ABD Başkanı Donald Trump, Çin ile ilişkiler konusunda ‘hiçbir noktayı göz ardı etmediğini’ belirttiği açıklamasında Çin Komünist Partisi üyelerinin ABD’ye girişine yasak getirilip getirilmediğine dair bilgi vermeyi ise reddetti. Beyaz Saray Sözcüsü Kayleigh McEnany yaptığı açıklamada “Çin ile ilgili hiçbir nokta göz ardı edilmiş değil” değerlendirmesinde bulundu. Trump, başkanlık döneminin büyük bir kısmında ticaret savaşı ilan etmek ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e hayranlığını dile getirmek arasında gidip gelirken, Pekin’i insan hakları ihlalleri hususunda eleştirmekten de kaçındı.
Pekin, 17 Temmuz’da Washington’a hitaben, ‘ABD’nin Çin Komünist Partisi üyelerine uyguladığı seyahat yasağının boşuna olacağını’ ve ‘böyle bir adımın Washington muhaliflerinin tüm Çin halkına yönelmesine yol açacağını’ bildirdi.
New York Times gazetesine göre bu uygulama, Çin Komünist Partisi’nin 92 milyon üyeye sahip olması dolayısıyla büyük yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, dikkate alınan birçok fikir olduğunu söyledi. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying ise gazeteye yaptığı açıklamada hiçbir ülkenin veya kişinin, Çin’in yolunda ilerlemesini engelleyemeyeceğini vurguladı.
Çin ile mücadele son derece karmaşık görünüyor. Şi Cinping döneminde liderlik, Çin’in son derece güçlü olduğunu ve gündemini içeride ve dışarıda uygulamaya kararlı olduğunun altını çizerken karşısına koyulan her türlü yaptırıma dayanabileceğini vurguluyor. Şi Cinping, Hindistan sınırında meydana gelen askeri çatışmaya rağmen Hong Kong’a bir ulusal güvenlik yasası uyguluyor. Pekin’in koronavirüs salgını sırasındaki sert diplomasisi ise Batı politikalarının Çin'in hareketini büyük ölçüde yavaşlatma veya durdurma başarısızlığına yol açan en son örnek olarak ön plana çıkıyor…
Pekin’deki Renmin Üniversitesi’nde Çin ilişkileri alanında profesör olan ve Pekin hükümetinin de danışmanlığını yürüten Shi Yinhong konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çin açısından iç önceliklere bağlılık, örneğin Hong Kong güvenlik mevzuatına baskı yapma kararı, yüksek teknoloji sektöründe kendine güven duygusunu vurgulama ve ABD saldırılarına bakılmaksızın Çin’in siyasi sistemine bağlılıktır. Ve bu ABD ve Trump yönetimine en büyük yanıttır.”
Hong Kong’dan demokrat Milletvekili Fernando Şiong ise AFP’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Çin’in özgür dünya sistemine katılması ya da en azından onunla uyum sağlamayı öğrenmesi umuduyla ABD’nin ve Avrupa Birliği’nin (AB) Pekin’e yönelik açık politikaları, iyi amaca sahip ve karşılıklı yarar sağlıyor. Ama artan ekonomik ve askeri güçle birlikte Şi Cinping’in Komünist Partisi gölgesindeki sistemin daha iyi olduğu yönündeki inancı açık.” dedi.
Sidney’deki Macquarie Üniversitesi’nde Asya-Pasifik güvenlik çalışmaları alanında çalışmalar yürüten, şirketlere ve devlet kurumlarına danışmanlık yapan Profesör Bates Gill, koronavirüs salgınının Çin konusundaki tartışmaları hızlandırdığını belirtti. Gill açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Sorun, bir ekibin nasıl görünmesi gerektiği konusunda bir uzlaşının olmamasıdır. Çin’in temsil ettiği zorluklarla başa çıkma söz konusu olduğunda tüm hükümetler aynı değildir.”
