ABD ve Çin arasında ‘koronavirüs barışı’ sağlanacak mı?

Çin'in BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Li Baodong (BM)
Çin'in BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Li Baodong (BM)
TT

ABD ve Çin arasında ‘koronavirüs barışı’ sağlanacak mı?

Çin'in BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Li Baodong (BM)
Çin'in BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Li Baodong (BM)

Tunus ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla nasıl başa çıkılacağı konusunda ABD ve Çin arasında aylarca süren anlaşmazlıklar ve suçlamalardan sonra nasıl bir çözüm bulunacağı konusuyla ilgili olan ve ‘son’ olarak nitelendirilen diplomatik bir çabayı yönetiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) olası rolü BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in koronavirüs tehdidine karşı uluslararası işbirliği çağrısının yanı 90 sün sürmesi planlanana ateşkes çağrısı yapılıyor.
23 Mart'ta Antonio Guterres'in salgınla mücadele yollarını güçlendirmeyi amaçlayan acil ve küresel bir ateşkes çağrısı yapmasının ardından Güvenlik Konseyi'nde çabalara başlandı. Guterres bu konunun masaya yatırılması için  BMGK’dan gün talep etti. ABD ve Çin arasındaki farklılıklar, Tunus ve Fransa’nın  tarafından uygulanmaya çalışan diplomatik çabalarının başarısını engelledi. Çin ve ABD  daha önce koronavirüse karşı mücadeleyi öngören tasarıyı veto etmişti.
Şarku’l Avsat’ın diplomatik kaynaklardan edindiği habere göre, diplomatlar 72 saat boyunca ABD ve Çin taraflarının  onay için hazır olup olmadıklarını veya  tasarıyı kesintiye uğramamalarını görmek için sessizce çalışırlarken, BMGK Temmuz ayı boyunca devam edecek bir oylama tarihi belirlenmeden son çabaları sarf ediyor.
Diplomatlar, Almanya’nın, taslak karar üzerinde anlaşma sağlanması olasılığı ile oturumun, New York’taki Birleşmiş Milletler merkezindeki Ekonomik ve Sosyal Konseyin Büyük Salonunda yapılabileceği gibi iki konusu üzerinde durduğunu söyledi. Alman diplomatlar, hali hazırda bu iki konuyla ilgili olarak yapılan tartışmaların ayrıntılarına girmek istemediler. Ancak bu durum BMGK’daki görev süresi bu yılın sonunda sona erecek olan Almanya’nın başarı elde edebilmesi için önem taşıyor.
Tunus ve Fransa tarafından sunulan tasarının mavi mürekkeple çizilmiş son versiyonu ele alındığı, bu da oylamanın mümkün olduğu anlamı taşıyor. Konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a konuşan bir diplomat, “Geliştirilen uzlaşma formülü, koronavirüs ile başa çıkma konusunda Güvenlik Konseyi'nde birleşik bir pozisyon almak için mümkün olan en iyi formüldür” ifadesini kullandı. Güncellenmiş  tasarı metninde, Güvenlik Konseyi gündemdeki her durumda genel düşmanlıkların sona ermesini talep eder ve Genel Sekreter’de bu çabaları destekler. Sunulan tasarı yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadele için  90 gün boyunca küresel ateşkes talep etmesinin yanı sıra, uluslararası insancıl hukuk ve mülteci hukuku da dahil olmak üzere uluslararası hukuka uygun olarak insani ilkeler, tarafsızlık, bağımsızlık ve tıbbi tahliye gibi konularda insani aktörler tarafından ilgili hizmetlerin sağlanması konularını da içeriyor.
Rusya’dan gelen büyük bir talebe yanıt olarak taslak metinde, bu düşmanlıkların durdurulması ve insani yardımın DEAŞ, el Kaide, Nusra Cephesi  ve BMGK tarafından sınıflandırılan diğer teröristler gruplarla ilişkili tüm grup, kurum ve diğer varlıklara karşı askeri operasyonlar için geçerli olmadığı bildirildi. Talepte ayrıca, BM ülkeleri dahil olmak üzere  sistemin tüm ilgili bölümlerinin yetkileri uyarınca, koronavirüs salgınının yanı sıra silahlı çatışma durumları ve insani krizden etkilenerek yardıma ihtiyaç duyan ülkelere hızlıca yardımcı olmak bulunuyor. Talepte ayrıca BM Genel Sekreteri’nden, BM’ye üye ülkelerdeki salgını ele alma çabaları konusunda güncelleme, silahlı çatışma veya insani krizlerden etkilenen durumlara tanık olmak, barışı koruma operasyonları ve özel siyasi misyonlarca kendilerine verilen öncelikli görevleri yerine getirme yeteneği bulunuyor. Görev ve yetki sınırları dahilinde, özellikle yerlerinden edilmiş kişiler ve mülteci kampları dahil olmak üzere insani yardım sağlanmasını kolaylaştırmak amacıyla salgınla mücadele eden v sahibi ülkelerinin yetkililerine destek sağlamak için barışı koruma operasyonlarını yönlendirmek, operasyonların sürekliliği için Genel Sekreter ve üye devletlerden izin almalarını istemek, operasyonlardaki sorumlu tüm Birleşmiş Milletler personelinin güvenliğini ve sağlığını korumak ve  silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin konularda eğitim vermek için ilave adımlar atmak gibi talepler de yer alıyor. Son olarak salgından en çok etkilenen kadın ve çocuklar için bu etkiyi en aza indirmek adına somut adımlar atmak, salgına uygun ve sürdürülebilir bir yanıt vermek gibi bahsi geçen konularda talepler arasında yer alıyor.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.