İran’da koronavirüs kaynaklı ölüm vakası 12 bini aştı

Sağlık Bakanı suçu ekonomik faaliyetlerin başlatılmasında buluyor

Tahran’ın merkezindeki bir caddede dün trafik sıkışıklığı görülürken, bulaş ve ölüm vakalarında artış yaşandı (Reuters)
Tahran’ın merkezindeki bir caddede dün trafik sıkışıklığı görülürken, bulaş ve ölüm vakalarında artış yaşandı (Reuters)
TT

İran’da koronavirüs kaynaklı ölüm vakası 12 bini aştı

Tahran’ın merkezindeki bir caddede dün trafik sıkışıklığı görülürken, bulaş ve ölüm vakalarında artış yaşandı (Reuters)
Tahran’ın merkezindeki bir caddede dün trafik sıkışıklığı görülürken, bulaş ve ölüm vakalarında artış yaşandı (Reuters)

İran’da en yüksek ölüm vakasının kaydedildiği ‘Kara Gün’ün ardından, koronavirüsün neden olduğu ölümlerin sayısı 12 bini aştı. Sağlık Bakanı suçu ekonomik faaliyetlerin yeniden başlatılmasına atarken, baskıların artması durumunda bazı sırları açıklayacağı konusunda uyardı. Medyada daha kötü koşullara yönelik tehlike çanları çalarken Tahran valisi, başkentin kırmızı alarm seviyesine ulaşması halinde durumu kontrol altına almanın zorlaşacağı uyarısında bulundu. Başkentte bulunan koronavirüsle mücadele yetkilisi, Tahran’da kısıtlamaların yeniden uygulanması ve tüm faaliyetlerin iptal edilmesi gerektiği konusunda ısrar etti.
Sağlık Bakanlığı sözcüsü Sima Sadat Lari, son 24 saat içerisinde koronavirüs sebebiyle 153 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 bin 691 kişinin ise enfeksiyon kaptığını bildirdi. Son vakalarla birlikte İran genelindeki vefat sayısı toplamı 12 bin 84’e, enfekte vaka sayısı ise 248 bin 379’a yükseldi.
Sağlık Bakanlığı, yeni vakalar arasında bulunan bin 625 kişinin tedavi görmek üzere hastaneye yatırıldığını doğrularken, resmi veriler, yoğun bakım ünitelerinde tedavilerine devam edilen kritik vaka sayısının 3 bin 309 olduğuna işaret ediyor. Buna paralel olarak, yine resmi rakamlara göre, salgın için belirlenen merkezlerde yapılan bir milyon 872 binden fazla koronavirüs tanı testine göre ülke genelindeki iyileşen vaka sayısı 209 bin 463’e yükseldi.
İran yetkili makamlarının virüsten en fazla etkilenen bölgeler için belirlediği kategorizasyona göre, Sağlık Bakanlığı 9 eyaleti kırmızı statüsünde gösterirken, 10 eyalet alarm durumunda veya turuncu statüde kaldı. Yetkililer, ülkenin kuzey doğusundaki Horasan Razavi’ye ve kuzey Mazenderan eyaletlerine zorunlu olmadığı sürece seyahat edilememesi çağrısında bulunurken, batı ve güney eyaletleri salgının yoğunlaştığı bölgeler olarak kalmaya devam ediyor. Öte yandan Tahran ülkenin kuzeyinde, orta bölgelerinde ve doğusunda alarm durumunda olan eyaletler listesinin başında yer alıyor.
İran medyası, günlük en yüksek ölüm vakasının kaydedilmesi ve yetkililer tarafından kırmızı ve alarm seviyesinde olarak sınıflandırılan eyaletlerdeki dikkat çeken vaka artışı sebebiyle önceki günü, koronavirüs salgınının “en kara günü” olarak niteleme noktasında hemfikir. İranlı yetkililerin son haftalarda ülkede böyle bir gelime yaşanmadığını savunurken, Sağlık Bakanı Said Nemeki gelişmeyi “ikinci dalga” olarak tanımlamadan virüs salgınında “yeni bir dalga” meydana geldiğini duyurmuştu.
Devrim Muhafızları’na bağlı Fars Haber Ajansı, İran gazetelerinin manşetlerine işaret ederek, “eşi görülmemiş istatistikler ve acı haberler koronavirüs salgının yeni bir yükselişini gösteriyor. Dört ay sonra, sadece 24 saat içinde 200 kişinin hayatını kaybetti, bu da ülke genelindeki salgında tehlike çanlarının çaldığına işaret ediyor” ifadelerine yer verdi.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani dün yapılan bakanlar kurulu toplantısında, Sağlık Bakanlığı’na, sağlık protokollerine uymayan aşırı kalabalık merkezleri kapatma yetkisi verildiğini ve ikinci bir emre kadar düğünler ve cenaze merasimlerinin yasaklandığını açıkladı. Ruhani, zorunlu maske kullanımına vurgu yaparak, kurala uymayanlara hizmet verilmesinin engelleneceğini duyurdu. Ruhani, “hükümet daireleri, metrolar, tüneller ve otobüslerde maske kullanmanın zorunludur. Tüm vatandaşların işbirliğiyle daha huzurlu günlere ulaşmayı umuyoruz.” ifadelerine yer verdi.
Sağlık Bakanlığı Tahran’ı kırmızı kategoride göstermese de, Tahran eyalet valisi Anuşirvan Muhsini Bendebi, “Alarm durumu bizim için kırmızı kategori anlamına geliyor. Çünkü Tahran’ın kendine özgü sorunları var” dedi ve “Eğer Tahran kırmızı kategoriye girerse, durumu kontrol altına almak güçleşir.” sözleriyle ilavede bulundu. Bendebi ayrıca, buradaki çalışmanın yoğunlaştırılması gerektiği çağrısında bulundu.
Tahran Koronavirüsle Mücadele Komitesi Başkanı Ali Rıza Zali dün yaptığı açıklamada, kısıtlamaların yeniden getirilmesi konusunda ısrar ederken, başkent sakinlerinden, şehir içi hareketliliği en düşük seviyeye indirmeleri ve hükümet dairelerinin faaliyetlerinin de yüzde 50’ye düşürülmesi çağrısında bulundu. Zali ayrıca, önümüzdeki hafta yapılacak tüm sınavların ertelenmesini, tüm programlar ve etkinliklerin iptal edilmesini talep etti.
İran’daki bir televizyon kanalına yaptığı açıklamalarda Zali, “Kısıtlamalar yeterli düzeyde değildi. Tahran’ın bir hafta boyunca kapsamlı karantinaya alınması gerekiyor.” ifadelerine yer verdi ve son 48 saat içinde Tahran’daki vaka sayısı artışının rekor seviyelere ulaştığını belirtti.
Hükümet ajansı ISNA’ya göre de, başkentte nüfusun en yoğun olduğu dört mahallede durum gittikçe kritik bir hal alıyor.
Zali, Tahran’da son gelişmeleri görüşmek için acil bir toplantıyla bir araya gelen yetkililerine, sağlık bakanlığı ve hükümet yetkilileri vaka sayısı ve ölüm oranlarının artışının ardından Tahran’da kısıtlamaları yeniden uygulama olasılığının bulunduğunu günler öncesinde açıkladıklarını belirtti.
Bu arada, hükümete bağlı bir yayın organı olan “İran” gazetesinin yayınladığı idari bir kararnameye göre, Sağlık Bakanı Yardımcısı Kasım Can Babayi, Tahran’daki üç tıp üniversitesinin rektörlerine, bütün hastanelerin koronavirüs hastalarını kabul etmekle yükümlü olduğu yönünde bir mektup gönderdi.
Bununla eş zamanlı olarak, Sağlık Bakanı Said Nemeki dün yaptığı açıklamada, “İran koronavirüs salgınını önlemede ileri gelen ülkeler arasında yer alıyor” sözleriyle kendi performansını savunarak, “bu aşamaya kolay ulaşılamadığını” ifade etti.
Nemeki, önceki gün yaptığı açıklamada, ülkesinin koronavirüs salgınında yeni bir dalganın başlangıcına şahit olduğunu duyurduğu ve Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarını dikkate almayan tarafları suçladığı tavrından uzaklaşarak, Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüsle mücadelede, “bakanlığa tahsis edilen bütçenin sadece yüzde 30’unu aldığını” belirtti.
Nemeki, eğer baskıya maruz kalırsa gizli sırları ifşa edeceği tehdidinde bulunarak, “Ekonomik faaliyetlerin yeniden başlamasının vaka sayılarını artıracağını biliyorduk, bu bizim bilgisizliğimizden değil, bilakis ekonomik baskılardan kaynaklanıyordu. Eğer daha fazla baskıya maruz kalırsak, bazılarının bilgisi olmayan şeyleri söylemek zorunda kalacağız.” ifadelerine yer verdi.
İran, hükümetin karantina tedbirlerini tamamen reddetme kararı almasıyla 11 Nisan’da ekonomik faaliyetlerine yeniden başladı. Diğer eyaletlerde ekonomik faaliyetlerin yeniden başlamasından bir hafta Tahran da diğerlerine dahil oldu.
Eyaletler arası seyahatin yasaklanmamasıyla birlikte, virüsün neredeyse hiç bulunmadığı eyaletler salgının merkezi haline geldi.
İç çekişmeler ve vaka sayıları üzerindeki şüpheler, yabancı medya kuruluşlarını ve İran’daki araştırma merkezlerini resmi rakamların sıhhati konusunda araştırma yapmaya itti.
BBC Farsça’nın en son bir hizmeti olan güncel bir araştırma, bahar sonuna kadar İran’daki kurban sayısının “26 binin üzerine çıkma olasılığının” bulunduğu gösteriyor. Bu ilan edilen resmi rakamların iki katı anlamına geliyor.
İran Sağlık Bakanlığı, ülkedeki koronavirüs salgının başlangıcından itibaren ilk üç ay boyunca, koronavirüs sebebiyle 8 bin 339 kişinin vefat ettiğini açıklamıştı. Ancak BBC, İran Medeni Hal Kayıtları Kurumu’nun, bu dönemde fazladan 19 bin vaka kaydettiğine dikkat çekti.
Ölüm vakalarının iki katı olduğu bilgisi yeni değil. Geçtiğimiz mayıs ayında İran Parlamentosu, kurumsal web sitesinde gerçek vaka sayısının resmi rakamların sekiz ila on katı olmasını beklediği bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı. Daha sonra kaldırılan bu araştırma, İran’daki ölüm vakalarının iki katı olduğunu göstermişti.



ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
TT

ABD’yle ticaret anlaşması Hindistan lideri Modi’nin başını ağrıtabilir

Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)
Modi, geçen yıl şubatta Trump'la Beyaz Saray'da görüşmüştü (Reuters)

Washington ve Yeni Delhi arasındaki ticaret anlaşması, Hindistan Başbakanı Narendra Modi için yeni sorunlar yaratabilir. 

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Şubat'taki açıklamasında Hindistan'la yaptıkları anlaşma kapsamında Asya ülkesine uygulanan gümrük tarifesini yüzde 50'den 18'e indireceğini duyurmuştu. 

Trump, buna karşılık Hindistan'ın ABD'ye uyguladığı gümrük vergilerini sıfıra indireceğini ve Rusya'dan petrol alımını durduracağını savunmuştu. Yeni Delhi yönetimi henüz Rus petrolünün alımına ilişkin bir açıklama yapmadı.

Geçen hafta cuma günü, ABD'li ve Hintli müzakerecilerin yayımladığı ortak bildiride, Rusya'dan petrol alımının durdurulmasına yönelik herhangi bir taahhütte bulunulmadı. 

Ancak Beyaz Saray'ın pazartesi günü yayımladığı bilgilendirme metninde, tarifelerin "Hindistan'ın Rusya Federasyonu'ndan petrol sevkıyatını durdurma taahhüdü dikkate alınarak" kaldırıldığı belirtildi. 

Tarifelerde sağlanan indirim, ABD pazarına ihracat yapan Hint şirketlerinde büyük rahatlama yarattı. 

Ancak Hindistan'ın 5 yıl içinde 500 milyar dolarlık Amerikan malı satın alma taahhüdü soru işaretleri doğurdu. Bu, fiilen ülkenin ithalatını ikiye katlamak anlamına geliyor. 

New York Times'ın analizinde, ABD'den gelecek tarım ürünlerinin geçim kaynaklarını zora sokacağından endişelenen Hintli çiftçiler başta olmak üzere birçok sendikanın bugün greve gideceği hatırlatılıyor. 

Yeni Delhi ve Washington arasındaki anlaşmanın martta son halini alması bekleniyor. Muhalefet ise anlaşmayı "ulusal çıkarların toptan teslimi" diye niteleyerek, bunun kritik pazarları haksız rekabete açacağını ve yerli üreticileri korumasız bırakacağını söylüyor. 

Analizde, Beyaz Saray'ın bilgilendirme metninde yer alan "bakliyat" maddesine de dikkat çekiliyor. 

