Fransa ve BM’den ‘Irak'ın egemenliğini korumaya yönelik’ ortak girişim

Macron, bir geçiş dönemi içeren girişimi Salih ve Kazimi ile görüştü

Fransa ve Irak Cumhurbaşkanları dün Bağdat’ta ortak basın toplantısı düzenledi (EPA)
Fransa ve Irak Cumhurbaşkanları dün Bağdat’ta ortak basın toplantısı düzenledi (EPA)
TT

Fransa ve BM’den ‘Irak'ın egemenliğini korumaya yönelik’ ortak girişim

Fransa ve Irak Cumhurbaşkanları dün Bağdat’ta ortak basın toplantısı düzenledi (EPA)
Fransa ve Irak Cumhurbaşkanları dün Bağdat’ta ortak basın toplantısı düzenledi (EPA)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün gerçekleştirdiği dört saatlik Bağdat ziyareti sırasında, Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve Başbakan Mustafa el-Kazimi başta olmak üzere Iraklı liderlerle bir araya geldi. Macron, Iraklı liderle Fransa ve Birleşmiş Milletler (BM) ortaklığında hazırlanan ‘Irak'ın egemenliğini korumaya yönelik’ girişimi görüştü. Bununla birlikte Macron, Irak'ın dış müdahale ve DEAŞ gibi iki önemli sorunla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Macron, dün Irak Cumhurbaşkanı Salih ile düzenlediği ortak basın toplantısında şunları söyledi:
“Irak çok önemli bir dönemden geçiyor. DEAŞ ile mücadele sona ermedi. DEAŞ ve çok sayıdaki dış müdahale Irak'ı tehdit eden sorunlar olmaya devam ediyor. Iraklı liderlerin içinde bulunulan geçiş dönemini iyi yönetmeleri, ülkelerini koruyan ve bölgenin güvenliğini güçlendiren bir Irak egemenliği inşa etmeleri gerekiyor.”
Ziyareti sırasında ev sahiplerine Irak'ın egemenliğini koruyacak bir proje sunduğunu belirten Macron, uluslararası toplumun desteği öncesinde Iraklı liderlerin bu projeyi onaylamalarını ve son dokunuşları yapmalarını beklediklerini söyledi. Macron, uluslararası toplumun projeye tam destek vermesi için ülkesinin Irak'ın yanında olacağını vurguladı.
Ne Macron ne de Iraklı liderler Fransa-BM ortak girişiminin içeriğine dair herhangi bir açıklama yapmadı.
Irak Cumhurbaşkanı Salih ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, Irak ile Fransa arasında yeni projeler ve sözleşmelerin duyurulacağına işaret ederek, “Irak, Fransa ile stratejik bir ortaklığı dört gözle bekliyor”  dedi. Macron’un ziyaretin kısa oluşuna atıfta bulunan Salih, “Önümüzdeki yıl Cumhurbaşkanı Macron'un Irak'a uzun bir ziyaret gerçekleştirmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Irak'ın ‘istikrarını sağlamak için bölgede önemli bir rol oynamayı sabırsızlıkla beklediğini’ ve ‘başkalarının çatışma alanı’ olmak istemediklerini vurgulayan Salih, “Terörün getirdiği zorluklar devam ediyor. Terörle mücadele ve terörizmin kaynaklarını kurutmak için uluslararası işbirliğini gerekiyor” şeklinde konuştu.
Macron, Cumhurbaşkanı Salih’in yanı sıra Irak Başbakanı Kazimi, Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Erbil'e gidememesi üzerine kendisiyle görüşmek için Erbil'den Bağdat'a gelen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.
Başbakan Kazimi, Macron ile görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Fransa ve Avrupa'nın bir bütün olarak bölgede ‘istikrarı yeniden tesis etmeye’ yardımcı olmalarını umduğunu söyledi.
Kazimi şöyle devam etti:
“Bir savaş alanı değil, bir istikrar ve ılımlılık bölgesi olmak istiyoruz. Fransa ve Irak, askeri işbirliğini derinleştirmenin yanı sıra gelecekte enerji alanında da anlaşmalar imzalayacak.”
Şarku'l Avsat'a konuşan Irak Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Dr. Zafer el-Ani, “Fransa, özellikle İran'la sorunları olan bazı ülkelerde varlığını vurgulamak için, ABD’nin seçimlerle meşgul olması nedeniyle Ortadoğu'da bıraktığı boşluktan yararlanmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı. Ani, “Fransa, Irak’a Tahran'la ilişkileri açısından bakıyor” yorumunda bulundu.
