Suriye seçimlerinde İran ağırlığı

Fotoğraf (Arşiv_AP)
Fotoğraf (Arşiv_AP)
TT

Suriye seçimlerinde İran ağırlığı

Fotoğraf (Arşiv_AP)
Fotoğraf (Arşiv_AP)

Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelerde meclis seçimleri için yapılan propaganda kampanyalarında, bağımsız aday olan çok sayıda iş insanının İran ile yakın ilişkilere sahip olması dikkat çekerken, Rusya ile bağlantısı bulunan adayların sayısı oldukça düşük kalıyor. Nitekim Şam, Moskova’nın seçimlerle ilgili taleplerini reddetmişti.
Suriye’de, 19 Temmuz’da düzenlenecek seçimlerde, 250 sandalyeli Suriye Halk Meclisi için 8 bin 735 aday yarışacak. 2012’de parti delegelerinin uyguladığı ‘istinas sürecinden’ (parti delegelerinin düzenlediği ön seçimlerde aday adayları arasından bazı isimleri seçerek milletvekilliğine aday göstermesi) sonra Anayasa’nın 8’inci maddesinde yapılan değişiklikle birlikte artık iktidar partisi olması beklenmeyen Baas Partisi, adaylarını ve müttefiki olan İlerici Ulusal Cephe’nin adaylarını seçti ve Ulusal Birlik Listesi’ni yayınladı. Listede Baas Partisi’nden 166 aday, geriye kalan partilerden 17 aday gösterildi. Bu da Meclis’te geriye kalan 65 sandalye için iş insanlarının bağımsız olarak yarışa katılacağı anlamına geliyor. Ulusal Birlik Listesi yayınlandığında, birçok aday adayının istinas sürecinden geçmesine rağmen aday listesine dahil edilmediği görüldü.

İş insanları
Ticaret ve iş insanlarının seçimlere yönelik geniş katılımı dikkati çekti. En çok bağımsız aday başkent Şam ve Halep kentlerinde çıktı. Önde gelen bazı adayların isimleri şöyle: Muhammed Hamşu, Samir Dibs, Gazvan el-Mısri, Fahd Derviş Mahmud, Cemil Murad, Husam Katırcı, Hassan Azkul ve Hemmam Musveti.
Şam ilinde ‘Yasemin’, ‘Dımeşk’ ve ‘Şam’ isimleri verilen üç seçim listesinde ticaret ve iş insanları bağımsız aday olarak rekabet edecekler. Batı’nın yaptırım listesinde yer alan Hamşu, 7 adayın bulunduğu ‘Şam Listesi’ne liderlik ederken, Musveti ve Dibs ‘Dımeşk Listesi’ne ve Azkul da ‘Yasemin Listesi’ne öncülük ediyor.
Savaş yıllarında ön plana çıkan iş insanı Samir Fevz’in aday olmaması ise dikkat çekti. Ancak Fevz’in Şam Listesi’ne daha yakın olduğu ve Lazkiye’de bağımsız adayları desteklediği biliniyor. İş insanı Vesim Kattan da Şam Listesi’ni destekliyor. El-Harika ve El-Hamidiye çarşısındaki esnaf da Hamşu liderliğindeki Şam Listesi’ni destekliyor.
Şam Listesi seçim sloganını ‘Çemberi Birlikte Tamamlayalım’ şeklinde belirlerken, Dımeşk Listesi ‘Susma, Diren’ sloganını kullanıyor. İş insanı Katırcı ise ‘Hizmetinizdeyim’ sloganını seçerek, Halep’te büyük çaplı bir seçim kampanyası yürütüyor.
Bir seçim yatırımı olarak, yol üzerindeki ilan panolarında en çok alanı kaplayan afişler, bağımsız aday olan ticaret ve iş insanlarına ait. Geriye kalan bağımsız adayların seçim kampanyası ise biraz mütevazi seviyede kalıyor. Zira bu adaylar, cadde ve sokaklara şahsi fotoğraflarını asmakla yetiniyor. Diğer taraftan, savaş yıllarında rejim saflarında savaşan milislere verdiği mali desteklerle bilinen iş insanı Hudr Ali Tahir’e (Ebu Ali Hudr) ait İla Şirketi, rejimin kontrol ettiği bölgelerdeki tüm ilan panolarını satın aldı ve çıkarları doğrultusunda istediği adayları ön plana çıkarıyor.
Sosyal medya platformları, seçim kampanyalarında etkin bir şekilde kullanılıyor. Facebook’ta açılan Dımeşk, Yasemin ve Şam listelerinin sayfalarında yoğun bir şekilde seçim propagandası yürütülüyor.
Ağır ekonomik koşulların hakim olduğu rejim kontrolündeki bölgelerde (yüzde 90’ı yoksulluk sınırı altında yaşıyor) iş insanlarının seçim kampanyalarında çalışan kişiler arasında, oyların para karşılığı satın alınacağı yönünde iddialar dolaşıyor.

