Başağa ile Serrac anlaşmazlığını ‘geçici’ olarak gideren arabuluculuk

Fayiz es-Serrac dün başkent Trablus'ta İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile görüştü (Reuters)
Fayiz es-Serrac dün başkent Trablus'ta İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile görüştü (Reuters)
TT

Başağa ile Serrac anlaşmazlığını ‘geçici’ olarak gideren arabuluculuk

Fayiz es-Serrac dün başkent Trablus'ta İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile görüştü (Reuters)
Fayiz es-Serrac dün başkent Trablus'ta İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile görüştü (Reuters)

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac ile eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa arasındaki anlaşmazlık, dün motosikletli bir intihar saldırısına tanıklık eden başkent Trablus’ta uluslararası arabulucuların devreye girmesiyle ‘geçici’ olarak giderildi. Öte yandan Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO), Türkiye yanlısı Suriyeli paralı askerlerin başkentteki kamplarından birini hedef alan patlamada ölen ve yaralananların olduğunu açıkladı.
Fayiz es-Serrac’ın Başağa’ya Trablus'ta kötü hayat şartlarının daha da kötüleşmesi ve kamu hizmetlerinin çökmesini protesto eden son gösterilere ilişkin tutumu nedeniyle idari soruşturma açılması için verdiği 72 saatlik süre doldu. Soruşturmanın sonuçlarına değinilmeyen gayri resmi açıklama ile Serrac ve Başağa arasındaki anlaşmazlığın giderildiği duyuruldu. Başağa, ‘hükümete karşı disiplinli olma ve isyan etmeme’ sözü verdi.
Tüm bu gelişmeler dün sabah erken saatlerde Trablus'ta motosikletli bir intihar saldırısı sonrasında gerçekleşti. Patlamada intihar bombacısı kendisini havaya uçururken çevrede can kaybı veya maddi hasara sebep olmadı. Olayla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı, ancak yerel medya kuruluşları, bir yılı aşkın bir süredir ilk kez karşılaşılan böyle bir saldırıda, intihar bombacısının Trablus’un batısında Canzur semti yolundaki kavşakta üzerine yerleştirdiği bombayı infilak ettirdiğini belirtti.
Sahada ise LUO'ya bağlı el-Kerame Operasyon Odası'nın medya merkezi, dün Trablus'taki Yermuk Askeri Kampı’nı hedef alan bir patlamada Suriyeli paralı askerlerden ölen ve yaralananların olduğunu duyurdu. Türkiye'nin kendi saflarında savaşmak üzere getirdiği Suriyeli paralı askerlerin karargahı olan kampı kontrol eden UMH olayla ilgili sessiz kalmayı tercih ederken kentin geniş bir bölümünde duyulan patlamanın detayları açıklanmadı.
LUO’nun başkent Trablus'un ed-Direybi bölgesinde kimliği belirsiz kişilerce araçlarına ateş açılan üç Suriyeli paralı askerin öldürüldüğünü açıklamasından sadece birkaç saat sonra, yerel basın kuruluşları ve görgü tanıkları, kampın üzerinden dumanlar yükseldiğini gördüklerini aktardılar.
Bu saldırılar, dün Avrupa Birliği’nin (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve AB Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell’in Fayiz es-Serrac ve hükümet üyeleriyle Trablus’ta yaptığı sürpriz görüşmelerden sadece birkaç saat önce gerçekleşti. Görüşmede, ‘Libya'nın AB’nin en önemli önceliği olmaya devam ettiğini’ söyleyen Borrell, son ateşkes açıklamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Borrell, taraflar arasındaki anlaşmazlığı çözmek için Libya’da diyalogu ve siyasi çözümü desteklemeye devam edeceklerini vurguladı.
Borrell, toplantıda siyasi süreçte kaydedilen ilerleme, 5+5 formatında düzenlenen ortak askeri komite toplantılarının yeniden başlaması, Libya’nın petrol sektörü üzerindeki ablukayı kaldırmanın yollarını ele aldıklarını açıkladı. AB’nin, Libyalı taraflar arasındaki anlaşmazlığı sona erdirmek için Berlin Konferansı sonuçları, arabuluculuk çabaları ve silah ambargosu dahil tansiyonu düşürmek amacıyla alınan önlemleri güçlü bir şekilde desteklediğini belirtti.
Öte yandan İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, dün başkent Trablus'ta Serrac ile bir araya geldiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Bize göre Libya, önemli bir oyuncu ve bölgedeki tüm ülkeler için gelişen ticaret ve büyüme fırsatları ile Akdeniz'de yeni bir kalkınma modeli inşa etmek için çok önemli bir cephedir” ifadelerini kullandı. Ateşkesin güçlendirilmesi için UMH ile Libya'nın doğusunu yöneten Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) arasında varılan anlaşmayı desteklediklerini vurgulayan Di Maio, ‘tüm dış müdahalelerin durması gerektiğini’ vurguladı.
Diğer yandan Serrac, İtalyan haber ajansı Nova'nın aktardığı açıklamalarında, “Bir an önce İtalya ile Libya arasındaki ekonomik konularda bir komite oluşturacağız. İtalyan şirketlerinin Libya'daki kalkınma ve büyümeyi desteklemek için bize gelmesini istiyoruz” dedi. Bu arada ülkenin doğusunu da ziyaret eden İtalyan Bakan, ülkedeki siyasi durumu çözmenin yanı sıra ortak endüstriyel ve ticari işbirliği dosyalarını görüşmek üzere TM Başkanı Akile Salih ile bir araya geldi.
Libya’daki bu görüşmeler, Moskova’da yapılan Türkiye-Rusya görüşmeleriyle aynı zamana denk gelirken Libya krizindeki son gelişmelerle ilgili olarak Salih'in temsilcisi tarafından, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov'a bir mektup gönderildi. Mektupta Libya’daki duruma ciddi ve kapsamlı bir siyasi çözüm bulma konusunda Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) ile tam bir koordinasyon sağlanacağı vurgulandı.
Bir diğer gelişmede Trablus’taki protesto gösterilerini organize edenlerden ‘23 Ağustos Hareketi’ Pazartesi akşamı yaptığı açıklamada taleplerini artırarak siyasi bölünmeye son vermeyi hedeflediğini duyurdu. Hareket, altı ay içinde vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir mini kriz hükümeti kurmaya çalışması, Anayasayı denetlemesi ve Birleşmiş Milletler'in (BM) gözetim ve güvencesi altında bir parlamentonun ve devlet başkanının seçilmesi koşuluyla Yüksek Yargı Kurulunun iktidara gelmesi ve tüm siyasi organların feshedilmesi talebinde bulundu.
Öte yandan UMH Başkanlık Konseyi dün, UMH’nin zayıf performansına karşı yapılan halk protestolarını kontrol altına alma çabaları bağlamında, gelirlerin düzenlenmesi amacıyla yerel gelir sistemi yönetmeliğini onayladı. Belediyelere iki milyar dinar tahsis etme kararı alan Başkanlık Konseyi, bu fonun yüzde 70'ini ‘belediyelerin yetki alanlarında kullanmalarını sağlamak, vatandaşlara daha iyi hizmet vermek ve beldelerde kalkınmayı sağlamak için gerekli fonları tahsis etmek’ amacıyla yerel kalkınma projelerine ve programlarına ayrıldı. Diğer yandan Fayiz es-Serrac İskan ve İmar Bakanlığı kurulması iiçin talimat verdi. UMH’den dün (salı) yapılan açıklamaya göre Serrac, yardımcısı Ahmed Maitik'i yaklaşık 9 milyar dinar sermayeli Ekonomik Kalkınma Fonu'nun Mütevelli Heyeti Başkanı olarak atadı.



Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
TT

Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)

Sudan'ın Kordofan bölgesinin en büyük şehri el-Ubeyd kenti ile bölgenin kuzeyinde üçüncü büyük şehir olan Rahd Ebu Dekne'ye insansız hava araçları (İHA) ile saldırı düzenlendi. Bölgenin aylardır maruz kaldığı saldırıların son halkasını oluşturan bu olaylar can kayıplarına ve yaralanmalara yol açarken yakıt istasyonları ile depolar da zarar gördü.

Yerel kaynaklar, üç yılı aşkın süredir orduyla savaşan ve ülkenin çeşitli bölgelerini kontrol altında tutan Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait olduğu değerlendirilen İHA’ların bu saldırılarda kullanıldığını öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan üç tanık, son yoğun saldırıların el-Ubeyd şehri içindeki tesisleri ve şehre ulaşan tek yolu hedef aldığını bildirdi. Bir TIR sürücüsü üç yakıt deposunun hedef alındığını ve uzak mesafelerden görülebilen büyük yangınların çıktığını aktardı.

Şarku’l Avsat’a konuşan başka bir tanık ise Kuzey Kordofan'daki Rahd şehrinin de İHA’larla bombalandığını ve bir ailenin evine isabet eden bir merminin maddi hasara yol açarak halk arasında paniğe neden olduğunu söyledi.


Kadınlara ve gençlere daha fazla temsil: Abbas Filistin seçim yasasını değiştirdi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Kadınlara ve gençlere daha fazla temsil: Abbas Filistin seçim yasasını değiştirdi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, pazar günü genel seçim yasasında değişikliğe giden bir kararname yayımladı. Kararname Filistin Yasama Konseyi üye sayısını artırmayı, seçim barajını düşürmeyi ve seçim sürecine kadınların ve gençlerin katılımını artırmayı öngörüyor.

Filistin'in resmi haber ajansı WAFA, yeni düzenlemelerin Yasama Konseyi üye sayısını 200'e yükselttiğini, sandalye kazanmak için gereken seçim barajını yüzde 1'e indirdiğini ve seçim listesindeki asgari aday sayısını 16'dan 20'ye çıkardığını bildirdi.

Kararname ayrıca seçim listelerinde her üç adaydan birinin kadın olması zorunluluğu getirerek kadın temsilini güçlendirmeyi de amaçlıyor.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre kararname, gençlerin siyasete daha geniş ölçüde katılımını sağlamak amacıyla Yasama Konseyi seçimlerinde aday olma yaşını 28'den 23'e indirdi.

Kararnameye göre Filistin Devlet Başkanı Abbas, Yasama Konseyi seçimlerine çağrıyı Filistin Ulusal Konseyi seçimleriyle eş zamanlı olarak ilan edecek.

Abbas daha önce yayımladığı bir kararname ile Filistin içinde ve dışında yaşayan Filistinlileri 1 Kasım 2026'da gerçekleştirilmesi planlanan Filistin Ulusal Konseyi seçimlerine katılmaya çağırmış, devlet başkanlığı seçimlerini de 2027 yılı içinde yapma niyetini açıklamıştı. Öte yandan Abbas, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi'nin onayına dayanarak Filistin Ulusal Konseyi'nin seçim sistemini de daha önce onayladı.


Muhammed Salah’ın saldırısı Mısır-İsrail sınır güvenliği planlarını nasıl değiştirdi?

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
TT

Muhammed Salah’ın saldırısı Mısır-İsrail sınır güvenliği planlarını nasıl değiştirdi?

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)

Mısırlı asker Muhammed Salah’ın sınırı geçerek üç İsrail askerini öldürdüğü saldırının üzerinden üç yıl geçerken, İsrail basınında yer alan haberler, olayın ardından İsrail ordusunun sınır güvenliği yaklaşımında köklü değişikliklere gittiğini ortaya koyuyor. Mısırlı eski askerî yetkililer ise saldırının günlük güvenlik düzenlemelerinde bazı değişikliklere yol açmış olabileceğini, ancak iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerini belirleyen barış anlaşmasının temel kurallarını değiştirmediğini belirtiyor.

İsrail haber platformu Makor Rishon, pazar günü yayımladığı haberde, İsrail ordusunun geçtiğimiz hafta 3 Haziran 2023’te meydana gelen sınır saldırısının üçüncü yıl dönümünü andığını bildirdi.

Olay sırasında Muhammed Salah, Avca (Nitzana) Sınır Kapısı yakınlarında askerlik görevini yürütüyordu. Salah’ın sınırı geçerek İsrail askerleriyle girdiği çatışmada üç İsrail askeri hayatını kaybetmiş, Salah ise daha sonra diğer İsrail birlikleriyle yaşanan silahlı çatışmada öldürülmüştü.

Güvenlik kaygısı

Mısır eski Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı ve eski Keşif Dairesi Başkanı Korgeneral Ahmed Kamil, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail medyasının Mısır sınırının güvenliğini artırmaya yönelik gelişmiş önlemleri sık sık gündeme getirdiğini söyledi.

Kamil, Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan başlayarak güneydeki Taba bölgesine kadar uzanan hatta İsrail’in güvenlik tedbirlerini artırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu bölgede güvenlikten İsrail’in D Bölgesi’ndeki birlikleri sorumlu. Karşı tarafta ise C Bölgesi’nde Mısır sivil polisi bulunuyor. Gazze sınırına bitişik kesimde ise 2005 anlaşması uyarınca Mısır sınır muhafızları görev yapıyor.”

dvfgthyju
Mısır–İsrail sınır hattında bir güvenlik noktası (Reuters)

Kamil’e göre, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıların ardından İsrail’in güvenlik endişeleri daha da arttı. Bunun sonucunda sınır boyunca devriyeler yoğunlaştırıldı, elektronik gözetleme sistemleri kuruldu, araç engelleri ve güvenlik yolları oluşturuldu. Ayrıca iz takip ekipleri, kara radarları ve insansız hava araçları da devreye sokuldu.

