İran ve Türkiye’den tepki, AB’den destek: BAE-İsrail anlaşmasına kim ne dedi?

Dün Gazze’de, BAE ile İsrail arasındaki anlaşmaya karşı toplanan kalabalıkta Filistinli bir çocuk (EPA)
Dün Gazze’de, BAE ile İsrail arasındaki anlaşmaya karşı toplanan kalabalıkta Filistinli bir çocuk (EPA)
TT

İran ve Türkiye’den tepki, AB’den destek: BAE-İsrail anlaşmasına kim ne dedi?

Dün Gazze’de, BAE ile İsrail arasındaki anlaşmaya karşı toplanan kalabalıkta Filistinli bir çocuk (EPA)
Dün Gazze’de, BAE ile İsrail arasındaki anlaşmaya karşı toplanan kalabalıkta Filistinli bir çocuk (EPA)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile İsrail arasında ABD'nin öncülüğünde gerçekleşen ve diplomatik ilişkiler kurulmasına yönelik anlaşmaya Arap dünyası ile bölgesel ve uluslararası çevrelerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Umman Sultanlığı Arap dünyasında anlaşmayı memnuniyetle karşılayanlar listesine dahil olurken, Türkiye ise, İran'ın "tiyatro" olarak nitelendirdiği BAE’nin söz konusu adımına şiddetle karşı çıktı.
Umman resmi haber ajansı tarafından yayınlanan açıklamada Umman Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sözcüsü "Umman hükümetinin, BAE’nin, ABD ve İsrail arasındaki ortak tarihi bir bildiri çerçevesinde İsrail ile diplomatik ilişkilere yönelik kararını desteklediğini” aktardı. Ayrıca bu kararın, "Ortadoğu'da kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını" umduğunu ifade etti.
Umman'ın pozisyonu, Bahreyn hükümetinin haber ajansı tarafından yayınlanan, "Birleşik Arap Emirlikleri'ne içten tebrikler" şeklindeki Bahreyn'in benzer tutumundan sonra geldi. Açıklamada "bu tarihi adımın bölgede istikrar ve barışın güçlendirilmesine katkıda bulunacağı" vurgulandı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, BAE-İsrail anlaşmasının açıklanmasının ardından Twitter'da yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
"ABD, BAE ve İsrail arasında İsrail'in Filistin topraklarını ilhak planını durdurma anlaşmasına ilişkin üçlü ortak bildiriyi büyük ilgi ve takdirle takip ettim." Sisi, söz konusu anlaşmayı, "Ortadoğu'ya barışı getirebilir" şeklinde değerlendirdi.

Avrupa’dan destek
Reuters haber ajansına göre Avrupa tarafında ise Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, dün İsrail ile BAE arasında diplomatik ilişkilerin tamamen normalleştirilmesine yönelik anlaşmayı memnuniyetle karşılayarak, her iki ülkenin de çıkarına olduğunu ve Ortadoğu'da istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunacağını bildirdi. Komisyon’dan bir sözcü yaptığı basın açıklamasında, "Bu iki ülke için ve bölgesel istikrar için çok önemli" dedi.
Sözcü açıklamasının devamında, "İki ülke bizim ortağımız ve tabii ki iki devletli çözüme bağlıyız. İsrailliler ile Filistinliler arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması için çalışmaya hazırız" şeklinde konuştu. ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuk yaptığı anlaşmaya göre İsrail, Batı Şeria'nın bazı bölgelerini ilhak planını askıya almayı kabul etti.
Fransa hükümeti Perşembe akşamı yaptığı açıklamada İsrail ile BAE arasındaki anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını duyurdu. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian yaptığı açıklamada, "İsrail makamlarının bu bağlamda aldığı karar, nihai bir tedbire dönüştürülmesi gereken olumlu bir adımdır. Bu kararların tanık olduğu yeni atmosfer artık İsrailliler ve Filistinliler arasında, uluslararası hukuk çerçevesinde ve üzerinde anlaşmaya varılan standartlar çerçevesinde iki devlet kurmak adına müzakerelere devam edilmesini gerektiriyor. Bu, bölgede adil ve kalıcı bir barışın sağlanması için tek seçenek” diye konuştu.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, “İki devletli çözüme ve kalıcı barışa ulaşmanın tek yolu olarak Filistinliler ile İsrail arasında doğrudan müzakereler dışında alternatif yok” demişti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"BM Genel Sekreterliği bu anlaşmayı memnuniyetle karşılıyor. İsrailli ve Filistinli liderlere BM kararları, uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalar uyarınca iki devletli bir çözüme ulaştıracak ciddi müzakerelere yeniden katılma fırsatı sunacağını umuyor."
Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, dün İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından, “İsrail ile BAE arasındaki ilişkilerin normalleşmesi, bölgede barışa önemli bir katkı sağlayacak. İsrail hükümetinin ilhak planlarını askıya alması olumlu bir adım” dedi. Maas, “Bu anlaşmanın bölgedeki daha olumlu gelişmeler için bir başlangıç ​​noktası olacağını ve Ortadoğu'daki barış sürecine yeni bir ivme kazandıracağını umuyoruz” şeklinde konuştu.
DPA’nın haberine göre Maas, ülkesinin sadece İsrail ve Filistinliler için müzakerelere dayalı iki devletli çözümün Ortadoğu'da kalıcı bir barışa ulaştırabileceğine olan inancını vurgulayarak, Alman hükümetinin Avrupa ve bölgedeki ortaklarıyla işbirliği içinde, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki bölgeleri ilhak etmesine karşı son aylarda yoğun kampanyalar başlattığını ve doğrudan müzakereleri sürdürmek için çalıştığını belirterek, "Biz de bu süreci şiddetle desteklemeye hazırız" dedi.

