Çocuklar Kovid-19’un sessiz taşıyıcısı haline mi geliyor?

Geçen Mayıs ayında Beyaz Saray’ı ziyaret ettiği sırada çocuklarını tutan Amerikalı bir baba (Reuters)
Geçen Mayıs ayında Beyaz Saray’ı ziyaret ettiği sırada çocuklarını tutan Amerikalı bir baba (Reuters)
TT

Çocuklar Kovid-19’un sessiz taşıyıcısı haline mi geliyor?

Geçen Mayıs ayında Beyaz Saray’ı ziyaret ettiği sırada çocuklarını tutan Amerikalı bir baba (Reuters)
Geçen Mayıs ayında Beyaz Saray’ı ziyaret ettiği sırada çocuklarını tutan Amerikalı bir baba (Reuters)

Okula dönüş sezonu yaklaştığı sırada yeni kıyafetler ve okul malzemeleri satın almanın heyecanını tatmak yerine, çocukların sınıflarda yeni tip koronavirüsten güvende olup olmadığından endişeleniliyor. Aynı zamanda eve virüs taşıyıp taşımayacakları sorusu sık sık soruluyor. ABD’deki Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi tarafından yayınlanan bir araştırma, küçük çocukların koronavirüsü yetişkinlerden daha yoğun bir şekilde taşıdığını ortaya çıkardı. Araştırma kapsamında, 5 yaş altı çocukların üst solunum yollarında 100 kat daha fazla Kovid-19’a rastlandı.
Çocukların ‘bağışıklığı’ teorisi
Tüm dünya, koronavirüs salgınını ortadan kaldıracak bir aşının yolunu endişeyle gözlerken, bilimsel topluluk ve araştırma grupları ise yeni enfeksiyon hakkında daha fazla bilgi edinmek ve salgını kontrol altına almak için uğraşıyor. Çok sayıda çalışma ve araştırma, yeni tip koronavirüse karşı bağışıklığa sahip olmamalarına rağmen küçük çocukların virüse nadiren yakalandıklarına veya nadiren şiddetli semptom gösterdiklerine işaret ediyor. WHO’nun elindeki verilere göre, Kovid-19’la bağlantılı çocuk ölümleri ise oldukça az. Araştırmalar, çocukların koronavirüse karşı daha az duyarlı olabileceğini, ancak virüse yakalananların yetişkinlere kıyasla daha yoğun viral yük taşıdığını gösteriyor. Nitekim yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, çocuklar aslında şiddetli enfeksiyonun sessiz taşıyıcıları olabilir.
ABD’deki Massachusetts General Hospital (MGH) ve MassGeneral Hospital for Children (MGHfC) araştırmacıları, çocuklar hakkında kapsamlı bir şekilde yürüttükleri araştırmayı 19 Ağustos 2020'de The Journal of Pediatrics'e sundular. Çocukların Kovid-19 salgınında düşünüldüğünden ciddi rol oynayabileceğini gösteren ve bu minvalde önemli veriler içeren bu araştırma, yaşları 0-22 arasındaki 192 çocuk üzerinde yürütüldü. 49 çocuğun koronavirüse yakalandığı, diğer 18 çocuğun da Kovid-19 ile bağlantılı bir hastalığa yakalandığı tespit edildi. Virüse yakalanan çocukların solunum yollarında, yoğun bakım ünitelerinde bulunan yetişkinlere göre çok daha yüksek düzeyde virüse rastlandı. MGH’nin direktörü ve söz konusu araştırmanın baş yöneticisi Lael Yonker, konuyla ilgili sözlerinde şöyle söylüyor:
“Her yaştan çocukta, bilhassa enfeksiyonun ilk iki gününde rastladığımız yüksek virüs seviyeleri beni şaşırttı. Viral yükün bu derece yüksek olacağını beklemiyordum. Genelde akla kritik durumdaki yetişkin hastaların tedavileri ve bu kişiler için alınan önlemler gelir. Ancak hastanede yatan bu hastaların vücutlarında taşıdığı viral yük, hastanede dolaşan ve viral yükü yüksek olan sağlıklı bir çocuktan çok daha düşük seviyelerde.”
Farklı seviyelerde yaralanma
