Başağa’nın görevden alınması UMH’yi bölebilir mi?

Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Başkanlık Konseyi liderleri toplantısı (UMH)
Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Başkanlık Konseyi liderleri toplantısı (UMH)
TT

Başağa’nın görevden alınması UMH’yi bölebilir mi?

Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Başkanlık Konseyi liderleri toplantısı (UMH)
Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Başkanlık Konseyi liderleri toplantısı (UMH)

Zayed Hediyye
Libya’nın batısındaki kentlerde düzenlenen protesto gösterileri Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac’ın, İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın görevden alındığını ve hakkında soruşturma açılacağını açıklamasına yol açtı.
Meydanlardaki protesto eylemlerinin etkileri bir hafta sonra Libya’nın başkenti Trablus’un siyasi sahnesinde de görülmeye başlandı. Başağa’nın görevden alınması, gösterilerle nasıl başa çıkılacağı konusunda iki isim arasındaki anlaşmazlığın ardından gerçekleşti.
Kararın, Türkiye’nin iki ismi yakınlaştırma çabaları bağlamında, Başağa’nın Ankara ziyaretinden ve bazı Türk yetkililerle görüşmesinden saatler sonra alınmış olması dikkat çekiciydi.
Serrac’ın bu ani kararının, başkent liderleri arasındaki anlaşmazlık kulislerinde daha fazla ayrıntıyı ortaya çıkaracak bir çok sonucu olması bekleniyor. Görevden alınmasından saatler sonra Misrata’da Başağa’yı desteklemek için yapılan gösterilerde, UMH Başkanının kararının protesto eden Misrata Tugayları ve Serrac’ın askeri kolu arasında olası çatışma işaretleri görülmeye başlandı.

Serrac’ın kararı
Serrac’ın kararı, UMH Savunma Bakanlığı’na bağlı güçler ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçler arasında neredeyse silahlı bir çatışmaya dönüşen anlaşmazlıktan saatler sonrası alındı
UMH Başkanlık Konseyi, yaptığı açıklamada, İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın tedbir amaçlı görevden alındığı ve kararın yayınlanmasından sonraki 72 saat içinde hakkında Başkanlık Konseyi nezdinde idari soruşturma açılacağı ifade edildi.
Açıklamada, “İçişleri Bakanı hakkında, açıklamaları, izin kararları, göstericilerin gerekli şekilde korunmasının sağlanması, ayrıca son günlerde Trablus’ta ve bazı diğer şehirlerde meydana gelen gösteriler ve ardından yaşanan olaylar hakkındaki beyanları ve göstericilerin haklarının ihlal edilmesi hususlarında soruşturma açılmıştır” ifadelerine yer verildi.
Başkanlık Konseyi, bakanlığın görevini yürütmek üzere İçişleri Bakanı Yardımcısı Halid Ahmed et-Ticani Mazin’in görevlendirildiğini kaydetti.
İçişleri Bakanı, karara itaat ettiğini açıkladı. Soruşturma oturumunun da kamuya açık şekilde yürütülmesini isteyen Başağa, “Ben hesap vermeye hazırım ve saklayacak bir şeyim yok” dedi.

Yenilenmiş eski bir anlaşmazlık
Serrac ve güçlü İçişleri Bakanı arasındaki anlaşmazlıklar ve rekabet hakkında konuşmak, Libya arenasında yeni bir durum değil. Nitekim Libya kaynakları, birkaç ay önce de Başağa’nın Serrac’ı devirip, onun yerine geçmeye çabaladığını servis etmişti.
Bu görüşler, Trablus milislerinin askeri gücünü dağıtmak amacıyla geçtiğimiz aylarda Başağa’nın attığı adımlara dayanıyordu.
Serrac’ın tartışmalı kararını açıklamasından önce ve sonra yaşananlar, bu görüşü destekleyici nitelikte. Zira açıklamadan saatler önce Misrata’da, ‘şehrin evladı Başağa dışında, başkentte iktidardaki herkesin düşmesini’ talep eden kitlesel halk gösterileri düzenlendi. Görgü tanıkları, karar sonrasında Misrata’dan Trablus’un doğusuna hareket eden askeri gücün fotoğraflarını yayınladı. Görüntüler, birkaç yıl önce başkenti kontrol etmek amacıyla Misrata ve Trablus milisleri arasında yaşanan çatışmaları akla getirdi.
Görünen o ki Serrac, bu yakın tehlikeyi Misrata’dan algıladı. Medya ofisine göre Başağa’nın görevinden alındığı açıklamasının hemen ardından, başkenti korumak ve son gelişmelere cevap vermek için ortak bir güç oluşturma konusunun ele alındığı genişletilmiş bir güvenlik toplantısı düzenlendi.

Karar karşısında bölünme
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre beklenildiği üzere Serrac’ın kararı, UMH’nin iç kampında ve Başağa’nın destekçileri arasında bölünmeye yol açtı. Misrata şehrinden eski Devlet Konseyi Başkanı Abdurrahman es-Suveyhili, “Başkanlık Konseyi’nin kararları, doğru olup olmadığına bakılmaksızın, tüm hükümet üyeleri için bağlayıcıdır ve reddi istifayı gerektirir” dedi.
Suveyhili, “Suiistimal, normal durumlarda kabul edilemez. Savaş durumlarında yüksek bir bedelle bir isyana dönüşür. Durum, derhal ele alınmalı ve tereddüt etmeden çözülmelidir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan siyasi aktivist ve UMH’ye bağlı Burkan el-Gadab (Öfke Volkanı) Güçleri Medya Ofisi üyesi Celal el-Gubi, Serrac’ın kararına karşı bugün (30 Ağustos) protesto gösterisi düzenleme çağrısı yaptı. Gubi, Misrata Devrim Tugayları’nın UMH’nin “saçmalığına” son vermek ve hain Fayiz es-Serrac’ı devirmek için seferber olduğunu kaydetti.

Çatışma hali
Başkent Trablus’ta yaşanan hızlı gelişmelere ilişkin olarak siyaset bilimci Dr. Ahmed el-Abbud, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Bu adımdan, Serrac ile Başağa gibi siyasi emelleri olan hükümetin bazı isimleri arasında bölünme noktasına ulaşan anlaşmazlık durumunun kamuoyuna ilan edildiği sonucu çıkarılabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Abbud, “Türkiye Savunma Bakanı’nın cuma günü (29 Ağustos) Başağa ile görüşmesi, Serrac ve İçişleri Bakanı arasında bir uzlaştırma girişimiydi. Birleşmiş Milletler’in (BM) güvenlik çerçevesini tamamlayan bir siyasi çerçeve arayışı ve Berlin tavsiyeleri ile Kahire Bildirgesi’nde uzlaşı sağlananlar arasında bir araya getirilen 5+5 diyaloğu kapsamında Başağa, Serrac ile uzlaşıyı kabul etmedi. Çünkü bu, Serrac’ı sahneden uzaklaştırma, ‘yeni bir Başkanlık Konseyi veya Ulusal Birlik Hükümeti kurma başta olmak üzere oluşturulabilecek yeni organlarda, Libya’nın batısında’ ön safta olma hırsına aykırıdır” dedi.
Serrac ve İçişleri Bakanı arasındaki anlaşmazlığın sonuçlarının yakında ortaya çıkacağını söyleyen yetkili, “Bu, başkentteki silahlı tugaylar arasında bir bölünme durumuna yol açacak” ifadelerini kullandı.
Dr. Ahmed el-Abbud, “Trablus milisleri, sokağın baskısı altında, ayrıca protesto halinin genel bir duruma dönüşmesi ve UMH liderleri arasında yaşanan anlaşmazlıklar açısından, Trablus sokaklarında taraf olmak için iki seçenekle karşı karşıya kalacak. Böylece radikal İslamcı milislerle çatışmalara girecek” dedi.

Askeri değişiklik
UMH Başkanlık Konseyi, Albay Selahaddin Nemruş’un Savunma Bakanı olarak görevlendirildiğini ve Korgeneral Muhammed el-Haddad’ı Genelkurmay Başkanı olarak atadığını duyurdu.
Bu atamalar, Serrac’ın, artan halk hoşnutsuzluğa cevaben hükümet değişikliği ilan etmesinden birkaç gün sonra gerçekleşti.



Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
TT

Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Suriye’nin El Sevre gazetesinden aktardığına göre, adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, telekomünikasyon şirketi MTN’nin yaklaşık 40 çalışanını işten çıkardı. Haberde, çalışanların, abonelere ait bilgiler, kayıtlı görüşmeler ve Suriye devlet yetkililerine ait telefon numaralarını dış kuruluşlara sızdırdıklarının tespit edildiği belirtildi.

Kaynak ayrıca, işten çıkarılan çalışanların “Suriye’de güvenliği istikrarsızlaştırmak için faaliyet gösteren unsurlarla bağlantılı olduklarının tespit edildiğini” ifade etti.


Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
TT

Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)

Sudanlı doktor S., savaşın ilk günlerinde meslektaşlarıyla birlikte mahsur kaldığı bir sağlık merkezinden çıkabilmek için ateşkes yapılmasını beklemek zorunda kaldı. Nil Caddesi’nden başlayarak Fetihab ve Halfaya köprülerinden geçen uzun bir yol kat eden S., sonunda Kober’deki ailesine ulaştı. Odasının duvarlarını kurşunların delik deşik ettiğini, kardeşlerinin ise birlikte ayrılmak üzere kendisini beklediğini anlatıyor. Aile yerinden edildi ve bugün hâlâ yerinden edilmiş durumda.

Mayıs 2023’te çatışmaların kısa süreliğine durması S.’nin hayatta kalmasını sağladı, ancak ailenin evinde kalmasına yetecek kadar uzun sürmedi. Bu kısa ateşkesten bu yana çeşitli girişimler ve anlaşmalar peş peşe geldi. Ancak en zor soru değişmedi: Arabulucular, savaşın iki tarafını uygulanacak ve sürdürülebilecek bir ateşkes konusunda nasıl bir araya getirebilir?

Afrika Birliği (AfB) ve ABD’nin eş başkanlığında, 23 Eylül’de New York’ta düzenlenen Dörtlü ve Beşli Mekanizma’nın ilk toplantısı, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Toplantıya katılanlar insani ateşkes ve çatışmaların durdurulması çağrısında bulunurken, sivillerin korunması için çabaların koordine edilmesi ve herhangi bir anlaşmanın izlenmesi ile uygulanmasının doğrulanmasına yönelik hazırlık yapılması konusunda mutabık kaldı. Ancak toplantı bildirisi, ordu veya Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile herhangi bir anlaşmaya varıldığını açıklamadı ve iki tarafı bir araya getirecek müzakereler için bir tarih belirlemedi.

Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)
Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)

Düğüm, ateşkesin şartlarında başlıyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre ordu tarafından yönetilen hükümet, 90 günlük ateşkese ilişkin ABD önerisinin maddelerinin çoğunu kabul etti ancak HDK’nin geri çekilmesinin belirli bölgelerle sınırlandırılmasını reddetti ve güçlerin kontrolünü ele geçirdiği tüm kentlerden çekilmesini talep etti. Sudan Dışişleri Bakanlığı da bu hafta, HDK’nin zor kullanarak oluşturduğu fiili duruma meşruiyet kazandıracağını düşündüğü herhangi bir müzakere sürecini reddettiğini açıkladı. Buna karşılık HDK ateşkes önerisini memnuniyetle karşıladığını duyurdu ancak bu açıklama çatışmaların durmasını sağlamadı. Taraflar bir anlaşma imzaladığında bile bunun uygulanması güvence altına alınamadı. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde ordu ile HDK, 11 Mayıs 2023’te Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt Bildirisi’ni, aynı ayın 20’sinde ise kısa süreli ateşkes ve insani düzenlemelere ilişkin bir anlaşmayı imzaladı.

Ancak çatışmaların durması kalıcı olmadı. Ordu, HDK’yi anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak haziran ayında müzakerelere katılımını askıya aldı.

Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)
Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)

Diğer girişimler de farklı engellerle karşılaştı. Afrika Boynuzu’nda barış çabalarını yürüten Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Aralık 2023’te Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) kendi himayesinde doğrudan görüşme yapmayı kabul ettiğini açıkladı. IGAD, ocak ayında görüşmenin gerçekleştirilmesi yönündeki çağrısını yineledi ancak toplantı yapılamadı.

Manama’da 20 Ocak 2024’te, yayımlanan metne göre ordu adına Şemseddin el-Kebaşi, HDK adına ise Abdurrahim Daklu tarafından ‘Sudan Krizi İçin Kapsamlı Çözümün İlke ve Esasları Belgesi’ parafe edildi. Ancak ön anlaşmanın ardından nihai bir anlaşma veya sürdürülebilir bir müzakere süreci gelmedi. Daklu, Kebaşi’yi belgeye bağlı kalmamakla suçlarken Kebaşi, sürecin neden durduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Ağustos 2024’te ise savaşın taraflarından birinin katılmaması, İsviçre’de ateşkese yönelik doğrudan görüşmelerin yapılmasını engelledi. Bunun üzerine odak noktası, insani yardımların ulaştırılmasının kolaylaştırılması ve sivillerin korunmasına kaydı.

Chatham House araştırmacısı Rosalind Marsden, enstitü tarafından 18 Eylül 2024’te yayımlanan analizinde, İsviçre’de Ağustos 2024’te yürütülen ateşkes görüşmelerinin başarısız olmasının temel nedeninin ordu ile HDK’nin askeri zafer elde etme arayışlarını sürdürmesi olduğunu belirtti. Marsden’e göre tarafların o dönemde askeri kazanımlar elde etme beklentisini koruması, Darfur’a insani yardım ulaştırılmasında sınırlı ilerleme sağlanmasına rağmen müzakerelerin tıkanmasının başlıca nedenlerinden biriydi.

Dörtlü Mekanizma ise Eylül 2025’te üç aylık bir insani ateşkesle başlayan bir yol haritası sundu. Bu süre içinde yardımların Sudan’ın çeşitli bölgelerine ulaştırılması, ardından kalıcı ateşkes ve siyasi geçiş sürecine geçilmesi öngörüldü.

Ancak Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası arabulucuların önerisi olarak kaldı ve savaşan taraflar arasında bir anlaşmaya dönüşmedi. ABD’nin son ateşkes önerisindeki geri çekilme konusundaki anlaşmazlık da iki tarafın yeni bir ateşkesin test edilebileceği şartlar üzerinde henüz uzlaşamadığını gösteriyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)

Araştırmacı Ahmed Süleyman, arabuluculuk girişimlerinin çokluğu ve bunlar arasındaki koordinasyonun zayıf olmasının, ateşkes çabalarının sivil güçlerin öncülük edeceği Sudanlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Chatham House araştırmacısı Hubert Kinkoh ise enstitü tarafından 13 Şubat 2026’da yayımlanan analizinde, Sudan konusunda çok sayıda arabuluculuk kanalının bulunmasının yanı sıra bunlar arasında açık bir liderlik ve etkin koordinasyonun olmamasının, ordu ile HDK’nin ciddi tavizler vermekten kaçınmasına imkân sağladığını ifade ediyor.

Bu noktadan hareketle New York toplantısı, arabulucuların çabalarındaki dağınıklığın giderilmesine katkı sağlayabilir. Ancak toplantının gerçek değeri, savaşan tarafları açık bir anlaşma üzerinde uzlaştırabilmesi, anlaşmaya uyulup uyulmadığını izleyecek bir mekanizma oluşturabilmesi ve ihlallerle nasıl başa çıkılacağını belirleyebilmesi halinde ortaya çıkacak.

S., kısa süreli bir ateşkes sayesinde ailesine ulaşabildi ancak aile daha sonra evini terk etmek zorunda kaldı. Bugün yerinden edilenlerin ve mültecilerin beklediği ateşkes ise onlar için yardımların ulaştırılmasına imkân sağlayacak ve çatışmaların kalıcı olarak sona ermesinin başlangıcı olacak bir fırsat anlamına geliyor. Böylece evlerine ve yaşadıkları bölgelere dönüşün mümkün ve güvenli hale gelmesini umuyorlar.


Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.