ABD eyaletlerinde maske zorunluluğu getiriliyor

Florida’daki hemşireler Kovid-19 farkındalığı için eylem düzenlediler. (Reuters)
Florida’daki hemşireler Kovid-19 farkındalığı için eylem düzenlediler. (Reuters)
TT

ABD eyaletlerinde maske zorunluluğu getiriliyor

Florida’daki hemşireler Kovid-19 farkındalığı için eylem düzenlediler. (Reuters)
Florida’daki hemşireler Kovid-19 farkındalığı için eylem düzenlediler. (Reuters)

Sağlık uzmanlarının ABD'deki koronavirüs salgınına yönelik korkuları gerçeğe dönüşüyor. Rekor sayıda vakanın kaydedildiği ülkede salgının kontrolden çıktığı uyarıları veriliyor. New York Times tarafından yayınlanan bir istatistiğe göre perşembe akşamı ülke genelinde 75 bin 600 vaka kaydedildi. Johns Hopkins Üniversitesi’nden yapılan açıklamada 68 bin 428 vaka ve 974 can kaybının kaydedildiği bildirildi. Ülkede salgının başlangıcından bu yana kaydedilen vaka sayısı 3 milyon 770 bin 12’ye, can kaybı ise 142 bin 64’e yükseldi.
ABD’nin önde gelen epidemiyologlarından Dr. Anthony Fauci, geçen ay Kongre'de yaptığı açıklamada salgının kontrol edilememesi halinde günlük 100 bin vakanın kaydedilebileceği konusunda uyarmıştı. Perşembe günü Facebook’un CEO'su Mark Zuckerberg ile yaptığı röportajda ise salgının zirveyi görmesinden sonra ülkedeki günlük vaka sayısının 20 binlerin altına düşürülemediğini belirtti.
Fauci sözlerinin devamında şunları söyledi:
“Meslektaşlarım da benimle aynı fikirde olacaktır ki ülkeyi tekrar kapatmak gerekli olmasa da yeniden örgütlenme ve çalışmaya ihtiyacımız var. Ancak salgını kontrol etmek için bunu daha kesin bir şekilde yapmamız gerektiğini söylüyorum.”
Reuters’ın haberinde de ABD’de can kayıplarının bu ay yükseldiğine dikkat çekildi. 50 eyaletin 30’undaki vakalarda rekor sayıda yükseliş kaydedildi. Söz konusu eyaletlerin başında Arizona, Kaliforniya, Florida ve Texas geliyor. Reuters’ın haberine göre şayet Florida bir ülke olsaydı, vaka sıralamasında ABD, Brezilya ve Hindistan'ın ardından dördüncü sırada yer alırdı. Perşembe akşamı yapılan açıklamada eyalette yalnızca 24 saat içerisinde en az 15 bin vaka ve 156 can kaybı kaydedildi.
Rekor vaka kayıtlarına bu hafta Alabama, Arizona, Hawaii, Idaho, Montana, Oregon, Güney Carolina, Teksas ve Utah da katıldı. Nitekim ABD şehirlerinin ve eyaletlerinin yarısından fazlası salgının yayılmasını engellemek amacıyla maske kullanılması çağrısında bulundu. Arkansas Valisi Asa Hutchinson ve Colorado Valisi Jared Polis, maskenin zorunlu tutulduğuna yönelik bir emir yayınladı. Bu ve benzeri türdeki emirlerin yasal olup olmadığı hakkındaki tartışmalar ise sürüyor.
Diğer yandan aralarında Cumhuriyetçi liderler tarafından yönetilenler de olmak üzere bazı eyaletler ise maskelerin zorunlu olarak giyilmesine karşı direniyor. Zira söz konusu isimler maskeyi kişisel özgürlük ihlali olarak görüyor. Georgia Valisi Brian Kemp, maske ile ilgili tüm kararları askıya alarak perşembe günü Atlanta Belediye Başkanı’nın maske takma emrine karşı dava açtı.
Cumhuriyetçilerin yönetimi altındaki Teksas’ın Dallas şehrinden sağlık yetkilileri, şehirdeki kamu ve özel okul derslerinin 17 Ağustos'ta başlayacak olan okul yılının ilk üç haftasında internet üzerinden yapılacağını duyurdu. Eyaletteki diğer birçok bölge de bir sonraki öğretim yılı için uzaktan eğitimi benimseme kararı aldı. Ancak Başkan Donald Trump yönetimi aynı fikirde değil. Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany, Trump’ın okulların sonbaharda açılması gerektiği görüşünü yinelediği açıklamasında şunları söyledi:
“Okulların açık olacağını söylediğinde bu tamamen açık olacağı, çocukların her gün okullarına gidip geleceği anlamına geliyor. Bilimin, okulların açılması karşısında durmaması gerekir.”
Okulların açılıp açılmayacağı tartışması yalnızca Trump ve muhalifleri arasında değil, Cumhuriyetçilerin kendi aralarında da sürüyor. Bazı Cumhuriyetçiler yüksek vakaların, özellikle de salgının merkez üssü Florida'da yapılacak olan seçim kampanyalarını etkilemesinden endişeli. Partideki üst düzey yetkililer, salgının yayılmasının kamuoyu anketlerine yansıyacağı uyarısında bulundular. Nitekim Trump yönetimine yöneltilen eleştiriler, salgınla başa çıkamaması ve mücadelede rastgele kararlar alması nedeniyle artıyor. Üniversitelerin dersleri çevrimiçi vermeye karar vermesi durumunda yabancı öğrencilerin ABD'de kalmasını yasaklayan bir yürütme kararı çıkarılmıştı. Ancak Trump, Harvard ve Massachusetts gibi prestijli bazı Amerikan üniversitelerinin dava açmaya kadar götürdüğü itirazların ardından kararından geri adım attı. 1 milyonun üzerinde yabancı öğrencinin öğrenim gördüğü ABD kolej ve üniversitelerinin gelirlerinin önemli bir kısmı söz konusu öğrencilere dayanıyor.
Trump yönetimi, koronavirüs salgınıyla mücadele ve ABD’lilerin işlerini koruma bahanesiyle Çin, Avrupa, Brezilya vatandaşları ve yüksek vasıflı kişilere verilen H1B vizesi sahiplerini de kapsayacak şekilde seyahatlere ve vizelere kısıtlamaları getirdi. Wall Street Journal'ın haberine göre kısıtlamaların bazıları iptal edildi; Avrupa'dan gelen yabancı öğrenciler, yabancı eşler ve bilhassa H1B ve J1 vize sahibi aileler ülkeye girebiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu kimseler için ABD konsoloslukları ve elçiliklerine başvurulmasına izin veren bir bildiri yayınladı. Bu uygulama, salgınla mücadelede bir süredir askıya alınmıştı.
ABD; Kanada ve Meksika sınırlarından yapılacak zorunlu olmayan tüm geçişlerin askıya alınmasını 20 Ağustos’a kadar uzattı. Ortak sınırlar 20 ve 21 Mart tarihlerinde kapatılmış, ardından aylık uzatmalara gidilmişti. İç Güvenlik Sekreteri Chad Wolf, kararın uzatılmasının kısıtlamaların başarısından ve ülkeler ile sürdürülen yakın iş birliğinden kaynaklandığını söyledi.
Diğer yandan, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ülkesinin ABD ile uygulanan sınır önlemlerini bir ay daha uzatmayı kabul ettiğini duyurdu. İki ülke arasındaki geçiş şimdilik temel ürünler ve görevlilerin geçişi ile sınırlı.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.