Irak’ta özel hastanelere ve alternatif tıp sektörüne talep arttı

İbn el-Hatib Kliniği’nde hastaları muayene eden Rusafa Sağlık Müdürü. (Irak Sağlık Bakanlığı Twitter)
İbn el-Hatib Kliniği’nde hastaları muayene eden Rusafa Sağlık Müdürü. (Irak Sağlık Bakanlığı Twitter)
TT

Irak’ta özel hastanelere ve alternatif tıp sektörüne talep arttı

İbn el-Hatib Kliniği’nde hastaları muayene eden Rusafa Sağlık Müdürü. (Irak Sağlık Bakanlığı Twitter)
İbn el-Hatib Kliniği’nde hastaları muayene eden Rusafa Sağlık Müdürü. (Irak Sağlık Bakanlığı Twitter)

Bağdat'ın güneyinde, Kut şehrindeki Ebe Ümmü Meryem’e başvuran hamilelerin sayısı iki katına çıktı. Koronavirüse yakalanmaktan korkarak devlet hastanelerine gitmekten korkan kadınlar Ümmü Meryem’e gitmeye başladı.
Irak’ta "Beyaz Ordu" olarak bilinen sağlık personellerinden 3 bine yakını koronavirüs hastalarını sağlığına kavuşturmak için verdikleri mücadele sırasında virüse yakalandı.
Evinin bir odasını hamileleri muayene etmek ve onlara yardımda bulunmak için tıbbi yatak ve malzemeler ile donatan Ümmü Meryem, AFP’ye verdiği demeçte “Koronavirüs korkusundan dolayı kendisine gelen hamile kadınların sayısı günde üçten dokuz veya ona yükselerek iki katına çıktı” dedi.
Yirmi yıldan fazla bir süredir bu alanda çalışan 50 yaşındaki kadın, kendisine başvuranların sayısındaki artışın sebebinin hastaneye gitmeleri durumunda koronavirüse yakalanmaktan duyulan korku olduğunu söyledi.
Özel hastaneler de aynı nedenle, altyapı eksikliği, yetersiz deneyim ve yapılan ödeneğin yüzde 2’yi geçmemesi sebebiyle devlet hastaneleri ile rekabet eder hale geldi.
Koronavirüs nedeniyle 4 bin 805 kişinin yaşamını yitirdiği Irak’ta vaka sayısı toplamda 126 bin 704’e yükseldi.
Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde ilk çocuğunu doğuracak olan 29 yaşındaki Meyse, virüsten duyduğu korkunun hemen hemen ücretsiz hizmet alabilmesine rağmen kendisini devlet hastanesine gitmekten alıkoyduğunu söyledi. “Virüsten korktuğum için doktorumun belirlediği özel bir hastaneye gideceğim” ifadelerini kullandı.
Kamu hastanelerindeki sembolik ücretler ile kıyaslandığında, özel hastanelerdeki doğum maliyetlerinin bir milyon 750 bin dinar (yaklaşık bin 400 dolar) gibi yüksek maliyetlerine rağmen Meyse tüm arkadaşlarının özel hastanelerde doğum yaptığına dikkat çekti.
Kut’ta Kovid-19’a yakalanan vakaların bakımına tahsis edilmiş olan 9 devlet hastanesi bulunuyor. Virüsün yayılmasından önceki dönem ile kıyaslandığında devlet hastanelerine Kovid-19 dışında sebeplerle başvuranların sayısı azalmış durumda.
Kut’taki Doktorlar Sendikası Başkanı Mehdi eş-Şuveyli, Koronavirüs salgının ardından virüsten korkulması sebebiyle hastanelere başvuran kişi sayısının yüzde 50 düştüğünü, buna karşılık tedavi için özel sektöre başvuran kişi sayısının iki katı yükseldiğini ve giderek de arttığını belirtti. Ameliyat olması gereken hastaların da özel sektöre yöneldiği bilgisini verdi.
Kut şehrinde el-Kerame Devlet Hastanesi’nde çalışan ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir doktor, bu yılın ilk çeyreğinde yaptıkları ameliyatların sayısı yaklaşık 400 iken son üç ayda bu sayının 187'ye düştüğünü söyledi.