İran’ın adayları
Aday olan iş insanları arasında en çok dikkati çeken husus, bu adayların İran ile olan sıkı bağlarıdır. İran, 9 yıldan bu yana rejimin yanında savaşıyor. İran ile yakın ilişkilere sahip olan adayların başında Hamşu geliyor. Hamşu’nun İran ile büyük ticari bağlarının yanı sıra Tahran adına Suriye’de savaşan milis gruplarla yakın ilişki içinde olduğu biliniyor. Hamşu ayrıca Şam’ın El-Emin, El-Cevre ve Zeynel Abidin mahallelerinin yanı sıra Halep’in Seyyide Zeyneb ve Nubul Zehra kırsalı ile İdlib’in Keferya ve El-Feva kırsalında yaşayan ailelere büyük ölçekli yardımlarda bulunuyor. Derviş Mahmud ve Masan Nuhas da İran ile yakın ticari ilişkilere sahip adaylar arasında yer alıyor.
İki farklı listede yer alan Mahmud ve Nuhas arasındaki rekabet giderek kızışıyor. Mahmud, Hamşu’nun liderliğindeki Şam Listesi’nde yer alırken, Nuhas, Dibs’in öncülüğündeki Dımeşk Listesi’nde bulunuyor. Mahmud, Nuhas’ın Dımeşk Listesi adına El-Emin Mahallesi’nde seçim kampanyası yürütmesine itiraz ediyor. Buna tepki gösteren Nuhas’ın konuyu rejime açması üzerine Mahmud, bütün listelere ve adaylara karşı eşit mesafede durduğunu belirten bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
Şam’da gerçekleşen çatışmalarda İranlı milislerin saflarında yer alan Mahmud, halihazırda İran-Suriye Ortak Ticaret Oda Başkanı Yardımcılığı görevini yürütüyor.
İran’ın büyük otomotiv şirketi SAIPA’nın Sıveco modeli aracını Suriye’de üreten Armada Şirketi’nin sahibi olan Mahmud, ‘Özgür Bölgeler’deki yatırımcıların bir araya geldiği Yüksek Komite’nin başkanlığını ve İran merkezli El-Bereket Şirketi’nin Suriye kolu El-Bereket İlaç Şirket Kurumu’nun Müdürlüğünü sürdürüyor. Mahmud ayrıca Şam’daki “Özgür Bölge’de” İran’a ait bir merkezin yöneticileri arasında yer alıyor. Merkez bünyesinde İranlı 22 şirket bulunuyor.
Nuhas’ın halihazırda yürüttüğü görevler ise şöyle:
- Şam’daki İran-Suriye Ticaret Odası Genel Sekreterliği
- Uluslararası Yatırım Şirket Müdürü
- Kayser Yatırım Şirket Müdürü
- Michelangelo Reklam Şirket Müdürü
- İranol Oil Şirket Müdür Yardımcısı
- Elektronik Medarat Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi
- Hayır Kalkınma Derneği Başkanı
Nuhas Hayır Kalkınma Derneği aracılığıyla Keferya, Feva Nubul Zehra’dan Seyyide Zeyneb kırsalına gelen binlerce Şii aileye yardım ulaştırıyor.
Öte yandan Rusya’nın bu seçimlerde büyük bir etkisi görülmüyor. Rusya’ya yakınlığıyla bilinen iş insanlarından Ali Hussam Katırcı ve Haseke’den Kürt uyruklu Pervin İbrahim bağımsız aday olarak seçimlere girecek.
2014 yılı Anayasa’nın 5’inci maddesi ve düzenlemeleri, 18 yaşına giren tüm vatandaşlara seçme ve seçilme hakkı tanıyor. Seçmenin vekaleten oy kullanma hakkı bulunmuyor. Ülke dışına yasa dışı yollarla kaçan Suriyeli vatandaşlar oy verme hakkına sahip değil. Zira yasada Suriye dışında ikamet eden vatandaşların Cumhurbaşkanlığı Seçiminde oy kullanma hakkı olduğu kabul edilirken, Meclis Seçimleri için benzer bir ifade yer almamaktadır.
Böylece yurtdışında yaşayan Suriyeli mülteciler seçim denkleminin dışında kalıyor. Çünkü bu kişilerin diğer ülkelerdeki Suriye Büyükelçiliklerinde resmi kayıtları bulunmuyor.
Seçmen kitlesinin en büyük kısmını yaklaşık 1.6 milyon ile devlet memurları ve ardından sayıları yüz binleri bulan askerler oluşturuyor. 2014 yılında çıkarılan yasa uyarınca oy kullanmaları yasaklanan askerler, 2016’da yapılan yeni düzenlemeyle birlikte oy kullanma hakkına sahip oldular.



