Libya'da cenazeler ve düğünler salgın oranlarını arttırıyor

Bingazi’deki temas vakalarını araştırmak ve karantina altına almak için 3 sağlık ekibinin tayin edilmesi teklif edildi

Bingazi şehrindeki “Koronavirüs İzleme ve Araştırma Ekipleri” (Koronavirüsle Mücadele Merkez Odası)
Bingazi şehrindeki “Koronavirüs İzleme ve Araştırma Ekipleri” (Koronavirüsle Mücadele Merkez Odası)
TT

Libya'da cenazeler ve düğünler salgın oranlarını arttırıyor

Bingazi şehrindeki “Koronavirüs İzleme ve Araştırma Ekipleri” (Koronavirüsle Mücadele Merkez Odası)
Bingazi şehrindeki “Koronavirüs İzleme ve Araştırma Ekipleri” (Koronavirüsle Mücadele Merkez Odası)

Libya’da yetkililer ve sağlık otoriteleri, bazı bölgelerdeki vatandaşların sosyal mesafe önlemlerine dikkat etmemeleri ve Kovid-19 hastalığına yakalanma oranında artışa sebep olan sosyal etkinliklere katılmakta ısrar etmelerinden dolayı şikayette bulundu.
Bu adım, ülkenin doğusunda bulunan Bingazi şehrindeki, Libya Sağlık Hizmetleri Merkez Odası’nın temasları izlemek ve onları karantina altına almak için 3 önemli sağlık ekibini görevlendirdiği bir zamana denk geldi.
Libya’daki koronavirüs günlük bulaşma vakaları, önceden onlu rakamlarda seyrederken, daha sonra vakaların artmasıyla günlük 100’ün üzerinde vaka kaydedilmeye başlandı ve salgını kontrol altına alma konusundaki başarısızlık korkusu da bununla eş zamanlı olarak artış gösterdi. Ulusal Hastalılar Kontrol Merkezi, ülkedeki salgın durumuyla ilgili yaptığı açıklamada, önceki gün akşamına kadar bir günde 110 yeni vakanın kaydedilmesiyle toplam vaka sayısının 2 bin 424’e yükseldiğini, vefat sayısının ise 57’ye ulaştığını açıkladı.
Libya Ulusal Hastalıklar Kontrol Merkezi Müdür Dr. Bedreddin en-Neccar, önceki akşam Mistrata Uluslararası Havalimanı’na gerçekleştirdiği ziyaret sırasında,  havaalanı çalışanlarını olası bir enfeksiyon riskinden korumak için havalimanı koridorlarında gerekli önleyici tedbirlerin alınması konusunda “sıfır tolerans” çağrısında bulundu. Müdür, Mistrata’daki İzleme ve Araştırma Ekibi’nin koronavirüs salgınına özel numuneleri toplamaları ve tehlike arz eden vakaları izleme çalışmalarına övgüde bulundu.
Doğusundan batısına ve hatta güneyine kadar, çeşitli bölgelerdeki birçok vatandaşın ihtiyati tedbirleri görmezden geldiği, cenaze merasimi, düğünler ve koyun pazarı gibi sosyal münasebetlerle bir araya gelmede ısrar ettiği ifade ediliyor.
Ülkenin başkenti Trablus’un merkez ilçelerinden Sûku’l Cuma Belediyesi, Kriz Yönetimi ve Acil Durum Odası, tekrar tekrar yapılan uyarılara rağmen, bazı vatandaşların taziye görevini yerine getirmek için hala cenaze evlerine gitmekte ısrar ettiğini, bu kayıtsızlık sebebiyle ilçedeki vaka sayısının 33’e, ölü sayısının ise 4 yükseldiğine işaret etti. Belediye tarafından yapılan açıklamada ayrıca, bir cenaze merasimine katılan 29 kişinin enfeksiyon kaptığı bilgisine yer verildi.
Acil Durum Odası, vatandaşların kendilerinden beklenen görevleri yerine getirmeleri kaydıyla salgının kontrol altına alınabileceğini düşündüğünü ve “mevcut konaklama merkezlerindeki doluluk göz önüne alındığında, vaka sayılarında net bir artışın bulunduğu bilgisine yer verdi.
Acil Durum Odası, vatandaşların taziye merasimlerinden uzak durmasını tavsiye ederken, kalabalık ortamlardan veya tek bir yerde toplanmaktan kaçınmaya, koyun pazarlarına gitmekten geri durmaya ve maske kullanmaya vurgu yaptı. Ayrıca, “kişilerin adlarını gizlemeden veya hasta değilmiş gibi göstermekten, isimler ve adresler konusunda yanlış bilgi vermeden” kaçınarak, hızlı müdahale ekipleriyle işbirliği yapılması çağrısında bulundu.
Libya sağlık hizmetleri, özellikle güneydeki Sebha şehrindeki vatandaşların sosyal mesafe talimatlarına kayıtsız kalmaları, düğünlere ve cenaze merasimlerine katılmaları ve kapalı salonlarda bir araya gelmelerinden derin bir endişe ve korku duyulduğunu vurguladı.
Aynı bağlamda, Bingazi’deki İzleme ve Araştırma Ekipleri Merkez Odası, vatandaşlara cenaze törenleri ve sosyal etkinliklere gitmeme, sosyal mesafeyi koruyarak iletişim kurma, bu insanlık görevini sosyal medya yoluyla sağlama ve yetkili sağlık otoriteleri tarafından önerilen koruyucu tedbirleri uygulama çağrısında bulundu. “Mesele son derece ciddi olup, herkesin işbirliği yapmasını gerektirmektedir.” açıklamasında bulundu.
Bingazi’deki İzleme ve Araştırma Ekipleri Merkez Odası, koronavirüs enfeksiyonu kaptığı onaylanmış olan vakalarla temas halinde olanları izlemeye ve sayım işlemlerini yerine getirmeye devam ettiklerinden söz ederek, temasta bulunanları tespit etmek, karantinaya almak ve gerekli tedbirleri almak için üç farklı sağlık ekibinin görevlendirildiğine dikkati çekti.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.