Mısır, Etiyopya’nın Nahda Barajı provokasyonlarını görmezden geliyor

Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)
Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)
TT

Mısır, Etiyopya’nın Nahda Barajı provokasyonlarını görmezden geliyor

Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)
Etiyopya televizyonunda çarşamba günü Nahda Barajı rezervuarının dolum anını gösteren görüntüler yayınlandı (AFP)

Etiyopya geçtiğimiz çarşamba günü Nahda (Rönesans/Hedasi) Barajı rezervuarının ilk dolum aşamasının tamamlandığına dair birkaç resmi açıklamada bulunurken Mısır, bu gelişmeyi ‘provokatif’ olarak niteledi. Ancak Etiyopya’nın bu adımlarını görmezden gelen ve Afrika Birliği’nin (AfB) verdiği garantilere güvenen Kahire’den açıklamalara yönelik resmi bir yanıt verilmedi. AfB girişiminde barajın işletilmesi ve doldurulması ile ilgili ilkeleri düzenleyen nihai bir anlaşma yapılması ve barajın Mısır ve Sudan'a yönelik olası zararlarını azaltması hedefleniyor.
AfB, bu ayın başlarından bu yana, Nil Nehri'nin ana kolu Mavi Nil Nehri üzerine inşa edilen Nahda Barajı’yla ilgili anlaşmazlıkları sona erdirecek nihai bir anlaşmaya varmak için Mısır, Etiyopya ve Sudan arasındaki zorlu görüşmelere garantörlük ediyor.
Uluslararası gözlemcilerin katılımıyla birkaç görüşme gerçekleştirildi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. Yaklaşık bir hafta önce, üç ülkenin de liderlerinin katılımıyla mini bir AfB zirvesi yapıldı. Zirvede müzakerelerin sadece barajla ilgili konuşlar çerçevesinde yeniden başlatılması kararı alındı.  Kararda su paylaşım dosyasına atıfla ‘alakasız veya önümüzdeki müzakere sürecinin hedeflerinin dışındaki konuların’ müzakerelere dahil edilmemesi vurgulandı.
Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, cumartesi akşamı, AfB dönem başkanı olan Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi'nin açıklamasına göre Sisi telefon görüşmesi sırasında Mısır’ın Nahda Barajı’yla ilgili ilkelerini bir kez daha yinelerken, ‘barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin kurallar ile ilgili taraflar arasında tam teşekküllü yasal bir anlaşmanın hazırlanması gerektiğini Mısır'ın Nil Nehri sularındaki haklarına zarar verecek herhangi tek taraflı bir eylemin reddettiğini’ vurguladı.
Mısır açıklamasında Etiyopya’nın baraj rezervuarını ilk dolum aşamasının sona erdiğine dair açıklamasına değinilmedi. Ancak Mısır’ın açıklamasına göre Güney Afrika Devlet Başkanı Ramaphosa, ‘iki ülke arasında bu hayati dosyaya ilişkin tüm taraflar için adil ve dengeli bir anlaşmaya varılması amacıyla yoğun bir koordinasyon’ olduğunun altını çizdi.
Etiyopya, Çarşamba günü, Mısır ve Sudan'ın nihai bir anlaşmaya varılmadan‘tek taraflı eylemleri’ reddetmelerine rağmen, rezervuarı ilk dolum aşamasının tamamlandığını duyurarak, ‘zafer’ olarak nitelediği bu gelişme nedeniyle vatandaşlarını kutladı.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, ‘barajın ilk dolum aşamasının tamamlanmasını tarihi bir gün’ olarak nitelerken bu gelişme vesilesiyle vatandaşlarını tebrik etti. Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedu Andargachew Alene Twitter hesabından, “Tebrikler. Nil Nehri daha önce akıp gidiyordu. Simdi ise bir rezervuarda birikiyor. Nil bizimdir” yazdı.
