Gençler koronavirüsü en fazla taşıyan ama kurallara en az uyan grup

Tatilcilerin akın ettiği Florida sahilleri (Arşiv-AP)
Tatilcilerin akın ettiği Florida sahilleri (Arşiv-AP)
TT

Gençler koronavirüsü en fazla taşıyan ama kurallara en az uyan grup

Tatilcilerin akın ettiği Florida sahilleri (Arşiv-AP)
Tatilcilerin akın ettiği Florida sahilleri (Arşiv-AP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve farklı ülkelerdeki kamu kurumları da dahil olmak üzere çeşitli çevreler, koronavirüsün tekrar yayılmasından özellikle yaz kutlamalarının yoğun olduğu bir dönemde kurallara uymayan ve umursamaz davranan gençleri sorumlu tutuyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün Acil Durumlar Direktörü Michael Ryan, gençleri "sorumluluk" duygusu ile hareket etmeye çağırarak şu soruyu sormalarını istedi: "Gerçekten bu partiye gitmem gerekiyor mu?" Ryan’ın bu açıklaması, geçen ayın sonunda virüsün yayılmasına katkıda bulunan gençleri doğrudan suçladığı konuşmasından sonra geldi.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre yaz tatili sezonu ve çoğu ülkede kısıtlamaların kaldırılması, partilere katılmak isteyen 15 ila 25 yaş arasındaki gençlerin yurt dışı projelerinde önemli bir artışa eşlik etti.
Sağlık yetkilileri, gece kulüplerinin Kovid-19 salgınının ana odağı olduğuna dikkat çekti. Gece kulüplerini yeniden açan son ülkeler arasında yer alan İsviçre bunun bir örneği oldu. 
Cenevre Üniversite Hastanesi Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Bölümü Başkanı Didier Pittet’e göre İsviçre’de Temmuz ayının son iki haftasında tespit edilen vakaların yüzde 40 ila yüzde 50'si gece kulüplerine ve barlara giden kişilerden oluşuyordu.
Diğer ülkelerde, dünyanın gece hayatı başkentlerinden biri olan İspanyol Balear Takımadaları'ndaki İbiza'da olduğu gibi, gece kulüpleri kapatıldı veya dansın yasak olduğu küçük barlara dönüştürüldü.
Ancak bu durum, gece hayatı müdavimlerinin partilerini yapmak için sokaklara, ormanlara ve plajlara gitmelerine neden oldu.
Manchester yakınlarında 2 bin ila 4 bin kişinin toplandığı dans partileri yapıldı. Londra'da polis sürekli olarak gizli konserler yapılan yerlere baskın düzenlerken, Paris'teki Vincennes Ormanı ücretsiz partilerin yuvası haline geldi.
Antoine Calvino gibi maske takma veya fiziksel mesafe kurallarına uyulmayan bu gizli partilerin organizatörlerine göre "partiler hayati önem taşıyor ve benzersiz bir ortam sunuyor."
Almanya Robert Koch Enstitüsü Başkanı Lothar Feller,  "kurallar dikkate alınmadan tedbirsiz yapılan partiler"den dolayı Almanya’nın endişe duyduğunu belirterek, "Katılanlar, istatistikler hasta olma olasılıklarının daha düşük olduğunu gösteren genç insanlar arasından olsa da, virüsü ailelerine bulaştırabilirler” diye konuştu.
Dünyada Kovid-19 vakalarının sayısı önemli ölçüde artıyor ve genellikle herhangi bir belirti göstermiyor.
Halk Sağlığı Kurumu'na göre Kanada'da 39 yaşın altındaki kişiler yeni vakaların çoğunluğunu oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bunlar “salgınla mücadelede tamamen korunaklı” değiller.
Dünyanın dört bir yanındaki tıp yetkilileri salgını kontrol altına almaya çalışırken İspanya da sorunu kökten çözmek için çabalıyor.
İspanya Sağlık Bakanlığı'ndan bir Epidemiyolog olan Fernando Simon, "gençler, özellikle çok farklı yaşam tarzları ve yaşama arzularıyla koronavirüsle mücadelede kurallara en az uyan grubu oluşturuyor" dedi. Simon, gerektiğinde cezalandırma yöntemine başvurulması gerektiğine dikkat çekerek bu gruplara yönelik uygun bir üslup geliştirmenin çok zor olduğunu belirtti.
Sosyolog Mariano Oracco mevcut durumu sorgulayarak, "Gençler hangi talimatlara uymaya devam ediyor?" dedi. Oracco, gençlerin başlangıçta “sadece ev karantinasına uyduğunu, kısıtlamalar kaldırıldığında gençlerin kısıtlı özgürlükler olarak değil, tamamen özgür olduklarını düşünerek hareket ettiklerini” ifade etti.
Madrid Belediyesi, halka açık yerlerde alkol içmenin tehlikeleri hakkında bir uyarı kampanyasının ardından rahat olmamasına rağmen maske takmanın önemini anlatan bir video yayınladı. Söz konusu videoda, bir grup gencin içki içip ardından gece kulübünde dans ettiği gösterildi. Ardından yoğun bakım odasındaki durumları ve cesetlerinin yakıldığı sahneler gösteriliyor. Video şu cümleyle bitiyor: "Maske takmadığınızda özgürlüğünüze engel olan şeyler var. Bu yüzden kendinizi ve çevrenizi koruyun."
Yetkililerin gençlere karşı koymadaki çaresizliğinin yanı sıra bazı uzmanlar pratik bir yaklaşım çağrısında bulunuyor. Paris'teki Pitie Salpetriere Üniversitesi'nden Patolog Erich Kom, "Gençleri bırakalım virüsü kapsın. Onları orduya göndermeyelim" dedi.
Kom, gençlerin önleyici tedbirlere hiçbir zaman uymayacağı için "bu yaş grubu bağışıklıkları sayesinde daha hızlı mücadele ediyor. Evde maske takarak yaşlıların korunması gerekiyor" şeklinde konuştu.
Kom, "ideal durumun 30 yaşın altındaki herkes için doğal bağışıklık oluşturmak ve 50 yaşın üzerindekilere aşı veya etkili tedavi sağlanana kadar koruma sağlamak" olduğuna inanıyor.



Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy


Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
TT

Gossip Girl yıldızından hayranları umutlandıran açıklama

38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)
38 yaşındaki Ed Westwick (sağda), Son Umut (Children of Men) ve Rambo'nun Oğlu (Son of Rambow) gibi yapımlardaki rolleriyle de tanınıyor (The CW)

Gossip Girl hayranları, Chuck Bass'in ikonik "Ben Chuck Bass" repliğini bir kez daha duyabilir mi? Bu ihtimal imkansız değil çünkü Ed Westwick, bir yan dizi gündeme gelirse karaktere yeniden hayat vermeye sıcak baktığını söyledi.

Kötü çocuk Chuck Bass'i canlandırmasıyla tanınan Ed Westwick'e, Hits Radio UK'e verdiği röportajda olası bir yan dizide rolüne dönüp dönmeyeceği soruldu. Westwick, karakterin zamanla Blair Waldorf'un sadık partnerine dönüşmesiyle dizinin en sevilen yüzlerinden biri olmuştu.

Oyuncu, "Chuck Bass'in şimdi nerede olduğunu görmek çok ilginç olurdu. Fakat herkesi yeniden bir araya getirmek gerçekten çok zor olur" dedi. Ardından da "Bu dünyada her şey mümkün. Evet, Chuck'ın bu aralar neler yaptığını bilmek harika olurdu, kesinlikle!" ifadelerini kullandı.

2007–2012'de 6 sezon süren Gossip Girl, Manhattan sosyetesinin içinde yaşayan zengin gençlerin skandallarla dolu hayatını izliyor, karakterlerin çıkarları için birbirlerini nasıl harcadığını anlatıyordu. 

Tüm bu kaos ise kimliği bilinmeyen acımasız bir blogger'ın anlatımıyla ekrana taşınıyordu. Dizinin oyuncu kadrosunda Westwick ve Meester'ın yanı sıra Blake Lively, Penn Badgley ve Chace Crawford gibi isimler de yer alıyordu.

Westwick, Hits Radio UK röportajında diziden en sevdiği sahneyi de anlattı. 

"En sevdiğim sahne, Empire State Binası'nın tepesinde olduğum sahneydi" diyen oyuncu, üçüncü sezon finalinde Chuck'ın Blair'ı binanın tepesinde beklediği anı hatırlattı: 

Empire State Binası'nın kimsenin giremediği ancak belki bir tamircinin falan girebildiği anten bölümünün içine tırmanmama izin vermişlerdi. Oraya çıkabilmek gerçekten çok havalıydı. Üzerimde bir smokin vardı.

Oyuncu sözlerini, "Bir sürü şey vardı, gerçekten çok eğlendik. Limuzinlerin arkasında geçen bazı sahneler de harikaydı. O dizinin parçası olduğum için çok şanslıyım" diyerek tamamladı.

Şu an için ilk Gossip Girl kadrosuyla bir yan dizi duyurulmuş değil. Öte yandan dizinin yeni oyuncu kadrosuyla çekilen yeniden çevrimi 2021–2023'te iki sezon sürmüştü. 

Ayrıca Deadline'ın dünkü haberine göre, dizinin ilham aldığı kitap serisinin yazarı Cecily von Ziegesar da Blair'ı merkeze alan ve ilk romanların 20 yıl sonrasında geçen bağımsız bir eser üzerinde çalışıyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Hits Radio UK, Deadline