Trump’ın eski ABD müttefikleriyle neden olduğu çatlaklar, birleşik bir pozisyonun sağlanmasını engellerken Gill konuya dair “Böyle bir stratejinin temel dayanakları olarak ‘çok taraflı şekilde çalışmak, müttefiklere saygı göstermek, araçları ve hedefleri birleştiren çok sayıda kasıtlı, güvenilir ve öngörülebilir politikalara bağlı kalmak’, bu yönetim programının bir parçası değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Washington’ın ‘önce ABD’ ilkesine öncelik vermesi ve değerlere dayalı çok taraflı yapının zayıflamasıyla birlikte ülkeler artık yeniden düşünmeleri gerektiğini giderek daha fazla anlıyorlar. Şu ana kadar stratejiler, ‘Çin’in kuralları ve kurumlarıyla küresel düzenine daha iyi davranan bir ülkeye dönüşmesini bekleme ve ekonomik ya da askeri baskı aracılığıyla yol üzerindeki hareketliliğini durdurmaya çalışmak’ başlıklarına odaklanıyor. ABD şu an iletişim devi Huawei’ye karşı daha sert uygulamalardan resmi Çin medyasından yabancı ajan olarak bahsetmeye ve üst düzey Çinli yetkililere yönelik yaptırımlara varıncaya kadar adımlarına hız veriyor.
Bloomberg tarafından yayınlanan bir raporda, birçok ülkeden yetkililerin Çin ile mücadele etmenin tek yolunun ABD ile ya da onsuz bir şekilde daha iyi bir imaj altında bir araya gelmek olduğunu aktardığı belirtildi. Raporda özellikle başta Çin’e olan ekonomik bağımlılıklarıyla ve eylemleriyle ilgili stratejik kaygıları arasında denge kurmaya çalışan Avustralya, Kanada, Hindistan ve İngiltere olmak üzere bazı ülkelerin bunu yeni yollarla yapmaya başladıklarına dikkat çekildi.
ABD, yakın zamanda ilişkilerini onarmaya çalışmaya başladı. Bu çerçevede Trump idaresinden üst düzey bir yetkili ve Çin’deki üst düzey iki Batılı diplomat, diplomatların Asya ve diğer bölgelerdeki müttefiklerini seferber etmeye çalıştıklarını aktardılar. Açık çağrıların bir kısmı ise Çin’e ekonomik bağımlılığı azaltmak ve aynı zamanda ileri teknoloji ve sanayileşme konularında yerel yatırımı artırmak üzerine yoğunlaştı. Bloomberg, bu durumun kolay olmayacağını belirtirken ABD’li bir yetkili de Trump’ın çevresindeki bazı isimlerin, Sovyetler Birliği’nde yaşananlarla benzer, diğer ülkelerin desteklemeyeceği şekilde Komünist Parti’nin çöküşüne neden olmak istediklerini kaydetti. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile yapılan son toplantıda AB Komisyonu Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ABD’nin sadece Çin’e odaklanan özel bir diyalog düzenlemesini önermişti. Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yakın bir yetkili, Avrupa’nın kendi gündemi ve önerileri olması dolayısıyla AB’nin Washington ve Pekin arasında arabulucu olmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
‘Hao Capital’ adlı şirketi kuran eski diplomatlardan Charles Liu duruma dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Çin’in küresel sanayileşmedeki rolü ve Batı müttefiklerinin kazanılmış çıkarları, Trump’ın ikna edici bir şekilde dünyanın ikinci büyük ekonomisinden tamamen kopma çağrısında bulunmasını zorlaştırıyor.”
Çin Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Çin Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Chen Şishun da açıklamasında “ABD, Çin’in yükselişine zihinsel olarak hazırlanmadı. Bu nedenle Çin için sorun oluşturmanın ve yükselişini sınırlandırmanın yollarını arıyor” dedi.
Batı, Pekin ile mücadele yolları arıyor
Çin lideri ile ABD Başkanı geçen yıl Japonya’da düzenlenen G20 Zirvesi sırasında bir araya geldiler. (AP)
Batı, Pekin ile mücadele yolları arıyor
Çin lideri ile ABD Başkanı geçen yıl Japonya’da düzenlenen G20 Zirvesi sırasında bir araya geldiler. (AP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة

