Sudan'da Beşir’in yargılanmasının ertelenmesi reddedildi

Sudan'ın devrik lideri Ömer el-Beşir dün Hartum’da düzenlenen duruşma sırasında. (AFP)
Sudan'ın devrik lideri Ömer el-Beşir dün Hartum’da düzenlenen duruşma sırasında. (AFP)
TT

Sudan'da Beşir’in yargılanmasının ertelenmesi reddedildi

Sudan'ın devrik lideri Ömer el-Beşir dün Hartum’da düzenlenen duruşma sırasında. (AFP)
Sudan'ın devrik lideri Ömer el-Beşir dün Hartum’da düzenlenen duruşma sırasında. (AFP)

Sudan'da 1989 askeri darbesi davası sanıkları devrik Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir ve 34 İslamcı ismin yargılanmasıyla ilgilenen Özel Ceza Mahkemesi Hakimi İsameddin Muhammed İbrahim, yargı prosedürlerini askıya almayı reddetti. Aynı zamanda koronavirüs salgınıyla mücadelede gerekli sağlık koşullarını sağlayan alternatif bir salon ayarlamayı değerlendirme sözü verdi.
Mahkeme Başkanı İbrahim, duruşmaya15 Eylül'de devam edilmesi kararı aldı. Zira savunma heyeti bir önceki oturumda mahkeme salonunun dar olduğu, salgına yönelik sağlık şartlarının yerine getirilmediğini, aynı zamanda oturumların Anayasa Mahkemesi kurulmadan düzenlendiği, ülkedeki siyasi koşulların henüz yetersiz olduğunu ve bunun da mahkemenin bağımsızlığını etkileyebileceğini öne sürerek duruşmanın ertelenmesi talebinde bulunmuştu. Hakim, sanıklardan 26'sının ifadesini dinledi. Kayıtlarda 3 numara olarak geçen sanık Ömer el-Beşir, eski görevinin cumhurbaşkanı olduğunu ve Kuzey Hartum’daki Kobar’da yaşadığını belirtti. Sudan’daki Müslüman Kardeşler’den Hasan Turabi'nin kurduğu Halk Kongresi Partisi Genel Sekreteri Ali Hac Muhammed ise aslen Sudanlı olup Alman vatandaşlığını elinde bulundurduğunu söyledi.
Daha uygun bir mahkeme salonu için tedbirlerin alınması yönündeki kararını açıklayan hakim, savunma komitesinin duruşmayı askıya alma talebini ise reddetti. Aynı zamanda yetkili Yargı Organı Başkanı ve Mahkeme Başkanı’ndan koronavirüs salgınıyla ilgili gerekli sağlık şartlarının sağlandığı alternatif bir duruşma salonu talebinde bulundu.
Yargılama işlemlerine daha iyi bir salon sağlanana kadar sağlık önleyici tedbirlerine özen  gösterilerek aynı mahkemede devam edileceğini belirten hakim, savunma heyetinin davayı askıya alma talebini haklı çıkaracak hiçbir hukuki dayanak ve mantıklı bir sebebin olmadığını vurguladı. Aynı zamanda bu mahkemenin kanunların anayasaya uygunluğunu tartışma yetkisi olmadığını kaydetti.
Ülkedeki siyasi durumun yargı prosedürleri üzerindeki etkisi ve sanıkların adil yargılanması hakkında ise ülkedeki geçiş dönemi anayasa belgesinde yer alan maddelere uygun olarak sadece yasanın uygulanmasıyla ilgilenildiğinin altını çizen hakim, mahkemenin siyasi iklimden olumsuz veya olumlu etkilenmeyeceğini vurguladı.
Halk Kongresi Partisi savunma heyetinden Avukat Barut Sandal, Yüksek Mahkeme Başkanı Nemat Abdullah’ın bu özel mahkemenin kurulması için verdiği karar doğrultusunda Mahkeme Başkanı’na temyizde bulunduğunu, yargı prosedürlerinin temyiz kararı verilene kadar durdurulmasını talep ettiğini belirtti. Zirâ Avukat Sandal, söz konusu mahkemenin bu dava üzerinde yargı yetkisi olmadığı görüşünde. Hakim ise mahkemenin bu talebi dikkate alacağını bildirdi.
İslami cephe liderlerinden Ali Osman Muhammed Taha, Bekri Hasan Salih, Nafi Ali Nafi, Halk Kongresi Partisi liderleri Ali el-Hac ve İbrahim es-Senusi, aynı zamanda devrik rejimi destekleyen bir dizi asker ve sivil, darbe davasının önde gelen sanıkları arasında bulunuyor.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk geçen hafta, devrik rejimin aktörlerinin yargılanması prosedürlerini hızlandırma çağrısında bulunmuştu. Savunma heyeti ise yürütme makamının yargıya yönelik bu müdahalesini değerlendirdi. Beşir, Aralık 2019'da mali yolsuzluk suçlamasıyla özel bir mahkemede iki yıl süreli hapis cezasına çarptırılmış, Kobar Cezaevi'ndeki Toplumsal Islah Kurumu’na nakledilmişti. Beşir ve devrik rejim liderleri, Nisan 2019'da iktidarı deviren halk hareketi sırasında protestocuların öldürülmesi ve terörizm gibi faaliyetlere dahil olma suçlamalarıyla karşı karşıya.
Beşir’in Hasan Turabi’nin planlamasıyla 1989 yılında askeri darbeyle iktidara geçişi, Sudan İslami hareketinden askeri ve sivil onlarca kişinin plana iştirakiyle gerçekleşmişti.
Savunma heyetinde feshedilen Ulusal Kongre Partisi ve Halk Kongresi Partisi'nden devrik rejim liderlerinden Muhammed Hasan el-Emin, Kemal Ömer Abdusselam, Barud Sandal gibi avukatlar ve Beşir ile yardımcısı Muhammed Taha’yı savunan eski Adalet Bakanı Abdulbasit Sabderat yer alıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.