Etiyopya, Mısır'ın Nil Nehri sularındaki yıllık 55.5 milyar metreküp olduğu tahmin edilen ‘tarihi payını’ kabul etmezken bunu eski sömürge anlaşmalarına ait bir pay olarak niteliyor. Etiyopya Başbakan Yardımcısı Demeke Mekonnen geçtiğimiz cuma günü yaptığı bir açıklamada, barajı ilk dolum aşamasının tamamlanmasını ‘Nil Nehri’nin uzun ve haksız kullanımının sonu’ olarak nitelendirdi.
Eski Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn ise barajın ilk dolum aşamasının ‘Etiyopya halkının Nil Nehri'ndeki haklarına aykırı adaletsizliklerin sonu’ olduğunu, bilgece ve samimi olarak yürütülen diplomatik çabaların bir sonucu olarak gerçekleştiğini söyledi.
Öte yandan, Mısır’ın Afrika işlerinden sorumlu eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Vail Nasreddin, rezervuarın tek taraflı olarak doldurulmasıyla birlikte Etiyopya tarafından yapılan açıklamaları ‘provokatif’ olarak nitelendirdi. Nasreddin, ‘Mısır’ın atılan bu adıma vereceği yanıtın sınırlarını da test ettiğini’ vurguladı.
Mısırlı diplomat Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır politikasının tüm barışçıl yöntemlerin tükenmesi ve sorumsuzca yapılan açıklamaların görmezden gelinmesine dayandığını belirterek, “Mısır, AfB’nin tam bir arabulucu rolü oynaması için fırsat tanıdıktan sonra uygun zaman geldiğinde cevap verecektir” ifadelerini kullandı.
Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Dina Mufti’nin geçtiğimiz cuma günü yaptığı ve ‘ülkesinin sadece yol gösterici bir anlaşmaya varmaya çalıştığı ve bu anlaşmanın Nahda Barajı konusunda bağlayıcı olmadığı’ şeklindeki açıklamasına değinen Nasreddin, bu ifadelerin bir açıklama yapmak zorunda olan AfB himayesindeki müzakerelere işaret ettiğini söyledi.
Diğer yandan Mısır Bölge Su Kaynakları (CEDARE) Müdürü Dr. Halid Ebu Zeyd’e göre Etiyopya yaptığı ‘provokatif’ açıklamalarla, ‘bağlayıcı bir anlaşmaya varılmasını önlemek için önceden zemin hazırlamayı’ hedefliyor. Dr. Ebu Zeyd, “Etiyopya’nın bu açıklamaları, müzakereleri ümitsiz bir duruma sokarken yine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) başvurmanın yolunu açmaktadır” şeklinde konuştu.
Mısır geçtiğimiz ay, AfB himayesindeki müzakerelerin yeniden başlaması kararı alınmadan önce, anlaşmazlığın çözümü için BMGK’ya bir yazı göndermişti.
Afrika'nın en büyük elektrik ihracatçısı olmayı hedefleyen Etiyopya Nahda Barajı’nın inşasına 2011 yılında başladı. Buna karşın Mısır, 100 milyondan fazla insanın su ihtiyacını karşılayan Nil Nehri’nin halihazırda ‘yetersiz olan’ su miktarının yüzde 90'dan fazla azalacağı yönünde endişeleri bulunuyor.
Nahda Barajı müzakerelerinde Mısır’ı temsil eden heyetin bir üyesi olan Dr. Alaa ez-Zevahiri, konuyla ilgili değerlendirmesinde Addis Ababa'nın ‘tuhaf ve provokatif’ olarak nitelendirdiği açıklamalarından sonra Etiyopya’ tarafından ‘aksi herhangi bir açıklama’ yapılmadığını söyledi.
Zevahiri, cumartesi akşamı televizyonda yaptığı bir açıklamada, Etiyopya’nın müzakereleri uçuruma doğru iterek Mısır'ı geri çekilmeye mi zorlamaya çalıştığını sorguladı.
Etiyopya’nın Nahda Barajı’nda iki türbin üzerinden elektrik üretebilmesi için en az 6 aylık bir süre belirlendiğini söyleyen Zevahiri, Etiyopya’nın, Sudan’da su seviyesinin düşmesine neden olan baraj kapaklarından birini kapattığını söyledi.
Tutulacak su miktarı konusunda anlaşmaya varılması gerektiğini vurgulayan Zevahiri, Nahda Barajı’nın ilk dolum aşamasında tutulan su miktarının yaklaşık 5 milyar metreküp olduğunu, bunun etkisinin Mısır'da 18 ila 21 gün içinde ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.



Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.


Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
TT

Filistin anayasa taslağı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçen hafta geçici anayasa taslağını teslim alırken (WAFA)

Filistin geçici anayasa taslağının ilk metni, Anayasa Hazırlık Komitesi tarafından yayımlanmasının ardından geniş çaplı siyasi ve hukuki tartışmalara yol açtı. Bazı yorumcular taslağı olumlu karşılarken, bazıları çeşitli eleştiriler ve değişiklik önerileri dile getirdi.

Anayasa Hazırlık Komitesi, salı akşamı geçici taslağı çevrim içi bir platform üzerinden kamuoyunun erişimine açtı. Böylece vatandaşların metni incelemesi ve nihai şekli verilmeden önce görüş ve önerilerini sunması amaçlanıyor.

Komite, platformun devreye alınmasının, Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın geçici anayasanın ilk taslağının yayımlanması ve 60 gün süreyle görüşlerin toplanması yönündeki kararı doğrultusunda gerçekleştiğini bildirdi.

Platformda, 13 bölüm ve 162 maddeden oluşan geçici anayasa taslağının tam metni yayımlandı. Taslak, maddelere giriş niteliğindeki bir önsözle başlıyor.

Mahmud Abbas, geçtiğimiz ağustos ayında ‘otoriteden devlete geçiş’ süreci için geçici bir anayasa hazırlanması amacıyla uzmanlar ve siyasetçilerden oluşan bir komite görevlendirmişti. Taslağın önsözünde, “Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve davasının adaletine dayanan, devredilemez ve sabit haklarından hareketle, halen işgal altında bulunan bir devlet için bu geçici anayasayı kaleme alıyoruz” ifadesine yer verildi.

Devlet başkanı ve yardımcısıyla ilgili maddeye olan ilgi

Devlet başkanı ve yardımcısına ilişkin maddeler, Filistin kamuoyunda özel bir ilgi uyandırdı ve geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Özellikle mevcut Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh’in görevde bulunması ve herhangi bir anda devlet başkanlığı görevini üstlenmesinin muhtemel görülmesi, söz konusu maddelerin siyasi önemini artırdı.

xsdvfe
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh (Arşiv – Fetih Hareketi internet sitesi)

Taslağın 74’üncü maddesi, “Devlet Başkanı’nın beş takvim yılı için, genel, gizli ve doğrudan oyla ve geçerli oyların salt çoğunluğuyla seçileceğini” hükme bağlıyor. Bu düzenleme, devlet başkanlığı süresinin 4 yıldan 5 yıla çıkarılması anlamına geliyor.

Madde ayrıca, bir kişinin devlet başkanlığı görevini birbirini izleyen ya da ayrı dönemler halinde en fazla iki tam dönem üstlenebileceğini öngörüyor.

Taslağın 79’uncu maddesi ise Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama, uygun gördüğü görevleri tevdi etme, görevden alma ve istifasını kabul etme yetkisi tanıyor. Bu hüküm, geçen yıl Mahmud Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i başkan yardımcısı olarak atamasıyla fiilen uygulanmıştı.

Ancak maddenin ikinci fıkrası tartışmalara yol açtı: “Devlet Başkanlığı makamının ölüm veya istifa nedeniyle boşalması halinde, görevi Meclis Başkanı devralır. Devlet Başkanı’nın ehliyetini kaybetmesi veya anayasal görevlerini yerine getirememesi durumunda ise makamın boşaldığı, Meclis üyelerinin salt çoğunluğunun talebi üzerine Anayasa Mahkemesi kararıyla ilan edilir ve Meclis Başkanı geçici olarak Devlet Başkanı’nın yetkilerini kullanır.”

sadcfgth
Filistin Devlet Başkanı Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh, yabancı ve Arap büyükelçilerle bir araya geldi. (Hüseyin eş-Şeyh’in ofisi)

Maddenin üçüncü fıkrası, Yasama Meclisi’nin mevcut olmaması halinde, Meclis Başkanı’nın yerine Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın vekâlet edeceğini hükme bağlıyor.

