Ali Yahi
Mali'deki olaylar, Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita rejimini deviren ‘darbenin’ gerçekleşmesi ve Albay Assimi Goita'nın kendisini iktidardaki Askeri Konsey’in başkanı olarak tanıtmasının ardından tüm hızıyla devam ederken Fransa, Sahel bölgesinde terörle mücadele amaçlı yürüttüğü ‘Barkhane’ adlı askeri operasyonun devam ettiğini duyurdu. Öte yandan Mali, dışarıdan yapılan sükûnet çağrıları ile içerideki insanların korkusu arasında kaosun eşiğine gelmiş durumda.
İçeride güven, dışarıda kınama
Kendisini ‘Halkın Kurtuluşu Ulusal Komitesi’ (CNSP) başkanı olarak tanıtan Albay Goita, Askeri Konsey üyelerinin ülkede istikrarın yeniden sağlanması planını görüşmek üzere Çarşamba akşamı bakanlıkların yetkilileriyle bir araya gelmelerinin ardından 20 Ağustos 2020 Perşembe gününden itibaren vatandaşlara her zamanki gibi günlük hayatlarına dönebileceklerinin güvencesini verdi. Albay Goita yaptığı açıklamada, “Dün yaşanan ve iktidar değişikliğine yol açan olayların ardından, bakanlıklarda görevli genel sekreterler için tutumumuzun ne olduğunu netleştirmenin görevimiz olduğunu ve böylece derhal harekete geçebileceklerini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Mali devlet televizyonunda yayınlanan açıklamaya göre Askeri Konsey perşembe günü sınırların yeniden açılması için emir verdi. Buna karşın Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), darbe nedeniyle ECOWAS üyelerine Mali ile sınırlarını kapalı tutmaları talimatı verdi.
Öte yandan uluslararası toplum darbeyi kınayıp anayasal düzene saygı çağrısında bulunurken, CNSP, Mali tarafından imzalanan tüm uluslararası anlaşmalara saygı duyulacağını ve Birleşmiş Milletler barışı koruma misyonu, teröre karşı yürütülen Barkhane Operasyonu’nu yöneten Fransız kuvvetleri ve G5 Sahel ülkelerinin (Mali, Moritanya, Çad, Burkina Faso ve Nijer) ortak askeri gücü ile işbirliği yapmaya ve koordinasyon kurmaya hazır olduğunu vurguladı. Bununla birlikte CNSP, Mali hükümeti ile silahlı hareketler arasında Cezayir'de imzalanan barış anlaşmasına bağlı olduğunun da altını çizdi.
Fransa ve Cezayir endişeli
İlgili bağlamda Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, Fransız kuvvetlerinin Mali'de yürütülen Barkhane Operasyonu'ndaki görevlerine devam ettiğini belirtti. Parly yaptığı açıklamada, “Fransa, ülkede darbe yapılmasına ve cumhurbaşkanının devrilmesine rağmen Mali'de militanlara ve teröristlere yönelik askeri operasyonlarına devam edecek. Malililerin talep ettiği ve BM Güvenlik Konseyi tarafından yetkilendirilen Barkhane Operasyonu devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Cezayir ise Mali'de anayasaya aykırı herhangi bir hükümet değişikliğini kategorik olarak reddettiğini açıkladı. Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ‘kardeş ve komşu ülke Mali'deki durumun büyük bir endişeyle’ takip edildiği belirtildi. Açıklamada, tüm taraflara ‘krizden bir an önce çıkılması için anayasal düzene saygı gösterilmesi’ çağrısı yapılırken ‘yalnızca sandıktan çıkanların iktidara ve meşruluğa sahip olabileceği’ vurgulandı.
Afrika’da sosyal patlamalar yaşanabileceğine dair uyarı
İndependent Arabia’ya konuşan uluslararası insan hakları savunucusu Muhammed Hadir, Cezayir'in konumu, darbelerle veya seçim yapılmadan iktidara gelmeyi reddeden Afrika Birliği'nin (AfB) ilkelerinden kaynaklanıyor. Mısır'da merhum Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin devrilmesi ve Abdulfettah es-Sisi'nin iktidara gelmesinin ardından AfB üyeliğinin askıya alınması sırasında da aynı durum söz konusuydu. Fransa ise özellikle Mali’nin en önemli nüfuz alanlarından biri olarak kabul edildiğinden ve hükümette kendi tutumunu desteklemeyen herhangi bir tarafın varlığına karşı çıkıyor. Mali'deki durumun güven vermemesi, Mali ordusunu siyasi ve askeri olarak meselelere el koymaya itti. Bu yüzden gelişmeleri beklemeli ve takip etmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Darbelerin bulaşıcı olmadığını, daha ziyade siyasi, ekonomik, güvenlik ve sosyal koşulların istikrarsız olmasının bir sonucu olduğunu söyleyen Hadir, bu yüzden Mali’deki darbenin, bazı Afrika ülkelerini kendi egemenliklerinin çalınmasına karşı savunmasız kılan, önceden ortaya çıkan bir sonuç olduğunun altını çizdi. Hadir, Mali'deki yönetimin Afrika kıtasında büyük bir nüfuza sahip olan Paris'le mücadele etmesi gerektiği ve Fransa'nın bugüne kadar hiçbir şey kaybetmediği göz önüne alındığında, Afrika’da sosyal, ekonomik ve siyasi olmayan patlamalar yaşanabileceği konusunda uyardı.