Trump’ın başdanışmanı Boulos Şarku’l Avsat’a konuştu: Sudan’da askeri çözüm yok

Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)
Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)
TT

Trump’ın başdanışmanı Boulos Şarku’l Avsat’a konuştu: Sudan’da askeri çözüm yok

Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)
Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos, Sudan’daki sahadaki karmaşık tabloya rağmen Washington’ın gerilimi düşürme sürecinin başarı şansına hâlâ inandığını belirterek, yıllardır süren çatışmada “askeri bir çözüm olmadığını” söyledi. Boulos, çatışan taraflara yönelik dış mali ve askeri desteğin durdurulmasının önemini vurguladı.

Boulos, Şarku’l Avsat’a verdiği özel demeçte Sudan’daki gelişmelerin yanı sıra bölgesel dosyalar ve Etiyopya’nın Hedasi (Rönesans) Barajı anlaşmazlığına da değinerek, “Gerilimin azaltılması ve kalıcı bir çözüme ulaşılması için uygulanabilir bir yol var. Bu süreç, tarafların kendilerine sunulan insani ateşkesi ön koşulsuz kabul etmesiyle başlıyor” dedi.

Sudan’daki tüm tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Boulos, “Düşmanlıkların sona erdirilmesi, insani yardımların tam, güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılması gerekiyor. İnsani yardımlar konusunda hiçbir ön koşul veya siyasallaştırma olmamalı” diye konuştu.

Gerçek bir ateşkes ilerlemesinin neden geciktiğine ilişkin soruya ise Boulos, “Sorumluluk Hem Hızlı Destek Kuvvetleri’nin hem de Sudan ordusunun omuzlarında. Tarafların insani ateşkese ulaşması ve buna bağlı kalması, vahşetin sona ermesi ve Sudan halkının yaşadığı büyük acıların hafifletilmesi için gerekli” yanıtını verdi.

Boulos, Suudi Arabistan, Mısır, ABD ve BAE’den oluşan dörtlü grubun müzakere edilmiş bir çözüm ve uygulanabilir bir siyasi yol konusunda hemfikir olduğunu belirterek, “Herkes Sudan’daki bu vahşetin sona ermesini ve istikrarın sağlanmasını istiyor. Çünkü sürdürülebilir bir askeri çözüm yok” ifadelerini kullandı.

dscfdebfd
Boulos’un, geçtiğimiz Nisan ayının ortasında Berlin’de Sudan’daki insani krizi ele almak üzere düzenlenen konferansa katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)

ABD’li yetkili ayrıca, çatışan taraflara sağlanan dış mali ve askeri desteğin kesilmesinin önemini yineleyerek, “Hem Hızlı Destek Kuvvetleri hem de Sudan ordusu çatışmaları durdurmalı, insani yardımların ülkenin tüm bölgelerine engelsiz ulaşmasına izin vermeli, sivilleri korumalı ve kapsayıcı bir diyaloga dayalı kalıcı müzakere edilmiş barış için adım atmalı” dedi.

Hedasi Barajı

Boulos, 20 Nisan’da Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüştü. Görüşmede Etiyopya’nın Hedasi Barajı krizi de ele alındı.