Chicago'daki Ann & Robert H. Luri Çocuk Hastanesi pediatrik enfeksiyon hastalıkları uzmanı Taylor Heald-Sargent’ın yürüttüğü ve 30 Temmuz 2020’de JAMA Pediatrics dergisinde yayınlanan yeni çalışma, Kovid-19’a yakalanan ve semptomların başladığı hafta sonrasındaki hafta içerisinde hafif ila orta derecede hastalıktan muzdarip 145 hasta üzerinde yapıldı. Araştırmacılar; 5 yaş altı çocuklar, 5-17 yaş arası çocuklar ve 18-65 arası yetişkinler olmak üzere üç yaş grubunu karşılaştırdı. Nitekim 5 yaş altı çocuklar ve hafif ila orta şiddette Kovid-19 hastalığına yakalananlarda, genç ve yetişkinlere kıyasla, virüsün burundaki genetik materyalinin çok daha yüksek seviyelerine rastlandı. Sonuçlar aynı zamanda küçük çocukların virüsü diğer yaş grupları gibi taşıyabileceğini de gösterdi. The Times’a röportaj veren Taylor Heald-Sargent, şöyle diyor:
“Araştırma, çocukların da genç ve yetişkinler gibi virüse yakalanıp taşıyabileceğini gösteriyor. Bunu doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Özellikle de okul ve kreşlerin yeniden açılmasıyla ilgili tartışmalar döndüğü sırada, bu durumun halk sağlığı açısından önemli etkileri mevcut. Buradan çıkarılabilecek şeylerden biri de, sırf hastalığa yakalanmadıkları veya ağır hasta olmadıkları için çocukların virüse yakalanmayacaklarını varsaymamamız gerektiğidir.”
Sessizce taşımak
Güney Kore’de yürütülen ve Mayıs 2020’de Emerging Infectious Diseases dergisinde yayınlanan bilimsel araştırma, çocukların koronavirüsü taşıyıp taşımadığına değindi. Araştırma kapsamında, 20 Ocak ila Güney Kore’de okulların kapatıldığı 27 Mart tarihleri ​​arasında koronavirüs semptomlarından mustarip olduğunu bildiren 5 bin 700 kişi incelendi. Sonuçlar, 10 ila 19 yaş arasındaki kişilerin evlerine koronavirüsü taşıma olasılığının en yüksek seviyelerde olduğunu gösterdi. Kovid-19’un çocuklar arasında ne kadar yaygın olduğu ise henüz net değil. Bunun sebebi ise semptom göstermeyen kişilerin nadiren test ediliyor oluşu. Nitekim okulların geçtiğimiz bahar ayları itibariyle kapalı oluşu da salgının çocukları ne derece etkilediğini tespit etmeyi zorlaştırdı.
Akciğer kapasitelerinin daha küçük olması dolayısıyla yetişkinler kadar öksürüp hapşırmayabiliyor oluşları gibi çocukların koronavirüsü neden yetişkinler kadar kolayca yaymadıklarını açıklayan bazı teoriler mevcut. Aynı zamanda salgıladıkları solunum damlacıkları, boylarının yere yakın olması dolayısıyla yere düşebiliyor. Araştırmacı Taylor Heald-Sargent ise son varsayımı reddederek “Kovid-19’un ağız ve burunda olabileceğini unutmamalıyız. Çocuklar da bu salgılarla temas edebilir. Bu nedenle minik mikrop fabrikaları sayılırlar” diyor.
Araştırmalar, çocukların Kovid-19 hastalığının sessiz taşıyıcıları olabileceği kavramının vurgulanması, bu hususun okul, kreş ve diğer eğitim kurumları açıldığı sırada dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Zirâ çocuklar, semptom göstermeyen potansiyel taşıyıcıları oldukları ve virüsü ailelerine veya birden fazla aileye taşıyabilecekleri göz önüne alındığında, koronavirüs salgınının başka bir dalgasını tetikleyebilir. Diğer yandan, salgının erken dönemlerinde okulların kapatılması ise okulların salgındaki bulaşıcı rolü üzerine kapsamlı araştırmaları engellemiş olabilir.