Mısır tarafında ise sivil polis güçleri ile çeşitli gözetleme ve güvenlik sistemleri bulunuyor.

Kamil, Mısır’ın sınır güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla daha gelişmiş radar ve teknik ekipman kullanımına yönelik taleplerde bulunduğunu, ancak İsrail’in Mısır polis güçlerinin kapasitesini artırmaya yönelik bu talepleri onaylama konusunda isteksiz davrandığını ileri sürdü.

Dönüm noktası

Makor Rishon’un haberine göre, İsrail ordusunun Güney Komutanlığı saldırıdan önemli dersler çıkardı ve bu durum operasyonel anlayışta derin değişikliklere ve hazırlık seviyesinde ciddi iyileştirmelere yol açtı.

Haberde saldırının bir “dönüm noktası” olarak değerlendirildiği belirtilirken, Güney Komutanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin şu sözlerine yer verildi:

“İsrail, sınırların sakin kalması ve komşu ülkelerle iyi ilişkilerin sürdürülmesi için elinden geleni yapıyor. Ancak hiçbir konuda yanılsamaya kapılmıyor ve tehditlerin her yönden gelebileceğinin farkında.”

Günlük güvenlik düzenlemelerinde değişiklik

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdülvahid ise olayın ardından güvenlik uygulamalarında bazı değişikliklerin yaşandığını söyledi.

Abdülvahid, “Resmî bir açıklama yapılmamış olsa da olayın sınırdaki gözetleme faaliyetleri, devriye sistemleri ve güvenlik denetimlerinde değişikliklere yol açtığı kesin. Ayrıca asker seçiminde psikolojik değerlendirmelere daha fazla önem verilmiş ve siyasi eğilimlerin dikkate alınmasına özen gösterilmiş olabilir” dedi.

Bununla birlikte Abdülvahid, saldırının iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerinin temelini oluşturan barış anlaşması ve ilgili protokolleri değiştirmediğini vurguladı.

Saldırı sonrasında İsrailli bir güvenlik heyetinin Mısır’ı ziyaret ettiğini hatırlatan Abdülvahid, olayın münferit bir vaka olarak değerlendirildiğini ve sınırdaki güçlerin genel politikasını yansıtmadığının teyit edildiğini belirtti.

frgthyujı
Mısır Genelkurmay Başkanı, Rafah şehrindeki bir dizi güvenlik kontrol noktasını denetledi

Gazze savaşının başlamasıyla birlikte iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun arttığını ifade eden Abdülvahid, bu iş birliğinin özellikle Mısır-Filistin sınırı ve Philadelphia Koridoru’nun kontrolüne odaklandığını söyledi.

Ona göre saldırı, her iki tarafta da alarm seviyesinin yükselmesine neden oldu ve askerlerin birbirlerine belirli mesafelerden fazla yaklaşmamalarını öngören yeni uygulamalar getirildi. Ancak bunlar günlük güvenlik prosedürleri kapsamında değerlendiriliyor ve iki ülke arasındaki güvenlik düzenlemelerinde köklü bir değişikliğe işaret etmiyor.

Sorun üretme çabası

Son iki yılda bazı İsrailli çevreler, Mısır’ın sınır bölgesinde askerî kapasitesini artırdığını ve bunun gelecekte bir tehdit oluşturabileceğini öne sürerek, 1979 tarihli barış anlaşmasının ihlal edildiğini savunmuştu.

Ancak Ahmed Kamil, İsrail’in zaman zaman sınırla ilgili çeşitli sorunları gündeme getirerek Mısır üzerinde daha fazla güvenlik önlemi alması yönünde baskı kurmaya çalıştığını söyledi.

Muhammed Abdülvahid de benzer bir değerlendirmede bulunarak şunları kaydetti:

“İsrail, her zamanki gibi bu olayı kendi güvenlik tehditlerini öne çıkarmak için kullanıyor. Uluslararası kamuoyuna, sınırdaki ihlallerinin tamamını kendini koruma amacıyla gerçekleştirdiği mesajını vermeye çalışıyor. Ancak Mısır bu yaklaşımın farkında ve gelişmeleri dikkatle takip ediyor.”