Boulos, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın Ocak 2026’da ABD’nin Mısır ile Etiyopya arasında Hedasi Barajı konusunda “sorumlu ve nihai bir çözüme ulaşılması” için yeniden arabuluculuğa hazır olduğunu dile getirdiğini söyledi.

ervfrbvf
Mısır Cumhurbaşkanı’nın, geçtiğimiz 20 Nisan’da Trump’ın kıdemli danışmanı ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında (Boulos’un X hesabı üzerinden)

ABD’nin Nil Nehri konusunda tüm tarafların ihtiyaçlarını dikkate alan diplomatik bir çözümü desteklediğini belirten Boulos, “Kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bunun müzakere edilmesi ve sonuçlandırılması için destek vermeye hazırız” dedi.

Mısır, 2024 yılında Etiyopya ile yıllardır süren Hedasi Barajı müzakerelerini, Kahire’nin açıklamasına göre “Etiyopya tarafında siyasi irade eksikliği” nedeniyle durdurmuştu. Addis Ababa ise barajın “kalkınma amacı taşıdığını ve aşağı kıyıdaş ülkelere zarar vermeyi hedeflemediğini” savunuyor.

Doğu Kongo krizi

Sudan ve Etiyopya dosyalarının yanı sıra üçüncü yılına giren Doğu Kongo’daki gerilim de gündemde yer aldı. Washington bölgede tansiyonu düşürmek için önemli bir rol oynuyor.

Boulos, “Şiddetli çatışmayı sona erdirme imkânı var” diyerek, Trump’ın Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Ruanda arasında “tarihi bir barış anlaşması” imzalandığını açıkladığını hatırlattı.

“Bu anlaşma, 30 yıldır süren inanılmaz derecede şiddetli çatışmayı sona erdirecek bir barış yolu sunuyor. Hiçbir şey kolay değil” diyen Boulos, Katar’ın ABD ve diğer taraflarla birlikte çatışmanın sona erdirilmesinde oynadığı role teşekkür ettiklerini ifade etti.

Afrika Birliği, Togo ve İsviçre’nin de müzakereleri destekleme konusunda önemli roller üstlendiğini belirten Boulos, ABD’nin Doğu Kongo’daki devam eden şiddetten büyük endişe duyduğunu ve bölgesel ortaklarla ateşkesi güçlendirmek için yakın çalıştığını söyledi.

Boulos, “Ruanda’nın M23 hareketine verdiği desteği sona erdirmesi ve Washington anlaşmaları uyarınca Doğu Kongo’dan çekilmesi gerekiyor” dedi.

Diplomatik çabaların sürdüğünü belirten ABD’li yetkili, “Tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak için elimizdeki tüm araçları kullanmayı sürdüreceğiz. Devam eden diplomatik görüşmelere ilişkin başka yorumumuz yok” ifadelerini kullandı.

İran savaşı

Trump’ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Boulos, İran’a yönelik sert eleştirilerde bulunarak Washington’ın tutumunda geri adım olmadığını, özellikle de İran’ın nükleer silah edinmesine karşı olduklarını vurguladı.

Boulos, “İran, dünyada devlet düzeyinde terörizmin bir numaralı destekçisidir. Hizbullah, Hamas, Husiler, Taliban, El Kaide ve diğer terör ağlarını destekliyor” dedi.

İran Devrim Muhafızları’nın ABD ve Avrupa Birliği dâhil birçok ülke tarafından yabancı terör örgütü olarak sınıflandırıldığını belirten Boulos, İran rejimindeki bazı isimlerin de terörist olarak tanımlandığını söyledi.

ABD’nin Tahran konusundaki pozisyonunun değişmediğini ifade eden Boulos, “Amerikan tutumu açık ve nettir: İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin verilemez” diye konuştu.

Şubat ayının sonunda İsrail ve ABD, İran’a karşı savaş başlatmış, ardından Washington 8 Nisan’da yürürlüğe giren bir ateşkes ilan etmişti. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen süreç, dünya ekonomilerini etkileyen çatışmanın tamamen sona erdirilmesini hedefliyor.


İbrahim Akil başta olmak üzere İsrail’in Lübnan’da öldürdüğü Rıdvan Gücü komutanları kimler?

7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)
7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)
TT

İbrahim Akil başta olmak üzere İsrail’in Lübnan’da öldürdüğü Rıdvan Gücü komutanları kimler?

7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)
7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)

İsrail’in dün (Çarşamba) akşamı Beyrut’un güney banliyösündeki Haret Hreik bölgesine düzenlediği hava saldırısında Ahmed Galib Ballut’un öldürüldüğünü açıklaması, “Aksa Tufanı” savaşının başlamasından bu yana Hizbullah’a bağlı “Rıdvan Gücü” komutanlarını hedef alan suikast zincirini yeniden gündeme taşıdı. Söz konusu saldırılar, örgütün en seçkin askeri biriminin komuta yapısını zayıflatmayı amaçlayan yoğun bir operasyonun parçası olarak değerlendiriliyor.