Dördüncü fıkraya göre ise her durumda yeni devlet başkanının, makamın boşalmasından itibaren en geç 90 gün içinde seçilmesi gerekiyor. Bu durumda başkanlık süresi, seçim sonuçlarının ilan edildiği tarihten itibaren başlıyor.

Taslağın kabul edilmesi halinde, Mahmud Abbas’ın daha önce yayımladığı ve seçimler yapılıncaya kadar başkan yardımcısının geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesini öngören kararnameyi yürürlükten kaldırıp kaldırmayacağı ise netlik kazanmış değil.

Eski büyükelçi Adli Sadık, yeni anayasa taslağının mevcut düzenlemeler çerçevesinde, makamın boşalması durumunda görevin Meclis Başkanı’na veya Anayasa Mahkemesi Başkanı’na geçeceği varsayımıyla, Hüseyin eş-Şeyh’in başkan yardımcılığı sıfatından yararlanmasına imkân tanımadığını savundu.

Ancak konuya yakın kaynaklar, 161’inci maddenin, Filistin Devlet Başkanlığı makamının boşalmasına ilişkin anayasal hükümlerin, ancak Yasama Meclisi seçimlerinin yapılmasının ardından yürürlüğe gireceğini şart koştuğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, bunun genel yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılmasını gerektirdiğini vurgulayarak, “Her hâlükârda bir sonraki başkan seçimle gelmek zorunda. Eğer şu an bir boşalma olursa, başkan yardımcısı seçimler yapılıncaya kadar devleti yönetir” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynaklar ayrıca, Hüseyin eş-Şeyh’in de devlet başkanının yalnızca sandık yoluyla belirlenmesi gerektiğini savunduğunu ifade etti.

Öte yandan el-Ezher Üniversitesi öğretim üyesi Mervan el-Ağa, taslağın 11’inci maddesini eleştirdi. Söz konusu madde, “Filistin Devleti’nin kurulması, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi sıfatını ortadan kaldırmaz” hükmünü içeriyor. El-Ağa, anayasa, kurumlar ve hukuki egemenliğe sahip bir devletin kurulmasının, temsil konusundaki ikili yapıyı fiilen sona erdirmesi gerektiğini savundu.

El-Ağa, Devlet Başkanı’na bir yardımcı atama yetkisi tanıyan 79’uncu maddeye ilişkin önerilen düzenlemeyi de reddetti. El-Ağa, “Seçilmemiş bir kişiye olası başkanlık yetkilerinin devredilmesi, yerleşik demokratik ilkelerle çelişir” değerlendirmesinde bulundu. El-Ağa, esas olanın devlet başkanı ile yardımcısının birlikte ve genel seçim yoluyla belirlenmesi olduğunu vurguladı.

Ek eleştiriler

Geçici anayasa taslağı, Filistin’i ‘Arap ve Müslüman bir devlet; çoğulculuk, ifade özgürlüğü ve hesap verebilirlik esaslarına dayanan cumhuriyetçi bir sistem’ olarak tanımlıyor.

Filistinli hukuk uzmanı Ahmed el-Eşkar ise taslağın ‘gerçekten mükemmel’ olduğunu belirtti. Ancak Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, metinde ‘bazı basit biçimsel ve yapısal notlar ile anayasal düzenleme açısından eksiklikler’ bulunduğunu ifade etti.

vdfvfd
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konseyi’nin 32. oturumundan, 23 Nisan 2025, Ramallah (EPA)

Filistin Ulusal Girişim Hareketi yöneticilerinden Gassan Cabir, taslağın 155’inci maddesini sert şekilde eleştirdi. Cabir, söz konusu maddenin ‘halkın iradesi açısından tehlike oluşturduğunu’ savunarak, Devlet Başkanı’na veya Meclis üyelerinin üçte birine anayasanın bir ya da daha fazla maddesinde değişiklik talep etme yetkisi tanıdığını belirtti.

