ABD’den Irak ve Körfez ülkeleri arasındaki elektrik hattı projesine destek

ABD, Irak’ın elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla Körfez ülkeleri ve Irak arasında kurulması planlanan elektrik hattını destekliyor. (AFP)
ABD, Irak’ın elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla Körfez ülkeleri ve Irak arasında kurulması planlanan elektrik hattını destekliyor. (AFP)
TT

ABD’den Irak ve Körfez ülkeleri arasındaki elektrik hattı projesine destek

ABD, Irak’ın elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla Körfez ülkeleri ve Irak arasında kurulması planlanan elektrik hattını destekliyor. (AFP)
ABD, Irak’ın elektrik ihtiyacının karşılanması amacıyla Körfez ülkeleri ve Irak arasında kurulması planlanan elektrik hattını destekliyor. (AFP)

ABD, Irak ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında elektrik hattı kurma projesine tam destek verdiğini duyurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı dünkü açıklamasında ‘bu projenin kolaylaştırılması için ihtiyaç halinde destek sunmaya bağlı olduğunu’ belirtti.
Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:
“Bu proje Irak halkına çok ihtiyaç duyduğu elektriği sağlayacak ve Irak'ın özellikle güney kentlerinde ekonomik kalkınmayı destekleyecektir. Irak hükümeti, Körfez İşbirliği Konseyi ve ABD, bölgede barış, kalkınma ve refah için bir temel olarak, aralarındaki yakın ekonomik ve enerji iş birliğinin geliştirilmesini sabırsızlıkla bekliyorlar.”
Elektrik ve enerji alanında araştırmalar yapan Robert Price, Irak ve KİK ülkeleri arasında elektrik hattı kurma projesinin, Tahran’ın Irak’a verdiği elektrik desteği sebebiyle Irak’tan İran’a yapılan para akışını durdurmak isteyen Washington’ın uzun zamandır hayata geçirilmesi için çağrıda bulunduğu bir plan olduğunu belirtti.
Price, The Hill gazetesinin internet sitesinde yayınlanan makalesinde Irak’ın bugün elektrik konusunda çektiği sıkıntının arkasında 1991 Çöl Fırtınası Operasyonu sırasında ABD güçlerinin ülkedeki elektrik altyapısına verdiği zarar olduğunu belirtti. Nitekim söz konusu dönemde Saddam Hüseyin rejiminin Kuveyt’e girmesi üzerine bölge ülkeleri ABD’den müdahale talebinde bulunmuş ve ABD güçleri de bunun üzerine askeri operasyon başlatmıştı.
ABD’nin Irak’a elektrik konusunda yayınladığı destek mesajı, başkent Bağdat’ta Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’nin Suudi Arabistan’a ‘çok yakında’ düzenleyeceği ziyaret için hazırlıkların sürdüğü bir dönemde geldi. Irak Maliye Bakanı Ali Abdulemir Allavi’nin aktardığına göre Kazimi’nin Suudi Arabistan’ın yanı sıra ABD ve İran’ı da ziyaret etmesi bekleniyor.
Irak Ulaştırma Bakanı Nasır eş-Şibli de Suudi Arabistan ile Irak arasındaki Arar Sınır Kapısı’nın yeniden açılış sürecini hızlandırmak için çabaladıklarını bildirdi.
Ulaştırma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Şibli’nin Suudi Arabistan-Irak Koordinasyon Kurulu’na bağlı Ulaşım, Sınır Kapıları ve Limanlar Komitesi’nin düzenlediği toplantıya başkanlık yaptığı bilgisi verildi.
Açıklamada ayrıca söz konusu toplantıda bütün ulaşım alanlarında (kara-hava-deniz) iş birliği ufukları açmak ve ilişkileri güçlendirmek için Irak’ın genel olarak dünyaya, özelde ise komşu ülkelere açılmasının önemi vurgulandı. Önümüzdeki dönemde sürekli ve ciddi çalışmanın ve Arar Sınır Kapısı’nın açılışını hızlandırmak için yeni bir çalışma mekanizmasın esas alınmasının önemine dikkat çekildi.
Açıklamaya göre Bakan Şibli, ‘Suudi Arabistan ile sınır kapıları, liman, demiryolları ve karayolu taşımacılığının işletilmesi için temel gereksinimlerin karşılanmanın gerekliliğinin altını çizerek bunun çeşitli alanlarda bağlantı noktasını temsil ettiğini ve iki tarafa da ekonomik faydalar sağlayacağını’ belirtti.
Şibli, toplantıda ayrıca ‘Ulaştırma Bakanlığı’nın tüm kurumlarıyla birlikte komitede önemli bir rol üstleneceğini’ kaydetti.
Iraklı Milletvekili Aras Habib, Başbakan Kazimi’nin beklenen Suudi Arabistan, ABD ve İran ziyaretleriyle ilgili Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Irak’ın bölgesel komşuları ve uluslararası arena ile ilişkilerini doğru konuma taşıyacak her adım olumlu karşılanmalıdır. Irak’ın diğer ülkelerle ilişkilerindeki gidişatı düzeltmesinin zamanı geldi. Bu, bütün dost ve kardeş ülkelerle, ister Arap ister Müslüman isterse diğerleri olsun, Irak’ın çıkarı en başa konularak yapılmalıdır” diye konuştu.
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari konuya dair Şarku’l Avsat’a şu demeci verdi:
“Kazimi’nin üç ülkeye yapacağı ziyaretler, Irak’ın dış ilişkilerinde denge oluşturma ziyaretleri olarak görülebilir. Kazimi ayrıca bu ziyaretler aracılığıyla söz konusu üç ülkeye Irak’ın hepsine aynı mesafede olduğunu ve onlarla dengeli ilişkilere sahip olduğu mesajını vermek istiyor. Irak’ın bu temaslar sırasında üzerinde duracağı en önemli konu Irak’ın ve içerdeki konumunun yanı sıra ABD-İran çatışmasında Irak’ın tarafsızlığının anlayışla karşılanması zorunluluğudur.”

