İsrail’den Lübnan sınırına askeri takviye

İsrail askerleri Lübnan sınırı yakınlarında (AP)
İsrail askerleri Lübnan sınırı yakınlarında (AP)
TT

İsrail’den Lübnan sınırına askeri takviye

İsrail askerleri Lübnan sınırı yakınlarında (AP)
İsrail askerleri Lübnan sınırı yakınlarında (AP)

Lübnan hükümeti, İsrail’i Birleşmiş Milletlere (BM) şikayet ederek, Pazartesi günü güney sınırında meydana güvenlik sorununu diplomatik yoldan çözme yolunu tercih ederken, İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz Lübnan sınırına askeri takviye yaptıklarını duyurdu.
İsrail tarafından işgal edilen Şebaa Çiftlikleri bölgesinde duyulan silah sesleri sonrasında dün Güney bölgesinde sükunet hakimdi. Güvenlik olayına ilişkin iki taraftan birbiriyle çelişkili bilgiler aktarıldı. Zira İsrail medyasında Hizbullah’ın saldırı girişiminin engellendiği yönünde haberler çıkarken, Hizbullah ise ateşin İsrail tarafından açıldığını ve tek taraflı olduğunu kaydetti. Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre, İsrail uçakları dün Lübnan’ın güneyinde ve Cebel Lübnan semalarında görüldü. Görgü tanıkları Pazartesi gecesi boyunca keşif uçaklarının Beyrut üzerinde uçtuğunu aktarıyor.
Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, "Cuma günü düşman İsrail'e ait keşif uçakları ile 20 kez, cumartesi günü ise 9 kez hava sahası ihlali yapıldı" ifadesi yer aldı.
Hava sahası ihlallerinin tümünün dairesel uçuşla gerçekleştiği belirtilen açıklamada, söz konusu ihlallerin UNIFIL ile koordineli takip edildiği kaydedildi.
Şebaa Çiftlikleri’ndeki gerilimin düşmesine rağmen İsrail ve Hizbullah tarafında askeri alarm üst seviyede.
İsrailli yetkililer, 4 kişiden oluşan bir Hizbullah hücresinin Şebaa Çiftlikleri’ne sızma girişiminde bulunduğu hususunda ısrar ediyorlar. Yetkililerin aktardığına göre, İsrail askerlerinin ateş açması üzerine sızma girişiminde bulunan 4 kişi geldikleri yöne doğru kaçtı. İsrailli bir yetkili, söz konusu kişileri kasıtlı olarak öldürmediklerini ve Hizbullah’ın bu ‘bağışlamayı’ Şam’da İsrail hava saldırısında ölen Ali Kamil Muhsin için verdiği intikam yeminine karşılık saymasını beklediklerini söyledi.
Hizbullah ise sızma girişimiyle ilgili haberleri yalanladı. Hizbullah sızma girişimiyle ilgili olarak “Bu, İsrail'in "azarlayıcı ve kararlı" gibi davranmaya çalıştığı asılsız bir olaydı” ifadesini kullandı. Hizbullah, Muhsin’in ölümüne misilleme yapmakta kararlı olduklarını ve ‘olayın henüz kapanmadığını’ kaydetti. Bu nedenle Hizbullah teyakkuzda olmayı sürdürürken, İsrail bu durumu saldırı hazırlığı olarak niteliyor.
Güvenlik olayı sonrasında Lübnan ve İsrail arasındaki sınır boyunca yollar kapatıldı. İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi, Kuzey Komutanlığı karargahına ulaşırken Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Benny Gantz, Batı Kudüs'te bulunan İsrail parlamentosu Knesset'teki parlamento blokları toplantısından ayrılarak güvenlik konsültasyonları için Tel Aviv’deki Savunma Bakanlığı’na geçtiler.
Başbakan Netanyahu, Pazartesi sabah saatlerinde Savunma Bakanı Gantz ve Genelkurmay Başkanı Kochavi ile birlikte kuzey sınırındaki olayları takip ettiğini belirten bir açıklama yaptı.
Netanyahu açıklamasında, “Dünkü operasyonumuz önemliydi. Topraklarımıza sızma girişimini önledik. Şu an olan biten her şey İran ve Lübnan’daki vekillerinin (Hizbullah) askeri olarak bölgemizde konuşlanma çabasının sonucudur. Nasrallah Lübnan Devleti’nin aleyhine İran’ın menfaatlerine hizmet ediyor. İsrail Devleti’ni veya savunma ordusunu test etmeyi kimseye önermem. Kendimizi savunmakta kararlıyız” ifadesini kullandı.
Netanyahu, açıklamasının devamında, “Kendimizi savunmak için her şeyi yapacağız. Hizbullah’a bu basit gerçeği dikkate almasını tavsiye ediyorum. İsrail tüm senaryolara hazır” dedi.
İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ise ülkenin Kuzey sınırındaki askeri birlikleri ziyaret ederek, Hava Kuvvetleri Komutanı Amikam Norkin ile görüştü. Gantz, Lübnan sınırındaki güçlere ilave takviye yaptıklarını duyurdu. Gantz, Kuzey sınırının tamamında teyakkuzda olma talimatı verdi.
Askeri kaynakların aktardığına göre, İsrailli yetkililer, Hizbullah’ın misilleme yapmak için başka bir girişimde bulunacağını ve muhtemelen bunu yarına (Perşembe) kadar yani Kurban Bayramı öncesinde gerçekleştirmesini bekliyor. İsrailli yetkililerin bu misillemenin yalnızca Lübnan topraklarından değil aynı zamanda Suriye’de faaliyet gösteren Hizbullah güçlerinden de gelebileceği ihtimalini hesaba kattıkları belirtiliyor. Güvenlik kaynakları, İsrail ordusunun bölgedeki güvenlik durumunun kötüleşmesini engellediğini ancak yine de Hasan Nasrallah’ın İsrail üzerinde baskı kurmakta başarılı olduğunu ifade ettiler.
Haaretz gazetesi yazarı Amos Harel, dünkü yazısında, “Dün (önceki gün) yaşanan güvenlik olayı berabere bitti. Ancak Hizbullah'ın bu sonuçtan memnun olup olmadığına dair bir şüphe var” ifadelerini kullandı.

