Türkiye’nin Akdeniz’deki adımlarına Mısır ve Libya’dan tepki

Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye’nin Akdeniz’deki adımlarına Mısır ve Libya’dan tepki

Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır ve Yunanistan arasında geçen perşembe günü imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının imza töreni (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve Yunanistan, gelecek vaat eden petrol ve gaz rezervlerini içeren bir bölge olarak, Akdeniz’in doğusundaki iki ülke arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair bir anlaşma imzaladıktan sonra Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz sondajına yeniden başladığını duyurdu. Erdoğan’ın açıklaması, Mısır, Libya hükümeti ve ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli parlamentoda öfkeye yol açtı. 7 Ağustos’ta Ayasofya Camii’nde Cuma namazını kıldıktan sonra Erdoğan, “Sondaj faaliyetlerine yeniden başladık ve bu noktada Barbaros Hayrettin'i de yine görevine gönderdik” dedi.
Ülkenin doğusundaki Libyalı siyasiler, bu adımı kışkırtıcı olarak nitelendirirken, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol sondajı çabaları karşısında hızlı bir şekilde harekete geçilmesi gerekliliğini vurguladılar. Politikacılar, Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) Libya halkını temsil etmediğine ve ülkenin servetlerini dağıtma hakkına sahip olmadığına dikkati çekti.
Libyalı Milletvekili Saib Amgayb, Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan deniz yetki alanlarını sınırlandırma anlaşmasının, ‘son derece önemli bir durum’ olduğunu söylerken, iki ülkenin ‘Türkiye’yi dizginleme ve Akdeniz servetlerini kontrol etme umutlarını bozma politikasında’ ilerleyeceğini kanıtlayan ciddi bir adım olduğunu vurguladı.

Mısır ve Yunanistan yakınlaşması
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçtiğimiz Perşembe günü Yunan mevkidaşı ile düzenlediği bir basın toplantısında, iki ülke arasındaki anlaşmanın, ‘petrol ve doğalgaz rezervleri başta olmak üzere özel ekonomik bölgede mevcut olan rezervlerinin kullanımını en üst düzeye çıkarma konusunda ilerlemeye izin verdiğini’ ifade etti.
Yunan Bakan Nikos Dendias, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki UMH ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmaya dikkati çekerken, anlaşmanın yasadışı olduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Dendias, Mısır devletiyle işbirliği içinde ülkesinin, bölgedeki tüm zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Öte yandan Kahire Üniversite’sinde siyaset bilimi profesörü Dr. Tarık Fehmi, “Anlaşmazlık ilk etapta Türkiye- Yunanistan arasındaydı. Ankara, Türkiye ile Yunanistan arasında Avrupa çerçevesinde müzakerelerin olması beklentisiyle hamlesini hızlandırdı. Ancak tökezlediğinde ve Kahire ile Atina arasında anlaşma imzalandığında Türkiye, tırmanış için çalıştı” değerlendirmesinde bulundu.
Fehmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin tavrının yeni bir şey içermediğini söylerken, “Türkiye’nin açıklamalarındaki temel gelişme, ihlal içermesidir. Sondajın başladığı açıklaması, Türkiye adına bir tırmanış sayılıyor” dedi.
Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Milletvekili Ahmed Saad, Türkiye Cumhurbaşkanının 7 Ağustos’ta Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının yeniden başlamasıyla ilgili açıklamasını reddettiğini vurguladı. Saad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada ‘Türkiye tarafından ortaya koyulan yeni tırmanış adımlarının, son dönemde Türkiye’nin provokatif girişimleri çerçevesinde geldiğini söyledi.
Libyalı siyasi aktivist Yaroub el-Baraki, Erdoğan’ın gelecekte zorluklarla karşılaşacağını, çünkü attığı adımların, liranın çöküşü ve çok sarsılan Türkiye ekonomisindeki zorlukları artırdığını ifade etti.
Baraki, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhurbaşkanının sadece iki seçeneği var. Birincisi herkesin yararına güvenli kabul ediliyor. Selçuklu İmparatorluğu’nun yanılsamalarından vazgeçerek, bulunduğu tüm ülkelerle anlaşarak, bölge ve ülke için istikrarlı bir durumu kabul etmek. En zor olan ikincisi seçenek ise, denizcilik anlaşmasını güvence altına alabilmek, Libya’da Petrol Hilali’ne ulaşabilmek, on yıllardır en kötü koşullarından geçen ekonomisini canlandıracak şekilde taze paraya ulaşabilmek için Libya’da büyük bir savaşa girmesi” dedi.
Türkiye, Yunanistan ile bu hususta müzakerelere başlamak için geçen hafta bölgedeki sondaj faaliyetlerini askıya almıştı. Ancak Erdoğan, 7 Ağustos’ta bölgedeki enerji kaynaklarının araştırılmasına ilişkin taahhütlerin yerine getirilmediğini açıkladı.
Gelişme, Mısır’ın Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın Kahire ile Atina arasında sınır anlaşması hususundaki açıklamasına dair şaşkınlık yaşadığı bir dönemde yaşandı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Hafız, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Mısır ile Yunanistan arasında deniz yetki alanlarını belirlemek için Perşembe günü imzalanan anlaşmaya ilişkin Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan ifadelere gelince, bu tür ifadelerin ve iddiaların, anlaşmayı ve ayrıntılarını bilmeyen bir tarafça yayınlanması şaşırtıcıdır” değerlendirmesinde bulundu.

BAE anlaşmadan memnun
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Enver Karkaş da Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını belirtti. BAE, anlaşmayı ‘Orman Yasası karşısında uluslararası hukuk için bir zafer’ olarak niteledi.
Karkaş, 7 Ağustos’ta Twitter üzerinden yaptığı bir açıklamada, “Uluslararası hukuk sistemi, devletler arasındaki ilişkileri yöneten, barış ve güvenliği sağlayan sağlam bir esastır” dedi.
Türkiye ve Libya’da uluslararası açıdan tanınan UMH, geçen yıl bölgede deniz yetki alanlarının sınırlandırılması için benzer bir anlaşma imzalamıştı.

Erdoğan’dan anlaşmaya tepki
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ve Yunanistan arasında deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin imzalanan anlaşmayı ‘değersiz ve geçersiz’ olarak nitelendirdi. Erdoğan, ülkesinin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz aramalarına devam edeceğini vurgularken, daha önce de Almanya Başbakanı Angela Merkel’in talebi üzerine Atina ile görüşmelerde bulunmak üzere sondaj faaliyetlerini askıya aldıklarını, ancak Yunanistan’ın, taahhütlerine uymadığını ve bu yüzden de gaz aramak üzere bir gemi gönderdiklerini ifade etti.
Erdoğan, Yunanistan’a dikkati çekerek, deniz yetki alanlarında herhangi bir hakkı olmayanlarla pazarlık etmelerine gerek olmadığını söylerken, ülkesinin Libya ile imzalanan mutabakatlara büyük bir kararlılıkla uymaya devam edeceğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, Yunanistan’ın, Mısır ile deniz sınırına sahip olmadığını ve aynı şekilde Libya ile de deniz sınırına sahip olmadığını, bu yüzden Mısır veya Libya ile herhangi bir anlaşma imzalama hakkının bulunmadığını vurguladı. Erdoğan, “Yunanistan ile Mısır arasında yapılan bu anlaşmanın hiçbir kıymet-i harbiyesi yok. Niye yok? Şimdi bir defa buralara baktığımız zaman özellikle Yunanistan'ın yani Libya ile ilgili olarak buradaki kıyıdaş olma konusunda bir alakası var mı? Ne işi var orada? Mısır'ın bir alakası var mı? Yok” ifadelerini kullandı.
Türkiye, iki ülke arasındaki coğrafi mesafeye ve ortak deniz sınırlarının olmamasına rağmen, 27 Kasım 2019’da Akdeniz’de yetki alanlarının sınırlandırılması için bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

Çavuşoğlu: Anlaşma yasadışı
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını sonsuza kadar korumaya devam edeceğini vurguladı. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell ile Malta’daki görüşmesinin ardından Perşembe gecesi Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “AB’yle ilişkilerimizin bazı üye devletlerce rehin alınmasına izin verilmemeli ve göç konusunda AB sözünde durmalı” ifadelerine yer verdi.
Çavuşoğlu, Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmanın yasa dışı olduğunu ve bölge ile AB’ye zarar vereceğini kaydetti.
Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanlığı, anlaşmayı reddederken, anlaşmanın Türkiye açısından yok hükmünde olduğunu açıkladı. Bakanlık, Ankara’nın söz konusu bölgede hiçbir faaliyete izin vermeyeceğini, Türkiye ve Kıbrıs Türklerinin Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını savunmayı sürdüreceğini vurguladı. Bakanlık ayrıca, sınırı çizilen bölgenin Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirilen, Türkiye’nin ‘neritik bölge’ olarak isimlendirdiği alanı kapsadığını belirtti ve Yunanistan ile Mısır’ın imzaladığı antlaşmayı Türkiye ve Libya’nın ‘’deniz alanlarını gaspı’ olarak yorumladı.
Mısır Dışişleri Bakanlığı ise Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalara ilişkin şaşkınlığını dile getirdi. Bakanlık, “Bu tür ifadelerin ve iddiaların, anlaşmayı ve ayrıntılarını tam olarak bilmeyen bir tarafça yayınlanmış olması şaşırtıcıdır” dedi.
Türkiye’nin açıklamaları karşısından Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da 7 Ağustos’ta, Türkiye’nin krizleri tırmandırdığını ve bu durumun, Mısır ile deniz sınırı anlaşmasının imzalanmasının ardından yaptığı açıklamalarla kanıtlandığını ifade etti. Dendias, “Bölgeyi istikrara kavuşturmayı amaçlayan Mısır ile anlaşma karşısında Türkiye’nin tepkisi bizi şaşırttı” dedi.
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ise ülkesinin, Akdeniz bölgesindeki anlaşmazlıkları çözmek için Türkiye ile bir anlaşmaya varılamaması halinde Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmayı amaçladıklarını belirtti.
Greek City Times internet sitesine göre Mitsotakis, ülkesinin ‘Türkiye’nin Yunanistan’a münhasır ekonomik bölgede herhangi bir sismik araştırma yürütmesini kabul etmeyeceğini’ belirttiğini vurguladı. Henüz bölgeye Türk gemisinin ulaşmadığına dair olumlu bir göstergenin varlığına dikkati çeken Mitsotakis, “Münhasır ekonomik bölgeler konusu, iki taraf arasındaki istişarelerin özünü oluşturur” şeklinde konuştu.
Öte yandan Malta, Türk arabuluculuğu yoluyla, Türkiye’nin Kasım 2019’da UMH ile imzaladığı deniz anlaşmasına benzer bir anlaşma yapmak amacıyla hamlelere başladı. Hammuda Seyyale başkanlığındaki Trablus Temsilciler Meclisi, gerekli meşruiyeti sağlama bahanesiyle anlaşmanın onaylanması için hazırlıklar yapıyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Maltalı mevkidaşı Evarist Bartolo’nın Perşembe günü Trablus ziyareti başta olmak üzere, geçtiğimiz günlerde Ankara ve Trablus’ta Türk yetkililer huzurunda Malta ve UMH’den yetkililer arasında tekrarlı ziyaretler ve görüşmeler gerçekleştirilmişti. İki Bakan, Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, Dışişleri Bakanı Muhammed Seyyale ve UMH’den bir dizi yetkili ile görüşmeler gerçekleştirmişti.
Söz konusu görüşmeler öncesinde de Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, 20 Temmuz’da Libya meselesini görüşmek üzere Ankara’da UMH Dışişleri Bakanı Fethi Başağa ve Malta Ulusal Güvenlik ve İçişleri Bakanı Byron Camilleri ile üçlü bir toplantı düzenledi. Malta, Türkiye ile uzlaşı halinde, geri çekildiği ‘Libya’ya silah girişini denetlemeyi amaçlayan AB’nin Irini operasyonunu’ reddettiğini kaydetti.
Gözlemciler de Türkiye’nin Malta ile koordinasyon dahilinde, AB içerisinde Doğu Akdeniz ve Libya’daki hamlelerini desteklemek için bir ses elde etmeye çalıştığına inanıyor.



Suriye ordusu Halep'in bazı mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti... SDG sivilleri hedef almamaları konusunda uyarıda bulundu

 Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
TT

Suriye ordusu Halep'in bazı mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti... SDG sivilleri hedef almamaları konusunda uyarıda bulundu

 Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)

Suriye resmi haber ajansı SANA, ordunun bugün Halep’te Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini bildirdi. Yasağın, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurlarına yönelik saldırılar kapsamında uygulamaya konulduğu belirtildi. SDG ise operasyona karşı uyarıda bulunarak, bunun sivilleri evlerinden zorla göç ettirmeye yönelik bir girişim olduğunu savundu.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, Suriye Ordusu Harekât Komutanlığı, sivillere SDG’ye ait tüm noktalardan uzak durmaları çağrısında bulundu ve sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG mevzilerine yönelik ‘nokta atışı operasyonlar’ başlatılacağını duyurdu.

Suriye devlet televizyonu da ordunun, Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu bölgelerde yaşayanlardan, hedef alınacakları gerekçesiyle derhal tahliye olmalarını istediğini aktardı.

SDG, yayımladığı açıklamada, Suriye Ordusu Harekât Komutanlığı’nın, sivillerin yaşadığı mahalleleri hedef alma tehdidini ‘doğrudan bir yıldırma, zorla yerinden etme girişimi ve savaş suçu’ olarak nitelendirdi.

Açıklamada, sivillere, mülklere ve sivil altyapıya gelebilecek her türlü zarardan Suriye hükümeti ile ona bağlı kurumların sorumlu tutulacağı vurgulandı.

Suriye devlet televizyonu ise Halep Sosyal İşler ve Çalışma Müdürlüğü’ne dayandırdığı haberinde, kentteki gerilimler nedeniyle yerinden edilenlerin sayısının yaklaşık 140 bine yükseldiğini bildirdi.

Geçtiğimiz ay Halep’te SDG ile hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanmış, olaylarda onlarca kişi hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştı. Taraflar, yaşanan şiddetin sorumluluğu konusunda karşılıklı suçlamalarda bulunmuştu.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir anlaşma imzalamıştı. Anlaşma kapsamında, SDG’ye bağlı tüm sivil ve askeri kurumların yıl sonuna kadar devlet kurumları bünyesine entegre edilmesi öngörülüyordu. Ancak taraflar, anlaşmanın uygulanması konusunda kayda değer bir ilerleme sağlayamadı.


Lübnan ordusu: Silahların devletin elinde toplanması planı ‘etkin ve somut bir şekilde’ gerçekleştiriliyor

Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)
Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)
TT

Lübnan ordusu: Silahların devletin elinde toplanması planı ‘etkin ve somut bir şekilde’ gerçekleştiriliyor

Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)
Mercuyun bölgesinde kimlik kontrolü yapan Lübnan askerleri (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, silahları devletin elinde toplama planının ilk aşamasının hedeflerine ulaştığını ve özellikle Güney Lübnan’da ‘sahada etkili ve somut bir şekilde’ ilerleme kaydedildiğini bildirdi.

Ordu, bölgedeki çalışmaların henüz devam ettiğini ve patlamamış mühimmat ve tünellerin temizlenmesi tamamlanana kadar süreceğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, ordunun planını Güney Lübnan’da İsrail sınırına yakın bölgelerde yıl sonuna kadar tamamlaması ve ardından diğer bölgelere geçmesi öngörülüyordu.

Ordu tarafından yapılan açıklamada, ilk aşamanın Litani Nehri güneyinde kontrol altına alınan toprakların yönetimini sağlamak üzerine odaklandığı ve hâlâ İsrail güçlerinin kontrolünde olan alanlar ile bölgelerin bu kapsama dahil edilmediği kaydedildi.

