Cevap bekleyen soru: Beyrut patlamasına neden olan sevkiyatın sahibi kim?

Cevap bekleyen soru: Beyrut patlamasına neden olan sevkiyatın sahibi kim?
TT

Cevap bekleyen soru: Beyrut patlamasına neden olan sevkiyatın sahibi kim?

Cevap bekleyen soru: Beyrut patlamasına neden olan sevkiyatın sahibi kim?

Cevabını arayan soru şu: Beyrut patlamasına neden olan sevkiyatın sahibi kim? Cevabı ne kaptan, ne üretici ne de müşteri biliyor
Beyrut limanında bulunan ve yüksek derecede patlayıcı madde olan amonyum nitrat sevkiyatı hakkında net olan tek bir şey var: Hiç kimsenin bir adım öne çıkıp bu sevkiyatın sahibi olduğunu itiraf etmiyor oluşu.
Geçen hafta Lübnan’ın başkentini vuran büyük ve ölümcül patlamaya dair cevaplanmamış pek çok soru var.
Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre, cevaplanması en kolay soru ise bu sevkiyatın kimin mülkiyeti dahilinde olduğu.
Özellikle de yaklaşık yedi yıl önce Moldova bayrağı ile Beyrut'a gelen Rhosus gemisinin taşıdığı gibi tehlikeli bir yükün mülkiyet sahibinin belirlenmesi, deniz taşımacılığında temel husustur; aynı zamanda kargo sigortası hakkındaki en önemli bileşen ve sıklıkla ortaya çıkan ihtilafların çözümüdür. 2 bin 750 ton ağırlığındaki bu sevkiyatın asıl sahibini bulmak üzere Reuters tarafından 10 farklı ülkede yürütülen röportajlar ve yapılan belge araştırması, sorunun cevabı yerine kayıp belgelerin varlığını, gizemli faaliyetleri ve dünya genelindeki küçük ve bilinmeyen şirketler ağını içeren karmaşık hikayeyi gün yüzüne çıkardı.
Eski Başbakan Yardımcısı ve muhalif siyasetçi Gassan Hasbani, “Bir ülkeden diğerine taşınan malların yolculuğu üçüncü bir ülkede son buluyor. Peki neden burada son buldu?” ifadelerini kullanmıştı.  
Nitekim Reuters haber ajansının bu minvalde görüştüğü ve sevkiyatla bağlantısı olanların tümü, ya sevkiyatın asıl sahibini tanımadıklarını söyledi ya da bu soruyu cevaplamayı reddetti. Geminin kaptanı, sevkiyatı üreten Gürcü gübre şirketi, sevkiyatı talep eden ancak bunun için hiçbir ödeme yapmadığını söyleyen Afrikalı şirket de cevabı bilmeyenler arasında.
Rhosus gemisinden bahsedilirken birçok uğursuz olaya da değiniliyor.
Seyir kayıtlarında, geminin Eylül 2013'te Gürcistan'da yüklendiği amonyum nitratın Mozambik'teki bir patlayıcı üreticisine teslim edilmesi planı yer alıyor. Geminin kaptanı ve iki mürettebat, gemi Akdeniz'den ayrılmadan önceki talimatların Rus iş insanı İgor Greşukin’den alındığını, bunlar arasında planlanan haricinde bir yer olan Beyrut'a uğrayıp ek sevkiyat yüklemek de olduğunu söylüyor. Greşukin ise geminin gerçek sahibi zannediliyor.
Kasım 2014’te Beyrut’a gelen Rhosus gemisi, buradan hiç ayrılmadı. Zirâ liman ücretlerinin ödenmemesi ve gemideki kusurlar nedeniyle yasal bir anlaşmazlık baş gösterdi. Resmi anlatılara göre, gemiden alacaklılar, Panama merkezli bir şirket olan geminin yasal sahibini gemiyi terk etmekle suçluyor. Kargonun ise boşaltıldığı ve Beyrut limanındaki bir depoya yerleştirildiği söyleniyor.
