Mısır, Etiyopya’nın Nahda Barajı provokasyonlarını görmezden geliyor

Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)
Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)
TT

Mısır, Etiyopya’nın Nahda Barajı provokasyonlarını görmezden geliyor

Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)
Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)

Etiyopya geçtiğimiz çarşamba günü Nahda (Rönesans/Hedasi) Barajı rezervuarının ilk dolum aşamasının tamamlandığına dair birkaç resmi açıklamada bulunurken Mısır, bu gelişmeyi ‘provokatif’ olarak niteledi. Ancak Etiyopya’nın bu adımlarını görmezden gelen ve Afrika Birliği’nin (AfB) verdiği garantilere güvenen Kahire’den açıklamalara yönelik resmi bir yanıt verilmedi. AfB girişiminde barajın işletilmesi ve doldurulması ile ilgili ilkeleri düzenleyen nihai bir anlaşma yapılması ve barajın Mısır ve Sudan'a yönelik olası zararlarını azaltması hedefleniyor.
AfB, bu ayın başlarından bu yana, Nil Nehri'nin ana kolu Mavi Nil Nehri üzerine inşa edilen Nahda Barajı’yla ilgili anlaşmazlıkları sona erdirecek nihai bir anlaşmaya varmak için Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki zorlu görüşmelere garantörlük ediyor.
Uluslararası gözlemcilerin katılımıyla birkaç görüşme gerçekleştirildi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. Yaklaşık bir hafta önce, üç ülkenin de liderlerinin katılımıyla mini bir AfB zirvesi yapıldı. Zirvede müzakerelerin sadece barajla ilgili konuşlar çerçevesinde yeniden başlatılması kararı alındı.  Kararda su paylaşım dosyasına atıfla ‘alakasız veya önümüzdeki müzakere sürecinin hedeflerinin dışındaki konuların’ müzakerelere dahil edilmemesi vurgulandı.
Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, cumartesi akşamı, AfB dönem başkanı olan Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi'nin açıklamasına göre Sisi telefon görüşmesi sırasında Mısır’ın Nahda Barajı’yla ilgili ilkelerini bir kez daha yinelerken, ‘barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin kurallar ile ilgili taraflar arasında tam teşekküllü yasal bir anlaşmanın hazırlanması gerektiğini Mısır'ın Nil Nehri sularındaki haklarına zarar verecek herhangi tek taraflı bir eylemin reddettiğini’ vurguladı.
Mısır açıklamasında Etiyopya’nın baraj rezervuarını ilk dolum aşamasının sona erdiğine dair açıklamasına değinilmedi. Ancak Mısır’ın açıklamasına göre Güney Afrika Devlet Başkanı Ramaphosa, ‘iki ülke arasında bu hayati dosyaya ilişkin tüm taraflar için adil ve dengeli bir anlaşmaya varılması amacıyla yoğun bir koordinasyon’ olduğunun altını çizdi.
Etiyopya, Çarşamba günü, Mısır ve Sudan'ın nihai bir anlaşmaya varılmadan‘tek taraflı eylemleri’ reddetmelerine rağmen, rezervuarı ilk dolum aşamasının tamamlandığını duyurarak, ‘zafer’ olarak nitelediği bu gelişme nedeniyle vatandaşlarını kutladı.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, ‘barajın ilk dolum aşamasının tamamlanmasını tarihi bir gün’ olarak nitelerken bu gelişme vesilesiyle vatandaşlarını tebrik etti. Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedu Andargachew Alene Twitter hesabından, “Tebrikler. Nil Nehri daha önce akıp gidiyordu. Simdi ise bir rezervuarda birikiyor. Nil bizimdir” yazdı.