Hindistan Tarım Bakanı Shivraj Singh Chouhan, bu hafta yaptığı açıklamada ülkenin bakliyatta kendine yeterlilik politikasını duyurmuş, Yurtdışından bakliyat ithal etmek utançtır" demişti. ABD'yle ticaret anlaşmasının çiftçileri koruyacağını da savunmuştu.

Haberde, bu maddenin daha sonra kaldırıldığı ancak son hali verilene dek anlaşma metninde gidilecek diğer değişikliklerin Modi yönetimini daha da zora sokabileceği yazılıyor. 

Reuters'ın analizinde de iki ülke arasındaki toplam mal ticaretinin geçen yıl 132 milyar doları bulduğu, Hindistan lehine 41 milyar dolarlık ticaret fazlası çıktığı anımsatılıyor. 

Dolayısıyla uzmanlar, Hindistan'ın anlaşma kapsamında 5 sene boyunca yılda 100 milyar dolarlık ABD malı ithal etmesinin gerçekçi olup olmadığını sorguluyor. Analistlere göre bu ancak Yeni Delhi'nin özel olarak ABD'den alımı teşvik eden politikalar uygulamasıyla mümkün olabilir. 

Emkay Global'den ekonomist Madhavi Arora, "Hesaplar tutmuyor. Hedef gerçekçi olmaktan ziyade iddialı" diyor. 

Independent Türkçe, New York Times, Reuters


Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
TT

Amerikan paralı asker şirketi, Gazze’ye dönüyor: Ellerinde Filistinlilerin kanı var

Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)
Çelik tellerle örülü GHF tesisleri, İsrail ordusu ve Amerikan paralı asker şirketleri tarafından korunuyordu (Reuters)

Gazze'deki tartışmalı yardım kuruluşu Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın (GHF) güvenliğini sağlayan Amerikan paralı asker şirketi, bölgede yeni rol üstlenmek için ABD Başkanı Donald Trump'ın Barış Kurulu'yla iletişime geçti. 

Amerikan paralı asker şirketi UG Solutions'dan çarşamba günü yapılan açıklamada, Gazze'de yeni görevlerde yer almak için "ABD liderliğindeki Barış Kurulu'na bilgi ve öneriler sunulduğu" belirtildi. 

Detayları paylaşılmayan önerilerin "olumlu karşılandığı" savunulurken, Barış Kurulu'nun güvenlikle ilgili önceliklerini netleştirmesinin bekleneceği ifade edildi. 

Şirketin açıklaması, Reuters'ın dünkü haberinin ardından geldi. Birleşik Krallık merkezli haber ajansı, UG Solutions'ın "savaş deneyimine sahip, Arapça bilen sözleşmeli savaşçıları işle almak için ilan açtığını" yazmıştı. 

ABD ve İsrail destekli GHF'nin Gazze'deki yardım faaliyetleri kaosa yol açmış, erzak dağıtım noktalarında yüzlerce Filistinli öldürülmüştü. UG Solutions da vakfın yardım kamyonlarını ve dağıtım tesislerini korumak için Gazze'ye paralı asker konuşlandırmıştı.

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu (STK), GHF'nin yardım dağıtım noktalarının Filistinliler için ölüm tuzağına dönüştüğünü söylemişti. Vakıf, ABD arabuluculuğunda İsrail ve Hamas arasında 10 Ekim'de ateşkes sağlanmasının ardından faaliyetlerini sonlandırmıştı. 

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Direktörü Amjad Şava, UG Solutions'ın Gazze'nin yeniden inşasında rol oynamasına yönelik planları eleştirerek şunları söylüyor: 

GHF ve onun arkasında duranların elinde Filistinlilerin kanı var; Gazze'ye dönmelerine izin verilemez.

UG Solutions'tan Reuters'a gönderilen açıklamada, şirkete bağlı paralı askerlerin yardım alanlarını ve bunların çevresini korumakla görevli olduğu, İsrail ordusunun veya Filistinli militanların eylemleriyle bağlantısı bulunmadığı savunuldu. 

Şirketin sitesindeki iş ilanında, "altyapının güvenliğini sağlamak, insani yardım çalışmalarını kolaylaştırmak ve dinamik bir ortamda istikrarı sağlamak" gibi görevleri içeren "Uluslararası İnsani Güvenlik Görevlisi" pozisyonu dikkat çekiyor. Adaylarda tercihen "küçük ve hafif silahlarla" ilgili deneyim de aranıyor.

UG Solutions'ın sözcüsü, ilanların Gazze'de olası sözleşmeler için açıldığını söylüyor. Ayrıca firmanın operasyonlarını genişletip Suriye'deki petrol ve doğalgaz sektöründe hizmet vermek amacıyla ekip kurmayı planladığı aktarılıyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Reuters


Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın ticari hamleleri sürüyor: Dev anlaşmadan çekilebilir

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump'ın, ilk döneminde müzakere ettiği kapsamlı Kuzey Amerika ticaret anlaşmasında ABD'nin taraflardan biri olarak kalmasının sebeplerini danışmanlarına sorduğu bildiriliyor. Bu durum, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nın bu yaz yapılacak zorunlu incelemesinden önce gündeme geldi.

Adları açıklanmayan yetkililer Bloomberg'e, başkanın Amerikan halkı için her zaman daha iyi bir anlaşma aradığını ve yönetimin 2020'nin başlarında yasalaşan ilk anlaşmayı hemen onaylamayı hedeflemediğini söyledi.

ABD Ticaret Temsilciliği ofisinden bir yetkili, olası değişikliklerin ulusal menşe kuralları, kritik mineraller, işçi korumaları ve damping gibi konularda güncellenmiş şartları içerebileceğini belirtti.

Beyaz Saray, Trump'ın Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın yerini alan anlaşma hakkında tereddütleri olduğunu kamuoyuna doğrulamadı.

Yönetimden bir yetkili Reuters'a, "Başkanın kendisi tarafından açıklanmadığı sürece, olası başkanlık eylemi hakkındaki tartışmalar temelsiz spekülasyonlardır" diye konuştu.

sdcvds
Başkan Trump'ın ilk döneminde müzakerelerine katıldığı ABD-Meksika-Kanada anlaşmasından ABD'nin çekilip çekilmeyeceğini değerlendirdiği bildiriliyor (AP)

Trump'ın anlaşmadaki muhatapları, ABD'nin yakın zamanda anlaşmadan çekileceğinden bahsetmedi.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum basın toplantısında, "Buna inanmıyoruz ve görüşmelerde de hiç dile getirilmedi çünkü bu onlar için çok önemli" dedi.

Öte yandan Kanada Başbakanı Mark Carney salı günü Trump'la "olumlu bir görüşme" yaptığını söyledi. Görüşmede ticaret anlaşmasının yanı sıra Trump'ın Michigan ve Ontario'yu birbirine bağlayan, uzun zamandır planlanan köprünün açılışını engelleme tehdidi de ele alındı.

Tahmini 2 trilyon dolarlık malla hizmeti kapsayan ve birçok ürünü ABD'nin gümrük vergilerinden muaf tutan serbest ticaret anlaşmasının iptali, Kuzey Amerika ekonomisi için büyük sonuçlar doğuracak ve otomotiv üretimi gibi yurtdışına hayli entegre haldeki endüstrileri etkileyecektir.

Anlaşmanın temmuzdan itibaren zorunlu olarak gözden geçirilmesi planlanıyor. Yenilenirse, gelecek 16 yıl boyunca yürürlükte kalacak. Yenilenmezse, taraflar anlaşmayı 2036'da sona erene kadar her yıl gözden geçirebilecek.

Anlaşmadan geri çekilmek, Donald Trump'ın uzun süredir ABD'nin ortaklarına karşı sergilediği sık sık çatışmacı yeni ticaret ve diplomatik tutumunun en son evresine işaret edecektir.

Başkan, Çin'le artan bağları nedeniyle Kanada'yı yüzde 100 gümrük vergisiyle tehdit etti ve Meksika da dahil Küba'ya petrol sağlayan ülkelere vergi uygulama tehdidinde bulundu.

Kuzey Amerika'da süregelen gerilimlerin bir işareti olarak, Carney geçen ay Davos'ta yaptığı tarihi konuşmada, ABD'nin 1900'lerin ortalarından beri liderliğini yaptığı temel kurallara dayalı uluslararası düzenin "geri gelmeyecek bir kurgu" olduğunu söylemişti.

Carney, kendisini ayakta alkışlayan kalabalığa, "Büyük güçler, güç ve çıkarlarının engelsiz takibi için kural ve değerlere uyuyormuş gibi yapmayı bile bırakırsa, işlemselcilikten elde edilen kazanımların tekrarlanması daha zor hale gelecektir" demişti.

Independent Türkçe