Beyrut limanındaki amonyum nitrat kaynaklı patlama onlarca can kaybına, binlerce kişinin ise yaralanmasına neden oldu

Dünkü patlamadan sonra Beyrut Limanı'ndan bir görüntü (AFP)
Dünkü patlamadan sonra Beyrut Limanı'ndan bir görüntü (AFP)
TT

Beyrut limanındaki amonyum nitrat kaynaklı patlama onlarca can kaybına, binlerce kişinin ise yaralanmasına neden oldu

Dünkü patlamadan sonra Beyrut Limanı'ndan bir görüntü (AFP)
Dünkü patlamadan sonra Beyrut Limanı'ndan bir görüntü (AFP)

Dün Lübnan’ın başkenti Beyrut limanında gerçekleşen patlama, en az 100 kişinin hayatını kaybetmesine, yaklaşık 4 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. Onlarca kişinin ise kayıp olduğu bildirildi.
Lübnan Kızılhaç Sözcüsü George Kittani yaptığı açıklamada, başkent Beyrut'ta patlama sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 100'e yükseldiğini duyurdu. Yaralananların sayısının ise 4 binden fazla olduğunu aktaran Kittani, "Yaralı sayısı nedeniyle hastaneler doldu hastaneler artık daha fazla yaralı alamıyor" dedi. Patlama nedeniyle yıkılan binalarının enkazının altında ve denizde hala kayıp kişilerin bulunduğu ifade edildi. Yerel kaynaklar, önümüzdeki saatlerde ölü sayısının daha fazla da artabileceğini söyledi.
İlk dakikalarda havai fişek patlamasından söz eden Lübnanlı resmi kurumlar, yeryüzünü sarsıp binaları yerle bir eden patlamanın asıl nedenini açıklamakta ciddi tereddüt etti. Ardından resmi olmayan bir hesap ise patlamanın 2014’ten beri limanda bulunan 2 bin 500 kilogram amonyum nitrat dolayısıyla gerçekleştiğine değindi.
Patlamanın ardından toplanan Yüksek Savunma Konseyi, Beyrut'u ‘felaket şehri’ ilan etti. Aynı zamanda iç savaş sona erdiğinden bu yana eşi görülmemiş bir olağanüstü hal (OHAL) ilanını açıkladı. Sağlık Bakanı Hamad Hasan, patlamayla ilgili açıklamasında “Bu felaket, devletin karşı karşıya kaldığı bir meydan okumadır, bambaşka bir felakettir” ifadelerinde bulundu. Beyrut Valisi Mervan Abbud ise başkentte ciddi ve benzeri görülmemiş bir yıkım gerçekleştiğinden bahsetti.
Olayla ilgili ön bilgiler, patlamanın öncelikle limandaki 12 numaralı depoda meydana gelen patlama sonucunda gerçekleştiği, buradaki havai fişeklerin patlaması sonucunda yangın çıktığına işaret ediyor. Olay yerini incelediği sırada bu varsayımı sorgulayan Lübnan Emniyet Müdürü Abbas İbrahim ise, “Havai fişeklerin konuya dahil edilmesi mantık dışıdır” ifadelerini kullandı. Gerçekte neler olup bittiğinin olayla ilgili incelemelerin ardından konuşulması gerektiğini belirten İbrahim, “Patlamanın yıllardır limanda bulunan yüksek derecede patlayıcı madde deposunda meydana geldiği anlaşılıyor. Güvenlik hizmetleri konuyu araştırıyor” açıklamalarında bulundu.
Basında yer alan haberlere göre, Tümgeneral İbrahim, aylar önce bir gemiden el konan ve çoktan imha edilmesi gereken sodyum nitrattan bahsederek, “Devlet Güvenlik Dairesi, beş ay önce, Beyrut limanındaki 12 numaralı depoda bulunan patlayıcı maddeler hakkında soruşturma açılması talebinde bulunmuştu” dedi.
Başbakan Hassan Diyab, bugün yaptığı açıklamada, limanda meydana gelen patlamada hayatını kaybedenler için ulusal yas ilanında bulundu. Yüksek Savunma Konseyi'ni akşam vakti acilen toplantı gerçekleştirmeye çağıran Cumhurbaşkanı Mişel Avn ise tüm silahlı kuvvetlere patlamanın yansımalarıyla başa çıkma ve güvenliğin kontrol edilmesi için başkent ve banliyölerde olaydan etkilenen yerlerde devriye gezmeleri talimatını verdi.
