WHO: Aşı yarışını jeopolitik çatışmalara dahil etmeyin

Rus aşı adayının etkinliği şüphe uyandırıyor (AP)
Rus aşı adayının etkinliği şüphe uyandırıyor (AP)
TT

WHO: Aşı yarışını jeopolitik çatışmalara dahil etmeyin

Rus aşı adayının etkinliği şüphe uyandırıyor (AP)
Rus aşı adayının etkinliği şüphe uyandırıyor (AP)

Herhangi bir Kovid-19 aşı adayının tüm onaylanmış uluslararası özellik ve standartları karşılaması gerektiğini hatırlatan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aşı üretimi yolundaki bilimsel yarışının jeopolitik çatışmalara sokulmaması konusunda yeniden uyarıda bulundu.
WHO’nun bu uyarısından saatler önce ise, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Kovid-19’a karşı ilk aşıyı tescil ettiğini açıklamıştı. Aşı adayının etkinliği ve güvenliğini vurgulayarak tüm gerekli prosedürlerden geçtiğini de eklemişti.
Son dönemde sıkça bahsi geçen Rus aşısı, WHO’nun üçüncü aşamaya geçen 6 aşı listesinde henüz yer almıyor. Zirâ bu aşama, aşının etkinliğini sağlamak ve olası yan etkileri bilmek için insanlar üzerinde kapsamlı klinik testlerin yürütülmesini gerektiriyor.
Bilim alanındaki pek çok kişi, Rus aşı adayı hakkındaki endişelerini, aşının geliştirme ve test aşamalarındaki temel aşamaları aşması dolayısıyla etkinliğine olan şüphelerini dile getirdi. Rus yetkililer, temel denemelerin 20 ülkeden 1 milyar doz sipariş alınan aşının tescil edilmesi sonrasında başlayacağını söyledi. Rus resmi kaynakları ise üretiminin önümüzdeki ay başlayacağını bildirdi.
İspanya'daki epidemiyolojik sahnenin özellikle de yazın geri kalanında şiddetlenmesi konusunda uyarıda bulunan WHO, Avrupa ülkelerine salgını kontrol altına alma önlemlerini güçlendirme çağrısında bulundu. Zirâ Avrupa’daki ülkelerin neredeyse tamamı, günlük ve toplam enfeksiyon sayısında, aynı zamanda salgının yeni odak noktalarında istikrarlı bir artışa tanık oluyor. Bazılarında salgının ikinci dalgasının patlak vermesi, uzmanları virüsün mutasyon geçirmiş olabileceği düşüncesine itti.
WHO Avrupa Ofisi’nin son raporunda, “İspanyol sağlık otoriteleri tarafından uygulanan önlemlere rağmen, geçen ay 60 bin 454’e ulaşan salgının yeni odak noktaları sayısındaki artış devam ediyor. Bu, virüsün hızla yayılmaya devam ettiğine işaret ediyor. Bu nedenle gevşememek, koruyucu ve kontrol altına alıcı önlemleri artırmak, komşu ülkeler ile, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası sağlık kuruluşları ve organları düzeyinde yakın koordinasyonda bulunmak gerekiyor.
WHO uzmanları, İspanya'daki epidemiyolojik durumun ciddiyetinin yalnızca sıcak noktalar, yeni vakalar ve yaygınlık oranı hakkındaki resmi verilere dayanmadığını, aynı zamanda salgından etkilenen ilk Avrupa ülkesi olan İtalya ile karşılaştırıldığındaki vaziyetten kaynaklandığını söylüyor. Geçen ay İspanya'da kaydedilen toplam yeni vaka sayısı, İtalya'da -İspanya’nın nüfusundan 13 milyon fazla- kaydedilen sayının sekiz katıydı.
Ancak bu konuda uzmanlar arasındaki görüşler farklılık gösteriyor. Bazıları, İtalya'da İspanya'ya kıyasla yüksek vaka riskinin bu büyük farkın arkasındaki nedenleri ve bunun kriz yönetimi ile olası ilişkisini sorgulamaya ittiğini söylüyor.
Virolog Andrea Crisanti gibi bazı uzmanlar, İtalya'da yürütülen testlerin yeterli olmadığına veya doğru yerde yapılmadığına inanıyor. Ancak İtalya'da 100 bin kişi başına düşen yeni vaka sayısının son iki hafta içinde 7'ye ulaştığını belirtmek gerek. Bu rakam Portekiz’de 25, Fransa’da 27, Belçika’da 58, İspanya’da ise 89.
WHO uzmanları, İtalya'da devam eden olağanüstü halin (OHAL) salgını büyük ölçüde sınırlandırdığını, zirâ bunun katı kısıtlamalar ve önlemlerin uygulanmasını sağlamanın tek yolu olduğunu söylüyor. İtalyan yetkililer, son zamanlarda kıyı bölgelerindeki birçok turizm beldesini, eğlence mekanını ve restoranı ilk vakalar meydana gelir gelmez kapatmak için bir dizi önlem aldı. Yeni bir salgın odağı durumunda, yetkililer bina, kasaba veya işyeri sakinlerini zorunlu karantina uygulamasına ve teste tabi tutuyor. Sonuç negatif çıkmadan kimsenin karantinadan ayrılmasına izin verilmiyor.
Buna rağmen, yeni vakaların artmasının ardından son üç gündür, İtalya'da önleme ve kontrol tedbirlerinin sıkılaştırılması çağrısında bulunan sesler çıkıyor. Yaz tatilini bilhassa Fransa, İspanya ve Yunanistan olmak üzere yurtdışında geçirenlerin dönüşü ile neler olacağı ise bilinmiyor. OHAL sayesinde İtalyan ordusu; sosyal mesafe, maske kullanımı ve fazla toplanmalardan kaçınma gibi önleyici tedbirlerin yüksek oranda ihlaline tanık olan turistik bölgeleri izleyebiliyor.
Şu anda Sağlık Bakanlığı, yurt dışından tüm gelenlere giriş noktalarında zorunlu hızlı check-up yapılması, testi pozitif çıkanların zorunlu karantina uygulamasına tabi tutulması üzerinde duruyor. Geleneksel yöntemle burundan numune alınan testlerde sonuç sekiz saatten az bir süre içinde çıkıyor. Kanın antikorlar açısından incelenmesi ise 10 güne kadar sürebiliyor. Kovid-19 krizi yönetimini denetleyen İtalyan bilim kuruluşunda görevli bir yetkili, WHO ile işbirliği içinde devam eden araştırmaların ağız veya burun örnekleri alınarak sonuçları 15 dakika içerisinde çıkabilen hızlı bir testin geliştirilmesini denetlediğine değindi.
İspanya'da, sıcak nokta sayısı geçen hafta sonu 600'ü aştı, yeni vaka sayısı ise bin 486’sı son 24 saat içinde olmak üzere dört gün içerisinde 8 bin 618’e ulaştı. İspanya Sağlık Bakanlığı, hastanede tedavi gerektiren vaka sayısının geçen ay dört katına çıktığını bildirdi. Yeni vakaların yüzde 70’inin otuz yaş altı olduğu belirtildi.



İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.


ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)

ABD Adalet Bakanlığı, bazı milletvekillerinin yayınlanan belgelerdeki belirli isimlerin sansürlenmesinden duydukları endişeyi dile getirmelerinin ardından, dün Kongre üyelerinin Jeffrey Epstein davasıyla ilgili sansürsüz dosyaları incelemesine izin verdi.

AFP’nin haberine göre kasım ayında Kongre tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen Epstein Şeffaflık Yasası, Adalet Bakanlığı'nın hüküm giymiş cinsel suçluya ilişkin elinde bulunan tüm belgeleri yayınlamasını gerektiriyor.

Yasa, FBI'a göre sayısı bini aşan Epstein kurbanlarının kimliklerini ortaya çıkarabilecek isimlerin veya diğer kişisel bilgilerin gizli tutulmasını gerektiriyor.

Ancak yasa, "herhangi bir hükümet yetkilisi, kamu figürü veya önde gelen yabancı şahsiyet de dahil olmak üzere, hiçbir kaydın utanç, itibar kaybı veya siyasi hassasiyet gerekçesiyle gizlenemeyeceğini, geciktirilemeyeceğini veya sansürlenemeyeceğini" öngörüyor.

Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, üç milyondan fazla belgede yapılan bazı sansürlemeleri sorgulayan milletvekilleri arasında yer alıyor.

Khanna, Facebook sayfasında örnekler paylaştı; bunlar arasında Epstein'e 17 Ocak 2013 tarihli anonim bir e-posta da bulunuyor: "Yeni Brezilyalı, çekici ve güzel, 9 yaşında."

11 Mart tarihli bir diğer mesajın göndericisinin kimliği de gizli tutuldu. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu: “Güzel bir akşam için teşekkürler. Küçük kızınız biraz yaramazlık yapmış.”

Khanna, bu mesajların göndericilerinin ifşa edilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Şöyle devam etti: “Bu güçlü adamların itibarlarını örtbas etmek, Epstein'ın şeffaflık yasasının açık ihlalidir.”

İş adamları, politikacılar, ünlüler ve akademisyenlerle bağlantıları olan Epstein, cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken, 2019'da New York'taki hapishane hücresinde ölü bulundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Epstein'ın eski kız arkadaşı Gishlaine Maxwell, davasıyla ilgili bir suçtan hüküm giyen tek kişi.

20 yıllık hapis cezasını çekmekte olan Maxwell, pazartesi günü, Temsilciler Meclisi komitesinin sorularını yanıtlamayı reddetti.

Avukatı, Başkan Donald Trump'tan başkanlık affı alması halinde yanıt vereceğini söyledi. Trump, Epstein'ın dosyalarının yayınlanmasını aylarca engellemeye çalıştı, ancak daha sonra Cumhuriyetçi milletvekillerinin baskısına boyun eğdi.