Zendaya, Tom Holland'la evliliği hakkında net bir açıklama yapmayacak

Zendaya, Tom Holland'la evliliği hakkında net bir açıklama yapmayacak
TT

Zendaya, Tom Holland'la evliliği hakkında net bir açıklama yapmayacak

Zendaya, Tom Holland'la evliliği hakkında net bir açıklama yapmayacak

Zendaya, Tom Holland'la evlenip evlenmedikleri konusunda neden sessiz kaldığına dair açıklama yaptı.

Geçen ay 2026 Oyuncu Ödülleri'nde, Zendaya'nın uzun süredir stilisti olan Law Roach, Hollywood'un en gözde çiftinin çoktan evlendiğini iddia etmişti; bu da oyuncuların o zamandan beri doğrulama veya yalanlama yapmaktan kaçındığı yoğun spekülasyonlara yol açmıştı.

29 yaşındaki Zendaya, Drama'dan (The Drama) rol arkadaşı Robert Pattinson'la The New York Times'ın Modern Love podcast'inin yakın zamanda yayımlanan bölümünde, evlilik söylentileri hakkında kesin cevap vermekten neden kaçındığını açıkladı.

Emmy ödüllü Euphoria yıldızı, "İnsanların kişisel ilişkimle ilgili belli ölçüde parasosyal bir bağ kurduğunu düşünüyorum, bunu da anlıyorum" dedi.

İkimizin de kamuoyunun tanıdığı kişiler olduğunun, insanların gözü önünde büyüdüğümüzün, birbirimize aşık olduğumuz filmlerde oynadığımızın da farkındayım, bu yüzden bunu gerçekten anlıyorum ve 'Bana karışmayın' gibi bir şey söylemek istemiyorum.

Birçok kez evlilik yüzüğü olduğu anlaşılan bir yüzükle görülen Zendaya sözlerine şöyle devam etti:

Ama birçok açıdan özel hayatına epey düşkün biriyim ve bazı şeyleri hem kendim hem de onun için bize ait tutmaya çalışıyorum.

sdfvdsv
Robert Pattinson (solda) ve Zendaya, A24’ün yeni filmi Drama'da başrolleri paylaşıyor (A24)

Zendaya, kendisi ve Holland’ın ilişkilerini dünyadan saklamaya çalışmadıklarını, bunun yerine "bu mutluluğu sadece kendi içlerinde, yakın arkadaş ve aile çevrelerinde tutabilmek için her şeyi kendilerine saklamaya" çalıştıklarını açıkladı.

Zendaya, "Dedikodular kulağıma geliyor" dedi.

Ama aynı zamanda nelerden bahsetmek ve neleri paylaşmak istediğime dair kendi küçük sınırlarım da var, anlıyor musunuz? Ortada bir denge bulmaya çalışıyorum.

Zendaya ve Holland, 4 yıllık birlikteliğin ardından 2025'te nişanlanmıştı. İkili ilk olarak 2017 yapımı Örümcek-Adam: Eve Dönüş (Spider-Man: Homecoming) için seçmelere katılırken tanışmış ve filmde Peter Parker/Örümcek-Adam ve M.J. karakterlerini canlandırmıştı.

Dune: Çöl Gezegeni (Dune) oyuncusu seçmelerden bahsederken, "Epey gergindim ama o, sadece iyi biri olarak, beni rahat hissettirip sakinleşmemi sağladı" diye konuştu.

Zendaya, Holland'ın yanında "gerçekten huzurlu" hissettiğini ve onun hayatındaki doğru insan olduğunu böyle anladığını söyledi.

"Onunla birlikteyken gergin hissetmediğimden bunun benim için doğru kişi olduğunu biliyordum" diye belirtti.

Aslında ondan uzaktayken daha gergin hissediyorum.

