Cezayir Cumhurbaşkanı: Libya’da işler UMH’yi aştı ve ülkedeki kurumlar tüm Libyalıları temsil etmeli

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
TT

Cezayir Cumhurbaşkanı: Libya’da işler UMH’yi aştı ve ülkedeki kurumlar tüm Libyalıları temsil etmeli

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Libya’daki işlerin Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni (UMH) aştığını söyleyerek, ülkedeki kurumların tüm Libyalıları temsil etmesi, ulusal toplumu kurmak için seçimlere gidilmesi ve bir başkan seçilmesi gerektiğini dile getirdi.
Tebbun, Fransa 24 kanalına verdiği yaptığı röportajda, kabileler ve diğer kurumlarla Libya halkına danışmak ve geçiş kurumları aracılığıyla seçimler düzenlemek gerektiğini dile getirerek, “Libya'nın tüm bölgeleri arasındaki dengeyi göz önünde bulundurarak, tüm Libyalıları temsil eden kurumlar sağlamalıyız. Başkan ve iki yardımcısını seçmek üzere seçimler düzenlemeliyiz. Mevcut hükümet bu kurumlardan biri, ama işler onu aştı” dedi.
Tebbun, Libya’daki durumun ‘Suriye modeline’ kayabileceği konusunda uyararak, bu konuda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile konuştuğunu şu ifadelerle açıkladı;
“Yaklaşık dört ay önce, Berlin’deki Barış Konferansı’nda ‘ateşkesin gerçekleşmemesi halinde halk meşruiyeti temelinde Libya’yı yeniden inşa etmek mümkün olabilir’ dedim. Tehlike şu ki, Suriye modelinin Libya'da yaşadığını görüyoruz. Şimdi gördüğümüz şey bu. Libya’da kullanılan aktör ve yaklaşımlar aynı. Ancak Libya’nın şansı, kabilelerin akıllıca davranması oldu. Paralı askerler ve diğerleri ihlalleri yapan kişilerdir. Ancak sabırlar taşarsa, Libya kabileleri kendilerini savunmaya ve silahlanmaya başlayacak. İşte o zaman Libya’da Suriye modelini değil, Somali modelini göreceğiz. Bu durumda kimsenin bir şey yapması mümkün olmayacak. Ülke teröristler için bir sığınak haline gelebilir ve ülkelerini temizlemek isteyen herkes teröristlerini Libya’ya gönderebilir.”
Şarku’l Avsat’ın Indepenent Arabia’dan aktardığı habere göre, Tebbun, Cezayir’in Libya’da arabulucu rolünü oynama isteğiyle ilgili gelen bir soruya, “Evet, çatışmanın çözümü için umudumuzu kaybetmedik. Tüm Libyalılarla ilişkimiz var ve hepsiyle temas halindeyiz. Libyalı tüm taraflara aynı mesafede duruyoruz ve bunlardan birini diğerine karşı desteklemeyeceğiz” diyerek yanıt verdi.
Ülkesinin Libya müzakerelerine ev sahipliği yapmaya istekli olduğunu belirten Tebbun, “Bu adımı atmadık. Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bu yılın başlarında Berlin’deki Libya Barış Konferansı’ndaki görüşmede, konferansta gerçekleşenleri karışık hale getirmeme sözü verdik” şeklinde konuştu.

UMH’den suçlamalar
Trablus’u kontrol eden UMH, hangi ülkeye ait olduğu bilinmeyen ‘yabancı uçakları’ başkentin 140 kilometre güneybatısında bulunan Vatiyye Askeri Hava Üssü’ne saldırı düzenlemekle suçladı.
Libya Savunma Bakan Yardımcısı Selahaddin Nemruş, “Savaş suçlusunu (Halife Hafter) destekleyen yabancı uçaklarla düzenlenen bu hava saldırısı, şanlı ordu güçlerimizin sahadaki zaferini manipüle etmek için yapılan başarısız bir girişimdir.  Bu saldırıya, uygun bir zaman ve mekanda karşılık verilecektir” şeklinde bir açıklama yaptı.
Buna karşılık, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) bağlı yerel medya kuruluşları da, söz konusu hava saldırıları ile üste bulunan Türkiye’ye ait hava savunma sistemlerinin hedeflendiğini öne sürdü.
Anadolu Ajansı (AA) ise isminin açıklanmasını istemeyen bir Libya ordusu yetkilisine dayandırdığı haberinde, hangi ülkeye ait olduğu bilinmeyen ‘yabancı uçakların’ Vatiyye Askeri Hava Üssü’ne saldırı düzenlediğini ve saldırıda üssün hava savunma kapasitesini arttırmak için son dönemde getirilen bazı teçhizatın zarar gördüğünü bildirdi.
UMH, iki ay süren çatışmanın ardından geçtiğimiz Mayıs ayında Tunus sınırına yakın stratejik Vatiyye Askeri Hava Üssü’nde kontrolü yeniden sağlamıştı.
Hafter kuvvetleri ise UMH’yi hava üssünü Türkiye’ye teslim etmekle suçlamıştı.
Muammer Kaddafi rejiminin 2011’de çökmesinden bu yana kaos yaşanan Libya’da, geçtiğimiz Nisan ayında Hafter liderliğindeki LUO güçleri ile UMH’ye bağlı güçler arasında çatışma patlak vermişti.
Yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve 200 binden fazla insanın yerinden edilmesine neden olan çatışma sonucu UMH, Libya’nın batısında kontrolü tamamen sağlamış, Hafter güçleri ise Trablus'un 450 km doğusundaki Sirte’ye çekilmek zorunda kalmıştı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.