Irak Başbakanı Kazimi Şii milis vesayetine boyun mu eğiyor?

Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
TT

Irak Başbakanı Kazimi Şii milis vesayetine boyun mu eğiyor?

Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)
Kazimi’nin söylemleri, Şii partilerle son görüşmesinin ardından değişti (sosyal medya)

Ahmed es-Suheyl
Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi'nin, yaklaşan seçimler için uygun ortamı sağlama taahhütlerini yerine getirmenin başlangıç ​​noktası olarak kontrolsüz silahlarla ve yolsuzlukla mücadele etme konusunda verdiği sözleri yinelemesine rağmen, son günlerde ortaya çıkan ‘uzlaşı’ tartışması büyümeye başladı.
Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri'nin evinde yapılan son görüşmeye kadar Başbakan Kazimi ile özellikle silahlı kanadı olan Şii partiler arasında bir uzlaşıya varılabileceği şeklinde söylemler yoktu.

Şii siyasi partilerin baskısı
Şarku’l Avsat’ın aktardığına göre Independent Arabia’ya konuşan Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin konu hakkında şunları söyledi:
“Görüşmenin en önemli hedefi, siyasi güçlerin Zikar ve Basra başta olmak üzere belli başlı güney vilayetlerinde yeniden nüfuz kazanmaya çalışmasıdır. Bu hedef, Kazimi ile Şii güçler arasında yapılabilecek olası bir uzlaşı için oldukça önemlidir. Kazimi, Şii siyasi evindeki bazı partilerin baskısına altında ve devam eden protestolara karşı bir tutum sergileyememesi durumunda görevden alınabileceği ima edildi.”
Kazimi, kamu mallarına ve özel mülklere saldıranlardan ve protestoculara suikast düzenleyen silahlı gruplara karşı silahlanmayı savunanlardan hesap sorma sözü vererek bu anlaşmanın özelliklerini duyurmak için yola çıktı. Bu, Kazimi’nin, gözlemciler tarafından özellikle Zikar vilayetinin Nasiriyye kenti başta olmak üzere Irak’ın çeşitli bölgelerinde silahlı grupların ve partilerin merkez binalarının hedef alındığı protestolarda tansiyonun yükselmesinin bir göstergesi olarak okunan protestoculara karşı alınabilecek ‘katı önlemlerden’ açık açık bahsettiği ilk konuşmaydı. 
Bununla birlikte büyük yolsuzluk vakalarını soruşturmak için bir yüksek komite oluşturulmasından bahseden Kazimi, silahlanma çağrıları yapanların karşılarında ‘kanun gücünü’ bulacağını vurguladı.
Kazimi şöyle devam etti:
“İfade özgürlüğünü desteklediğimiz ve Irak'taki barışçıl gösterilerin bir reform ve ıslah yolu olduğunu vurgularken silahlı kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin haysiyetinin tartışma konusu olmadığını, kamu malları ve özel mülklere saldıranlara ve barışçıl protesto ilkesini kötüye kullananlara karşı kanunları uygulamaktan çekinmeyeceğimizi teyit ediyoruz.”
Bu konuşma, Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri tarafından ‘ulusal güçlerin kendisiyle son görüşmelerinde vurguladıkları tüm noktaların dikkate alındığı’ belirtilerek memnuniyetle karşıladı. Bu sözler, görüşmenin söz konusu güçler ile yaklaşan siyasi sürecin özelliklerini belirleyen Başbakan Kazimi arasında bir uzlaşıya doğru yola çıkıldığı izlenimi veriyor.

Şartlı uzlaşı
Gözlemcilerin sık sık silahlı gruplarla çatışmanın kaçınılmaz olduğunu dile getirmelerine rağmen sızan bu bilgiler, taraflar arasında bir dereceye kadar sakin bir havanın eseceğini garanti eden bir tür ‘ateşkes’ veya ‘uzlaşının’ önünü açabilecek yeni bir eğilimi ortaya koyuyor. Gözlemciler, Başbakan Kazimi ile Şii partiler arasındaki olası bir uzlaşının, Başbakanı ‘protestoculara karşı katı önlemler almaya’ ve yaklaşan seçimler öncesinde Irak'ın bazı şehirlerinde bu güçlerin nüfuzunu ortadan kaldırmak için ‘protestolara yatırım yapmama’ sözü vermeye mecbur bıraktığını düşünüyorlar.
Iraklı gazeteci Ahmed Hüseyin, Başbakan Kazimi'nin ‘protestocu meydanları pahasına yaklaşan seçimlerden pay almasını garanti edecek’ bir anlaşmaya dahil olduğunu vurguladı. Hüseyin, “Kazimi, Ekim ayında başlayan isyanlarla birlikte yaşanan suikast, adam kaçırma ve şiddet olaylarına yönelik ciddi ve etkili bir soruşturma yürütmek yerine, parti merkezlerini ve yetkililerin evlerini korumak bahanesiyle Şii güçlere tavizler vermiş ve protestoculara karşı önlemler alma sözü vermiş gibi görünüyor. Kazimi,  bunun karşılığında, söz konusu partilerin başını çektiği bir gerilim veya huzursuzluk olmadan erken seçimlere giden yolu açabilecek. İran'a yakın Şii güçler şimdi Irak'ın güneyindeki şehirlerde, protesto gösterileri yüzünden nüfuzlarını kaybettikleri Nasiriyye senaryosunun tekrarlanabileceğini düşünüyorlar. Bu güçler, kendi nüfuz alanlarında benzer senaryoların tekrarlanması girişimlerini açık bir savaş ilanı olarak görüyorlar. Bu da onları bu tür olasılıkları mümkün olan tüm yollarla engellemek için gerekli tüm araçları kullanmaya itebilir” şeklinde konuştu.

Şii çatı yapılanması ile görüşmenin perde arkası
Fetih Koalisyonu Sözcüsü Ahmed el-Esedi, Başbakan Kazimi’yi Şii çatı yapılanması liderleriyle bir araya getiren toplantının bazı detaylarını açıkladı. Esedi verdiği bir televizyon röportajında, Fetih Koalisyonu’nun siyasi bloklar ve liderleriyle koordinasyon yapmak için bir komisyon oluşturduğunu söyledi. Esedi, komisyonun, protesto gösterilerinde yaşanan olaylarla ilgili olarak Kazimi ile bağlantılı taraflara ilişkin Şii siyasi evinde ortak bir tutum belirlenmesi için Nuri el-Maliki, Haydar el-İbadi, Ammar el-Hekim, Falih Feyyaz ile Sairun Koalisyonu ve Fazilet Partisi’nden taraflar ile görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Şii güçlerin bu konuda Kazimi ile konuşulması konusunda hemfikir olduğunu belirten Esedi, özellikle Nasiriyye ve Basra'da çıkan olaylar sırasında silahlanma çağrılarıyla birlikte güvenlik zafiyeti yaşandığını, bu tür olayların barışçıl gösterilerin doğasına aykırı olduğunu vurgulayarak, “Bu bir uyarı alarmıdır” dedi.
Fetih Koalisyonu Sözcüsü şöyle devam etti:
“Şii güçler birçok konuda anlaştılar. Başbakan ile Basra ve Nasiriyye’de olup bitenlerle ilgili olarak ona yakın taraflar hakkında veri ve bilgi alışverişinin yapıldığı samimi bir görüşme yapıldı. Basra ve Nasiriyye’deki gösterilerde siyasi güçlerin olduğuna dair bilgiler de paylaşıldı. Başbakan Kazimi, gösterilerin barışçıl taleplerde bulunan insanların hakkı olarak kalması ve iç, dış ve partizan gündemlerle lekelenmemesi için güvenlik ve istihbarat servislerince barışçıl protestoların seyrini değiştirmek isteyenlerin izlenmesi için işbirliği çağrısında bulundu.”
Esedi ayrıca, Şii güçlerin Kazimi'ye ‘güvenliği tesis etme yetkisi’ verdiğini söyledi.

Uzlaşı için arabuluculuk
Öte yandan gözlemciler, Kazimi'nin Şii siyasi bloklarla protestocular arasında bir uzlaşıya varılabilmesi için arabuluculuk yapacağını öne sürdüler. Ancak gözlemcilere göre bu arabuluculuk, tarafların ne ölçüde taviz vermeyi kabul ettikleriyle bağlantılı.
Stratejik konularda araştırmacı olan Ahmed eş-Şerifi, konuya ilişkin Independent Arabia’ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Siyasi yapılar, kendileriyle Irak kamuoyu arasında Kazimi'nin arabuluculuk rolünü üstleneceği bir anlaşma yaparak yaşadıkları ikilemden çıkış yolu arıyorlar. Kazimi'nin bu anlaşmayı yönetirken karşılaşacağı ikilem, taraflardan birine baskı yapılmaksızın başarıya ulaşılamayacak olmasıdır.”
Olası bir uzlaşı için iki yol olduğunu belirten Şerifi, “Birincisi, partilerin vizyonunu kamuoyuna dayatmak, yani siyasi denklemi yeniden üretmektir. İkincisi ise Irak kamuoyunu ikna etmek ve büyük blokların liderlerine uzanan yolsuzluk ve terörizm dosyalarını ortaya çıkarmak için tedbirler alınmaktır. Ancak bu durum, söz konusu güçleri çatışma seçeneğine gitmeye itecektir. Siyasi bloklar, Kazimi’ye arabulucu rolü verseler de, tüm veriler onun bu dosyayı başarıyla yönetmesinin imkansız olduğuna işaret ediyor. Irak halkı ise Kazimi'den siyasi sistem içinde bir arabulucu ve uzlaştırıcı rolü oynamaya çalışmayan bir karar verici olmasını bekliyor” yorumunda bulundu.

‘Basit’ görevler ve ‘sessiz’ uzlaşı
Siyaset araştırmacısı Hişam el-Muzani ise “Kazimi’nin, silahlı kanatları olan siyasi güçlerin devlet üzerindeki büyük etkisi göz önüne alındığında, Irak kamuoyunu kazanmak ve bu güçlerle ‘sakin’ bir çözüm yoluna gitmek için kontrolsüz silahlarla mücadeleye ve ‘bazı küçük grupları vurmaya’ başvurabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kazimi’nin önünde hükümetinin istifası talepleri ve ABD güçlerinin geri çekilmesi çağrıları gibi çeşitli engellerin olduğunu vurgulayan Muzani, “Anlaşmanın, siyasi güçlerin Kazimi’ye yaptığı ve seçim sonrası sahnede önemli rol oynaması beklenen teklifleri içermesi muhtemeldir. Peki Kazimi'yi bu anlaşmayı kabul etmeye iten neydi? Bu sorunun cevabı, Kazimi’nin göstericilerin sempatisini, ana sorunları çözmeden kazanamayacak olmasıdır” şeklinde konuştu.
Tüm bu faktörlerin protestocular arasında seçimleri boykot etme eğiliminin ortaya çıkmasına neden olacağını düşünen Muzani, “Bu durum, büyük protestolar için yeni bir başlangıç ​​noktası olabilir” dedi.



Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
TT

Suriye: Bir telekomünikasyon şirketi, bilgi sızdıran 40 çalışanını işten çıkardı

Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)
Şam’dan genel görünüm (Arşiv – Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Suriye’nin El Sevre gazetesinden aktardığına göre, adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, telekomünikasyon şirketi MTN’nin yaklaşık 40 çalışanını işten çıkardı. Haberde, çalışanların, abonelere ait bilgiler, kayıtlı görüşmeler ve Suriye devlet yetkililerine ait telefon numaralarını dış kuruluşlara sızdırdıklarının tespit edildiği belirtildi.

Kaynak ayrıca, işten çıkarılan çalışanların “Suriye’de güvenliği istikrarsızlaştırmak için faaliyet gösteren unsurlarla bağlantılı olduklarının tespit edildiğini” ifade etti.


Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
TT

Cidde’den New York’a… Sudan’daki ateşkesler neden başarısız oluyor?

Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)
Sudan konusunda gerçekleştirdikleri ilk toplantılarının ardından Beşli ve Dörtlü Mekanizma üyeleri (Afrika Birliği)

Sudanlı doktor S., savaşın ilk günlerinde meslektaşlarıyla birlikte mahsur kaldığı bir sağlık merkezinden çıkabilmek için ateşkes yapılmasını beklemek zorunda kaldı. Nil Caddesi’nden başlayarak Fetihab ve Halfaya köprülerinden geçen uzun bir yol kat eden S., sonunda Kober’deki ailesine ulaştı. Odasının duvarlarını kurşunların delik deşik ettiğini, kardeşlerinin ise birlikte ayrılmak üzere kendisini beklediğini anlatıyor. Aile yerinden edildi ve bugün hâlâ yerinden edilmiş durumda.

Mayıs 2023’te çatışmaların kısa süreliğine durması S.’nin hayatta kalmasını sağladı, ancak ailenin evinde kalmasına yetecek kadar uzun sürmedi. Bu kısa ateşkesten bu yana çeşitli girişimler ve anlaşmalar peş peşe geldi. Ancak en zor soru değişmedi: Arabulucular, savaşın iki tarafını uygulanacak ve sürdürülebilecek bir ateşkes konusunda nasıl bir araya getirebilir?

Afrika Birliği (AfB) ve ABD’nin eş başkanlığında, 23 Eylül’de New York’ta düzenlenen Dörtlü ve Beşli Mekanizma’nın ilk toplantısı, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Toplantıya katılanlar insani ateşkes ve çatışmaların durdurulması çağrısında bulunurken, sivillerin korunması için çabaların koordine edilmesi ve herhangi bir anlaşmanın izlenmesi ile uygulanmasının doğrulanmasına yönelik hazırlık yapılması konusunda mutabık kaldı. Ancak toplantı bildirisi, ordu veya Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile herhangi bir anlaşmaya varıldığını açıklamadı ve iki tarafı bir araya getirecek müzakereler için bir tarih belirlemedi.

Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)
Savaş, milyonlarca Sudanlının yerinden edilmesine neden oldu. (AP)

Düğüm, ateşkesin şartlarında başlıyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre ordu tarafından yönetilen hükümet, 90 günlük ateşkese ilişkin ABD önerisinin maddelerinin çoğunu kabul etti ancak HDK’nin geri çekilmesinin belirli bölgelerle sınırlandırılmasını reddetti ve güçlerin kontrolünü ele geçirdiği tüm kentlerden çekilmesini talep etti. Sudan Dışişleri Bakanlığı da bu hafta, HDK’nin zor kullanarak oluşturduğu fiili duruma meşruiyet kazandıracağını düşündüğü herhangi bir müzakere sürecini reddettiğini açıkladı. Buna karşılık HDK ateşkes önerisini memnuniyetle karşıladığını duyurdu ancak bu açıklama çatışmaların durmasını sağlamadı. Taraflar bir anlaşma imzaladığında bile bunun uygulanması güvence altına alınamadı. Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde ordu ile HDK, 11 Mayıs 2023’te Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt Bildirisi’ni, aynı ayın 20’sinde ise kısa süreli ateşkes ve insani düzenlemelere ilişkin bir anlaşmayı imzaladı.

Ancak çatışmaların durması kalıcı olmadı. Ordu, HDK’yi anlaşmayı ihlal etmekle suçlayarak haziran ayında müzakerelere katılımını askıya aldı.

Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)
Hartum’da savaşın yol açtığı yıkımın izleri (AFP)

Diğer girişimler de farklı engellerle karşılaştı. Afrika Boynuzu’nda barış çabalarını yürüten Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Aralık 2023’te Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) kendi himayesinde doğrudan görüşme yapmayı kabul ettiğini açıkladı. IGAD, ocak ayında görüşmenin gerçekleştirilmesi yönündeki çağrısını yineledi ancak toplantı yapılamadı.

Manama’da 20 Ocak 2024’te, yayımlanan metne göre ordu adına Şemseddin el-Kebaşi, HDK adına ise Abdurrahim Daklu tarafından ‘Sudan Krizi İçin Kapsamlı Çözümün İlke ve Esasları Belgesi’ parafe edildi. Ancak ön anlaşmanın ardından nihai bir anlaşma veya sürdürülebilir bir müzakere süreci gelmedi. Daklu, Kebaşi’yi belgeye bağlı kalmamakla suçlarken Kebaşi, sürecin neden durduğuna ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Ağustos 2024’te ise savaşın taraflarından birinin katılmaması, İsviçre’de ateşkese yönelik doğrudan görüşmelerin yapılmasını engelledi. Bunun üzerine odak noktası, insani yardımların ulaştırılmasının kolaylaştırılması ve sivillerin korunmasına kaydı.

Chatham House araştırmacısı Rosalind Marsden, enstitü tarafından 18 Eylül 2024’te yayımlanan analizinde, İsviçre’de Ağustos 2024’te yürütülen ateşkes görüşmelerinin başarısız olmasının temel nedeninin ordu ile HDK’nin askeri zafer elde etme arayışlarını sürdürmesi olduğunu belirtti. Marsden’e göre tarafların o dönemde askeri kazanımlar elde etme beklentisini koruması, Darfur’a insani yardım ulaştırılmasında sınırlı ilerleme sağlanmasına rağmen müzakerelerin tıkanmasının başlıca nedenlerinden biriydi.

Dörtlü Mekanizma ise Eylül 2025’te üç aylık bir insani ateşkesle başlayan bir yol haritası sundu. Bu süre içinde yardımların Sudan’ın çeşitli bölgelerine ulaştırılması, ardından kalıcı ateşkes ve siyasi geçiş sürecine geçilmesi öngörüldü.

Ancak Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası arabulucuların önerisi olarak kaldı ve savaşan taraflar arasında bir anlaşmaya dönüşmedi. ABD’nin son ateşkes önerisindeki geri çekilme konusundaki anlaşmazlık da iki tarafın yeni bir ateşkesin test edilebileceği şartlar üzerinde henüz uzlaşamadığını gösteriyor.

ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)
ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Massad Boulos (DPA)

Araştırmacı Ahmed Süleyman, arabuluculuk girişimlerinin çokluğu ve bunlar arasındaki koordinasyonun zayıf olmasının, ateşkes çabalarının sivil güçlerin öncülük edeceği Sudanlı bir siyasi süreçle ilişkilendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Chatham House araştırmacısı Hubert Kinkoh ise enstitü tarafından 13 Şubat 2026’da yayımlanan analizinde, Sudan konusunda çok sayıda arabuluculuk kanalının bulunmasının yanı sıra bunlar arasında açık bir liderlik ve etkin koordinasyonun olmamasının, ordu ile HDK’nin ciddi tavizler vermekten kaçınmasına imkân sağladığını ifade ediyor.

Bu noktadan hareketle New York toplantısı, arabulucuların çabalarındaki dağınıklığın giderilmesine katkı sağlayabilir. Ancak toplantının gerçek değeri, savaşan tarafları açık bir anlaşma üzerinde uzlaştırabilmesi, anlaşmaya uyulup uyulmadığını izleyecek bir mekanizma oluşturabilmesi ve ihlallerle nasıl başa çıkılacağını belirleyebilmesi halinde ortaya çıkacak.

S., kısa süreli bir ateşkes sayesinde ailesine ulaşabildi ancak aile daha sonra evini terk etmek zorunda kaldı. Bugün yerinden edilenlerin ve mültecilerin beklediği ateşkes ise onlar için yardımların ulaştırılmasına imkân sağlayacak ve çatışmaların kalıcı olarak sona ermesinin başlangıcı olacak bir fırsat anlamına geliyor. Böylece evlerine ve yaşadıkları bölgelere dönüşün mümkün ve güvenli hale gelmesini umuyorlar.


Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.