Aradaki farkın, hastaların özel hastaneleri tercih etmelerinden kaynaklandığına işaret eden doktor ülke genelinde günde ortalama iki yüz hastanın ameliyat olmak için özel hastanelere gittiğini kaydetti.
Bağdat’ın kuzeyinde, Kerkük’teki Azadi Eğitim Hastanesi Müdürü Dr. Daylan Ahmed duruma dair yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Kalp, tansiyon, şeker gibi kronik rahatsızlığı olan veya diyalize ihtiyaç duyanlar gibi bağışıklığı zayıf olan hastalar, virüsten korktukları için devlet hastanelerine gitmiyorlar.”
Beş yaşındaki oğlu Hüsam'ın tıbbi kontrolleri yaptırmak için haftalardır hastane hastane dolaşan 32 yaşındaki devlet memuru Abu Karar da “Doktorlara gitmekten ve ilaç almaktan yorulduk ama yapacak bir şeyimiz yok. Risk almıyorum ve koronavirüse yakalanmamak için devlet hastanesine gitmiyoruz” dedi.
Her beş kişiden birinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı Irak’ta nüfusun büyük çoğunluğu küresel salgının yayılması ile tıbbi yardım ücretlerini ödemek ve ilaç almakta oldukça zorlanıyor.
Ekonomik koşullar, hastaların çoğunluğunun hangi ilaca ihtiyaç duyduklarını öğrenmek için eczanelere veya hemşireler tarafından işletilen ev kliniklerine yönelmelerine neden oldu.
Bağdat'taki bir eczacı, "insanların yüzde 90'ının ağrılarını yatıştırmak için bir doktora veya hastaneye gitmeden ilaç almak istediğini" kaydetti.
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hastanelerde her 10 bin kişiye 14 yatağın düştüğü Irak’ta endişenin artması ile birçok aile evlerine, tıbbi personel yardımı ile virüse yakalanan kişilerin tedavisinde kullanılan oksijen tüpü de dahil tıbbi malzemeler aldı.
Hükümete ait el-Taci Tıbbi Oksijen Laboratuvarı Müdür Yardımcısı Mühendis Ahmed Abdulmutlak, koronavirüs tedavi sürecinde evde kullanılabilmesi için günde 100 oksijen tüpü ürettiklerini ve laboratuarın devlet hastanelerinin ihtiyacını karşılamak için günlük tüp üretimini iki katına çıkararak bin 500’e yükseltiğini söyledi.
Irak’ta yayılan yolsuzluk da ilaç ve sağlık malzemelerinin fiyatlarını kontrol altında tutmayı zorlaştırdı. Bu durum Iraklıları, fiyatları 3-4 katına çıkmış olmasına rağmen C vitamini ve çinko tabletler ile oksijen tüpleri satın almak gibi geçici çözümler bulmaya yöneltti. Halk bunun devlet hastanesine gitmekten daha güvenli olduğu görüşünde.
Duhok Valiliği sağlık yetkilileri pazar günü erken saatlerde yaptıkları açıklamada iki kişinin koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiğini duyurdu.
Kürdistan 24 haber sitesi bunun, şu ana kadar 581 vakanın kaydedildiği ve 362’sinin iyileştiği Dohuk Valiliği'nde bildirilen ilk ölümler olduğunu belirtti.
Duhok Sağlık Müdürlüğü, dün akşam Akra ilindeki Kolan Hastanesi’nde yaşamını yitiren vatandaşların 60 ve 66 yaşlarında oldukları bilgisini paylaştı.
Bölgedeki Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde salgın yaklaşık 5 ay önce bölgede yayılmaya başladı. Bugüne kadar koronavirüs sebebiyle meydana gelen ölümlerin satısı ise toplam 553.
Bakanlık, daha önce bölgedeki toplam koronavirüs vaka sayısının 14 bin 134’e yükseldiğini duyurmuştu.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.