Sudan’daki ‘iktidar koalisyonu’ dağılacak mı?

Hartum’da ‘devrimin hedeflerinin sürdürülmesi’ amacıyla düzenlenen gösteriden bir kare (EPA)
Hartum’da ‘devrimin hedeflerinin sürdürülmesi’ amacıyla düzenlenen gösteriden bir kare (EPA)
TT

Sudan’daki ‘iktidar koalisyonu’ dağılacak mı?

Hartum’da ‘devrimin hedeflerinin sürdürülmesi’ amacıyla düzenlenen gösteriden bir kare (EPA)
Hartum’da ‘devrimin hedeflerinin sürdürülmesi’ amacıyla düzenlenen gösteriden bir kare (EPA)

Sudanlılar, Ağustos 2019'da Ömer el-Beşir rejiminin ‘devrilmesinin’ ardından kurulan sivil geçiş hükümeti tarafından, izole rejimin bıraktığı zorluklarla yüzleşmeyle ilgili yüksek beklentilere girmişti. Ancak ‘devrimin’ üzerinden bir yıl geçmesine rağmen ‘Geçiş Hükümetinin’ performansından memnun kalmadılar.
Geçiş Konseyinde yüzde 80 ile temsil bulan siviller, yetki ve güçlerinin bir kısmını orduya bıraktıkları için eleştirilere maruz kalıyor. Halk devrimine öncülük eden Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri koalisyonu, içerideki anlaşmazlıklar ve dışarıdan gelen tepkiler nedeniyle adeta bir deprem yaşıyor.
Abdullah Hamduk hükümetinin yüksek popülaritesine rağmen, bazı dosyalardaki ağır işleyiş, özellikle ekonomik durumun daha da kötüleşmesi, enflasyon ve para biriminin keskin bir şekilde değerini yitirmesi, toplumda, ‘devrimin’ başarısız olduğu yönündeki söylemlerin artmasına neden oldu.
Bilindiği üzere Sudan’daki iktidar koalisyonunun temel referansı, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleridir (ÖDBG). Bu güçler, sivil toplum hareketlerinin yanı sıra siyasi partiler, ‘devrimci halk hareketi’  ve ülkedeki meslek birlikleri tarafından oluşturulmuştu. Ömer el-Beşir rejiminin devrilmesinin ardından, Askeri Geçiş Konseyi oluşturulmuş, devrimi destekleyen askerler ile siviller arasında Ağustos 2019’da ‘Anayasa Bildirisi’ imzalanmıştı. Bu bildiriye göre; 39 aylık bir ‘geçiş dönemi’ için 5’i asker, 5’i sivil ve biri üzerinde uzlaşılan üye olmak üzere 11 kişiden oluşan bir ‘egemenlik konseyi’ kuruldu. Egemenlik Konseyi, Özgürlük ve Değişim Güçlerine hükümeti kurma görevi verdi. Abdullah Hamduk hükümeti ise bu sıralar, askere taviz vermek, ÖDBG’nin etkisini kırmakla suçlanıyor. Egemenlik Konseyinin başında Abdulfettah Burhan bulunuyor, yardımcılığını ise yine bir ordu mensubu olan Muhammed Hamdan Daklu yürütüyor.
İktidardaki Özgürlük ve Değişim Güçleri koalisyonu içinde yer alan bazı siyasi parti liderleri, hükümetin performansına yönelik sert eleştiriler yapmaya başladı. Ulusal Ümmet Partisi lideri Sadık el-Mehdi hükümet muhalefetinin başında yer alıyor. Ümmet Partisi ‘Özgürlük ve Değişim Güçleri’ içindeki faaliyetlerini, üye sayılarının adil bir anlaşmayla yeniden düzenlenmesi talebiyle askıya almıştı.
Sadık el-Mehdi yeni bir kongre düzenlenmesi gerektiğini ve konsey üyelerinin toplumsal karşılığa uygun bir şekilde değiştirilmesi gerektiğini savunuyor.
Öte yandan bazı İktidar koalisyonu liderleri, Sadık el-Mehdi’yi, iktidarı kontrol etmeye çalışmakla suçluyor. Konunun hassasiyeti nedeniyle adının anılmamasını isteyen bir üst düzey yetkili, ‘’Sadık el-Mehdi’nin koalisyon içindeki faaliyetlerini askıya alması, iktidar mücadelesinin bir parçasıdır. El-Mehdi diğer bazı partiler gibi, koalisyonun idaresini ele geçirerek, iktidardan daha fazla pay almayı hedefliyor. Koalisyon içinde, ‘devrimi’ önceleyenler ile kendi parti programlarını önceleyenler arasında gizli bir çatışma söz konusu’’ dedi. Sadık el-Mehdi’nin geçmişte yaşadığını savunan yetkili, ‘’1986 seçimlerinde mecliste çoğunluğu yakalamıştı, kendisini seçimleri kazanan son kişidir. Dolayısıyla geçmişteki gücüne istinaden, ÖDBG içinde daha etkili bir rol almak istiyor’’ ifadelerini kullandı.
