmemeleri oldu. Hala zaman zaman bu yaralanmaların etkileri kendini gösteriyor. Boynumda, kulaklarımda ve ağzımdaki ağrıların şiddetlendiği oluyor. Geçtiğimiz dönemde tedavimde yardımcı olmaları için Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi birçok uluslararası kurumla temasa geçtim. Bu yardıma ne kadar ihtiyacım olduğu vücudumdaki yaralardan açıkça görünmesine rağmen hiçbir şekilde yardım etmediler.”
Zanun şu anki çalışmalarında rutin haber tarzından uzak bir şekilde günlük sosyal yaşamın fotoğraflarını çekmeye çalışıyor. Marjinalleştirilen bölgeleri sık sık ziyaret ettiğini kaydeden Zanun, burada etkileyici hikayeleri olan kimselerle tanıştığını, fotoğraflarını çekmeden önce onlarla muhabbet ettiğini ve böylece daha güçlü fotoğraflar çektiğini söyledi.
Zanun sözlerine şöyle devam etti:
“Görüntünün sadeliği ve basit doğası, insanlara ulaşmada başarılı olmanın esasını oluşturur. Bu şekilde çekmiş olduğunuz fotoğraflar daha etkili olur. Bunun bir fotoğrafçının iştiyak ve kararlılıkla yeni kareler yakalamaya istekli olması lazım. Bunun için de sürekli aktif olmak ve çeşitli yerlerde kapsamlı ilişkiler geliştirmek gerekiyor.”
Zanun, Filistin'de çalışan bir fotoğrafçı olarak tanık olduğu en zor sahnelerle ilgili olarak şunları söyledi:
“Şehitlerin cenazelerinden bombalamalar sırasında hastanelerde yaralananlara varıncaya kadar pek çok güç duruma tanık oluyoruz. Yoksul ailelerin ve ciddi hastalıklardan mustarip olanların hayatları da aynı şekilde. Bu insanlar tedavi olmak için gerekli pek çok şeyden mahrumlar.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.