İkinci salgın dalgası korkusu, küresel önlemleri sıkılaştırıyor

İkinci salgın dalgası korkusu, küresel önlemleri sıkılaştırıyor
TT

İkinci salgın dalgası korkusu, küresel önlemleri sıkılaştırıyor

İkinci salgın dalgası korkusu, küresel önlemleri sıkılaştırıyor

Salgınla mücadelede uygulanan hareket kısıtlaması, sokağa çıkma yasakları, sosyal sorumluk gibi sağlık önlemleri, ikinci bir koronavirüs salgını dalgası korkusu ile tüm dünyada artış gösteriyor. Salgından en çok etkilenen ülke olan ABD’de şuana kadar 6 milyon 46 bin vaka, 184 bin 796 can kaybı kaydedildi. Johns Hopkins Üniversitesi verilerine göre son 24 saat içerisinde bin 249 can kaybı doğrulandı. Hemen ardından gelen Brezilya’da ise 3 milyon 764 bin vaka, 118 bin 726 can kaybı teyit edildi.
Koronavirüs tedavi yöntemleri arasına dün bir yenisi daha eklendi. İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir araştırma, aktif maddesi okaliptüs olan sivrisinek karşıtı bir ürünün koronavirüs ile mücadelede faydalı olabileceğini ortaya koydu.
Bakanlık bünyesindeki Savunma Bilimi ve Teknoloji Laboratuvarı (DSTL), okaliptüs yağından elde edilen ‘Citriodiol’ maddesini içeren Mosi-guard Natural marka sivrisinek kovucu ürünün antiviral işlevini inceledi. AFP’nin haberine göre, inceleme sırasında ürün hem doğrudan Sars-CoV-2 virüsü üzerine hem de lateksten üretilmiş suni deri üzerine damlatıldı. Her iki durumda da ürünün virüse karşı etkili olduğu bulundu.
İngiliz Savunma Bakanlığı, bu çalışmanın amacının virüsle ilgili araştırma yapmakta olan diğer bilimsel kuruluşlara ve virüsle mücadele için olası çözümlere bir temel sağlamak olduğunu vurguladı.
Şarku'l Avsat'ın Worldometers.info'dan aktardığı verilere göre, Aralık ayından bu yana dünya genelinde toplamda 26 milyon 628 bin 190 vaka, koronavirüsle bağlantılı 835 bin 628 can kaybı kaydedildi. 8 bin 50 can kaybının doğrulandığı Arjantin’de son 24 saat içerisinde rekor sayıda 10 bin yeni vaka teyit edildi.
Başkan Donald Trump, ülkesinin koronavirüs teşhis testi sayısını azaltması gerektiğini, zira ABD'nin bu sağlık krizini yönetimine dair kötü bir tablo çizdiğini sık sık dile getirdi.
Bugüne kadar ABD’de Kovid-19 semptomları göstermeyen kişilerin salgına yakalananlarla temasta bulundukları taktirde teşhis testi yaptırması gerektiği belirtilirken şimdi ise bunun tersi bir yaklaşım yürütülüyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) web sitesi tarafından yapılan açıklamada “Kovid-19’a yakalanan bir kişi ile 1,8 metre uzaklıkta en az 15 dakika boyunca temas kurduğunuz halde herhangi bir belirti göstermiyorsanız, bağışıklığı zayıf ve hastalığa karşı daha duyarlı olmadığınız sürece, test yaptırmanız gerekmiyor” ifadeleri kullanıldı. Uzmanlar ise bu ifadeler karşısında şaşkına döndü. George Washington Üniversitesi Profesörü Dr. Leana Wen, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “CDC’nin talimatlarındaki değişikliğe hala akıl sır erdiremiyorum” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan, İngiliz hükümeti, yeni öğretim yılının başlamasıyla birlikte İngiltere'deki enstitülerde maske takma talimatlarını gözden geçirerek bunun gerekli olmadığını bildirdi. Salgının yaygın olduğu bölgelerde ise yetişkinler ve öğrenciler liselerde maske takmak zorunda kalacak.
Güney Kore’de ise Seul ve bazı bölgelerde dersler Çarşamba günü itibariyle uzaktan eğitim ile devam ediyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) Çarşamba günü yayınlanan raporuna göre, okulların kapatılması, dünya genelindeki öğrencilerin en az üçte birini -463 milyon çocuk- eğitimden mahrum bıraktı.
İzolasyon tedbirleri Mayıs ayında kaldırıldığından bu yana 5 binin üzerinde yeni vaka ile günlük vaka sayısında rekor kıran Fransa’da, ülkenin en kalabalık ikinci şehri Marsilya’da Kovid-19 tedbirlerinin artırılmasına karar verildi. Marsilya’daki Bouches-du-Rhône bölgesinde Çarşamba akşamı itibariyle maske takılması ve bar ve restoranların saat 23.00 itibariyle kapatılması zorunlu hale getirildi.
Marsilya’daki bir barda üzgün görünen Mona, “Gece sona erene kadar barda kalmak istemiştik, şuan ise eve gitmek zorundayız” ifadelerini kullandı.