Nehreyn Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında öğretim görevlisi olan Dr. Yasin el-Bekri, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Ziyaret, Irak'ın bağımsızlığını korurken, eksenlere çekilmemek şartıyla kapının herkese açık olması ilkesinin bir teyidi olarak, Irak dış politika vizyonu açısından önemli bir yere sahiptir.  Ancak önemli bir nokta var. Paris ile Erbil arasındaki ilişkilere bakıldığında Macron'un Erbil'i ziyaret etmemiş olması dikkat çekicidir. IKBY Başkanı Barzani’nin Macron ile görüşmek üzere Bağdat’a gelmesi, Fransa’nın çözümlerin merkezde ve diyalog yoluyla olduğu yönünde verdiği bir mesajdır”  dedi.
Fransa’nın ne 2003 öncesi ne de sonrasında Irak'taki rolünün yok olmadığına işaret eden Dr. Bekri, “Macron'un yaptığı ziyaret, bu rolün çeşitli aşamalarda devam ettiği anlamına geliyor. Bu ziyaret, başta Avrupa - İran - ABD ilişkilerinin düzenlenmesi olmak üzere bölgesel sorunlarda Fransa’nın üstlendiği rol bağlamında gerçekleşti. Burada Bağdat, bölgesel ve uluslararası diyalog için bir platform haline gelebilir ve bölgedeki çatışmayı veya en azından bir kısmını çözebilir” şeklinde konuştu.
Bu arada Başbakan Kazimi, IKBY Başkanı Barzani ile Macron ile görüşmesi öncesinde bir araya gelerek Bağdat ile Erbil arasındaki bir dizi ortak dosyayı görüştü. Irak Başbakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Kazimi-Barzani görüşmesinde, hem federal hükümetin hem de bölgesel yönetimin devlet kurumları arasındaki entegrasyonu ve işbirliğini artıracak önemli dosyaların, anayasanın belirlediği ilkeler ve çalışmalar çerçevesinde ele alındığı belirtildi.
Görüşmede ayrıca yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele çabalarının yanı sıra DEAŞ’ın uyuyan hücrelerine karşı savaşta devam eden çalışma ve koordinasyonun önemi vurgulanırken Peşmerge Bölge Muhafız Birlikleri’nin Irak güvenliğinin ayrılmaz bir parçası Irak topraklarında yer olmayan terörizm kalıntılarının peşine düştüklerinin altı çizildi.
Açıklamaya göre Neçirvan Barzani, ‘IKBY hükümeti ile federal hükümet arasındaki ortak eylem mekanizmalarını güçlendirmek için atılan adımlara duyduğu iyimserliği’ dile getirirken “Kürtler Iraklı olmaktan gurur duyuyorlar ve Irak'ın istikrarı, güvenliği ve egemenliği için çalışmaya devam etmeye konusunda kararlılar” şeklinde konuştu. Barzani ayrıca Irak ile dost ülkeler arasında en üst düzeyde yapılan karşılıklı ziyaretlerin yanı sıra bölgesel güvenlik ve istikrar yararına olan temel uzlaşılar ışığında IKBY’nin Irak'ın bölgesel ve uluslararası düzeyde temsil etmeye başladığı rolden gurur duyduğunu belirtti.
Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani'nin özel danışmanı Mesud Haydar ise yaptığı açıklamada,  “Neçirvan Barzani'nin Bağdat ziyaretinin gündeminde Türkiye’nin IKBY sınırlarından Irak'a yönelik ihlallerini durdurmak için Bağdat ile Erbil arasında bir koordinasyon mekanizması kurulmasının yanı sıra güvenlik ve askeri işbirliği ve DEAŞ kalıntılarına karşı mücadele gibi bir dizi önemli konu vardı” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Haydar şunları söyledi:
“Ziyarette, anayasal çerçevede Erbil ile Bağdat arasındaki sorunların ele alınmasının yanı sıra başta petrol ve doğalgaz olmak üzere ekonomik alanda işbirliği ele alındı. Erbil ile Bağdat arasındaki ekonomik dosyanın ve Peşmerge güçlerinin durumunun ele alınması, iki taraf arasındaki buzların çözülmesi ve diğer meselelere değinilmesi için aralarındaki güveni pekiştirmesi nedeniyle öncelikli meselelerdir.”



İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
TT

İsrail, Hristiyan sembollerine hakaret etmesinin ardından imajını düzeltmek için bir Arap diplomat atadı

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (Arşiv-DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Arap diplomat George Deek’i “Hristiyan dünyaya özel temsilci” olarak atama kararı aldı. Saar, bu adımın “İsrail’in dünya genelindeki Hristiyan topluluklarla ilişkilerini derinleştirmeyi” amaçladığını belirtirken, söz konusu kararın, Hristiyan dini sembollere yönelik artan saldırılar nedeniyle zedelenen ülke imajını düzeltmeye yönelik olduğu değerlendiriliyor.

Son olarak Lübnan’ın güneyindeki Dibl köyünde bir Hristiyan heykelinin tahrip edilmesi uluslararası tepkilere yol açmıştı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan İtalyan birliğinin desteğiyle köydeki Hz. İsa heykeli yeniden dikildi.

Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)Lübnan'ın güneyindeki Dibil kasabası, benzer bir heykelin İsrailli bir asker tarafından parçalanmasından günler sonra, Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nde (UNIFIL) görev yapan İtalyan taburunun yardımıyla İsa Mesih heykelini yeniden dikti (AP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, Kudüs’te Paskalya yürüyüşünün yasaklanmasının ardından Hristiyan dünyasında İsrail’e yönelik öfke ve kınamanın zirveye ulaştığını belirtti. Vatikan ise Kudüs’te Müslüman ve Hristiyan Filistinlilerin ibadet özgürlüğünün kısıtlandığını ifade ederek, din adamlarına ve rahibelere yönelik hakaretler, Batı Şeria’daki Tayibe kentinde bir kiliseyi yakma girişimi, çeşitli kilise ve mezarlıklarda tahribat ile Gazze’de üç kilisenin yıkılmasına dikkat çekti.

İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonları sırasında da yerel halk benzer saldırılardan şikâyet etti. Geçtiğimiz hafta Dibl köyünde bir İsrail askerinin bir heykelin başını çekiçle kırdığı anlara ait görüntüler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.

Başlangıçta sorumluluğu reddeden İsrail ordusu, askerlerin görüntüleri paylaşması ve övünmesi üzerine geri adım atmak zorunda kaldı. Sosyal medyada yaklaşık 10 milyon kişi tarafından izlenen görüntüler, küresel ölçekte tepki çekti. Pek çok kullanıcı, İsrailli yetkililerin “Hristiyanların ibadet özgürlüğüne sahip olduğu tek ülke” yönündeki açıklamalarıyla alay ederek, Hristiyan kutsallarına ve din adamlarına yönelik saldırıların yanı sıra Mescid-i Aksa’daki olaylara ait görüntüler paylaştı.

İsrail ordusu olayda sorumluluğu kabul ederken, Başbakan Binyamin Netanyahu ile Dışişleri Bakanı Saar kamuoyundan özür diledi ve sorumluların cezalandırılacağını açıkladı. Ordu, heykeli tahrip eden asker ile görüntüleri kaydedip paylaşan askerin yakalandığını, bir ay hapis cezasına çarptırıldıklarını ve ordudan ihraç edildiklerini bildirdi.

Olay sırasında müdahale etmeyen sekiz asker de cezalandırıldı. Ordu ayrıca heykelin yeniden inşa edilmesini sağladı ve kırılan haçın yerine yeni bir haç yerleştirdi. Ancak İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Dibl sakinlerinin bu tür bir saldırıyı affetmeyi reddettiğini yazdı.

Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)Lübnan toprakları içinde bir İsrail askeri aracı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre George Deek, 1948 Filistinlilerinden olup Yafa’da yaşamaktadır. Yaklaşık 18 yıldır İsrail diplomasi teşkilatında görev yapan Deek, son olarak İsrail’in Azerbaycan Büyükelçisi olarak görev yapmış ve bu unvanla ilk Arap Hristiyan büyükelçi olmuştur.


Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Washington’ın Bağdat üzerindeki baskısı ‘milis liderlerinin tutuklanmasına zemin hazırlıyor’

Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

ABD’nin Irak üzerindeki baskısı, yeni hükümetin kurulma sürecindeki tıkanmayla eş zamanlı olarak artıyor. Konuya yakın kaynaklar, Washington’ın silahlı milisler dosyası üzerinden gelecek yönetimi erken bir sınavla karşı karşıya bırakabilecek ‘daha sert’ talepler için zemin hazırladığını belirtiyor.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, bazı silahlı grup liderlerine önde gelen isimler hakkında bilgi vermeleri karşılığında mali ödüller teklif edilmesinin ‘yalnızca geleneksel bir istihbarat yöntemi olmadığını, aynı zamanda sonraki aşamada yeni hükümetten bu liderlerin tutuklanmasının talep edilebileceği bir sürecin hazırlığı’ olduğunu ifade etti. Bu taleplerin, ABD ile güvenlik iş birliğinin sürdürülmesine bağlanabileceği kaydedildi.

Aynı kaynaklara göre, şu aşamada Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi ile Seyyid eş-Şuheda Tugayları lideri Ebu Ala el-Velai’yi de kapsayan bu talepler, hedef alınan isimlerin siyasi ve askeri yapı içindeki hassas konumları nedeniyle herhangi bir yeni hükümet için ‘en zorlu sınavlardan biri’ olarak değerlendiriliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusuABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Irak’taki Ketaib Hizbullah lideri Ahmed el-Hamidavi hakkında bilgi verenlere ödül verileceği duyurusu

Gözlemciler, bu yönelimin ABD’nin stratejisinde ‘çevreleme’ politikasından Bağdat ile yeni angajman kuralları dayatma girişimine doğru bir değişimi yansıttığını belirtiyor. Özellikle Washington ile Tahran arasındaki gerilimle bağlantılı bölgesel tansiyonun artması, çoğu zaman Irak sahasında silahlı gruplar üzerinden etkisini gösteriyor.

Bu çerçevede üst düzey bir güvenlik yetkilisi, ABD’nin Bağdat’ta düzenlenmesi planlanan uluslararası koalisyonun teknik toplantısını iptal ettiğini ve mevcut hükümetle rutin dışı tüm iletişim kanallarını, yeni hükümetin şeklinin netleşmesini bekleyerek askıya aldığını bildirdi.

Öte yandan Amerikan basınında daha önce yer alan haberlerde, Washington’ın Irak petrol gelirlerinden yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki bir mali transferin Bağdat’a ulaştırılmasını engellemiş olabileceği öne sürülmüştü. Bu adımın, Irak hükümetinin İran’a yakın grupları dağıtma yönündeki çabalarında yaşanan tıkanmayla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Kaynaklara göre ABD, başbakanlık için belirli bir adayı desteklemiyor; ancak daha geniş kapsamlı siyasi ve güvenlik iş birliğini, silahlı milislerin etkisini sınırlamaya yönelik ‘somut ve ciddi’ adımların atılması şartına bağlıyor.

Özel düzenlemeler

Bu mesajlar, derinleşen iç siyasi krizle de örtüşüyor. Şii siyasi güçler, hükümeti kurmak için öngörülen anayasal süreleri uzlaşı sağlayamadan tüketirken, bu durum ülkeyi karmaşık senaryolarla karşı karşıya bırakıyor. Bu senaryolar arasında istisnai düzenlemelere başvurulması ya da mevcut geçici hükümetin daha uzun süre görevde kalması ihtimali yer alıyor. Ancak bu seçenek, Muhammed Şiya es-Sudani’nin muhalifleri tarafından reddediliyor.

Son günlerde Koordinasyon Çerçevesi toplantılarında da belirgin bir gerilim yaşandı. Özellikle Nuri el-Maliki ile Sudani arasındaki anlaşmazlık dikkat çekerken, taraflar başbakanlık için bir aday üzerinde uzlaşmaya varamadı. Siyasi kaynaklara göre, ihtilaflar artık yalnızca isimlerle sınırlı değil; aynı zamanda seçim mekanizması ve kurulacak hükümetin yapısı konusunda da derinleşmiş durumda. Taraflardan bazıları kapsamlı bir uzlaşıdan yana tavır alırken, diğerleri sürecin oylama yoluyla sonuçlandırılmasını savunuyor.