Independent Türkçe


92 puanlı İskandinav polisiyesi ilk haftasında zirveye çıktı

Ritüel benzeri cinayetlerin Oslo'yu sarstığı hikayede Harry Hole, katilin peşine düşerken hem yozlaşmayla hem de kendi karanlık geçmişiyle yüzleşiyor (Netflix)
Ritüel benzeri cinayetlerin Oslo'yu sarstığı hikayede Harry Hole, katilin peşine düşerken hem yozlaşmayla hem de kendi karanlık geçmişiyle yüzleşiyor (Netflix)
TT

92 puanlı İskandinav polisiyesi ilk haftasında zirveye çıktı

Ritüel benzeri cinayetlerin Oslo'yu sarstığı hikayede Harry Hole, katilin peşine düşerken hem yozlaşmayla hem de kendi karanlık geçmişiyle yüzleşiyor (Netflix)
Ritüel benzeri cinayetlerin Oslo'yu sarstığı hikayede Harry Hole, katilin peşine düşerken hem yozlaşmayla hem de kendi karanlık geçmişiyle yüzleşiyor (Netflix)

İskandinav polisiyesi hayranlarının uzun süredir beklediği Harry Hole uyarlaması, Netflix'te güçlü bir çıkış yaptı.

Norveçli yazar Jo Nesbø'nun dünya çapında fenomen olan karakteri, ilk kez dizi uyarlamasıyla ekranlara gelerek hem izleyicilerden hem de eleştirmenlerden tam not aldı.

Nesbø'nun dünya çapında 60 milyondan fazla satan kült polisiye serisi, Netflix'in yeni dizisi Harry Hole'la (Jo Nesbø's Detective Hole) televizyon dünyasına iddialı bir giriş yaptı. 

9 bölümden oluşan ve serinin 5. kitabı olan Şeytan Yıldızı'ndan (The Devil’s Star) uyarlanan dizi, yayına girer girmez Netflix listelerinde üst sıralara tırmandı.

Dizi, ilk haftasında 4,9 milyon izlenmeye ulaşırken toplamda 36,5 milyon saat seyredildi. 23-29 Mart haftasında 21 ülkede en çok izlenen dizi olurken, 60 ülkede ilk 10'a girmeyi başardı. Harry Hole, an itibarıyla Türkiye'de de en çok izlenen dizi konumunda.

Rotten Tomatoes'da 92 puan

Birleşik Krallık listelerinde 6. sıraya kadar yükselen dizi, Rotten Tomatoes'da yüzde 92 beğeni oranı almayı başardı. 

Eleştirmenler yapımı "şık, sert ve sürükleyici bir başyapıt" sözleriyle överken Collider, diziyle ilgili "modern bir efsanenin hak ettiği türden bir macera" ifadelerini kullandı. FandomWire ise Harry Hole'u "Kuzey polisiyesinin en doğru örneği" diye tanımladı.

Oslo sokaklarında bir anti-kahraman

Dizi, Oslo Cinayet Masası'nın zeki ama kendi sorunlarıyla boğuşan anti-kahramanı Harry Hole'un bir seri katilin peşine düşmesini konu alıyor. 

Başrolünde Tobias Santelmann'ın yer aldığı yapımda, Harry sadece katille değil, aynı zamanda yozlaşmış meslektaşı ve ezeli düşmanı Tom Waaler'la (Joel Kinnaman) da amansız bir mücadeleye giriyor.

Harry Hole karakteri daha önce 2017'de Michael Fassbender'ın başrolünde yer aldığı Kardan Adam'la (The Snowman) sinemaya taşınmış ancak film hem gişede hem de eleştirmenler nezdinde büyük bir fiyasko olarak değerlendirilmişti. 

Senaryoyu bizzat kaleme alan Jo Nesbø, bu kez hikayeyi izleyiciye Harry'nin perspektifinden aktararak hayranların beklentilerini fazlasıyla karşıladı.

Oslo'nun "Gotham" versiyonu ve Nick Cave imzası

Yönetmen Øystein Karlsen, TUDUM'a verdiği röportajda Oslo'yu hikayenin en önemli karakterlerinden biri olarak kurguladıklarını belirterek, "Jo'nun yarattığı Oslo, bir nevi Gotham'ı andırıyor; biz de seride bu karanlık atmosferi ön plana çıkardık" dedi.

160 farklı lokasyonda 113 günde çekilen dizinin müzikleri ise efsanevi isimler Nick Cave ve Warren Ellis imzası taşıyor.

Karlsen, izleyicilere şu sözlerle meydan okudu:

Hikayeyi Harry'nin gözünden o kadar net verdik ki, finali önceden tahmin edebilirsiniz. Eğer kitabı okumadan olay örgüsünü sonundan önce çözen olursa, Schröder's barında benden bir bira kazanır!