Mürettebatının davalarını takip eden Beyrut’taki “Baroudi & Associates” hukuk bürosu, sevkiyatın asıl yasal sahibinin kim olduğu sorularına yanıt vermedi. Reuters ise Rus iş insanı Greşukin ile temas kuramadı.
Lübnanlı gümrük yetkilileri, boş geminin 2018’de limanda battığını bildirdi.
Rhosus gemisinin son hareketleri; geçen hafta depodaki amonyum nitratın alev alarak patlaması, en az 171 kişinin hayatını kaybetmesi, binlerce kişinin yaralanması ve 250 bin kişinin evsiz kalması sonrasında tekrar incelemeye alındı. Amonyum nitratın ücretini kimin ödediği, gemiye el konduğunda sevkiyatı kurtarmaya çalışıp çalışmadığı, çalışmadıysa bunun nedeni gibi sorular ise henüz cevaplanmayı bekliyor. Sektörden bir kaynak, büyük beyaz torbalarda paketlenen sevkiyatın 2013 fiyatlarıyla yaklaşık 700 bin dolar değerinde olduğunu söylüyor.
Sigortasız
Reuters’ın gemi hakkındaki soruşturması ise var olan birçok usulsüzlüğe ışık tutmuş oldu. Uluslararası denizcilik sözleşmelerine ve bazı yerel yasalara göre, ticari gemilerin boğulma, sızıntı veya çarpışma nedeniyle çevresel hasar, can kaybı veya yaralanma gibi kazaları karşılayacak sigortaya sahip olması gerekiyor.
Konudan haberdar olan iki kaynak ise Rhosus gemisinin sigortasının olmadığını belirtiyor. Geminin kaptanı Boris Prokoşev, Soçi’deki evinden yaptığı telefon konuşmasında, bir sigorta belgesi gördüğünü söylese de gerçekliğini doğrulayamıyor. Reuters ise geminin belgelerinin bir kopyasını elde edemediğini bildiriyor.
Amonyum nitratı almak isteyen Mozambikli Fábrica de Explosivos Moçambique (FEM) şirketi sözcüsü Antonio Cunha Vaz, şirketin sevkiyatın teslimi sırasında ödeme yapmayı kabul ettiği için gönderinin sahibi sayılmadığını belirtti.
Üretici ise daha sonradan tasfiye edilen Gürcü Rustavi Azot gübre üretim şirketiydi. O zamanki sahibi iş insanı Roman Pipia, Reuters’a verdiği demeçte, Rustavi amonyum nitrat tesisinin kontrolünü 2016 yılında kaybettiğini belirtti. Aynı zamanda, İngiltere'deki mahkeme belgelerinin bir alacaklının şirketi o yıl bir müzayedede varlıklarını satmaya zorladığını gösterdiğine değindi.
Tesisin şu anki müdür yardımcısı Levan Burdiladze’nin ifade ettiğine göre, şu anda tesisi işleten başka bir şirket olan JSC Rustavi Azot da sevkiyatın sahibini açıklayamayacağını söyledi.
FEM şirketi ise sevkiyatı Londra ve Ukrayna'da kayıtlı iki şirkete sahip bir ticaret şirketi olan Savaro Ltd. aracılığıyla sipariş ettiğini belirtiyor. Resmi web sitesi şu anda çalışmayan Savaro Ltd. şirketinin kayıtlı olduğu mevki ise Londra’da Victoria tarzında döşenmiş bir eve işaret ediyor. Evin kapısının çalındığı ve herhangi bir cevap alınmadığı belirtildi.
Reuters, İngiltere'de kayıtlı Savaro Ltd. şirketinin Kıbrıs'ta yaşayan Litvanyalı yöneticisi Greta Bieliene ile temasa geçti. Ancak Bieliene, Reuters’ın sorularını cevaplamayı reddetti.
