Moskova nükleer çatışma riski konusunda uyardı

ABD’nin Silah Kontrol Özel Elçisi Marshall Billingsley. (AFP)
ABD’nin Silah Kontrol Özel Elçisi Marshall Billingsley. (AFP)
TT

Moskova nükleer çatışma riski konusunda uyardı

ABD’nin Silah Kontrol Özel Elçisi Marshall Billingsley. (AFP)
ABD’nin Silah Kontrol Özel Elçisi Marshall Billingsley. (AFP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, uluslararası alanın güvenlik ve stratejik istikrarı açısından ‘tehlikeli bir bozulma’ olduğu konusunda uyarı yaptığı açıklamasında nükleer bir çatışma riskinin ‘son yıllarda önemli ölçüde arttığını’ vurguladı. Lavrov ayrıca, uluslararası silah kontrol sisteminin ‘dağıtılması’ politikalarının devam etmesinden ve kötüleşen koşullardan ABD’yi sorumlu tuttu.
10 Temmuz’da ‘Uluslararası Primakov Okumaları Forumu’nun çevrimiçi oturumunda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Washington’ı sert bir dille eleştirirdi. ABD’yi ‘uluslararası güvenliğe yönelik tehditleri artıran tehlikeli bir politika izleyerek dünya üzerinde yeniden egemenlik kurmaya çalışmakla suçladı. “ABD, sistematik şekilde küresel silah kontrol sistemini ortadan kaldırmak için çalışıyor” suçlamasında bulundu. Rus Bakan, artan nükleer anlaşmazlık tehlikesine karşı uyarı yapanlarla hemfikir olduğunu belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Nükleer riskler son zamanlarda önemli ölçüde arttı. Uluslararası güvenlik ve stratejik istikrar alanındaki durum sürekli olarak kötüye gidiyor. Bunun arkasındaki nedenler herkes açısından açıktır. ABD, küresel hegemonyayı yeniden kurmak ve büyük güçler çatışmasında zafer kazanmak istiyor.”
Washington’ın politikalarının, ‘stratejik çatışma’ ilkesiyle yer değiştirmek için yavaş yavaş ‘stratejik istikrar’ ilkesinden uzaklaştığını belirten Sergey Lavrov ayrıca ABD’nin zafer aradığını vurguladı. Rus Bakan, stratejik güvenlik konularına ilişkin tartışma düzeyindeki düşüşe ve bu diyalogların temelini oluşturan esasların çöküşüne atıfta bulunarak, “Moskova’nın endişesi, ABD’nin daha önce önerilen temel ilkeye bağlılığını doğrulamaması nedeniyle son iki yılda arttı” dedi. Rus Bakan  “Washington’ın geçen yüzyılda ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki tartışmaların temeli olan bu ilkeye olan bağlılığını belirtmemesi, ABD’nin politikalarıyla ilgili riskleri ve karamsarlığı artırıyor” ifadelerini kullandı.
Sergey Lavrov, ülkesinin bu meseleye ilişkin tartışmaları sürdürme taahhüdüne dikkat çekerken nükleer beşlinin (Rusya, ABD, İngiltere, Fransa ve Çin) düzenlediği bir zirve çerçevesinde bu ilkeyi uluslararası düzeyde yeniden canlandırma çabalarını vurguladı. Lavrov, önceliğin ise Sovyet- ABD belgelerinde kararlaştırılan temellerin zarar görmesini önlemek olduğunu ifade etti.
Washington’ın eylemleriyle ilgili Rus karamsarlığı, 2010 yılında Moskova ve Washington arasında imzalanan START anlaşmasının geleceğine ilişkin olarak Lavrov’un yaptığı açıklamada yeniden ortaya çıktı. Moskova anlaşmayı, dünyadaki stratejik güvenlik istikrarının temel taşı olarak nitelendiriyor.
Anlaşma, Şubat 2021’de sona erecek. Moskova ve Washington, şu ana kadar anlaşmayı uzatmaya dair herhangi bir müzakere düzenlemeyi başaramadı. Sergey Lavrov, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada ABD’nin bu anlaşmayı uzatmamaya karar verdiğine dair açık göstergelerin bulunduğuna dikkat çekti. Lavrov, “Başkan Donald Trump idaresinin ‘Çin’in katıldığı üçlü bir diyaloga geçiş için ısrar etmesi’, anlaşmanın kaderinin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor” ifadesini kullandı. Lavrov, Rusya’nın ‘Çin’in START’ın geleceğiyle ilgili beklenen görüşmelere katılımı’ hususundaki endişelerinin yanı sıra bu müzakerelerin düzenlenmesini geciktiren bir diğer anlaşmazlık unsuruna dikkat çekti. “ABD, anlaşmanın Rus silahlarını içerecek şekilde genişletilmesini talep ediyor” dedi.
Rus Bakan, ülkesinin START anlaşmasının çökmesi halinde her türlü senaryoya hazır olduğunu belirtirken “Antlaşma uzatılmış olsun ya da olmasın ülkemizin uzun vadeli güvenliğini sağlamak için yeterli kapasiteye sahibiz” ifadesini kullandı. Ancak Moskova’nın sonuçlara ulaşmak için acele etmek istemediğine dikkat çeken Lavrov, önceliğin ABD ile stratejik konulardaki diyalogu sürdürmek ve silahları kontrol etmek için yeni mekanizmalar oluşturmak olduğunu vurguladı. Rus Bakan, Moskova ve Washington’ın anlaşmayı eşit bir temelde uzatmak için ortak sorumluluklara sahip olduğunu söyleyerek, “ABD, kategorik olarak reddederse Rusya da antlaşmayı korumaya yalvarmak niyetinde değil” dedi.
Moskova, daha önce Pekin’in Moskova ve Washington arasında silahlanma konusundaki olası görüşmelere katılmama tavrını ‘anladığını’ açıklamıştı. Aynı şekilde Rusya’nın, tavrını değiştirmesi için Pekin’e baskı yapmayacağını da belirtmişti.
Açıklamalarında ABD- Çin gerilimine de dikkat çeken Lavrov, 10 Temmuz’da ABD’nin Çin ile çatışmada çarpık yöntemler kullandığını söyledi. Sergey Lavrov sözlerini şöyle sürdürdü:
“ABD’nin Çin ile olan çatışmasını tamamen kirli bir şekilde yönettiği açıktır. Herkes görüyor. Herkes bu durumun farkında. Yalnızca ABD’nin menfaatlerini dikkate alan tek taraflı talepler ortaya koyuluyor. Konunun tartışılmasının önerilmesinin reddedi, kabul edilemez olduğu ve yaptırımlar gerektirdiği esasına dayalı olarak ele alınacaktır. Önerinin tartışılması için bir zemin varsa tartışma kısa olur. Hızlı bir şekilde uyarıya dönüşür ve yaptırımlarla sona erer.”
Lavrov’un gündeminde ABD’nin Çin’e yönelik yaptırım tehditleri de vardı:
“ABD, Uygurları ve diğer Müslüman grupları bastırmak ve insan haklarını ihlal etmekle suçladığı Çin’i yaptırımlarla tehdit ediyor. Washington, Çin’in Hong Kong ile ilgili olarak kabul ettiği Ulusal Güvenlik Yasası’nın Hong Kong’un özerkliğini baltalamayı amaçladığını iddia ediyor.”



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe