Netanyahu yeni bir sağ parti kurmaya hazırlanıyor

Netanyahu yeni bir sağ parti kurmaya hazırlanıyor
TT

Netanyahu yeni bir sağ parti kurmaya hazırlanıyor

Netanyahu yeni bir sağ parti kurmaya hazırlanıyor

İsrail’de düzenlenen kamuoyu yoklamalarına göre Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun popülaritesi düşmeye devam ediyor. Netanyahu yaklaşan seçimler öncesinde kendisine öfkeli taraftarlarını sakinleştirmek, rakiplerinin saflarına geçmelerini önlemek ve böylece sağ bloğu ve bu blok içindeki konumunu muhafaza etmek için yeni bir sağ parti kurma hazırlığına girdi.
Netanyahu, kurma niyetinde olduğu yeni partinin başkanlığına, kendisine yakın olanlar arasında gelecek vaat eden bir figür olan Modi'in Belediyesi ve Yerel Yönetim Merkezi Başkanı Haim Bibas’ı getirmeyi düşünüyor. Partisi Likud’dan kaynaklar Netanyahu’nun popülaritesinin düşmesinden endişe duyduklarını aktardılar. Netanyahu kaybetmeye devam ettiği seçmeni yeniden kendisine çekecek bir parti kurarak kendisine Knesset’te 61’in üzerinde milletvekilinden oluşan güçlü bir sağ bloğu garanti edecek ve çoğunluğunu sağ kanadın oluşturduğu bir hükümet kurmasını sağlayacak seçmenleri geri kazanmak istiyor. Netanyahu, kuracağı bu yeni partiye yerel yönetim liderliğine büyük ölçüde katkı sağlayan, birçok İsrail belediyesini yönetmekte başarı elde eden ve siyasi liderliğe geçme konusunda hırslı genç liderlere sahip olan Bibas gibi oldukça popüler bir karakteri seçti.
Bir parti kaynağı, Netanyahu’nun son üç seçim kampanyasında sağcı bir hükümet kurmak için yeterli bir blok oluşturmayı başaramadığının farkında olduğunu, bu nedenle de sağ kanadın çoğunluğunu sağlamak için perde arkası oyunlara başvurduğunu söyledi. Kaynak, Netanyahu’nun koronavirüsle mücadelede hayal kırıklığına uğrattığı seçmenin partisinden kaçmamasını garanti altına almak ve onları sağcı kanat karargahında tutmak, daha da önemlisi Benny Gantz başkanlığındaki Mavi-Beyaz veya Yair Lapid başkanlığındaki Gelecek Partisi gibi rakip partilere geçmelerini önlemek için çalıştığını belirtti.
Knesset’te üst düzey siyasi liderliği ve milletvekilliğine ulaşma niyetini gizlemeyen Bibas, Netanyahu’nun planı ve bu plana uyumluluğuyla ilgili haberleri yalanlamadı. Bibas açıklamasında şunları söyledi:
“Seçimler şu an için masada değil.  Muhtemelen yakın zaman içinde bir seçim olmayacak. Dolayısıyla bu konunun gerçeklikle bir alakası bulunmuyor. Yeni bir seçim halkın güvenine ihanet etmek olacaktır. Bunlar politikacıların yerel yönetimin gücünü artırması nedeniyle yaptığı spekülasyonlardır.”
İsrail medyası dün ve perşembe akşamı seçim tarihinin gündeme gelmesi durumunda halkın ruh halinin nasıl olacağı hakkında yaptığı üç komuoyu anketinin sonuçlarını yayınladı. Yapılan kamuoyu yoklaması geçen ayki trendin sürerek Netanyahu’nun kan kaybetmeye devam ettiğini gösterdi. Bugün Knesset’te 36 temsilcisi bulunan Likud’un 31 veya 32 sandalyeye, bir diğer ankete göre ise 29 koltuğa düştüğü görülüyor. Bununla birlikte merkez ve sol Arap partileri bu ankete göre bir miktar yükselse de, Likud’un kaybının büyük bir kısmı Naftali Bennet’in başını çektiği aşırı sağcı Yeni Sağ Partisi’ne kayıyor. Bugün yalnızca altı koltuk ile temsil edilen bu ittifakın, sandıkların gücünü ikiye veya üçe katlayacağı öngörülüyor. Diğer yandan anketlerin ilki bu ittifaka 12,  ikincisi 15, üçüncüsü ise 19 koltuk veriyor.
Bloklar arası koltuk dağılımına göre sağ blok, son seçimlerin öncesinde kurulduğu haliyle 62-63 sağcı koltuk (toplam 120 koltuktan) oluyor. Bu ise, Netanyahu’nun dindarlar ve Yeni Sağ bloğuyla birlikte dar bir sağcı hükümet kurabileceği anlamına geliyor. Diğer yandan, Benny Gantz liderliğindeki “Generaller Partisi’nin” 16 koltuktan 9 ila 11 arasında bir koltuğa gerilemeye devam ediyor. Anketlere göre Lapid 14 milletvekilinden 19’a yükseldi. Arap Partileri Ortak Listesi ise 15-16 koltukla gücünü koruyor.
Bu sonuçlar aynı zamanda Avigdor Liberman liderliğindeki Evimiz  İsrail’in 7 sandalyeden 8’e çıkacak olmasına rağmen artık bir denge unsuru olmadığı, Siyonist hareketin ve İsrail Devleti’nin kurucusu olan İşçi Partisi’nin barajı geçemeyeceği ve siyasi arenadan tamamen silineceği anlamına geliyor.
Diğer yandan Yahudi dini partilerinin perşembeyi cumaya bağlayan gece bir araya geldiği ve yeni seçimlere girme ihtimaliyle mücadele etme kararı aldıkları belirtiliyor.



Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
TT

Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)

Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre Kolombiya'da bu hafta, yılın bu zamanı için alışılmadık derecede yoğun yağışlar olması nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti.

Ulusal Meteoroloji Ajansı EDIAM, Kuzey Amerika'dan Kolombiya'nın Karayip kıyılarına kadar uzanan soğuk cephenin, geçen ay yağış miktarını tarihi ortalamaya göre yüzde 64 oranında artırdığını bildirdi.

Bu hafta hayatını kaybedenler arasında, cuma gecesi geç saatlerde güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasında ölen yedi kişi de bulunuyor. İl yetkililerine göre, şiddetli yağmurlar nedeniyle bir derenin taşması sonucu evler çamur altında kaldı. Yerel yetkililer, kurtarma ekipleri ve eğitimli köpekler ceset ararken, ağır iş makinelerinin çamurda ceset bulmak için kazı yaptığı görüntüler yayınladı.

Ulusal Afet Yönetim Birimi (UNGRD) perşembe günü yaptığı açıklamada, şiddetli hava koşullarının ülke genelinde altı kişinin ölümüne yol açtığını duyurdu. Tropikal iklime sahip Kolombiya'da, iklim değişikliği kuraklık ve yüksek nem dönemlerinde önemli aksamalara neden oluyor.


İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.