Mısır, Sudan’la ilişkilerini pekiştiriyor

Gözlemciler, ‘Nahda Barajı krizinin’ çözümü için iki ülke arasındaki iş birliğinin kritik olduğu görüşünde.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Sudan’la ilişkilerini pekiştiriyor

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ahmed Abdülhakim
Mısır, Sudan ve Etiyopya, Mavi Nil üzerinde kurulu Nahda (Rönesans) Barajı’nın Etiyopya tarafından işletilmesine ilişkin daha önce üç ülke tarafından sunulan anlaşmaların taslak metinlerinin birleştirilmesi ve önümüzdeki salı günü müzakerelerin tekrar başlaması için uzlaşma sağladı.
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli cumartesi günü Sudan’a kalabalık bir heyetle resmi ziyarette bulunmuş, Başbakan Abdullah Hamduk ve Sudanlı yetkililerle bir araya gelerek ikili ilişkileri ve ‘Nahda Barajı krizini’ ele almıştı. Görüşme sonrasında yapılan ortak açıklamada; müzakere ve diyalog yolunun, ‘krizi’ çözmek için ‘en iyi yol’ olduğu ve ‘uyuşmazlıkların çözümü için bağlayıcı bir mekanizma oluşturulması gerektiği’ vurgulanmıştı.
Başbakan Medbuli’nin ziyareti, Ömer el-Beşir yönetiminin devrilmesinden sonra Mısır’dan Sudan’a gerçekleştirilen ilk üst düzey ziyaret oldu.
Gözlemciler; söz konusu ziyaretin, Etiyopya’ya karşı iki ülkenin fikir birliğini pekiştirme amacıyla gerçekleştiğinde hemfikir.
Sudan’ın başkenti Hartum’daki Sadaka Salonunda gerçekleşen görüşmelerin ardından diyalog ve müzakereden yana olunduğu ve bu bağlamda Afrika Birliği (AfB) gözetiminde gerçekleşen müzakerelerde konuya taraf üç ülkenin haklarını garanti altına alan ‘bağlayıcı bir mekanizmanın’ oluşturulmasının zorunlu olduğu ifade edildi. AfB’nin rolünü önemsediklerini ifade eden Mısır ve Sudanlı yetkililer iyimser olduklarını belirttiler. Ayrıca Etiyopya’yı tarafların ittifak edeceği bir taslak oluşmadan tek taraflı hareket etmemesi yönünde uyardılar.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ile Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Kahire geçtiğimiz günlerde müzakerelerden çekilmek tehdidinde bulunmuş, Sudan ise iç istişarelerini gerçekleştirebilmek için süre isteyerek müzakerelerin bir hafta için ertelenmesini talep etmişti. Sudan’ın bu talebi kabul görmüş ve bir haftanın ardından dün müzakerelerin yeniden başladığı duyurulmuştu.
Etiyopya’nın 2011 yılında başlayarak Mavi Nil Nehri üzerinde inşa ettiği Nahda Barajı bir taraftan Addis Ababa diğer taraftan ise Kahire ve Hartum arasında gerilim kaynağı haine geldi. Barajda Afrika’nın en büyük hidroelektrik santrali olması bekleniyor.
Üç ülke 2011 yılından bu yana barajın doldurulması ve işletilmesi konusunda bir anlaşmaya varmak için müzakerelerde bulunuyor. Ancak halen anlaşmaya varılabilmiş değil.
Etiyopya, barajın ekonomik kalkınması için gerekli olduğunu savunurken Mısır ve Sudan, Nil Nehri’nin büyük oranda sulama ve içme suyu ihtiyacını karşıladığı için bu projeyi kendileri için tehdit olarak görüyor.

