Husiler Marib’deki bir camiyi hedef aldı

Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri.  (EPA)
Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri. (EPA)
TT

Husiler Marib’deki bir camiyi hedef aldı

Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri.  (EPA)
Sana’da toplanan silahlı Husi milisleri. (EPA)

Husiler, Hudeyde’de artırdıkları gerilim ve buğday değirmenlerini hedef almalarıyla eş zamanlı olarak dün Marib’deki bir camiye balistik füze ile saldırı düzenledi. Saldırı, milislerin saflarında yaşadıkları kayıplara karşılık olarak geldi. Yemen ordu kaynaklarının aktardığına göre sabah namazı sırasında düzenlenen saldırıda 20 kişi öldü.
Kaynakların ifadelerine göre Husiler özellikle Marib çevresindeki cephelerde aldığı hezimeti telafi etmek için fırlattığı füze yoğun nüfuslu Marib şehrinin merkezindeki askeri üste yer alan bir camiye isabet etti.
Husilerin saldırısında ağır yaralananlar olması nedeniyle can kaybının artmasından endişe ediliyor. Geçen temmuz ayında yayınlanan resmi istatistiklere göre milislerin Marib'i hedef alan saldırılarında aralarında kadınların ve çocukların da olduğu yaklaşık 700 kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.
İstatistikler, İran destekli Husi milislerin geçtiğimiz yıllar boyunca 112 balistik füze, 131 katyuşa roketi ve 1 uragan füzesiyle Marib şehrini hedef aldığını, sadece Nisan 2015 ile 14 Temmuz 2020 arasında 92’si çocuk ve kadın 689 sivilin hayatını kaybetmesine neden olduğunu gösterdi.
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, İran destekli grubun Kızıldeniz’deki değirmenlere yönelik saldırısını kınadı. İryani’nin ifade ettiğine göre Husilerin bombardımanı, en önemli kalkınma projelerinden biri olan, gıda güvenliği ve milli ekonominin direği sayılan değirmenlerin ağır biçimde hasar görmesine yol açtı.
Yemen haber ajansının (SABA) haberine göre İryani, bunun Husilerin ilk saldırısı olmadığını, uluslararası toplum, BM’ye bağlı izleme misyonu ve BM’ye yönelik açık bir meydan okuma, İran destekli milislerin yükümlülük ve taahhütlerini reddinin ek bir teyidi sayıldığını kaydetti. Aynı zamanda söz konusu saldırıların Husi milislerin kendi kontrol alanlarında yaşayanların muzdarip olduğu kötüleşen insani yaşam koşullarına aldırmadan baskıyı artırmaya devam ettiğine ve Hudeyde şehrindeki durumun Stockholm Anlaşması öncesine sürüklediğine işaret etti. 
Yemenli Bakan; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths ve BM’ye bağlı izleme ekibi başındaki General Abhijit Guha’nın ateşkes anlaşmasının Husiler tarafından ihlaline dair net bir pozisyon takınması talebinde bulundu.
Hudeyde’deki ordu medya kaynakları Husi milislerin cuma günü şehrin güneyindeki et-Tuhayta’da bulunan el-Cebeliyye bölgesindeki köylere rastgele ateş ettiğini aktardılar.
Yerel kaynaklardan aktarılan bilgilere göre Husi milisler 12,7 mm ve 14,5 mm otomatik silahlar ve genelde kullandıkları makineli tüfekler ile köy ve çiftlikleri rastgele bir şekilde ateşe tuttular. Kaynakların ifade ettiğine göre yollardaki yayalara ve çiftliklerdeki işçilere de isabet eden mermiler korkuya neden oldu.
Batı kıyısındaki Devlerin Tugayları, Ulusal Direniş Tugayları ve Tihame Tugayları tarafından perşembe günü yapılan ortak açıklamaya göre Husiler son bir gün içinde Hudeyde’nin güneyindeki farklı bölgelerde Birleşmiş Milletler’in ateşkesine yönelik 108 farklı ihlalde bulundu.
Askeri medya kaynaklarının saha kaynaklarından aktardığı bilgilere göre Husi milisler 120 mm havan topu, 82 mm mermi, B10 tipi mermi ve RBG mermileri kullandı, Tuhayta’daki el-Faze bölgesi, es-Salih şehri ve Manzar bölgesindeki köy ve çiftlikler de saldırıdan etkilendi.
Kaynakların ifadelerine göre Tuhayta’daki el-Cebeliyye kasabası ağır top atışlarına maruz kaldı. Vatandaşların ev ve çiftliklerine onlarca mermi düştü.
Yerel kaynakların açıklamaları, 120 mm havan topu ve 82 mm mermilerle kasabaya saldırı düzenleyen milislerin Hays bölgesini hedef aldığı yönünde. Keskin nişancıların da yollardaki yayaları ve yolcuları hedef aldığı kaydedildi.
Kaynaklar ayrıca Beyt el-Fakih müdürlüğünün el-Cah bölgesinin Husilerin saldırılarına maruz kaldığını aktardılar. Milislerin kendi kontrolleri altındaki yerleşim yerlerine yoğun bir biçimde, rastgele ateş açtıklarını bildirdiler.
Söz konusu gelişmeler, Husi grubunun el-Cevf’te meşruiyeti destekleyen Arap Koalisyonu'nun saldırılarında verdiği ağır kayıpların ardından geldi. Yemen askeri kaynakları, yalnızca son 10 gün içerisinde aralarında grubun liderlerine yakın komutanların da olduğu yaklaşık 500 Husi savaşçının öldürüldüğünü aktardı.
Ordu kaynakları, Koalisyon güçlerinin perşembe günü milislerin toplandığı yerleri hedef alan operasyonlarında özellikle Hazm şehrinin doğusundaki el-Alem, es-Sıbayi ve ve en-Nudud’da onlarca milisin öldürüldüğü bilgisini verdiler.
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Yemen ordu kaynakları, Arap Koalisyonu tarafından desteklenen ordunun ve direniş güçlerinin, darbeci grubun son iki hafta içerisinde Cevf'te ve Marib’in eteklerinde gerçekleştirdiği onlarca saldırıyı püskürtmeyi başardığını doğruladı.
Husi grubu medyası ise geçtiğimiz günlerde milislerin onlarca liderinin Sana, Hacca, Amran, Zamar, İbb ve Sada’daki cenazelerinden kesitler yayınladı. Sana'daki sağlık kaynakları son günlerdeki çatışmalar sırasında yüzlerce yaralanan olması nedeniyle başkentteki hastanelerin büyük çoğunluğunun kapasitesinin dolduğunu kaydetti.



Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmeler

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmeler

Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin ikili temaslar hız kazandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmeden, Hamas heyetinin Kahire’ye yaptığı ziyarete kadar uzanan diplomasi trafiğinde, anlaşmanın ikinci aşamasının ilerletilmesi ve hareketin silahsızlandırılmasına ilişkin olası mutabakat arayışları ele alınıyor.

İsrail’in ısrarla gündemde tuttuğu, Hamas’ın ise çekinceyle yaklaştığı ve yeni bir yaklaşım talep ettiği bu kritik dosyada Kahire’nin, bölgenin ve Filistin davasının çıkarlarını gözeten bir çıkış yolu bulmaya çalışacağı belirtiliyor. Uzmanlar, ABD tarafından gündeme getirilen ve söz konusu başlıkta kademeli ilerlemeyi öngören önerinin, 19 Şubat’ta yapılması planlanan ilk Barış Konseyi toplantısı öncesinde masada olduğuna dikkat çekti.

Hamas’ın öncelikleri

Hamas’a yakın bir Filistinli kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hareketten bir heyetin Halil el-Hayye başkanlığında Kahire’de bulunduğunu ve ateşkes anlaşmasının maddelerinin uygulanması ile İsrail tarafından sürdürülen ihlallerin ele alındığını söyledi. Kaynak, heyetin gündeminde silahsızlanma dosyasının da yer aldığını, ancak hareketin mevcut önceliğinin Filistin halkının toparlanmasının desteklenmesi ve özellikle Ramazan ayı yaklaşırken insani yardımların artırılması olduğunu belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın ön şart ileri sürmediğini vurgulayarak, Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin (El-Fetih) irade göstermesi halinde Kahire’de Hamas ile El-Fetih arasında bir görüşmenin gerçekleşebileceğini de dışlamadı.