24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)24 Nisan 2026 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen Koordinasyon Çerçevesi toplantısından (X)

Müzakereler sırasında Haydar el-İbadi, Adnan ez-Zurfi ve Muhammed Sahib ed-Deraci gibi isimler gündeme gelirken, özellikle ABD ile İran arasındaki dengelerin gözetilmesi ihtiyacı çerçevesinde, iç ve dış kabul görebilecek ‘uzlaşı adayları’ üzerinde de duruluyor.

Analistler, ABD’nin baskısının başbakan seçimi sürecini dolaylı biçimde etkileyebileceğini belirtiyor. Bu çerçevede bazı siyasi aktörlerin, söz konusu taleplerle başa çıkabilecek ve geniş siyasi ile askeri nüfuza sahip silahlı gruplarla iç çatışmaya sürüklenmeden süreci yönetebilecek bir ismi desteklemeye yönelebileceği ifade ediliyor.

Buna karşılık Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı gruplar, ABD’nin şartlarına tam uyum sağlanmasının iktidar ittifakının dağılmasına ya da iç gerilimlerin tırmanmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle alınacak adımların büyük siyasi güçlere yakın liderleri hedef alması halinde bu riskin artabileceği dile getiriliyor.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, yeni hükümetin önünde karmaşık bir denge arayışı bulunuyor. Artan uluslararası baskılarla başa çıkma zorunluluğu ile iç siyasi bütünlüğün korunması ihtiyacı arasında kurulacak denge, bölgesel gerilimlerin yoğun olduğu bir ortamda Irak’ı karşıt çıkarların kesiştiği bir alan haline getiriyor.


Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
TT

Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, yaklaşık iki ay boyunca bölgenin farklı noktalarını hedef alan yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısında 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 123 kişinin yaralandığını bildirdi. Açıklamada, bölgesel gerilimlerin arttıığı bir dönemde saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Yetkililerin yayımladığı resmi verilere göre 28 Şubat’tan geçtiğimiz pazartesi gününe kadar toplam 809 saldırı gerçekleşti. Bunların 701’inin İHA’larla, 108’inin ise roketlerle düzenlendiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerin 10’unun Erbil’de, 3’er kişinin Süleymaniye ve Halepçe’de, 7 kişinin ise Soran bölgesinde olduğu ifade edildi. Saldırıların en yoğun yaşandığı yer 477 saldırıyla Erbil olurken, Süleymaniye ve Halepçe 235 saldırıyla ikinci sırada yer aldı. Duhok’ta 29, Soran’da ise 68 saldırı kaydedildi.

Açıklamada, saldırıların “asılsız gerekçelerle sivil alanları, vatandaşların mülklerini ve özel sektörü hedef aldığı” vurgulanarak, bölgedeki şehirlerin tarafsız kalmalarına rağmen ciddi can ve mal kaybı yaşadığı ifade edildi.

Kendisini “Irak’ta İslami Direniş” olarak adlandıran bir grup ise son dönemde neredeyse her gün yaptığı açıklamalarda, Erbil’de ABD güçlerinin bulunduğu noktalar başta olmak üzere petrol tesisleri, oteller ve çeşitli hedeflere İHA ve roketlerle düzenlenen saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenaze töreninden (AFP)7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenazede yas tututanlar (AFP)

Öte yandan, İranlı Kürt muhalif bir grup olan Kürdistan Özgürlük Partisi’nden bir yetkili, perşembe akşamı Erbil vilayetinde “İran Kürdistan Ulusal Ordusu”na ait bir merkezin üç İHA ile hedef alındığını açıkladı. Yetkili, saldırının saatler sürdüğünü ancak kayıplara ilişkin net bilgi bulunmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre aynı gece ilerleyen saatlerde Erbil’e bağlı Baserma ve Xebat bölgelerine iki İHA düştü, olayda herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmedi.

IKBY Başkanlığı, daha önce Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Görüşmede bölgedeki gelişmeler ele alınırken, taraflar gerilimin düşürülmesi ve istikrarın korunmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca İran, Irak ve IKBY arasındaki ilişkiler ile ortak konular da görüşüldü.

Arakçi’nin, Pakistanlı yetkililerle de benzer telefon görüşmeleri yaptığı, ancak görüşmelerin detaylarının paylaşılmadığı belirtildi.