Fransa tökezliyor
Mali'deki darbeyi ihtiyatlı bir yaklaşımla ele alan Fransız basını, Paris'in Mali'de olup bitenlere endişeyle baktığını, Fransa Dışişleri Bakanlığı’nın darbeyi ‘tehlikeli bir olay’ olarak niteleyerek ‘son derece sert bir şekilde kınadığını’ aktardı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Fransız basını iki ay önce, yani ‘5 Haziran’ hareketinin ortaya çıkışından bu yana, Bamako'da krizin giderek daha da kötüleştiğini, Fransa’nın bu konuda yetersiz kaldığını ve defalarca eleştirildiğini kabul etti. Fransa’nın eski bir sömürge ülkesi olan Mali’nin iç işlerine karıştığı şüphesinden beslenerek Fransa karşıtı duyguların kışkırtılmamasına yönelik sık sık uyarılar yapılıyor. Öte yandan darbecilerin uluslararası anlaşmalara saygı duyduklarını teyit etmelerine rağmen, Fransa Genelkurmay Başkanlığı, darbeyi yöneten isimlerle herhangi bir temasları olmadığını açıkladı. Başkent Bamako'daki siyasi darbenin, Fransa’nın yürüttüğü Barkhane Operasyonu’nu aksattığını belirten Genelkurmay Başkanlığı, bu yüzden son birkaç aydır kaydedilen başarıların kaybolmaması için, Paris’in tüm stratejisinin yeniden gözden geçirilmesini önerdi.
Paris ve Ankara arasında bilek güreşi
Afrikalı Gazeteci ve Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Beki Binamir, Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede, yaşananların darbe değil bir ‘isyan’ olduğunu söyledi. “Bazı subaylar, meşru hükümeti devirmek için İmam Mahmud Dicko liderliğindeki bir grubun girişimleriyle başlayan halk hareketinden yararlandılar. Mali'deki mevcut çekişmede iki güç var; Fransa ve Türkiye. Aralarında bir bilek güreşi yaşanıyor. Fransa bölgeyi geleneksel bir alanı olarak kabul ederken, Türkiye, Dışişleri Bakanı’nın son dönemde gerçekleştirdiği Çad ve Nijer ziyareti sırasında yapılan anlaşmaların yanı sıra Senegal Savunma Bakanı’nın Ankara ziyareti sırasında imzalanan anlaşmaların kanıtladığı üzere, Fransa ve Libya'yı kuşatmayı amaçlıyor. Malililer, Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması’nın düştüğünü düşünüyorlar. Bu nedenle, Cezayir'in bugün diplomasisini canlandırması ve bölgedeki önemli bir ülke olarak bir an evvel sahneye geri dönmesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan siyasi aktivist Usame Lebid ise şunları söyledi:
“Askeri Konsey Sözcüsü Albay İsmail Wague tarafından yapılan ve imzalanan tüm anlaşmalara saygı gösterileceğine, Mali hükümeti ile ülkenin kuzeyinde konuşlu silahlı gruplar arasında 2015 yılında imzalanan Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması'na bağlı olduklarına dair açıklamalar, darbenin Fransa'nın çıkarına hizmet etmediğini ortaya koyarken diğer komşu Afrika ülkelerinde bunun yankılarının olmasını imkânsız kılıyor.”
Lebid, yaşananların, Etiyopya gibi Afrika kıtasında ekonomik ve politik gelişmelere tanık olunan bazı ülkelerin varlığı dikkat çekerken, içinde bulunulan farklı şartlar ve koşullar nedeniyle ‘Arap Baharı’ şeklinde diğer Afrika ülkelerini etkileyen bir ‘Afrika Yazı’nın başlangıcı sayılamayacağını belirtti.


ABD Başkanı Donald Trump (DPA)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşi Brigitte Macron (AFP)