Suriye’de 2021 yılı ortaları itibariyle Cumhurbaşkanlığı seçimleri için geri sayımın başlamasıyla birlikte gözler Suriye hükümeti, muhalefet ve sivil toplum temsilcilerinin Anayasa Komitesi’ndeki toplantılarından daha çok bir yandan Rusya, Türkiye ve İran olmak üzere üç garantör ülkenin görüşmelerine, diğer yandan da ABD’nin gelecek hafta Cenevre’de takınacağı tutuma çevrilmiş durumda.
Anayasa Komitesi toplantılarının kontrolü Suriye liderliğinde bulunuyor. Ayrıca dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın, yalnızca üç garantör ülke kendilerini ‘gerçek sponsor’ olarak niteliyor. İdlib’deki durumun kötüleşmesini durdurmak ve siyasi sürecin ilerlemesini sağlamak amacıyla Rusya, Türkiye ve İran’ın dışişleri bakan yardımcılarının, 9 aylık bir çıkmazdan sonra elde edilen ‘atılım’ çerçevesinde üçlü bir toplantı için Cenevre’ye gitmesi bekleniyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, BM koridorlarında bu kez Avrupalı temsilcilerin bulunmaması dolayısıyla Birleşmiş Milletler’in Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ve Rus mevkidaşı Sergey Vershinin ile görüşmek üzere Cenevre’ye yöneldi.
Büyük boşluk
Öncelikler konusunda ABD ve Rusya arasında halen büyük bir uçurum mevcut. Washington, Suriye’nin kuzeybatısında ‘çatışmaları önleme’ anlaşmasına uygun olarak geçen mart ayının başından bu yana Rusya-Türkiye ateşkesine konu olan İdlib’de kapsamlı bir ateşkes anlaşması üzerinde bir uzlaşı istiyor. Ayrıca gelecek yılın ortalarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için geri sayımın başlamasıyla birlikte 2254 sayılı kararın uygulamaya koyulmasını talep ediyor. Moskova ise Suriyelilerin ‘dayatılan gündemler veya anayasa reformu için hazır içerikler olmadan’ birbirleriyle anlaşmalarına izin verilmesinin yanı sıra Washington ve Brüksel’den Şam’a karşı ortaya koyulan tek taraflı yaptırımlara ve ABD’nin Fırat’ın doğusundaki ‘yasa dışı varlığına’ karşı bir kampanya başlatmaya odaklanıyor.
Kamuoyuna yapılan açıklamalara göre katılımcı ülkelerin temsilcilerinin, yeni bir anayasa kapsamında BM himayesinde seçimler düzenlenene kadar 2254 sayılı kararın uygulanmasına ve anayasa reformunun gerçekleşmesine yönelik toplu ya da ikili destek açıklamaları yapmaları bekleniyor. Ancak tüm göstergeler, herhangi bir atılımın olmadığı hükümet ve muhalefet arasında uçurumun halen büyük olduğunu gösteriyor.
Anayasayı gözden geçirmekle sorumlu komite hükümet, muhalefet ve sivil toplum arasında eşit şekilde bölünmüş 150 üye içeriyor. Pedersen, ekim ayı sonundaki ilk oturum sırasında iki başarıya ulaştı. Bu çerçevede ilk olarak hükümet ve muhalefet arasında davranış kuralları ortaya koyuldu. İkinci olarak da anayasa taslağını hazırlamak için 45 üyeli küçük bir komite oluşturuldu. Bu durum, iki taraf arasında siyasi başarı olarak kabul edilmiş ‘komitenin çalışma standartları’ konulu bir anlaşmayla temsil edilen önceki başarılara dahil edilmişti.
Ulusal sütunlar
Ancak kasım ayındaki ikinci oturum toplantıları, iki heyetin isimlendirilmesiyle ilgili nispeten şekilli bir anlaşmaya tanık oldu. Hükümet heyeti, muhalifleri ‘Türk heyet’ olarak adlandırdı. Aynı şekilde hükümet destekli heyet, (Ulusal Heyet olarak isimlendirilmeden önce kendisini bu şekilde anıyordu), diğer tarafın anayasa tartışması öncesinde ‘ulusal sütunları’ kabul etmesi hususunda ısrar etti. Bu sütunlar teröre ve dış müdahaleye karşı çıkılmasının yanı sıra Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne bağlılığı ve ayrılıkçı projelerin kabul edilmemesini kapsıyordu.
Söz konusu anlaşmazlık karşısında Moskova ve Tahran’ın Şam’ı ‘çalışma gündemi için esnek bir formül üzerinde uzlaşmaya’ ikna etmesinden önce toplantılar 9 ay boyunca donduruldu. Ardından Anayasa Komitesi’nin yetkisi, görev tanımı ve temel usul kuralları doğrultusunda hükümet, muhalefet ve sivil toplum arasında ‘ulusal esaslar ve ilkeleri ele almak üzere Pedersen’in danışmanlarının belirlediği gündem çerçevesinde Cenevre’ye yeniden heyet gönderildi. Ancak bu belirsizliğin yapıcı hale dönüşmesi konusunda durum, Şam’ın kararı ile Moskova’nın ve Tahran’ın müdahalesi ile yakından bağlantılıydı.
Devlet Başkanı Beşşar Esed tarafından da açık göstergeler ortaya koyuldu. Esed, parlamentoda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Vatanı devirme, egemenliği ortadan kaldırma, halkı bölme ve kurumlara darbe indirme girişimleri bir anayasa ile sağlanırken bir başka anayasa ile ise engellenir.”
Anayasa Komitesi’ne atıfta bulunan Esed, İran ve Rusya’daki dostlarının içten çabalarına rağmen ABD, Türkiye ve diyalogdaki temsilcileri dolayısıyla yönelilen girişimlere dikkat çekti. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Asgar Hacı ile görüşen Beşşar Esed, ‘komiteyi görevlerinden ve oluşum hedeflerinden saptırmaya ve çalışma mekanizmalarını değiştirmeye yönelik bazı girişimlere rağmen’ Şam’ın anayasal yolda ilerlediğini vurguladı.
Ortada, anayasal savaşın başladığına dair bir inanç mevcut. Parlamento seçimleri, aktörlerin ve Suriyelilerin arka planında kalırken müzakereler için belirlenen tarih ise 2021 yılı ortalarında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimleri olarak gösteriliyor.





Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh, geçtiğimiz şubat ayında BM Güvenlik Konseyi’ne brifing verdi. (Arşiv – UNSMIL)
Geçtiğimiz şubat ayında başkent Trablus’ta düzenlenen yapılandırılmış diyalog oturumlarından (Arşiv – UNSMIL)
ABD’nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent, geçtiğimiz şubat ayında Trablus’ta düzenlenen yapılandırılmış diyalog oturumlarına katıldı. (UNSMIL)