fevffev
Filistinli gruplara mensup silahlı kişiler, 17 Ocak 2024’te Gazze’de yardım konvoylarını koruyor. (Reuters)

İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi dün yayımladığı haberde, 19 Şubat’ta ilk toplantısını yapacak olan Barış Konseyi’nden üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı bilgide, Hamas’ın silahsızlanmayı kabul ettiğini ve sürecin gelecek ay başlayacağını öne sürdü. Yetkili, “Son olarak hafif silahlar tasfiye edilecek; çünkü Hamas Gazze’deki diğer gruplardan endişe ediyor” ifadesini kullandı.

Bu İsrail kaynaklı sızıntılar, ABD’nin The New York Times gazetesinin Washington yönetiminin Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmasının ardından geldi. Gazeteye göre teklif, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini ve ilk aşamada bazı hafif silahların tutulmasına izin verilmesini öngörüyor.

Söz konusu öneri, Hamas’ın önde gelen isimlerinden Halid Meşal’in pazar günü Doha’da düzenlenen bir forumda silahsızlanmayı tamamen reddetmesinden iki gün sonra gündeme geldi. Meşal, “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek ve yok edilebilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası silahlarla donatılmış durumda” dedi.

Meşal ayrıca, başkanlığını Donald Trump’ın yaptığı Barış Konseyi’ne, yaklaşan toplantı öncesinde ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında, Trump’la yapacağı buluşma öncesinde Barış Konseyi üyeliğine katılım belgesini imzaladığını açıkladı.

Hamas heyetinin Kahire’ye ulaştığının duyurulması, El-Fetih hareketinden bir heyetin salı günü Kahire’de Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.

Filistinli siyasi analist İbrahim el-Medhun, Hamas ve bazı Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin Kahire’de bulunmasının, Gazze Şeridi’nde ‘ertesi gün’ düzenlemelerine yönelik yürütülen çabalardan ve Filistin tarafının onay verdiği ‘barış planının’ hayata geçirilmesi girişimlerinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi. El-Medhun, Filistinli taraflar arasında istişarelerin yapılabileceğini, bunun Mısır yönetimiyle sürdürülen koordinasyona paralel ilerleyebileceğini belirterek, El-Fetih hareketi ve Filistin Yönetimi’yle bir diyalog kanalı açılmasının da gündeme gelebileceğini ifade etti.

Silah meselesine ilişkin değerlendirmesinde ise Hamas’ın bu başlıkta erken bir tartışmaya sürüklenme konusunda temkinli davranacağını öne süren el-Medhun, hareketin mevcut aşamada önceliği “saldırıların durdurulması, İsrail’in ‘kırmızı hat’ olarak bilinen sınırlara çekilmesi ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi” dedi. El-Medhun’a göre Hamas ayrıca, ateşkesin korunması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için uluslararası ya da bölgesel güçlerin sahada rol üstlenmesini, Filistin halkının korunmasını ve insani yardımın artırılmasını, bununla eş zamanlı olarak yeniden imar için uygun koşulların oluşturulmasını öncelikli görüyor.

vedfvr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’nda bir duvardaki boşluktan geçen Filistinli çocuklar (AFP)

Filistinli siyasi analist Husam ed-Decni, Hamas’ın tutumunun ‘işgalin sona ermesi karşılığında silahların bırakılması’ yaklaşımına dayandığını belirterek, Washington’un ağır silahlar ve kademeli silahsızlanmaya ilişkin önerisinin ise yeterli güvencelerin sağlanması halinde ilerleyen aşamalarda hareket tarafından tartışılabileceğini söyledi. Ed-Decni, İsrail’in bu dosyayı büyütmeye çalışacağını savunarak, Hamas’ın elindeki roketlerin yaklaşık altı aydır kullanılmadığını ve tükenmiş olabileceğini ifade etti.

