Mısır, Sudan’la ilişkilerini pekiştiriyor

Gözlemciler, ‘Nahda Barajı krizinin’ çözümü için iki ülke arasındaki iş birliğinin kritik olduğu görüşünde.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Sudan’la ilişkilerini pekiştiriyor

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ve Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ahmed Abdülhakim
Mısır, Sudan ve Etiyopya, Mavi Nil üzerinde kurulu Nahda (Rönesans) Barajı’nın Etiyopya tarafından işletilmesine ilişkin daha önce üç ülke tarafından sunulan anlaşmaların taslak metinlerinin birleştirilmesi ve önümüzdeki salı günü müzakerelerin tekrar başlaması için uzlaşma sağladı.
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli cumartesi günü Sudan’a kalabalık bir heyetle resmi ziyarette bulunmuş, Başbakan Abdullah Hamduk ve Sudanlı yetkililerle bir araya gelerek ikili ilişkileri ve ‘Nahda Barajı krizini’ ele almıştı. Görüşme sonrasında yapılan ortak açıklamada; müzakere ve diyalog yolunun, ‘krizi’ çözmek için ‘en iyi yol’ olduğu ve ‘uyuşmazlıkların çözümü için bağlayıcı bir mekanizma oluşturulması gerektiği’ vurgulanmıştı.
Başbakan Medbuli’nin ziyareti, Ömer el-Beşir yönetiminin devrilmesinden sonra Mısır’dan Sudan’a gerçekleştirilen ilk üst düzey ziyaret oldu.
Gözlemciler; söz konusu ziyaretin, Etiyopya’ya karşı iki ülkenin fikir birliğini pekiştirme amacıyla gerçekleştiğinde hemfikir.
Sudan’ın başkenti Hartum’daki Sadaka Salonunda gerçekleşen görüşmelerin ardından diyalog ve müzakereden yana olunduğu ve bu bağlamda Afrika Birliği (AfB) gözetiminde gerçekleşen müzakerelerde konuya taraf üç ülkenin haklarını garanti altına alan ‘bağlayıcı bir mekanizmanın’ oluşturulmasının zorunlu olduğu ifade edildi. AfB’nin rolünü önemsediklerini ifade eden Mısır ve Sudanlı yetkililer iyimser olduklarını belirttiler. Ayrıca Etiyopya’yı tarafların ittifak edeceği bir taslak oluşmadan tek taraflı hareket etmemesi yönünde uyardılar.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli ile Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Kahire geçtiğimiz günlerde müzakerelerden çekilmek tehdidinde bulunmuş, Sudan ise iç istişarelerini gerçekleştirebilmek için süre isteyerek müzakerelerin bir hafta için ertelenmesini talep etmişti. Sudan’ın bu talebi kabul görmüş ve bir haftanın ardından dün müzakerelerin yeniden başladığı duyurulmuştu.
Etiyopya’nın 2011 yılında başlayarak Mavi Nil Nehri üzerinde inşa ettiği Nahda Barajı bir taraftan Addis Ababa diğer taraftan ise Kahire ve Hartum arasında gerilim kaynağı haine geldi. Barajda Afrika’nın en büyük hidroelektrik santrali olması bekleniyor.
Üç ülke 2011 yılından bu yana barajın doldurulması ve işletilmesi konusunda bir anlaşmaya varmak için müzakerelerde bulunuyor. Ancak halen anlaşmaya varılabilmiş değil.
Etiyopya, barajın ekonomik kalkınması için gerekli olduğunu savunurken Mısır ve Sudan, Nil Nehri’nin büyük oranda sulama ve içme suyu ihtiyacını karşıladığı için bu projeyi kendileri için tehdit olarak görüyor.