Etiyopya, Mısır'ın Nil Nehri sularındaki yıllık 55.5 milyar metreküp olduğu tahmin edilen ‘tarihi payını’ kabul etmezken bunu eski sömürge anlaşmalarına ait bir pay olarak niteliyor. Etiyopya Başbakan Yardımcısı Demeke Mekonnen geçtiğimiz cuma günü yaptığı bir açıklamada, barajı ilk dolum aşamasının tamamlanmasını ‘Nil Nehri’nin uzun ve haksız kullanımının sonu’ olarak nitelendirdi.
Eski Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn ise barajın ilk dolum aşamasının ‘Etiyopya halkının Nil Nehri'ndeki haklarına aykırı adaletsizliklerin sonu’ olduğunu, bilgece ve samimi olarak yürütülen diplomatik çabaların bir sonucu olarak gerçekleştiğini söyledi.
Öte yandan, Mısır’ın Afrika işlerinden sorumlu eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Vail Nasreddin, rezervuarın tek taraflı olarak doldurulmasıyla birlikte Etiyopya tarafından yapılan açıklamaları ‘provokatif’ olarak nitelendirdi. Nasreddin, ‘Mısır’ın atılan bu adıma vereceği yanıtın sınırlarını da test ettiğini’ vurguladı.
Mısırlı diplomat Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır politikasının tüm barışçıl yöntemlerin tükenmesi ve sorumsuzca yapılan açıklamaların görmezden gelinmesine dayandığını belirterek, “Mısır, AfB’nin tam bir arabulucu rolü oynaması için fırsat tanıdıktan sonra uygun zaman geldiğinde cevap verecektir” ifadelerini kullandı.
Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Dina Mufti’nin geçtiğimiz cuma günü yaptığı ve ‘ülkesinin sadece yol gösterici bir anlaşmaya varmaya çalıştığı ve bu anlaşmanın Nahda Barajı konusunda bağlayıcı olmadığı’ şeklindeki açıklamasına değinen Nasreddin, bu ifadelerin bir açıklama yapmak zorunda olan AfB himayesindeki müzakerelere işaret ettiğini söyledi.
Diğer yandan Mısır Bölge Su Kaynakları (CEDARE) Müdürü Dr. Halid Ebu Zeyd’e göre Etiyopya yaptığı ‘provokatif’ açıklamalarla, ‘bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasını önlemek için önceden zemin hazırlamayı’ hedefliyor. Dr. Ebu Zeyd, “Etiyopya’nın bu açıklamaları, müzakereleri ümitsiz bir duruma sokarken yine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) başvurmanın yolunu açmaktadır” şeklinde konuştu.
Mısır geçtiğimiz ay, AfB himayesindeki müzakerelerin yeniden başlaması kararı alınmadan önce, anlaşmazlığın çözümü için BMGK’ya bir yazı göndermişti.
Afrika'nın en büyük elektrik ihracatçısı olmayı hedefleyen Etiyopya Nahda Barajı’nın inşasına 2011 yılında başladı. Buna karşın Mısır, 100 milyondan fazla insanın su ihtiyacını karşılayan Nil Nehri’nin halihazırda ‘yetersiz olan’ su miktarının yüzde 90'dan fazla azalacağı yönünde endişeleri bulunuyor.
Nahda Barajı müzakerelerinde Mısır’ı temsil eden heyetin bir üyesi olan Dr. Alaa ez-Zevahiri, konuyla ilgili değerlendirmesinde Addis Ababa'nın ‘tuhaf ve provokatif’ olarak nitelendirdiği açıklamalarından sonra Etiyopya’ tarafından ‘aksi herhangi bir açıklama’ yapılmadığını söyledi.
Zevahiri, cumartesi akşamı televizyonda yaptığı bir açıklamada, Etiyopya’nın müzakereleri uçuruma doğru iterek Mısır'ı geri çekilmeye mi zorlamaya çalıştığını sorguladı.
Etiyopya’nın Nahda Barajı’nda iki türbin üzerinden elektrik üretebilmesi için en az 6 aylık bir süre belirlendiğini söyleyen Zevahiri, Etiyopya’nın, Sudan’da su seviyesinin düşmesine neden olan baraj kapaklarından birini kapattığını söyledi.
Tutulacak su miktarı konusunda anlaşmaya varılması gerektiğini vurgulayan Zevahiri, Nahda Barajı’nın ilk dolum aşamasında tutulan su miktarının yaklaşık 5 milyar metreküp olduğunu, bunun etkisinin Mısır'da 18 ila 21 gün içinde ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.