Hamas heyetinin Kahire ziyaretine ilişkin açıklama, İsrail ordusunun çarşamba günü Gazze Şeridi’nin kuzeyinde düzenlenen bir operasyon sırasında Hamas’a bağlı Beyt Hanun Taburu Komutanı Ahmed Hasan’ın öldürüldüğünü duyurmasının ardından geldi.

El-Medhun, yaşanan ihlaller ışığında Hamas’ın silah meselesini dış baskı ya da İsrail şartlarıyla değil, kapsamlı bir Filistin uzlaşısı çerçevesinde ve gelecekteki herhangi bir siyasi formülün parçası olarak ele alınması gereken ulusal bir konu olarak gördüğünü belirtti. El-Medhun’a göre İsrail’in bu aşamada silah konusunu gündeme taşıması, özellikle ikinci aşamanın temelini oluşturan çekilme, sınır kapılarının açılması ve yeniden imarın başlatılması maddelerini sekteye uğratma ya da içini boşaltma girişimi niteliği taşıyor.

Ed-Decni, ABD Başkanı Donald Trump’ın kademeli silahsızlanma önerisiyle bu açmazı aşmaya çalışacağını savunarak, Gazze Şeridi’nde konuşlandırılacak istikrar güçlerinin tarafsız olması halinde kabul edilebilir olacağını ve bunun hem Gazze Şeridi’nin hem de bölgenin istikrarı için güvence teşkil edebileceğini dile getirdi.


UNRWA Komiseri: Gazze'nin çektiği acılar dayanılmaz

Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)
Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)
TT

UNRWA Komiseri: Gazze'nin çektiği acılar dayanılmaz

Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)
Gazze şehrinin Zeytun mahallesinde, dün enkazın ortasında ailesinin çadırının önünden geçen yerinden edilmiş bir kız çocuğu (EPA)

Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail savaşı sırasında Gazze Şeridi'nde yaşananları "tarif edilemez" olarak nitelendirerek, halkın çektiği acıların "dayanılmaz" olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, önümüzdeki ay görevinden ayrılmaya hazırlanan Lazzarini, Gazze'de yaşayan ve yarısı çocuk olan yaklaşık iki milyon insanı, derin bir şok içinde ve geleceğe dair net bir umutları olmadan görmezden gelmenin “yeni nesillerin öfkesinin tohumlarını ekmeye” yol açacağı uyarısında bulundu.

UNRWA Genel Komiseri, Suudi Arabistan Krallığı ile Ajans arasındaki iş birliğinin “özellikle mali ve siyasi olmak üzere çeşitli düzeylerde güçlü ve samimi” olduğunu vurguladı. Riyad'ın derin siyasi katılımına ve ortaya koyduğu girişimlere, özellikle de “iki devletli çözüm” için yaptığı baskıya ve Ajans'ın Filistin kurumlarının geleceği hakkındaki tartışmalara katılımına işaret etti.


Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
TT

Suriye ordusu, el-Tanf askeri üssünü ABD güçlerinden devraldı

Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentindeki ABD askeri araçları (Reuters)

Suriye Savunma Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin El-Tanf askeri üssünün kontrolünü ele geçirdiğini belirtti.

Bakanlık, “Suriye ve Amerika tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvenli hale getirdi ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı” ifadelerini kullandı. Bakanlık ayrıca şunları ekledi: “Bakanlığın sınır muhafız güçleri önümüzdeki günlerde görevlerini devralmaya ve bölgeye konuşlanmaya başlayacak.”

ABD'nin el-Tanf üssü, Suriye-Irak sınırı ile başkent Şam arasındaki yolu kesmek için Humus'un doğu kırsalında bulunan en önemli ABD üslerinden biridir.

Area 55 olarak bilinen Amerikan üssünün yakınında, Amerikan güçleri tarafından denetlenen ve finanse edilen Komandolar olarak bilinen Özgür Suriye Ordusu'na ait bir tesisin yanı sıra, Humus, Hama ve Şam kırsalından gelen mülteciler için Rukban kampı da bulunmaktadır.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 8 Aralık 2024'te Beşşar Esed rejiminin düşmesinden önce, üs birkaç kez insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradı ve Irak'taki gruplar bu saldırıların sorumluluğunu üstlendi.