İsrail ordusu Lübnan sınırındaki askerlerinin sayısını azaltıyor

İsrail ordusuna mensup askerler (Arşiv-Reuters)
İsrail ordusuna mensup askerler (Arşiv-Reuters)
TT

İsrail ordusu Lübnan sınırındaki askerlerinin sayısını azaltıyor

İsrail ordusuna mensup askerler (Arşiv-Reuters)
İsrail ordusuna mensup askerler (Arşiv-Reuters)

İsrail toplumunda Beyrut felaketi karşısındaki tutum ve Lübnan halkının acısını paylaşmak ya da onların sıkıntısını gidermek ile ilgili yoğun tartışmalar sürerken İsrail ordusu, dün Lübnan sınırındaki asker sayısını azaltmaya ve teyakkuzda olma durumunu birkaç derece düşürmeye başladı. Bu adımın ayrıntılarını açıklayan Tel Aviv’deki bir askeri yetkili, güvenlik kurumlarının ve birimlerinin çoğunun Hizbullah’ın yakında İsrail’e karşı bir misilleme operasyonu gerçekleştirmeyeceği görüşünde olduğunu belirtti.
Arap medya kuruluşlarına açıklama yapan yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ordu yönetimi ve istihbarat servisleri, Lübnan’ın Beyrut Limanı’nda meydana gelen büyük patlama, yaraları sarma, olay hakkında soruşturma yapma ve bölgeyi yeniden imar etme çalışmaları ile meşgul olmasından ötürü Beyrut’un başındaki felaketin şu anki dönem için Hizbullah’ın motivasyonunu düşürüp İsrail hedeflerine yönelik operasyon yürütme gücünü büyük ölçüde kıracağını düşünüyor. Bu yüzden ordu, durumu değerlendirmek ve Lübnan’daki gelişmeleri takip etmek üzere kuzeydeki askerlerin sayısının azaltılmasına ve her gün tekrar toplantı yapılmasına karar verdi.”
Toplantı sırasında İsrail Jeoloji Araştırmaları Kurumu tarafından bir rapor sunuldu. Söz konusu raporda kurumun sismograflarının yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve binlerce kişinin yaralanmasına yol açan Beyrut Limanı’nda meydana gelen patlamayı kaydettiği bildirildi. Aynı zamanda raporda, kurumda çalışan araştırmacılar tarafından patlamanın ülkenin dört bir yanındaki etkisinin izlendiğine ve patlamadan çıkan enerjinin 3.5 şiddetinde bir depreme denk geldiğine ilişkin ifadelere yer verildi.
İstihbarat raporlarına göre şu anda yapılan analizler, patlamanın amonyaktan ve havai fişek bileşenlerinden oluşan büyük patlayıcı maddeler yüzünden çıktığına işaret ediyor ve patlamanın Hizbullah’ın limandaki faaliyetleri ile bir ilişkisi bulunuyor. Bununla birlikte, İsrailli yetkililerin soruşturmanın sonuçları çıkmadan ve bunun şeffaf ve profesyonel bir şekilde yürütülüp yürütülmediği netleşmeden bu konu hakkında konuşmak için acele etmemeleri yönünde bir karar alındı.
İsraillilerin Lübnan’daki durumun gelişmelerini yakından takip ettiği ve bu olaya ne derece yakınlık gösterecekleri konusunda ikiye bölündükleri belirtiliyor. Bazıları hükümetin Lübnan’a insani yardımda bulunmasını desteklerken, bazıları da Lübnan’ı düşman olarak kabul edip buna karşı çıkıyor. Bağış toplayan ve tıbbi ve sivil savunma ekipleri göndermeyi teklif eden dernek ve hareketler tarafından kitlesel ve sivil girişimler başlatıldı. Tel Aviv Belediyesi, binasını Lübnan bayrağı ile aydınlatarak dünyanın ilgisini çeken sembolik bir adım attı. Ancak İsrail’in Lübnan’ı işgal ettiği (1982-2000) ve İsrail’in Lübnan’la savaştığı (1978, 1982 ve 2006) dönemlerden bir grup engelli asker ve subay, herhangi bir yardım sağlanmasına karşı çıkan bir kampanya yürüttü. İsrail’deki sağcı Zehut (Kimlik) Partisi Başkanı ve eski Meclis Başkan Yardımcısı Moshe Feiglin ise patlama hakkında yorum yaparken “sevgililer gününde (İbrani takviminde 4-5 Ağustos), beni mutlu eden bir havai fişek gösterisi” ifadelerini kullandı.
Buna karşılık Lübnan halkıyla yakın aile bağları ve soyları bulunan İsrail’deki Arap vatandaşları (1948 Filistinlileri) özellikle de el-Celil sakinleri, Lübnanlıları bu zor günlerinde yalnız bırakmamak için Filistin, Arap ve uluslararası kesimler tarafından gösterilen çabalara katılıyor. Bu kapsamda 48 Filistinlileri dün kiliselerde, camilerde ve sosyal, hayır ve siyasi kurumlarda bağış kampanyaları başlattılar. Yüksek profesyonel standartlara sahip yetenekli tıbbi personele sahip oldukları bilinmekle birlikte yaralıların tedavisine yardımcı olmak üzere Lübnan’a sağlık ekipleri gönderme teklifinde bulundular. Arap hastane yöneticileri, yaralıları hastanelerinde kabul edeceğini açıkladı. Nasıra şehrinde kiliselere bağlı üç Arap hastanesi ve Safed ve Nehariye şehirlerinde İsrail hükümetine bağlı iki Arap doktor tarafından yönetilen iki hastane daha bulunuyor.
Arap Vatandaşları İzleme Yüksek Komitesi Başkanı Muhammed Bereke yaptığı açıklamada Filistin’in Beyrut Büyükelçisi Eşref Tebbur aracılığıyla Lübnan halkı ile temas kurduğunu, yaşanan felaketin karşısında Lübnan halkının yanında olduğunu ve onları destekleyeceğini ilettiğini duyurdu. Dün komite tarafından özel olarak bu konu için Nasıra şehrinde düzenlenen acil bir toplantıda konuşan Bereke, onlarca Arap sağlık ekibinin Lübnan’a ellerinden gelen her türlü yardımı sağlamak istediğini ve toplantıda  Lübnan’ı desteklemek için tüm çabaların tek bir çatı altında toplanmasına ve bunun komite tarafından yapılmasına karar verildiğini söyledi.
Bereke’ye İsrail’in Lübnan’a insani yardım sağlama tutumu hakkında ne düşündüğü soruldu. Buna karşılık Bereke “İsrail hükümeti, üzerinde inandırıcılık emaresi bulunmayan değişken bir tavır sergiliyor. Bir taraftan sadece birkaç gün önceye kadar Lübnan’ı tehdit ediyordu, diğer taraftan Gazze Şeridi’ndeki insanlarımızı abluka altına alıp oradaki hastaların tedavi almasını engelliyor. Şimdi ise insanlık çağrısında bulunup yardım teklifinde bulunuyor. Buna hiç kimse inanmıyor” şeklinde cevap verdi.



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.