İki ülke arasında ekonomik işbirliği anlaşmaları
Mısır bu kritik evrede üst düzey yetkilileri Sudan’a göndererek hem ikili ilişkileri geliştirmeyi hem de ‘geçiş sürecinde’ ekonomik zorluklarla mücadele eden Sudan’ın yanında olduğunu göstermek istedi.
Başbakan Mustafa Medbuli yaptığı konuşmada Sudan’daki ‘geçiş yönetimini’ kararlı bir şekilde desteklediklerini ve Sudan halkının refahı ve kalkınması için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Buna karşılık Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da ülkesinin ikili ilişkileri bir üst seviyeye çıkarmak için hazır olduğunu belirtti.
Görüşme sonrasında Mısır Başbakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada iki ülke yetkililerinin ticaret, ekonomi, altyapı, elektrik ve enerji alanlarında iş birliği sağlanması için ortak bir yol haritası belirlenmesini kararlaştırdığı, ayrıca Mısır’ın Sudan’ın stratejik sektörlerine yatırım kararı aldığı kaydedildi. Lojistik konusunda da hızlı adımlar atılacağı, Nil Nehri başta olmak üzere hava, kara ve nehir taşımacılığının ortak bir heyet tarafından geliştirileceği kaydedildi. İki ülke arasında demiryolu projesi için de çalışmaların kısa sürede başlayacağı, Kızıldeniz üzerindeki limanların ortak kullanımı için de gerekli çalışmaların yapılacağı, ayrıca sağlık sektöründe de iş birliğinin arttırılarak salgın hastalıklara karşı ortak mücadele ve tıbbi ekipman paylaşımı yapılacağı bilgisi verildi.
Eğitim alanındaki iş birliği çerçevesinde de Sudan Üniversitesi yüz Mısırlı öğrenciye, Ezher Üniversitesi de 200 Sudanlı öğrenciye kapılarını açacak. Hâlihazırda Mısır’dan Sudan’a aktarılan 70 megavat elektrik de 300 megavata çıkarılacak.

Mısır’ın hamlesi ‘baraj krizine’ olumlu yansır mı?
The Independent Arabia'ya konuşan gözlemcilere göre Mısır'ın Sudan ile ilişkilerini tüm yönleriyle güçlendirme ‘şemsiyesi’ altında gerçekleştirdiği hamle esas olarak iki ülkenin ortak kaderi anlamına gelen Nahda Barajı krizine ilişkin pozisyonlarını birleştirmeyi ve yoğunlaştırmayı amaçlıyor.
Kahire Üniversitesi Afrika Araştırma Enstitüsü'nde siyaset bilimi profesörü olan Eymen Şebbane konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Başbakan Medbuli’nin ve öncesinde İstihbarat Başkanı Abbas Kamil’in Sudan ziyaretinin asıl hedefi Nahda Barajı ile ilgili uzun süren müzakereler boyunca kendilerini oyaladıklarını düşündükleri Etiyopya’ya karşı dil birliği oluşturmak ve koordinasyonu güçlendirmektir. Ömer el-Beşir döneminde barajın oluşturacağı riskler üzerinde yeterince durulmuyordu. Geçiş yönetimi bilimsel verilerle felaketin boyutlarını kavrayabildi. O saatten sonra da Sudan’ın tepkisinde artış gözledik. Etiyopya tek taraflı bir adım atarak Nahda Barajı’nı doldurmaya başladığında Sudan’daki bazı barajlar su yetersizliğinden işlevsiz hale geldi ve hizmet dışı kaldı. Şimdilerde Sudan, Mısır’ın görüşlerine yakınlaşmış durumda. Yani aynı gemide oldukları anlaşıldı. Krizi aşabilmek için yardımlaşmaları zorunlu ve iki ülke yetkilileri de bunun bilincindeler.”
Nitekim Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Mısır heyetinin ziyaretinin iki ülke yöneticilerinin halklar arasındaki müşterek çıkarları gözeten ‘siyasi iradeyi’ yansıttığını vurgulamış ve ilişkilerinde ‘yeni bir sayfanın’ açıldığını ifade etmişti.
Afrika işlerinden sorumlu eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı Büyükelçi Müna Amr “Mısır’ın bu ziyaretinin, Nahda Barajı krizine olumlu yansımaları olacağına inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Amr sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hâlihazırdaki Sudan hükümeti bağımsızlığını önemsiyor, daha önceki yönetimin aksine, Nahda Barajı’nın ülkesine yansıyacak olumsuz taraflarını görebiliyor. Bu riskin sadece Mısır’ı değil kendilerini de tehdit ettiğini kavradılar. İki ülkenin dil birliği etmesinin Afrika Birliği’nin gözetimindeki müzakerelerde ellerini güçlendireceği ve krizin çözümüne katkı sağlayacağı açıktır.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.