Savaro'nun ticari işlerinin iç işleyişine aşina bir kaynak, şirketin eski Sovyetler Birliği ülkelerinden Afrikalı müşterilere gübre sattığını söyledi.
Reuters; Ukrayna kurumsal veri tabanı You Control’a göre Savaro'nun yöneticilerinden biri olan Ukraynalı iş insanı Vladimir Verbonol’a ulaşamadı.
Rus mâlik
Patlamaya dair üzüntü ve öfke Beyrut'ta sivil kargaşaya dönüşürken, Lübnan hükümetinin vaat ettiği soruşturmanın Rhosus gemisi ve mürettebatın geminin mâliki sandığı Greşukin’e odaklanmaya başladığına dair işaretler veriliyor.
Bir güvenlik kaynağı, Greşukin’in geçen Perşembe günü Kıbrıs'taki evinde amonyum nitrat sevkiyatı hakkında sorguya çekildiğini söyledi. Bir Kıbrıs polisi sözcüsü ise Interpol Beyrut'un isteği üzerine adını vermediği bir kişinin sorgulandığını bildirdi.
Kaptan Prokoşev, Rhosus'un Kasım 2013'te bir sızıntı ve durumun genel olarak kötülüğü nedeniyle Beyrut'a geldiğini, zaten yol boyunca sorunlarla boğuştuğunu söyledi.
Gemi, Beyrut'a yanaşmadan dört ay önce Temmuz 2013’te, kapıların arızalı olması, güvertedeki aşınma ve tali motorların yetersizliği nedeniyle İspanya'nın Sevilla şehrinde liman yetkilileri tarafından 13 gün süreyle gözaltında tutulmuştu. Sevkiyat hakkındaki verilere göre, denetim şirketi Maritime Lloyd’dan gemide yapılan araştırmanın da dahil olduğu bir kargo gemisi güvenlik sertifikası alan gemi, yeniden yelken açtı. Yaygın ve bilindik denetim firmaları arasında yer almayan Gürcistan merkezli Maritime Lloyd’dan müfettiş Teimuraz Kavtaradze, firmanın Sevilla'daki liman yetkililerine herhangi bir denetim belgesi sunup sunmadığını teyit edemediğini söyledi. 2013 yılında Maritime Lloyd için çalıştığını ancak personel ve yönetimin o zamandan bu yana değiştiğini de ekledi.
Sevilla’daki liman yetkilileri ise hemen yorum yapamayacaklarını bildirdi. 27 katılımcı denizcilik idaresinden oluşan Paris MoU (Paris Liman Devleti Kontrolü Mutabakatı), gönderdiği bir mail ile geminin Sevilla'da gözaltına alınıp denetlendiğini doğruladı.
Rhosus'un kayıtlı olduğu Moldova ise geminin sahibini Panama merkezli Briarwood Corp. olarak listeye aldı. Mülkiyet sertifikasına göz gezdiren Reuters, Briarwood Corp'u Panama'da kayıtlı bir şirket olarak hemen tanımlayamadı. Panama'nın denizcilik yetkilileri ise yorum taleplerine kısa süre içerisinde yanıt vermedi.
Marshall Adaları'na sevkiyat tescil hizmetleri sağladığını belirten International Registries’e göre, geminin kiracısı sayılan ve Marshall Adaları'nda bulunan Teto Shipping Ltd, 2014 yılında feshedildi.
Moldova Denizcilik Dairesi müdürü Igor Zaharia ise Teto Shipping’in o sırada Greşukin tarafından yönetildiğini söylüyor.
Rhosus’un kaptanı kendisi ve gemi mürettebatının Teto Shipping için kullandığı mail adresini Reuters’e iletti; ancak bu adreslere gönderilen mailller yanıtsız bırakıldı. Kaptan, Greşukin ve Teto'yu aynı muhatap olarak gördüğünü söyledi.



Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
TT

Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Suriye’nin El Sevre gazetesinden aktardığına göre, adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, telekomünikasyon şirketi MTN’nin yaklaşık 40 çalışanını işten çıkardı. Haberde, çalışanların, abonelere ait bilgiler, kayıtlı görüşmeler ve Suriye devlet yetkililerine ait telefon numaralarını dış kuruluşlara sızdırdıklarının tespit edildiği belirtildi.

Kaynak ayrıca, işten çıkarılan çalışanların “Suriye’de güvenliği istikrarsızlaştırmak için faaliyet gösteren unsurlarla bağlantılı olduklarının tespit edildiğini” ifade etti.


Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
TT

Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)

Sudanlı doktor S., savaşın ilk günlerinde meslektaşlarıyla birlikte mahsur kaldığı bir sağlık merkezinden çıkabilmek için ateşkes yapılmasını beklemek zorunda kaldı. Nil Caddesi’nden başlayarak Fetihab ve Halfaya köprülerinden geçen uzun bir yol kat eden S., sonunda Kober’deki ailesine ulaştı. Odasının duvarlarını kurşunların delik deşik ettiğini, kardeşlerinin ise birlikte ayrılmak üzere kendisini beklediğini anlatıyor. Aile yerinden edildi ve bugün hâlâ yerinden edilmiş durumda.

Mayıs 2023’te çatışmaların kısa süreliğine durması S.’nin hayatta kalmasını sağladı, ancak ailenin evinde kalmasına yetecek kadar uzun sürmedi. Bu kısa ateşkesten bu yana çeşitli girişimler ve anlaşmalar peş peşe geldi. Ancak en zor soru değişmedi: Arabulucular, savaşın iki tarafını uygulanacak ve sürdürülebilecek bir ateşkes konusunda nasıl bir araya getirebilir?

Afrika Birliği (AfB) ve ABD’nin eş başkanlığında, 23 Eylül’de New York’ta düzenlenen Dörtlü ve Beşli Mekanizma’nın ilk toplantısı, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Toplantıya katılanlar insani ateşkes ve çatışmaların durdurulması çağrısında bulunurken, sivillerin korunması için çabaların koordine edilmesi ve herhangi bir anlaşmanın izlenmesi ile uygulanmasının doğrulanmasına yönelik hazırlık yapılması konusunda mutabık kaldı. Ancak toplantı bildirisi, ordu veya Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile herhangi bir anlaşmaya varıldığını açıklamadı ve iki tarafı bir araya getirecek müzakereler için bir tarih belirlemedi.

Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)
Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)

Düğüm, ateşkesin şartlarında başlıyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre ordu tarafından yönetilen hükümet, 90 günlük ateşkese ilişkin ABD önerisinin maddelerinin çoğunu kabul etti ancak HDK’nin geri çekilmesinin belirli bölgelerle sınırlandırılmasını reddetti ve güçlerin kontrolünü ele geçirdiği tüm kentlerden çekilmesini talep etti. Sudan Dışişleri Bakanlığı da bu hafta, HDK’nin zor kullanarak oluşturduğu fiili duruma meşruiyet kazandıracağını düşündüğü herhangi bir müzakere sürecini reddettiğini açıkladı. Buna karşılık HDK ateşkes önerisini memnuniyetle karşıladığını duyurdu ancak bu açıklama çatışmaların durmasını sağlamadı. Taraflar bir anlaşma imzaladığında bile bunun uygulanması güvence altına alınamadı. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde ordu ile HDK, 11 Mayıs 2023’te Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt Bildirisi’ni, aynı ayın 20’sinde ise kısa süreli ateşkes ve insani düzenlemelere ilişkin bir anlaşmayı imzaladı.

Ancak çatışmaların durması kalıcı olmadı. Ordu, HDK’yi anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak haziran ayında müzakerelere katılımını askıya aldı.

Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)
Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)

Diğer girişimler de farklı engellerle karşılaştı. Afrika Boynuzu’nda barış çabalarını yürüten Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Aralık 2023’te Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) kendi himayesinde doğrudan görüşme yapmayı kabul ettiğini açıkladı. IGAD, ocak ayında görüşmenin gerçekleştirilmesi yönündeki çağrısını yineledi ancak toplantı yapılamadı.