Trump: Savaşın sona ermesi için Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesi gerekmiyor

Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
TT

Trump: Savaşın sona ermesi için Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesi gerekmiyor

Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la savaşa ilişkin yeni bir denklem çizerek “Bu savaşın sona ermesi, Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesine bağlı değil” dedi. Ancak Trump, boğazın deniz trafiğine yeniden açılmasını talep etmeye devam etti ve bölgenin petrolüne en fazla bağımlı olan ülkelerden bu görevde daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istedi. Bu tutum, ABD Savaş Bakanlığı’nın (Pentagon) boğazdaki seçeneklerini açık tutarken, ABD ve İsrail, İran'daki askeri ve hayati altyapıya yönelik saldırılarını genişleterek sürdürdü.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin Hürmüz Boğazında harekete geçmek için çeşitli seçeneklere sahip olduğunu, ancak nihai kararın Başkan Trump'a ait olduğunu belirterek, kara kuvvetlerinin kullanılması seçeneğini dışlamadığını söyledi. Genelkurmay Başkanı General Dan Keen ise, ABD’nin askeri operasyonlarının İran'ın deniz varlıklarına ve mayın döşeme yeteneklerine, ayrıca askeri üretim ve nükleer araştırma tesislerine odaklandığını açıkladı.

ABD'li bir yetkili, ülkesinin İran’ın İsfahan şehrindeki büyük bir mühimmat deposunu yaklaşık 1 tonluk zırh delici bombalarla vurduğunu söylerken, İran basını saldırının Keşm Adası'ndaki bir deniz suyu arıtma tesisini devre dışı bıraktığını bildirdi. Diğer taraftan İsrail ordusu, İran'daki silah üretim tesislerine ve hava savunma sistemlerine yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı.

Öte yandan Tahran, siyasi ve askeri tepkisini daha da katılaştırdı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD merkezli şirketlere tehditler savururken, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi altyapı tesislerinin hedef alınacağı uyarısında bulundu. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise İran’ın savaşı sona erdirmek istediğini, ancak saldırının tekrarlanmamasını garanti edecek teminatlar talep ettiğini belirtti.


Kırım'da bir Rus askeri nakliye uçağı düştü: 29 ölü

Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)
Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)
TT

Kırım'da bir Rus askeri nakliye uçağı düştü: 29 ölü

Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)
Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağı (Arşiv)

Rusya merkezli haber ajansları, Savunma Bakanlığı tarafından yapılan bir açıklamada, Antonov An-26 tipi bir Rus askeri nakliye uçağının Kırım Yarımadası'nda düştüğünü ve uçaktaki 29 kişinin hayatını kaybettiğinin bildirildiğini belirtti.

Basında yer alan haberlere göre kurtarma ekibi uçağın enkazını bulurken uçaktaki 23 yolcu ile 6 mürettebatın hayatını kaybettiği belirlendi. Kazanın teknik bir arızadan kaynaklandığı düşünülüyor. Aynı haberlere göre uçak enkazında herhangi bir dış etki izine rastlanmazken bu aşamada kazanın muhtemel nedeninin teknik bir arıza olduğu belirtildi. Şarku'l Avsat'ın TASS Haber Ajansı'ndan aktardığına göre düşmeden önce iletişimi kesilen Antonov An-26 uçağı kayalık bir yamaca çarparak düştü.

Bir diğer Rus haber ajansı RIA Novosti ise ilk değerlendirmeye dayanarak, kazanın nedeninin teknik arıza olduğunun düşünüldüğünü bildirdi. Rusya Savunma Bakanlığı, mesai saatleri dışında yapılan yorum talebine henüz yanıt vermedi.


Rubio: İran'a karşı savaşın "son noktasına" geldiğimizi görüyoruz, NATO ile ilişkilerimizi yeniden değerlendireceğiz

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)
TT

Rubio: İran'a karşı savaşın "son noktasına" geldiğimizi görüyoruz, NATO ile ilişkilerimizi yeniden değerlendireceğiz

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, beşinci haftasına giren İran'la savaşta Washington'ın "son çizgiyi" gördüğünü ve çatışma sona erdikten sonra ABD'nin NATO ile ilişkisini yeniden değerlendireceğini söyledi.

Rubio Fox News'e dün verdiği demeçte, "Son çizgiyi görüyoruz," dedi. "Bugün değil, yarın değil ama yaklaşıyor."

Savaş, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırmasıyla başladı. Tahran ise İsrail'e ve ABD üslerinin bulunduğu Körfez ülkelerine saldırılar düzenleyerek karşılık verdi. İran'a yönelik ABD-İsrail ortak saldırıları ve Lübnan'daki İsrail saldırıları binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Savaş ayrıca petrol fiyatlarının yükselmesine ve küresel piyasaların sarsılmasına neden oldu.

Rubio, İran ile ABD arasında yazışmalar yapıldığını ve iki taraf arasında bir ara “yüz yüze görüşme” yapılabileceğini belirtti. Rubio, “Mesajlar gönderiliyor, görüşmeler sürüyor. Bir ara yüz yüze görüşme yapılması ihtimali var” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri operasyonlarını iki ila üç hafta içinde sona erdirebileceğini söyledi. Savaş için İran hükümetini devirmekten askeri ve bölgesel etkisini zayıflatmaya kadar değişen farklı zaman çizelgeleri ve hedefler ortaya koydu.

Rubio, İran'la bir savaş sonrasında Washington'ın NATO ile ilişkisini yeniden gözden geçirmek zorunda kalacağını belirtti. "Sonuçta bu, başkanın vereceği bir karar," dedi. Askeri üslerin kullanımına değinerek şöyle konuştu: "Ancak ne yazık ki, uzun zamandır bu ülkeye iyi hizmet etmiş olan bu ittifakın hala aynı amaca hizmet edip etmediğini veya artık tek yönlü bir yol haline gelip gelmediğini yeniden değerlendirmek zorunda kalacağımızı düşünüyorum; burada Amerika Birleşik Devletleri'nin görevi Avrupa'yı savunmakla sınırlı kalırken, müttefiklerimizin yardımına ihtiyaç duyduğumuzda, üslerini kullanma hakkımızı reddediyorlar ve toprakları üzerinde uçmamızı engelliyorlar."

Avrupa liderleri İran'ı hedef alan saldırı operasyonlarına katılmayı reddetti.

Rubio, ABD senatörü olduğu dönemde "NATO'nun en ateşli savunucularından biri" olduğunu, çünkü "NATO'ya büyük değer verdiğini" belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Rubio'nun açıklamaları, Avrupa ülkelerinin ABD ordusunun kendi topraklarındaki askeri üsleri kullanmasına kısıtlamalar getirmesinin ardından geldi.