Şammari değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Kazimi bu ziyaretler sırasında kendisini, taraflar arasında mesaj taşımaktan daha fazla rol üstlenebilecek başarılı bir arabulucu olarak sunacak. Özellikle bu noktada Kazimi’nin Riyad ve Washington’a ilave olarak İran ile belli bir ölçüde de olsa sahip olduğu ilişkiler göz önünde bulundurulmalı. Bu da söz konusu üç ülke arasında diyalog kapısının açılmasına imkan tanıyacaktır. Bu üç ülkenin her birinin kendine has durumu var. Bunlar da haliyle diyaloglar yoluyla elde edilecek sonuçlara yansıyacaktır. Nitekim her üç ülkenin birbirinden farklı ajandaları mevcut. Örneğin Washington’ın en önemli ajandası Stratejik Çerçeve Anlaşması ve Bağdat ile ABD’nin ülkedeki varlığı konusunda başlattığı diyalog sürecini tamamlamaktır. Riyad’ın ajandasında ise ekonomi başlığı öne çıkıyor. Riyad, bölgede önemli bir ekonomi merkezidir. Suudi Arabistan’ın Kazimi’ye yönelik yaklaşımı göz önüne alındığında, bu sürecin Bağdat ve Riyad arasında, farklı alanlarda önemli anlaşmalarla sonuçlanacağı kanaatindeyim. Kazimi’nin İran ziyaretinde ise Tahran’a ABD’li olmadığını ve ortada duracağı mesajını vermesini bekliyorum.”
Irak hükümeti, ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi’nden temsilcilerin katılımıyla sanal bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, Körfez elektrik hattı ile Irak’ın güneyindeki elektrik hattını birbirine bağlama projesindeki çalışmanın gidişatı ve önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek adımlar ele alındı. ABD tarafı, bu projeye her türlü desteği sunmaya hazır olduklarını bildirdi.
Toplantıda ayrıca Kuveyt’in 2018’de düzenlediği Irak'ın Yeniden İmarı Konferansı’nda verilen taahhütlerle ilgili çalışmaların gidişatı da görüşüldü.
Körfez İşbirliği Konseyi Siyasi İşler ve Müzakerelerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Abdulaziz Hamd el-Uveyşek, söz konusu toplantının, Konsey Genel Sekreterliği ile Irak Dışişleri Bakanlığı’nın Nisan 2019’da imzaladığı mutabakat zaptı ve Irak ile tüm alanlarda iş birliğini artırmak amacıyla imzalanan ve 2019-2024 dönemini kapsayan ortak çalışma planının bir sonucu olarak düzenlendiği bilgisini verdi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.