Manama’da 20 Ocak 2024’te, yayımlanan metne göre ordu adına Şemseddin el-Kebaşi, HDK adına ise Abdurrahim Daklu tarafından ‘Sudan Krizi İçin Kapsamlı Çözümün İlke ve Esasları Belgesi’ parafe edildi. Ancak ön anlaşmanın ardından nihai bir anlaşma veya sürdürülebilir bir müzakere süreci gelmedi. Daklu, Kebaşi’yi belgeye bağlı kalmamakla suçlarken Kebaşi, sürecin neden durduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Ağustos 2024’te ise savaşın taraflarından birinin katılmaması, İsviçre’de ateşkese yönelik doğrudan görüşmelerin yapılmasını engelledi. Bunun üzerine odak noktası, insani yardımların ulaştırılmasının kolaylaştırılması ve sivillerin korunmasına kaydı.

Chatham House araştırmacısı Rosalind Marsden, enstitü tarafından 18 Eylül 2024’te yayımlanan analizinde, İsviçre’de Ağustos 2024’te yürütülen ateşkes görüşmelerinin başarısız olmasının temel nedeninin ordu ile HDK’nin askeri zafer elde etme arayışlarını sürdürmesi olduğunu belirtti. Marsden’e göre tarafların o dönemde askeri kazanımlar elde etme beklentisini koruması, Darfur’a insani yardım ulaştırılmasında sınırlı ilerleme sağlanmasına rağmen müzakerelerin tıkanmasının başlıca nedenlerinden biriydi.

Dörtlü Mekanizma ise Eylül 2025’te üç aylık bir insani ateşkesle başlayan bir yol haritası sundu. Bu süre içinde yardımların Sudan’ın çeşitli bölgelerine ulaştırılması, ardından kalıcı ateşkes ve siyasi geçiş sürecine geçilmesi öngörüldü.

Ancak Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası arabulucuların önerisi olarak kaldı ve savaşan taraflar arasında bir anlaşmaya dönüşmedi. ABD’nin son ateşkes önerisindeki geri çekilme konusundaki anlaşmazlık da iki tarafın yeni bir ateşkesin test edilebileceği şartlar üzerinde henüz uzlaşamadığını gösteriyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)

Araştırmacı Ahmed Süleyman, arabuluculuk girişimlerinin çokluğu ve bunlar arasındaki koordinasyonun zayıf olmasının, ateşkes çabalarının sivil güçlerin öncülük edeceği Sudanlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Chatham House araştırmacısı Hubert Kinkoh ise enstitü tarafından 13 Şubat 2026’da yayımlanan analizinde, Sudan konusunda çok sayıda arabuluculuk kanalının bulunmasının yanı sıra bunlar arasında açık bir liderlik ve etkin koordinasyonun olmamasının, ordu ile HDK’nin ciddi tavizler vermekten kaçınmasına imkân sağladığını ifade ediyor.

Bu noktadan hareketle New York toplantısı, arabulucuların çabalarındaki dağınıklığın giderilmesine katkı sağlayabilir. Ancak toplantının gerçek değeri, savaşan tarafları açık bir anlaşma üzerinde uzlaştırabilmesi, anlaşmaya uyulup uyulmadığını izleyecek bir mekanizma oluşturabilmesi ve ihlallerle nasıl başa çıkılacağını belirleyebilmesi halinde ortaya çıkacak.

S., kısa süreli bir ateşkes sayesinde ailesine ulaşabildi ancak aile daha sonra evini terk etmek zorunda kaldı. Bugün yerinden edilenlerin ve mültecilerin beklediği ateşkes ise onlar için yardımların ulaştırılmasına imkân sağlayacak ve çatışmaların kalıcı olarak sona ermesinin başlangıcı olacak bir fırsat anlamına geliyor. Böylece evlerine ve yaşadıkları bölgelere dönüşün mümkün ve güvenli hale gelmesini umuyorlar.


Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.