Çatışmaların ilk aylarından itibaren “Rıdvan Gücü”, gerek Güney Lübnan’da gerekse Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail saldırılarının başlıca hedefi hâline geldi. İsrail, saldırı operasyonlarını yöneten, İHA birliklerini yönlendiren ve karmaşık askeri operasyonları denetleyen saha ve askeri liderleri sistematik biçimde takip etti.

İsrail ordusu sözcüsü Ella Wawiya, dün (Çarşamba) günü yaptığı açıklamada, “İsrail ordusu, Hizbullah’ın elit komando birliği olan Rıdvan Gücü’nde birlik komutanı olarak görev yapan Ahmed Galib Ballut’u Beyrut’un güney banliyösünde düzenlenen saldırıyla etkisiz hâle getirdi” dedi.

İsrail’e göre Ballut, yıllar boyunca Rıdvan Gücü içinde çeşitli görevlerde bulundu. Bunların en önemlisi operasyon komutanlığıydı. Bu görev kapsamında birliğin “İsrail ordusuna karşı savaş hazırlığı ve alarm seviyesinden” sorumlu olduğu belirtildi.

Ella Wawiya, Ballut’un “Rıdvan Gücü’nün kapasitesini yeniden inşa etme çalışmalarında” rol oynadığını ve özellikle İsrail’in uzun süredir ciddi bir tehdit olarak gördüğü “Celile’yi işgal planı” üzerinde çalıştığını öne sürdü.

Son aylarda, bu elit güç içinde kritik roller üstlenen çok sayıda komutanın geçmişi ve faaliyetleri ortaya çıkarken, söz konusu isimler İsrail’in açık suikast savaşının doğrudan hedeflerine dönüştü.

Visam Tavil... İlk büyük hedef

Visam Hasan Tavil, “Aksa Tufanı” sonrası başlayan çatışmalarda İsrail’in öldürdüğünü açıkladığı ilk önemli Rıdvan Gücü komutanı oldu. 1970 yılında Sur kentinde doğan Tavil, genç yaşta Hizbullah’a katıldı ve zamanla örgütün askeri yapılanmasında yükseldi.

İsrail açıklamalarına göre Tavil, dış operasyonlar ve askeri üretim dosyalarının sorumlularından biri olarak biliniyordu. Aynı zamanda Hizbullah’ın merkezi Şura Konseyi üyesiydi ve bu durum onu örgütün askeri yapısı içinde etkili figürlerden biri hâline getiriyordu.

sdrevgf
Hizbullah yetkililerinden Visam Tavil (Hizbullah medyası)

8 Ocak 2024’te İsrail’e ait bir İHA, Güney Lübnan’daki Hirbet beldesinde içinde bulunduğu aracı hedef aldı. Bu operasyon, Rıdvan Gücü komutanlarına yönelik yeni bir suikast aşamasının başlangıcı olarak değerlendirildi.

Muhammed Nasır... Batı sektörünün komutanı

Muhammed Nasır, Güney Lübnan cephesinin batı sektöründen sorumlu olan ve Rıdvan Gücü’ne bağlı “Aziz Birimi”nin önde gelen komutanlarından biri olarak öne çıktı.

1965 yılında Güney Lübnan’daki Haddatha beldesinde doğan Nasır, 1986’da Hizbullah’a katıldı. İsrail işgali döneminde İsrail ordusuna karşı operasyonlara katıldı. Daha sonra askeri rolü genişledi ve 2011-2016 yılları arasında Suriye’de rejim güçleri yanında savaştı.

vfvbggfr
Hizbullah yöneticilerinden İbrahim Akil (Dolaşımda)

2015’te komutan Hasan Muhammed el-Hac’ın Suriye’de öldürülmesinin ardından “Aziz Birimi”nin sorumluluğunu üstlendi. “Aksa Tufanı’na destek” sürecinde İHA, füze ve karma operasyonları yönetti. İsrail, Temmuz 2024’te Sur kentinde aracına düzenlenen saldırıyla Nasır’ın öldürüldüğünü duyurdu.

