Irak’ta güvenlik güçlerinden gösterilere müdahale: İki gün içinde üç kişi hayatını kaybetti

Güvenlik güçleri Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda toplanan protestocuları dağıtmaya çalışıyor (AP)
Güvenlik güçleri Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda toplanan protestocuları dağıtmaya çalışıyor (AP)
TT

Irak’ta güvenlik güçlerinden gösterilere müdahale: İki gün içinde üç kişi hayatını kaybetti

Güvenlik güçleri Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda toplanan protestocuları dağıtmaya çalışıyor (AP)
Güvenlik güçleri Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda toplanan protestocuları dağıtmaya çalışıyor (AP)

Irak’ta dünkü gösteriler sırasında başına gaz bombası isabet eden bir protestocu hayatını kaybetti. Sağlık kaynakları, bu kişinin son iki gün içinde güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu yaşamını yitiren üçüncü kişi olduğunu belirttiler.
Pazar akşamı çıkan gösteriler sırasında yaralanan 2 protestocunun ertesi gün sabah saatlerinde ölüm haberi gelmişti.
Irak’taki gösteriler başkent Bağdat’taki Tahrir Meydanı’nda düzenleniyor. Tahrir Meydanı, Ekim 2019’da patlak veren ve aylarca devam eden gösterilerin sembolü haline geldi. Son günlerde yaşanan gösteriler ise Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’nin 3 aylık görev süresi içinde ilk gösteriler olma özelliğini taşıyor.
Kazimi, Pazartesi akşamı ulusa sesleniş konuşmasında, bu şiddetin arkasında olanları ortaya çıkarma ve meşru gösteri hakkını koruma sözü verdi. Ancak bu sözün üzerinden saatler sonra güvenlik güçleri, elektrik kesintilerini protesto için toplanan öfkeli kalabalığı dağıtmak amacıyla yine gaz bombalarıyla müdahale etti. Iraklı bir doktor, AFP’ye yaptığı konuşmada, “Başına ve göğsüne gaz bombası isabet eden bir protestocu yaralandı. Yaralı şahıs yoğun bakıma alındıktan sonra hayatını kaybetti” dedi. Sağlık kaynakları 13 protestocunun da müdahaleler sırasında yaralandığını aktardı.
Son iki gün içinde güvenlik güçleri ile protestocular arasında yaşanan çatışmalara ilişkin birbirinden farklı iddialar ortaya atılıyor. Nitekim bazı aktivistler hükümet güçlerini protestocuların üzerine ateş açmak ve Tahrir Meydanı’ndaki birçok çadırı ateşe vermekle suçlarken, İçişleri Bakanlığı ön incelemelerde ‘gösterilerde protestoculara içerden saldırarak kaos yaratmaya çalışan tehlikeli suç gruplarının olduğunu’ tespit ettiklerini belirtti.
İçişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, güvenlik birimlerinin Pazar akşamı yaşanan olaylarla ilgili yaptığı ön incelemelerde Tahrir Meydanı’nda içerden protestoculara saldıran ve güvenlik birimleriyle çatışma çıkaran tehlikeli suç örgütlerinin olduğunu tespit ettikleri bildirildi.
Açıklamada söz konusu suç örgütlerinin güvenlik birimleriyle çatışma çıkararak, Tahrir Meydanı’nın güvenliğini ve barışçıl bir şekilde görüş ifade etme hakkını hedef aldıklarına dikkat çekildi.
Açıklamanın devamında, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı unvanını da taşıyan Başbakan Kazimi’nin ‘her ne sebeple olursa olsun protestoculara karşı gerçek mermi kullanılmayacağına dair sıkı talimatlar’ verdiği belirtildi.
Öte yandan, İran’a yakınlığıyla bilinen televizyon kanalları ve şahsiyetlerin, son birkaç gündür gösterilerin gerçekleştiği Tahrir Meydanı’na girmek istemeleri tansiyonun iyice yükselmesine neden oldu. Zira söz konusu kanallar ve şahsiyetler Ekim gösterileri sırasında protestoculara ağır suçlamalarda bulunmuşlardı.
Son günlerde Bağdat ve güney illerde yapılan gösterilerin ülkede başta elektrik olmak üzere birçok altyapı hizmetlerindeki aksamaya tepki olarak ortaya çıktığı doğru olmakla birlikte, gözlemcilerin önemli bir kısmı İran destekli grupların halk öfkesinden faydalanarak bunu Kazimi’ye karşı kullanma çabası içinde oldukları konusunda aynı görüşte.
Kazimi, ulusa sesleniş konuşmasında da bu noktaya değinerek, “Halkımın ve ailemin elektrik konusunda kötü yönetim ve yıkım sebebiyle yakıcı sıcaktan muzdarip olduklarını gördüğümde derin bir acı çekiyorum. Elimde sihirli bir çözüm olsaydı keşke. Ancak maalesef, kötü yönetim yolsuzluk ve yıkımla geçen uzun yılların bir gecede çözümü yok. Önceki hükümetlerin ve grupların yaptığı hırsızlığı ve gaspın faturasını, fiili ömrü iki ay olan bir hükümetin ödemesini istemek adalet ve insaf değildir” diye konuştu.
Irak medyasında İran’a yakınlığıyla bilinen televizyon kanallarının yayınlarında saatlerce gösterilere yer vermesi, Kazimi’yi zor duruma düşürme çabası olarak değerlendiriliyor.
Tahrir Meydanı’ndaki gösterilere katılan bir aktivist, dünkü gösteriler sırasında İran’a yakın silahlı örgüt ve grupların Meydan’da yoğun bir şekilde bulunduklarını söyledi.
İsminin açıklanmasını istemeyen aktivist, “Tahrir Meydanı’ndaki son sürtüşmeler silahlı örgütlere bağlı gruplar eliyle gerçekleştirildi. Bu gruplar, güvenlik güçlerini kışkırtarak onları tepki vermeye zorlamaya çalışıyordu. Bu da bazı protestocuların ölümüyle sonuçlandı. Olan biten bundan ibaret. Bunun hedefi ise ‘Kazimi hükümeti protestocuları bastırma konusunda selefi Adil Abdulmehdi’den farklı değil’ dedirtmek. Ekim protestocularının çoğu İran destekli grupların Meydan’a girmeleri üzerine sahadan çekildiklerini ilan etmişti” diye konuştu.
Meydan’da İran destekli grupların bulunduğu yönündeki şüpheler halkın temel hizmetler alanında yaşanan aksaklıklar karşısındaki öfkesini ve Kazimi hükümeti üzerindeki baskıları hafifletmiyor.
Kazimi’nin Danışmanı Hişam Davud, dünkü açıklamasında, “Soruşturmadan sorumlu komite halka (Tahrir’de) neler yaşandığını ve bunun arkasında kimin olduğunu açıklayacak. Ateş edildi mi ve ateş etme emrini kim verdi? Gösterilerin bir süre önce doğası değişti. Gösterilerin doğasını değiştirmek ve istismar etmeye çalışan birçok grup var. Kazimi, ateşle oynamaya karşı uyardı ” ifadesini kullandı.



Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.


Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
TT

Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos dün yaptığı açıklamada, hükümetin önümüzdeki hafta, Litani Nehri'nin kuzeyine kadar uzanan devlet otoritesini ve silah kontrolünü genişletme planının ikinci aşamasını nasıl sürdüreceğine karar vereceğini açıkladı.

Marqus, Arap ülkelerinden bakanlar toplantısına katılmak için bulunduğu Kuveyt'te, kararın bu konudaki silahlı kuvvetlerin yetenek ve ihtiyaçlarını özetleyen Genelkurmay Başkanı’nın sunumuna dayalı olacağını da sözlerine ekledi.

Lübnan ordusu, geçtiğimiz ocak ayında Litani Nehri ile İsrail sınırı arasındaki bölgede operasyonel kontrolü ele geçirdiğini duyurdu. Bu ayın başlarında ise Bakanlar Kurulu, ordudan Lübnan'ın diğer bölgelerinde silahsızlandırma sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda bilgi vermesini istedi.

Marqus yaptığı açıklamada, “Litani Nehri'nin güneyindeki ilk aşamayı tamamladık ve önümüzdeki hafta hükümet, ordu komutanının bildirdiği ihtiyaçlar ve imkanlar ışığında ikinci aşama hakkında bir karar verecek... Bu açıklamayı dikkate alarak bu konuda bir karar vereceğiz” dedi.

ABD'nin arabuluculuğunda 2024 yılının kasım ayında Lübnan, İsrail ile İran destekli grup Hizbullah arasındaki savaşı sona erdiren ateşkes anlaşması uyarınca, tüm silahları devlet kontrolü altına almayı hedefliyor. Marqus, bugün Lübnan ordusu ile Hizbullah arasında bir çatışma olasılığını reddetti. Hedefin devlet otoritesini genişletmek ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayan Marqus, bu hedeflerin birlikte gerçekleştirilebildiği ölçüde ilerleyeceklerini belirtti.

İsrail, Hizbullah ile savaşın sona ermesinden bu yana Lübnan'da düzenli baskınlar düzenliyor. Lübnan güvenlik kaynakları, bu saldırılarda yaklaşık 400 kişinin öldüğünü açıkladı.

İsrail, Hizbullah'ı Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasını ihlal ederek yeniden silahlanmaya çalıştığıyla suçlarken Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurguluyor.