Libyalıların çizdiği senaryolar: Serrac istifa ederse ne olur?

Başkanlık Konseyi’nin görevi bırakması talebinin dile getirildiği bir döviz (Twitter)
Başkanlık Konseyi’nin görevi bırakması talebinin dile getirildiği bir döviz (Twitter)
TT

Libyalıların çizdiği senaryolar: Serrac istifa ederse ne olur?

Başkanlık Konseyi’nin görevi bırakması talebinin dile getirildiği bir döviz (Twitter)
Başkanlık Konseyi’nin görevi bırakması talebinin dile getirildiği bir döviz (Twitter)

Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, beklenenin aksine birçok ağır problemle karşı karşıya. Bunlar arasında barışçıl protestolarda kendisine yapılan istifa çağrıları ve General Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) karşı verilen savaşın son bulması yönündeki talepler gösterilebilir.
Barışçıl protestoların dozunun artmasıyla birlikte, her siyasi parti bu protestolara istediği veya umduğu gibi bakıyor. Ancak bu, pek çok senaryo üzerinden ülkenin, Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinin ilk yıllarında olduğu gibi "bilinmeze" sürüklenmesini beklemeyi saplantı haline getirenlere engel olmaz.
Libya’nın batısındaki sakinlerinin Serrac’ın makamını terk etmesinin (geçici de olsa) siyasi boşluğa neden olacağından endişe etmeleri, LUO’nun hızlı bir şekilde başkente geri dönmesine ve kontrolü ele almasına imkan sağlayabilir.
Bununla birlikte, Libyalı siyasi analist Abdulazim el-Başti, “Birleşmiş Milletler'in himayesinde yapılacak özgür ve adil başkanlık ve parlamento seçimleriyle demokratik bir güç değişimi” gerektiği görüşünü dile getiriyor.
Şarku’l Avsat’ konuşan Başti, “Fakat demokratik güç değişimi aşamasına, silahların ve Libya’nın batısı ve doğusundaki milis kontrolünün gölgesinde ulaşmamız düşük bir ihtimal” dedi.
Göstericilerin vatandaşların yoksullaşmasına neden olan cuntayı yargılamanın gerekliliğine dair attığı sloganların bilinmesine rağmen bu durum Serrac yanlılarının “başkent her gün bombardımana maruz kalırken bunlar (yöneticiler) neredeydi” sorusunu sormasına engel olamadı.
2015 yılı sonlarında Fas’ta imzalanan Suheyrat Anlaşması’nın Serrac’ı bu makama getirdiğini söyleyen Başti, “Başkanlık Konseyi’nin başına gelmesinin ardından Serrac ile görüştük ve aramızda şahsi bir konuşma geçti. O zaman bana, makamında diretmediğini ve çekilmek istediğini söyledi. Ancak bununla beraber siyasi boşluk oluşturmayacak bir formül bulunmasını istiyordu” diye konuştu.
Başti, “O dönem boşluğa düşülmesinden korkuyordum. Bu yüzden güç değişiminin demokratik bir formatta gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyordum çünkü (Başkan’ın) düzenlemeler olmaksızın evine gitmesi mümkün değil. Fakat şu an Serrac’ın değiştiği ve iktidarda direttiği açık bir şekilde görülüyor” dedi.
Başkanlık Konseyi, Başkan Serrac, 5 yardımcısı ve üç üyeden oluşuyor. Suheyrat Anlaşması’nın 4’üncü maddesinde, “Başkan’ın istifası veya ölümü ya da herhangi bir sebepten ötürü makamının boşalması durumunda hükümet tümüyle istifa etmiş sayılır (düşer). Bu durumda (dönemi sona eren) hükümet, yeni hükümet kurulana kadar günlük işleri yürütme görevini yerine getirir. Libya siyasi diyaloğu, özellikle (hükümete) alternatif seçme amacı doğrultusunda bir oturum yapmalı ve bu da Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmelidir” ifadeleri kullanılıyor.
En kötü senaryoyu dile getiren grup ise Serrac’ın istifa etmekte diretmesi halinde “Ülkede kaçınılmaz olarak siyasi akımların iktidar için şiddetli bir bölgesel askeri savaşa gireceğini ve her biri son dokuz yıl içinde elde ettikleri kazanımlarını ölümüne savunacaklarını” dile getiriyor. Bu grup ayrıca Serrac’ın silahlı kuvvetleri içindeki saldırı güçlerinin Misratalı olmasından hareketle Misrata halkından olan UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın oluşacak boşluğu dolduracağı görüşünde.
Serrac, göstericilerin talep çıtasının yükselmesini engellemek amacıyla önceki akşam Libya'da anayasanın hazırlanması için oluşturulan Kurucu Heyet’in Başkanı El-Cilani Arhum ve bazı heyet üyeleriyle bir araya geldi. Görüşmede “kurucu sürecin tamamlanması ve parlamento ve anayasal seçimlerin yapılması yoluyla ülkede demokratik bir sivil devlete geçişi” sağlayacak anayasal çözümlerin ele alındığı bildirildi.
Serrac, “Libya, herkesin tarihi ulusal sorumluluk düzeyin bilincinde olmasını gerektiren tehlikeli ve hayati bir dönemden geçiyor… Anayasa taslağının istenilen sivil devletin inşasında bir temel olarak halk tarafından kabul edilmesiyle bir projeye dönüşmesini memnuniyetle karşılamada yarışanlar arasındaydım” ifadesini kullandı.
Sefir İbrahim Musa Cerada, durumun karmaşıklığı karşısında, “Ayaklanan halk hareketleri, sona eren sabrı ve inleyen acıları taçlandırdı. Bu nedenle kısmi de olsa gerçekçi bir çözüm bulmaktan başka çaremiz yok” dedi.
Cerada, duruma çözüm olarak, Serrac’ın bir başbakan veya Suheyrat Anlaşması’nın usul sınırlamaları ihtimaline karşı Birinci Durum Bakanı atamasını, atanacak kişinin hükümet kabinesi kurmasını ve güven oyu alması için kabineyi Başkanlık Konseyi’ne sunması önerisinde bulundu.
Cerada, sunduğu diğer bir öneride ise Libya’nın batı ve doğusunda iki hükümet kurulmasını veya Yüksek Belediyeler Meclisi’ne seçilen belediye başkanlarını bir araya getirecek bir girişim çağrısında bulunulmasını tavsiye etti. Cerada, bu yolla yönetim ve koordinasyon heyetinin seçilebileceğini ve böylece yerel yönetimlerin güçlendirilerek iktidara destek olacağını kaydetti.
Cerada, “Bu çözüm mükemmel değil ve ilkel bir öneri. Fakat zorluklara rağmen yürütme organının görevlerine ve rolüne dair bazı faaliyetleri yeniden başlatmak ve donukluk halkasını kırmak için bu mümkün. Yeni hükümet Meclis’e dayandığı için içerde ve dışarda meşruiyet açısından daha güçlü olacak. Ayrıca bu yolla halka ciddiyet ve özür mesajı verilerek, son bir fırsat daha talep edilebilir” ifadesini kullandı.



Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
TT

Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Suriye’nin El Sevre gazetesinden aktardığına göre, adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, telekomünikasyon şirketi MTN’nin yaklaşık 40 çalışanını işten çıkardı. Haberde, çalışanların, abonelere ait bilgiler, kayıtlı görüşmeler ve Suriye devlet yetkililerine ait telefon numaralarını dış kuruluşlara sızdırdıklarının tespit edildiği belirtildi.

Kaynak ayrıca, işten çıkarılan çalışanların “Suriye’de güvenliği istikrarsızlaştırmak için faaliyet gösteren unsurlarla bağlantılı olduklarının tespit edildiğini” ifade etti.


Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
TT

Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)

Sudanlı doktor S., savaşın ilk günlerinde meslektaşlarıyla birlikte mahsur kaldığı bir sağlık merkezinden çıkabilmek için ateşkes yapılmasını beklemek zorunda kaldı. Nil Caddesi’nden başlayarak Fetihab ve Halfaya köprülerinden geçen uzun bir yol kat eden S., sonunda Kober’deki ailesine ulaştı. Odasının duvarlarını kurşunların delik deşik ettiğini, kardeşlerinin ise birlikte ayrılmak üzere kendisini beklediğini anlatıyor. Aile yerinden edildi ve bugün hâlâ yerinden edilmiş durumda.

Mayıs 2023’te çatışmaların kısa süreliğine durması S.’nin hayatta kalmasını sağladı, ancak ailenin evinde kalmasına yetecek kadar uzun sürmedi. Bu kısa ateşkesten bu yana çeşitli girişimler ve anlaşmalar peş peşe geldi. Ancak en zor soru değişmedi: Arabulucular, savaşın iki tarafını uygulanacak ve sürdürülebilecek bir ateşkes konusunda nasıl bir araya getirebilir?

Afrika Birliği (AfB) ve ABD’nin eş başkanlığında, 23 Eylül’de New York’ta düzenlenen Dörtlü ve Beşli Mekanizma’nın ilk toplantısı, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Toplantıya katılanlar insani ateşkes ve çatışmaların durdurulması çağrısında bulunurken, sivillerin korunması için çabaların koordine edilmesi ve herhangi bir anlaşmanın izlenmesi ile uygulanmasının doğrulanmasına yönelik hazırlık yapılması konusunda mutabık kaldı. Ancak toplantı bildirisi, ordu veya Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile herhangi bir anlaşmaya varıldığını açıklamadı ve iki tarafı bir araya getirecek müzakereler için bir tarih belirlemedi.

Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)
Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)

Düğüm, ateşkesin şartlarında başlıyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre ordu tarafından yönetilen hükümet, 90 günlük ateşkese ilişkin ABD önerisinin maddelerinin çoğunu kabul etti ancak HDK’nin geri çekilmesinin belirli bölgelerle sınırlandırılmasını reddetti ve güçlerin kontrolünü ele geçirdiği tüm kentlerden çekilmesini talep etti. Sudan Dışişleri Bakanlığı da bu hafta, HDK’nin zor kullanarak oluşturduğu fiili duruma meşruiyet kazandıracağını düşündüğü herhangi bir müzakere sürecini reddettiğini açıkladı. Buna karşılık HDK ateşkes önerisini memnuniyetle karşıladığını duyurdu ancak bu açıklama çatışmaların durmasını sağlamadı. Taraflar bir anlaşma imzaladığında bile bunun uygulanması güvence altına alınamadı. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde ordu ile HDK, 11 Mayıs 2023’te Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt Bildirisi’ni, aynı ayın 20’sinde ise kısa süreli ateşkes ve insani düzenlemelere ilişkin bir anlaşmayı imzaladı.

Ancak çatışmaların durması kalıcı olmadı. Ordu, HDK’yi anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak haziran ayında müzakerelere katılımını askıya aldı.

Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)
Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)

Diğer girişimler de farklı engellerle karşılaştı. Afrika Boynuzu’nda barış çabalarını yürüten Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Aralık 2023’te Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) kendi himayesinde doğrudan görüşme yapmayı kabul ettiğini açıkladı. IGAD, ocak ayında görüşmenin gerçekleştirilmesi yönündeki çağrısını yineledi ancak toplantı yapılamadı.

Manama’da 20 Ocak 2024’te, yayımlanan metne göre ordu adına Şemseddin el-Kebaşi, HDK adına ise Abdurrahim Daklu tarafından ‘Sudan Krizi İçin Kapsamlı Çözümün İlke ve Esasları Belgesi’ parafe edildi. Ancak ön anlaşmanın ardından nihai bir anlaşma veya sürdürülebilir bir müzakere süreci gelmedi. Daklu, Kebaşi’yi belgeye bağlı kalmamakla suçlarken Kebaşi, sürecin neden durduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Ağustos 2024’te ise savaşın taraflarından birinin katılmaması, İsviçre’de ateşkese yönelik doğrudan görüşmelerin yapılmasını engelledi. Bunun üzerine odak noktası, insani yardımların ulaştırılmasının kolaylaştırılması ve sivillerin korunmasına kaydı.

Chatham House araştırmacısı Rosalind Marsden, enstitü tarafından 18 Eylül 2024’te yayımlanan analizinde, İsviçre’de Ağustos 2024’te yürütülen ateşkes görüşmelerinin başarısız olmasının temel nedeninin ordu ile HDK’nin askeri zafer elde etme arayışlarını sürdürmesi olduğunu belirtti. Marsden’e göre tarafların o dönemde askeri kazanımlar elde etme beklentisini koruması, Darfur’a insani yardım ulaştırılmasında sınırlı ilerleme sağlanmasına rağmen müzakerelerin tıkanmasının başlıca nedenlerinden biriydi.

Dörtlü Mekanizma ise Eylül 2025’te üç aylık bir insani ateşkesle başlayan bir yol haritası sundu. Bu süre içinde yardımların Sudan’ın çeşitli bölgelerine ulaştırılması, ardından kalıcı ateşkes ve siyasi geçiş sürecine geçilmesi öngörüldü.

Ancak Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası arabulucuların önerisi olarak kaldı ve savaşan taraflar arasında bir anlaşmaya dönüşmedi. ABD’nin son ateşkes önerisindeki geri çekilme konusundaki anlaşmazlık da iki tarafın yeni bir ateşkesin test edilebileceği şartlar üzerinde henüz uzlaşamadığını gösteriyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)

Araştırmacı Ahmed Süleyman, arabuluculuk girişimlerinin çokluğu ve bunlar arasındaki koordinasyonun zayıf olmasının, ateşkes çabalarının sivil güçlerin öncülük edeceği Sudanlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Chatham House araştırmacısı Hubert Kinkoh ise enstitü tarafından 13 Şubat 2026’da yayımlanan analizinde, Sudan konusunda çok sayıda arabuluculuk kanalının bulunmasının yanı sıra bunlar arasında açık bir liderlik ve etkin koordinasyonun olmamasının, ordu ile HDK’nin ciddi tavizler vermekten kaçınmasına imkân sağladığını ifade ediyor.

Bu noktadan hareketle New York toplantısı, arabulucuların çabalarındaki dağınıklığın giderilmesine katkı sağlayabilir. Ancak toplantının gerçek değeri, savaşan tarafları açık bir anlaşma üzerinde uzlaştırabilmesi, anlaşmaya uyulup uyulmadığını izleyecek bir mekanizma oluşturabilmesi ve ihlallerle nasıl başa çıkılacağını belirleyebilmesi halinde ortaya çıkacak.

S., kısa süreli bir ateşkes sayesinde ailesine ulaşabildi ancak aile daha sonra evini terk etmek zorunda kaldı. Bugün yerinden edilenlerin ve mültecilerin beklediği ateşkes ise onlar için yardımların ulaştırılmasına imkân sağlayacak ve çatışmaların kalıcı olarak sona ermesinin başlangıcı olacak bir fırsat anlamına geliyor. Böylece evlerine ve yaşadıkları bölgelere dönüşün mümkün ve güvenli hale gelmesini umuyorlar.


Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.