Ömer el-Dukeyr liderliğindeki Sudan Kongre Partisinden de, koalisyonun yapısına dair eleştiriler yöneltildi. Partiden yapılan açıklamada, koalisyonun, geçiş dönemi meselelerine dair siyasi vizyonun netlikten yoksun olduğu iddia edildi. Ayrıca koalisyon içindeki üye dağılımının, devrimi destekleyen ana güçleri nitel ve nicel anlamda adil bir şekilde yansıtmadığı öne sürüldü.
Koalisyon üyeleri, bazı partilerin ‘anayasa belgesinin’ müzakerelerine katılmalarına rağmen anayasa belgesinden memnun olmadıklarını söylüyor. Bu partilerin hükümete sert eleştiriler yöneltmesi, hükümetin gücünü ve performansını olumsuz anlamda etkiliyor. Siviller arasındaki uyuşmazlıklar ise, konseyin asker kökenli üyelerinin, yürütme organı üzerinde daha geniş salahiyetler elde etmesine neden oluyor.  Kurban Bayramı hutbesinde Sadık el-Mehdi, ‘egemenlik konseyi’ üyelerinin denetim yetkilerini aştıklarını ve yürütmenin işlerine doğrudan müdahil olduklarını iddia etmişti. Sivil yönetim askerlere olması gerektiğinden çok yetki alanı açtığını ve bu durumun kabul edilemez bir zaaf olduğunu söylemişti.
Sudan Meslekler Birlikleri ise ikiye ayrılmış durumda. Bazı meslek birlikleri Özgürlük ve Değişim Beyannamesi'ni desteklemeye devam ederken, bir kısmı ise, Özgürlük ve Değişim güçleri içinde, partizan çıkarların öne çıktığı ve yozlaşma yaşandığı yönünde suçluyor. Özgürlük ve Değişim Güçlerinden çekilen meslek birlikleri, geri dönmeleri için ‘yeni ve adil bir yapılanmayı’ şart koşuyor.
Değişim Güçleri liderlerinden Ahmed Hazret, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada; Değişim Güçlerinin önümüzdeki ay kongreye gitmeye hazırlandığını söyledi. Koalisyonun yeniden canlandırılması, eleştirilerin değerlendirilmesi ve geniş katılımın sağlanması için yolların aranmasıyla ilgili bir komisyon oluşturulduğunu belirtti. Komisyonun ayrıca ‘geçiş hükümetinin’ performansını da değerlendireceğini, kongreyle ilgili siyasi partilere bilgilendirme amaçlı mektuplar gönderildiğini kaydetti.
Siyasi analist Abdullah Rızk’a göre; ÖDBG içindeki ihtilaflar düşünüldüğü kadar büyük değil. Rızk, siyasi partilerin ve sivil hareketlerin görüş ayrılığının normal olduğunu, tüm ihtilaflara rağmen, ortak düşünceler çerçevesinde ‘anayasa bildirisine’ imza atıldığını söylüyor.
Geçiş yönetiminin ciddi zorluklarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Rızk: ‘’Devrimin üzerinden henüz bir yıl geçti, halkın özlemleri ve şikâyetleri gayet anlaşılabilir. Hükümetin çalışmaların yetersiz göründüğünün farkındayım ancak eski rejim ülkeyi adeta bir harabe haline getirmişti. Ekonomi iyi değil ve halk rahatsız, bu rahatsızlığın diler getirilmesi normal, süreç içinde sorunların aşamalı olarak üstesinden gelineceğine inanıyorum. ÖDBG’nin dağılacak olması uzak ihtimal’’ diye konuştu.
Öte yandan Başbakan Abdullah Hamduk, hükümetinin karşı karşıya olduğu zorlukları ve engeller karşısında yeterince iyi bir performans sergilemediğini itiraf etti. Hükümetinin temel başarısının ise, yaklaşık 30 yıldır devam eden çatışma ortamını büyük ölçüde bitirmek ve Sudan’ı uluslararası topluma geri kazandırmak olduğunu belirtti. Hamduk, yakın zamanda başta ekonomi olmak üzere önemli atılımlar beklediklerini de sözlerine ekledi.
Analistler, mevcut verilerle, devrimci güçler arasındaki görüş ayrılıklarının nasıl sonuçlanacağını öngörmek için henüz erken olduğuna inanıyor. Bu arada bazı aşırı gruplar, ordu karşıtı kampanyalar düzenleyerek, saatin akrebini 11 Nisan’da Ömer el-Beşir’in devrildiği günün öncesine çevirmek istiyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.