İki ülke arasında ekonomik işbirliği anlaşmaları
Mısır bu kritik evrede üst düzey yetkilileri Sudan’a göndererek hem ikili ilişkileri geliştirmeyi hem de ‘geçiş sürecinde’ ekonomik zorluklarla mücadele eden Sudan’ın yanında olduğunu göstermek istedi.
Başbakan Mustafa Medbuli yaptığı konuşmada Sudan’daki ‘geçiş yönetimini’ kararlı bir şekilde desteklediklerini ve Sudan halkının refahı ve kalkınması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Buna karşılık Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da ülkesinin ikili ilişkileri bir üst seviyeye çıkarmak için hazır olduğunu belirtti.
Görüşme sonrasında Mısır Başbakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada iki ülke yetkililerinin ticaret, ekonomi, altyapı, elektrik ve enerji alanlarında iş birliği sağlanması için ortak bir yol haritası belirlenmesini kararlaştırdığı, ayrıca Mısır’ın Sudan’ın stratejik sektörlerine yatırım kararı aldığı kaydedildi. Lojistik konusunda da hızlı adımlar atılacağı, Nil Nehri başta olmak üzere hava, kara ve nehir taşımacılığının ortak bir heyet tarafından geliştirileceği kaydedildi. İki ülke arasında demiryolu projesi için de çalışmaların kısa sürede başlayacağı, Kızıldeniz üzerindeki limanların ortak kullanımı için de gerekli çalışmaların yapılacağı, ayrıca sağlık sektöründe de iş birliğinin arttırılarak salgın hastalıklara karşı ortak mücadele ve tıbbi ekipman paylaşımı yapılacağı bilgisi verildi.
Eğitim alanındaki iş birliği çerçevesinde de Sudan Üniversitesi yüz Mısırlı öğrenciye, Ezher Üniversitesi de 200 Sudanlı öğrenciye kapılarını açacak. Hâlihazırda Mısır’dan Sudan’a aktarılan 70 megavat elektrik de 300 megavata çıkarılacak.

Mısır’ın hamlesi ‘baraj krizine’ olumlu yansır mı?
The Independent Arabia'ya konuşan gözlemcilere göre Mısır'ın Sudan ile ilişkilerini tüm yönleriyle güçlendirme ‘şemsiyesi’ altında gerçekleştirdiği hamle esas olarak iki ülkenin ortak kaderi anlamına gelen Nahda Barajı krizine ilişkin pozisyonlarını birleştirmeyi ve yoğunlaştırmayı amaçlıyor.
Kahire Üniversitesi Afrika Araştırma Enstitüsü'nde siyaset bilimi profesörü olan Eymen Şebbane konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Başbakan Medbuli’nin ve öncesinde İstihbarat Başkanı Abbas Kamil’in Sudan ziyaretinin asıl hedefi Nahda Barajı ile ilgili uzun süren müzakereler boyunca kendilerini oyaladıklarını düşündükleri Etiyopya’ya karşı dil birliği oluşturmak ve koordinasyonu güçlendirmektir. Ömer el-Beşir döneminde barajın oluşturacağı riskler üzerinde yeterince durulmuyordu. Geçiş yönetimi bilimsel verilerle felaketin boyutlarını kavrayabildi. O saatten sonra da Sudan’ın tepkisinde artış gözledik. Etiyopya tek taraflı bir adım atarak Nahda Barajı’nı doldurmaya başladığında Sudan’daki bazı barajlar su yetersizliğinden işlevsiz hale geldi ve hizmet dışı kaldı. Şimdilerde Sudan, Mısır’ın görüşlerine yakınlaşmış durumda. Yani aynı gemide oldukları anlaşıldı. Krizi aşabilmek için yardımlaşmaları zorunlu ve iki ülke yetkilileri de bunun bilincindeler.”
Nitekim Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Mısır heyetinin ziyaretinin iki ülke yöneticilerinin halklar arasındaki müşterek çıkarları gözeten ‘siyasi iradeyi’ yansıttığını vurgulamış ve ilişkilerinde ‘yeni bir sayfanın’ açıldığını ifade etmişti.
Afrika işlerinden sorumlu eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı Büyükelçi Müna Amr “Mısır’ın bu ziyaretinin, Nahda Barajı krizine olumlu yansımaları olacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Amr sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hâlihazırdaki Sudan hükümeti bağımsızlığını önemsiyor, daha önceki yönetimin aksine, Nahda Barajı’nın ülkesine yansıyacak olumsuz taraflarını görebiliyor. Bu riskin sadece Mısır’ı değil kendilerini de tehdit ettiğini kavradılar. İki ülkenin dil birliği etmesinin Afrika Birliği’nin gözetimindeki müzakerelerde ellerini güçlendireceği ve krizin çözümüne katkı sağlayacağı açıktır.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.