Independent Türkçe, Metro, Mirror, Collider, FandomWire, TUDUM


Supergirl'ün yıldızı cinsiyetçiliğe tepki gösterdi

Supergirl, Krypton'un yıkımının ardından hayatta kalan Kara Zor-El'in galaksiler arası bir yolculukta kişisel bir hesaplaşmaya sürüklenmesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Supergirl, Krypton'un yıkımının ardından hayatta kalan Kara Zor-El'in galaksiler arası bir yolculukta kişisel bir hesaplaşmaya sürüklenmesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
TT

Supergirl'ün yıldızı cinsiyetçiliğe tepki gösterdi

Supergirl, Krypton'un yıkımının ardından hayatta kalan Kara Zor-El'in galaksiler arası bir yolculukta kişisel bir hesaplaşmaya sürüklenmesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Supergirl, Krypton'un yıkımının ardından hayatta kalan Kara Zor-El'in galaksiler arası bir yolculukta kişisel bir hesaplaşmaya sürüklenmesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)

Yakında vizyona girecek Supergirl'ün başrol oyuncusu Milly Alcock, süper kahraman dünyasına adım atarken karşılaşabileceği olumsuz tepkiler ve sektördeki cinsiyetçi yaklaşımlar hakkında samimi açıklamalarda bulundu.

HBO'nun fenomen dizisi House of the Dragon'la yıldızı parlayan Alcock, büyük bütçeli bir süper kahraman filminin kadın başrolü olarak maruz kalabileceği "kaçınılmaz" eleştirilere karşı hazırlıklı olduğunu belirtti.

Vanity Fair'a konuşan genç oyuncu, Game of Thrones evreninde edindiği tecrübenin kendisine çok şey öğrettiğini vurguladı: 

Bu sektörde bir kadın olarak sadece var olmanın bile insanların yorum yapmasına yettiğinin farkındayım. İnsanların, kadın bedeni üzerinde tuhaf bir sahiplik kurma alışkanlığı olduğunu görüyoruz. Onları durduramam, yapabileceğim tek şey kendim olmak.

Sosyal medyanın yarattığı kaygı

Amerikan dergisi Nylon'a 2022'de verdiği röportajda, projeleriyle ilgili internetteki tartışmalara dahil olmadığını belirten Alcock, bu durumun kendisinde ciddi bir kaygı yarattığını ifade etmişti: 

Kendi yüzümü sürekli görmek yıpratıcı bir durum. Kimse buna mecbur bırakılmamalı. Bu gerçekten berbat bir his ve insanların bunu nasıl yapabildiğini anlayamıyorum. Bu ortamda yolunu bulmak inanılmaz zor.

Scorsese ve Scott'ın eleştirilerine yanıt

25 yaşındaki Alcock, usta yönetmenler Martin Scorsese ve Ridley Scott'ın süper kahraman türüne yönelik ağır eleştirileri hakkındaki düşüncelerini de paylaştı. 

Scorsese'nin bu filmleri "lunapark eğlencesine" benzetmesi ve Scott'ın türü "ölümüne sıkıcı" bulması üzerine Alcock şu yanıtı verdi: 

Onları anlıyorum. Çok uzun zamandır muazzam filmlere imza atıyorlar. Her film herkese hitap etmek zorunda değil. Sanatın güzelliği de zaten seçici olabilmenize imkan tanıması.

Avustralyalı oyuncunun Kara Zor-El (Supergirl) karakterine hayat vereceği Supergirl, 26 Haziran'da sinemaseverlerle buluşacak. 

Yönetmen koltuğunda Cruella, Ben, Tonya (I, Tonya) ve Zor Saatler'le (The Finest Hours) tanınan Craig Gillespie'nin oturduğu film, evine yapılan saldırının ardından intikam ve adalet arayışıyla yıldızlararası bir yolculuğa çıkan Supergirl'ün hikayesini anlatıyor.

Alcock'a filmde Eve Ridley, Matthias Schoenaerts, Jason Momoa ve David Corenswet gibi isimler eşlik ediyor.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Vanity Fair, Nylon, New York Times, Deadline