İbrahim Akil ve Ahmed Vehbi... En deneyimli halkaya darbe

Saha komutanlarının öldürülmesi Rıdvan Gücü üzerinde operasyonel baskı oluştururken, planlama ve eğitimden sorumlu üst düzey isimlerin hedef alınması Hizbullah açısından daha hassas bir gelişme olarak görüldü. Bu durum, özellikle İbrahim Akil ve Ahmed Vehbi’nin öldürülmesiyle açık şekilde ortaya çıktı.

Rıdvan Gücü komutanı olan İbrahim Akil, Hizbullah’ın askeri kanadının kurucu isimlerinden biri kabul ediliyordu. 1980’li yıllarda örgüte katılan Akil, zaman içinde Hizbullah’ın en önemli askeri liderlerinden biri hâline geldi.

Adı birçok hassas güvenlik ve askeri dosyayla ilişkilendirildi. ABD, Akil’i 1983 yılında Beyrut’taki ABD Büyükelçiliği’ne düzenlenen saldırı ile aynı yıl ABD Deniz Piyadeleri karargâhına yönelik bombalı saldırıya katılmakla suçluyor. Hizbullah içinde ise “Cihat Konseyi” üyesiydi ve Rıdvan Gücü’nün askeri kapasitesinin geliştirilmesinde önemli rol oynadı. Ayrıca örgütün Suriye savaşına müdahil olmasının ardından operasyonların yönetiminde görev aldı.

İsrail, 20 Eylül 2024’te Beyrut’un güney banliyösündeki Cemus bölgesinde Rıdvan Gücü toplantısını hedef alan hava saldırısında Akil’i öldürdüğünü açıkladı. Saldırıda birimin çok sayıda üst düzey saha komutanı da hayatını kaybetti.

Ahmed Vehbi... Eğitim ve pusuların mimarı

Ahmed Vehbi ise Rıdvan Gücü savaşçılarının hazırlanması ve eğitilmesinin başlıca mimarlarından biri olarak görülüyordu. Hizbullah’ın kuruluş dönemine yakın bir tarihte örgüte katıldı ve İsrail işgaline karşı operasyonlarda yer aldı. 1984’te İsrail tarafından esir alındı.

Vehbi’nin adı daha sonra, 1997 yılında İsrail’in elit deniz komandosu Şayetet 13 birliğini hedef alan “Ensariye Pususu”na katılan isimler arasında öne çıktı. Ardından Hizbullah içinde merkezi eğitimden sorumlu görevler üstlendi.

İsrail ordusuna göre Vehbi, 2012’den itibaren Rıdvan Gücü’nün eğitim faaliyetlerini yönetti ve birliğin insan kaynağı ile askeri kapasitesinin geliştirilmesinde kilit rol oynadı. Ayrıca Visam Tavil’in öldürülmesinin ardından ek sorumluluklar üstlendi.

Vehbi de Eylül 2024’te İbrahim Akil’i öldüren aynı saldırıda hayatını kaybetti. Bu saldırı, Rıdvan Gücü’nün kuruluşundan bu yana aldığı en ağır darbelerden biri olarak nitelendirildi.


SDG’nin entegrasyonundaki tıkanıklığı aşmak için yol haritası

Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)
Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)
TT

SDG’nin entegrasyonundaki tıkanıklığı aşmak için yol haritası

Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)
Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)

Dün Şam’da, Suriye Cumhurbaşkanlığı ile Haseke ili arasında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) entegrasyon sürecindeki tıkanıklığı aşmak amacıyla bir yol haritası üzerinde mutabıka varıldığı açıklandı.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Helali, il genelinde entegrasyon anlaşmasının uygulanma sürecinin Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş ile Vali Nureddin Ahmed ve SDG Komutanı Mazlum Abdi arasındaki görüşmenin ardından daha ileri bir aşamaya taşındığını açıkladı. Helali, Haseke şehrindeki Adalet Sarayı'nın bugün yeniden açılacağını ve hâkimlerin görevlerine başlayacağını belirterek akabinde Kamışlı'daki Adalet Sarayı'nın da aynı yöntemle açılmasıyla sürecin tamamlanacağını kaydetti.

Helali ayrıca, önümüzdeki aşamada yüzlerce tutuklunun serbest bırakılacağını açıkladı. Kürt kaynaklar ise hükümetin bugün ya da yarın tutuklu yaklaşık 300 SDG üyesini serbest bırakmasının beklendiğini belirtti.