Maariv gazetesine yazan askeri analist Tal Lev-Ram, “Güvenlik olayı Kuzey sınırında neredeyse geniş çaplı bir askeri çatışmaya yol açacaktı. Ordu, Hizbullah ile hesabın halen açık kaldığını ve yeniden yanıt vermesini beklediğini belirtiyor” dedi.
Lübnan resmi makamları, güvenlik olayını diplomatik yoldan çözmeyi tercih ediyor. Lübnan Dışişleri Bakanı Nasif Hitti, dünkü Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ‘İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığını" kınadı.
Hitti, dünkü açıklamasında, “Yarın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) şikayette bulunacağız. UNIFIL görevinin düzeltme yapılmadan uzatılmasına bağlıyız” ifadesini kullandı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında ülkenin güneyinde meydana gelen güvenlik olayını kınadı.
Avn olayın ‘özellikle BMGK’nin güney sınırında faaliyet gösteren UNIFIL’ın görev süresini görüşmeye yakın bir zamanda yaşandığına’ dikkat çekerek, bunun istikrar iklimini tehdit ettiğini söyledi.
Lübnan Başbakanı Hassan Diyab, ülkenin güney sınırında yaşananları ‘İsrail’in Lübnan egemenliğine tam teşekküllü saldırısı’ diye nitelendirdi.
İsrail’in saldırganlığını haklı çıkarmak için öne sürdüğü iddiaların çok geçmeden yalan olduğunun ortaya çıktığını belirten Diyab, güvenlik olayının BMGK'nin 1701 sayılı kararına tehdit oluşturduğunu ve askeri gerilimin tırmanmasına neden olduğunu kaydetti.
Diyab, “Görünüşe göre düşman (İsrail) güneydeki UNIFIL’ın görevinde ve Lübnan ile çatışma kurallarını değiştirmeye çalışıyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde oldukça dikkatli olmalıyız. Çünkü düşman saldırılarını tekrarlıyor. İşgal altındaki Filistin ile sınırımızdaki büyük gerginliklerin gölgesinde durumların daha da kötüye savrulmasından korkuyoruz” dedi.
Lübnan hükümetinin güvenlik olayı sonrasında açıklama yapmaması, siyasi partilerin eleştirilerine neden oldu. Müstakbel Hareketi, ‘güney sınırında yaşananlarının ve İsrailli yöneticilerin Lübnan’a yönelik tehditlerinin yankılarını endişeyle izlediklerini açıkladı.
Hareket, sınırdaki Habbariye köyünde düzenlenen ve sivillerin evini hedef alan bombardımana işaret ederek, 1701 sayılı karara uyulması, bu konuda uluslararası acil durum kuvvetleri ile koordinasyon oluşturulması, hükümetin ve ilgili bakanlıkların anlamsız bir şekilde tepkisiz kaldığı bir ortamda devletin askeri, siyasi ve diplomatik kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Müstakbel Hareketi, üzerinden 24 saat geçmesine rağmen güney sınırında meydana gelen güvenlik olayına hükümetten bir açıklama yapılmamasına tepki gösterdi.
Lübnanlı Milletvekili Nedim Cemil, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Güney’deki olayların üzerinden saatler geçti, topraklarımızın ve sınırımızın korunmasından sorumlu olmasına rağmen ne Lübnan Devleti’nden ne de ordusundan bir açıklama yapıldı. Bu, kuşkulu ve egemenliğimizin değerini düşüren bir durum. Bize olanlar hakkında gerçeği açıklayacak resmi bir açıklama bekliyoruz” diye yazdı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.