Aynı zamanda, Sağlık Bakanlığının maddi desteği ile yaralılara ilk yardım sağlama ve mülklerinde gerçekleşen hasar nedeniyle yerlerinden olan ailelere sığınak sağlanması talebinde bulundu.
Lübnan Savunma Bakanı Zeyna Akar, olayın detaylarını askeri birimlerin faaliyetleri hakkında bilgilendirilen Ordu Komutanlığı operasyon odasından takip etti.
Vatandaşların uğradığı zararın takip edildiğini bildiren Bakan Akar, olaydan minimum zarar ile çıkılması, yaralanan vatandaşların ise acilen iyileşmesi dileğinde bulundu. Aynı zamanda Lübnanlıların yanında olduğunu vurgulayarak hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi.
Lübnan İçişleri Bakanı Muhammed Fehmi, Beyrut limanını incelediği esnada Başbakan Diyab ile birlikte yaptığı açıklamada, “Patlama nedeninin öğrenmek için incelemelerin tamamlanması beklenmeli. Diğer yandan, ön bilgiler ise yıllar önce el konan yüksek derecede patlayıcı maddelerin 12 numaralı depoda patladığına işaret ediyor” ifadelerini kullandı.
İlerlemeci Sosyalist Partisi lideri Velid Canbolat ise televizyon kanalına verdiği demeçte, “En iyisi incelemelerin tamamlanmasını beklemek ve doğrudan netice çıkarmamak. Komplo teorilerinden bahsedenler bir yana, patlamanın dört yıldır depolu halde bulunan amonyum nitrat dolayısıyla gerçekleştiği ön bilgilerini edindim” açıklamalarında bulundu.
Patlamanın hemen ardından, Kızılhaç ve Sivil Savunma ambulansları yaralıları taşımak için olay yerine gitti. Yaralananlar arasında milletvekili Tarık el-Merabi’nin; hayatını kaybedenler arasında ise Ketaib Partisi Genel Sekreteri Nizar Necaryan’ın da olduğu bildirildi.
Patlama dolayısıyla Elektrik Kurumunun Beyrut’taki binasında kurumun müdürü Kemal Hayik de dahil olmak üzere birçok kişinin yaralandığı açıklandı. Sağlık ekipleri, bina dahilinde mahsur kalanları kurtarmak için hızlıca olay yerine intikal etti.
Patlama dolayısıyla, başkentin merkezindeki parlamento binası da ciddi zarar gördü. Aynı zamanda Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı koridor ve salonlarındaki cam ve pencereler patladı, kapılar ise yerinden çıktı. Saray dahilinde kimsenin zarar görmediği bilgisine yer verildi. Beyrut’taki birçok mahallede olduğu gibi, Şarku’l Avsat ve An-Nahar gazetelerinin şehir merkezindeki ofisleri de ağır hasar aldı. An-Nahar gazetesi baş editörü Joseph Ksayfi, ofisteki 15 gazeteci ve çalışanın patlama nedeniyle yaralandığını açıkladı.
Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanı Şerbel Vehbe, Kıbrıslı mevkidaşı ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kıbrıs Dışişleri Bakanı, Lübnan’ın patlamanın yansımalarıyla baş edebilmesi için Kıbrıs’ın elinden geleni yapacağını bildirdi. Vehbe, aynı zamanda, Paris'teki Lübnan Büyükelçiliği aracılığıyla sağlık ekipleri ve sivil savunmadan yardım gönderilmesini talep etmek için Fransız yetkililerle görüştü.
Olay yerini incelediği sırada Beyrut'a yardım çağrısında bulunan eski Başbakan Saad Hariri ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Kalpleri sızlatan bir felakete yakalanan Beyrut, yardım çağrısında bulunuyor. Herkes, zarar gören bölgelerdeki halkımıza yardım etmeye davetli. Kaybın boyutu tarif edilemeyecek kadar ciddi derecede. En büyük kayıp ise onlarca kişinin hayatını kaybetmesi ve yaralanmasıdır” ifadelerini kullandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.