Öte yandan avukatlar, hukukçular ve avukatlık ile yargı bağımsızlığı alanında faaliyet gösteren merkezler, geçici anayasa taslağının yargı erkini düzenleyen altıncı bölümüne (120-139. maddeler) ilişkin farklı düzeylerde olumlu ve eleştirel değerlendirmeler sundu.

Mahmud Abbas’ın iki ay içinde, iletilen görüş ve önerilerin değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılı bir rapor alması bekleniyor. Bu rapor doğrultusunda anayasa taslağının nihai metni hazırlanacak ve ardından halkoyuna sunulacak.


BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
TT

BM: Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve iki bakana yönelik 5 suikast girişimi engellendi

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Dışişleri Bakanı Esad eş- Şeybani ve Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile bir araya geldi (SANA)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, çarşamba günü yayımlanan ve DEAŞ militanlarının oluşturduğu tehditleri ele alan raporda, Suriye Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı’nın geçen yıl beş ayrı suikast girişiminde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın BM Terörle Mücadele Ofisi’nin hazırladığı ve Genel Sekreter António Guterres’in imzasıyla yayımlanan raporundan aktardığı bilgilere göre Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Halep’in kuzeyi ile Dera’nın güneyinde, DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü değerlendirilen bir paravan yapı tarafından hedef alındı.

Raporda, el-Şara’ya yönelik girişimlerin yanı sıra Suriye İçişleri Bakanı Enes Hasan Hattab ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’ye yönelik suikast planlarının tarih ve ayrıntılarına yer verilmedi.

Suikast girişimlerinin, örgütün yeni Suriye yönetimini zayıflatma niyetinin ve ülkedeki güvenlik boşlukları ile belirsizlik ortamını aktif biçimde istismar ettiğinin göstergesi olduğu kaydedildi.

Raporda, el-Şara’nın DEAŞ tarafından birincil hedef olarak değerlendirildiği belirtilirken, söz konusu paravan yapının örgüte inkâr edilebilirlik imkânı sağladığı ve operasyonel kapasitesini artırdığı ifade edildi.

El-Şara, Aralık 2024’te muhalif güçlerin uzun süreli Devlet Başkanı Beşşar Esed’i devirmesinin ardından, 14 yıl süren iç savaşın sona ermesiyle birlikte Suriye’nin liderliğini üstlenmişti.

Kasım ayında hükümeti, bir dönem Suriye topraklarının geniş bir bölümünü kontrol eden DEAŞ’a karşı oluşturulan uluslararası koalisyona katıldı.

BM terörle mücadele uzmanları, örgütün ülke genelinde faaliyet göstermeyi sürdürdüğünü, özellikle kuzey ve kuzeydoğuda güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenlediğini belirtti.

13 Aralık’ta Palmira yakınlarında ABD ve Suriye güçlerine yönelik bir pusu saldırısında iki ABD askeri ile bir Amerikan sivil hayatını kaybetti; üç Amerikalı ve üç Suriyeli güvenlik görevlisi yaralandı. ABD Başkanı Donald Trump, DEAŞ unsurlarını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan askeri operasyonlar başlatarak saldırıya karşılık verdi.

BM terörle mücadele uzmanlarına göre DEAŞ’ın Irak ve Suriye genelinde çoğunluğu Suriye’de konuşlu olmak üzere yaklaşık 3 bin unusuru bulunuyor.

ABD ordusu, ocak ayı sonunda, kuzeydoğu Suriye’de tutulan DEAŞ mensuplarını güvenli tesislerde kalmalarını sağlamak amacıyla Irak’a nakletmeye başladı. Irak yönetimi, söz konusu militanları yargılayacağını açıkladı.

Suriye hükümet güçleri ise Kürt güçlerle varılan ateşkes kapsamında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) çekilmesinin ardından, binlerce DEAŞ tutuklusunun barındığı geniş bir kampın kontrolünü devraldı.

Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan raporda, ateşkes anlaşmasından önce, aralık ayı itibarıyla ülkenin kuzeydoğusundaki Hol ve Roj kamplarında 25 bin 740’tan fazla kişinin bulunduğu, bunların yüzde 60’ından fazlasını çocukların oluşturduğu; diğer gözaltı merkezlerinde ise binlerce kişinin daha tutulduğu belirtildi.