Türkiye
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail ile yapılan anlaşmanın arka planına karşı tepki olarak BAE ile diplomatik ilişkilerin askıya alınabileceğini açıkladı. DPA haber ajansını aktardığı habere göre Erdoğan, İstanbul'da Cuma namazını kıldıktan sonra yaptığı açıklamada, “Abu Dabi ile “diplomatik ilişkileri askıya almak için adımlar atabiliriz veya büyükelçimizi geri çekebiliriz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Filistin halkının yanında olduğunu vurgulayarak, "Filistin'i  hiçbir zaman yedirmedik, yedirtmeyeceğiz” diye konuştu.
Türkiye ve İsrail arasında diplomatik ilişkiler söz konusu. Ancak İsrail'in 2010'da Türk vatandaşların ölümüne yol açan Mavi Marmara gemisine saldırmasından beri iki ülke arasında gerginlik devam ediyor. İsrail'in Mayıs 2018'de Filistinli göstericilere yönelik saldırılarının ardından Ankara, İsrail büyükelçisini sınır dışı etti ve büyükelçisini Tel Aviv'den geri çekti.

İran
İran Dışişleri Bakanı Muhammad Cevad Zarif dün yaptığı açıklamada BAE ile İsrail arasındaki anlaşmayı kınadı. Zarif, Lübnan ziyareti sırasında televizyonda yayınlanan açıklamasında, "Onlar (Amerikalılar) dün olduğu gibi bir tiyatro uydurarak Filistin'in kaderini belirleyebileceklerine inanıyorlar. Mevcut ABD yönetimi, bölgemizin siyasi gerçekliğini kavrayamadığını kanıtladı” ifadelerini kullandı.
Bağdat'ta Irak parlamentosundaki Kanun Devleti Koalisyonu’nun lideri Nuri el-Maliki dün yaptığı açıklamada, Arap ve İslam ülkelerini BAE ile "Siyonist varlık" arasındaki "Filistin halkının meşru haklarını boşa çıkarma" olarak nitelendirdiği anlaşmayı reddetmek için seslerini yükseltmeye çağırdı. Ayrıca, "Siyonistler ile siyasi ve ekonomik yakınlaşma vaadinin ihanetle eşdeğer olduğunu, anlaşmanın bölgenin haritasını Siyonist oluşum lehine değiştiren Yüzyılın Anlaşması çerçevesinde geldiğini” belirtti.
Diğer taraftan, Husi milislerinin sözcüsü Muhammed Abdüsselam, Yemen’deki el-Mesira televizyon kanalı aracılığıyla yaptığı açıklamada anlaşmayı "Arap ve İslam ulusunu kışkırtan bir adım" olarak nitelendirdi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.