Açıklamada Hizbullah’a doğrudan atıf yapılmazken, 2024 yılında sona eren ve sadece Lübnan güvenlik güçlerinin silah taşımasına izin veren ateşkes anlaşmasına atıfta bulunuldu.


Koalisyon, ez-Zubeydi'nin Aden'den Somaliland üzerinden Abu Dabi'ye kaçış rotasını açıkladı

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon, ez-Zubeydi'nin Aden'den Somaliland üzerinden Abu Dabi'ye kaçış rotasını açıkladı

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Aydarus ez-Zubeydi ve bazı kişilerin dün gece Aden Limanı’ndan hareket eden bir deniz aracıyla Somali Federal Cumhuriyeti’ndeki Somaliland bölgesine kaçtıklarını açıkladı. Kaçış sırasında tanımlama sistemini kapattıkları belirtilen grup, öğle saatlerinde Berbera Limanı’na ulaştı.

Arap Koalisyonu Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, yaptığı açıklamada, “Koalisyon güçlerinin önceki bildirisine ek olarak, Aydarus ez-Zubeydi’nin bilinmeyen bir yere kaçışıyla ilgili bilgileri doğruluyoruz” dedi.

Koalisyon, Aydarus ez-Zubeydi ve bazı kişilerin 7 Ocak gecesi Aden Limanı’ndan hareket eden BAMEDHAF adlı deniz aracıyla Somali Federal Cumhuriyeti’ndeki Somaliland bölgesine kaçtığını duyurdu. Koalisyon, geminin kayıt numarasının IMO-8101393 olduğunu, tanımlama sisteminin kapatıldığını ve grubun öğle saatlerinde Berbera Limanı’na ulaştığını bildirdi.

Açıklamada ez-Zubeydi’nin, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Ortak Operasyonlar Komutanı Tümgeneral Avad Said Musleh el-Ahbabi olduğu tespit edilen kişiyle irtibata geçtiği belirtildi. Ez-Zubeydi, kendilerini bekleyen bir İl-76 tipi uçak (MZB-9102 sefer sayılı) tarafından taşındı. Uçağın kalkış noktası belirtilmedi. Ez-Zubeydi ve beraberindekiler, BAE’li yetkililerin gözetiminde uçağa alındı. Uçak, saat 15:15’te Mogadişu Havalimanı’na indi ve bir saat bekledikten sonra 16:17’de Arap Körfezi üzerinden Arap Denizi’ni geçerek Körfez’e doğru hareket etti. Tanımlama sistemi Umman Körfezi üzerinde kapatıldı ve inişten on dakika önce yeniden açılarak saat 20:47’de Abu Dabi’deki er-Rif Askeri Havalimanı’na indi.

Koalisyon, söz konusu uçak türünün çatışma bölgelerinde ve Libya, Etiyopya, Somali gibi uluslararası güzergahlarda sürekli kullanıldığını açıkladı.

Diğer yandan el-Maliki, BAMEDHAF adlı deniz aracının kayıtlarının incelenmesi sonucu geminin Saint Kitts ve Nevis bayrağı taşıdığının tespit edildiğini bildirdi. Bu bayrağın, daha önce Füceyre Limanı’ndan Mukalla Limanı’na savaş araçları ve silah taşıyan Greenland adlı gemiyle aynı olduğu belirtildi; bilgiler, 30 Aralık 2025 tarihli Koalisyon güçleri bildirisinde yer almıştı.

El-Maliki, Koalisyon güçlerinin halen Aydarus ez-Zubeydi ile Aden’den kaçmadan önce görüştüğü belirtilen bazı kişilerin akıbetini takip ettiğini belirtti. Takip edilen kişiler arasında Aden’in eski valisi Ahmed Hamid Lemles ve Aden’deki Güvenlik Kuşağı Güçleri Komutanı Muhsin el-Vali bulunuyor; kendilerinden bugüne kadar haber alınamadı.