Avrupa, kasım ayından itibaren aşı dağıtılması için yürütülen uluslararası çalışmalara katıldı

Avrupa, kasım ayından itibaren aşı dağıtılması için yürütülen uluslararası çalışmalara katıldı
TT

Avrupa, kasım ayından itibaren aşı dağıtılması için yürütülen uluslararası çalışmalara katıldı

Avrupa, kasım ayından itibaren aşı dağıtılması için yürütülen uluslararası çalışmalara katıldı

Tüm dünyada yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı geliştirme ve bir an önce kullanmaya başlamaya yönelik süren hummalı çalışmalarda varılan sonuçlar, ilk dozun kasım ayında dolaşımda olacağına işaret ediyor. Avrupa kaynakları, AB Komisyonu'nun da aşının ilk partisini iki ay içinde almaya ve Avrupa Birliği’ne üye ülkelere dağıtmaya hazırlandığını bildirdi.
Söz konusu açıklamalar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in geçen ay aşı geliştirme deneylerinin başarılı olduğu ve klinik testlerin son aşamasına geldiğini duyurmasının ardından geldi. Putin’in aşının saplık personeline dağıtıma hazır olduğunu bildirmişti. Ardından ABD medyası, Washington yönetiminin de aşıyı gelecek ayın sonunda veya kasım ayının başında “deneme amaçlı” dağıtmaya başlayacağını aktardı. 
Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Avrupalı kaynaklar, AB Komisyonu'nun önümüzdeki ayın sonunda alacağı ilk aşının pazarlama hakları İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'ya ait. Aşı Oxford Üniversitesi Jenner Enstitüsü'nde geliştirildi.
Uzmanlar, aşının etkinliğinin kapsamını belirleyebilmek için aylarca geniş çaplı denemeler  yapılması gerektiğini ve söz konusu aşıların etkinliğinin şu an garanti olmadığını belirtiyor. Ancak buna rağmen AB Komisyonu ile AstraZeneca şirketi arasında imzalanan sözleşmede AB’nin 100 milyon ek doza ek olarak 300 milyon doz aşı daha alacağı kaydedildi. AB Komisyonu, aşıyı geliştirme projelerinde ileri bir aşamaya ulaşan bir dizi Amerikan ve Avrupalı ​​şirket ve laboratuvarla görüşmelerini halen sürdürüyor. Son zamanlarda, AstraZeneca ile imzalanan sözleşmenin yanı sıra üç şirketle daha acil aşı satın almak amacıyla bir sözleşme yapıldığı biliniyor. Kaynaklar, söz konusu sözleşmelerin aşıdan kaynaklanan tehlikeli yan etkiler görülmesi durumunda üretim yapan ilaç şirketlerinin sorumluluğunu karşılayacak hükümler içerdiğini söylüyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanları ve birçok bilim kuruluşu, aşı geliştirme aşamaları ile laboratuvar ve klinik deney sürelerinin aşırı kısalmasının beklenmedik yan etkilerin ortaya çıkmasına kapı aralayacağı konusunda uyarıda bulundu.
AB Komisyonu yetkilileri, aşının geliştirilmesi ve elde edilmesi için yapılan büyük yatırımların, Avrupa Birliği'nin tüm ülkelerinde ciddi ve benzeri görülmemiş sağlık ve ekonomik zararlara neden olan salgını ortadan kaldırmanın şu an için tek çözüm olmasından kaynaklandığını söylüyor.
WHO uzmanları arasında şaşkınlık yaratan Avrupa’nın bu kararının ABD hükümetinin aşının ilk dozlarını gelecek ayın sonunda sağlık personeline ve koronavirüse en fazla maruz kalan gruplara dağıtmaya hazır olduğunu açıklamasına doğrudan bir yanıt olarak geldiği tahmin ediliyor.
Diğer taraftan WHO uzmanları dün İtalya hükümeti tarafından onaylanan, eğitim dönemine devam edecek öğretmen ve öğrenciler arasında vakaları tespit etmek için hızlı testler yapılmasını amaçlayan programa övgüde bulundu. Programın yeni bir salgın durumunda eğitim merkezlerinin uzun süre kapatılmaması için mümkün olduğunca genişletilmesini tavsiye ettiler.
İtalya hükümeti, geçen ayın sonundan itibaren hava ve deniz sınırlarındaki geçiş noktalarında hızlı testler yapmaya başladı. Kontrollerdeki hata payının yüzde 30'a ulaşabileceği açıklamasında bulundu.
WHO uzmanları ilk olarak Güney Kore'nin kullandığı hızlı testlerin sonucunu görmek için gereken 8 saate kıyasla maliyetinin düşük olması, antikorların varlığını belirlemek için laboratuvar veya serolojik incelemenin 10 gün yerine 15 dakikadan daha kısa süreye düşmesi nedeniyle kolaylık sağladığını bildirdi.
Çin, aşı geliştirme programının uygulanması ve doğrudan kullanımı için belirlenen zaman hakkındaki bilgileri halen gizli tutarken uluslararası tıp dergisi “JAMA”,  bir grup Çinli araştırmacı tarafından yapılan ve koronavirüsün hava soğutmalı cihazlarla yüksek oranda yayıldığını doğrulayan bir çalışma yayınladı. Son zamanlarda ABD’deki bazı üniversiteler tarafından yapılan ve Çinli uzmanların araştırmasını destekleyen çalışmaların sonuçları koronavirüsün kapalı ortamlarda önerilen oysal mesafenin üç katından fazla, 5 metrelik bir mesafeden de yayılabileceğini gösterdi.
Dergide yayımlanan Çinli araştırmacıların çalışması, Wuhan'dan gelenlerle yolculuktan önce yemek yiyen bir kadının henüz semptomlar ortaya çıkmaya başlamadığı halde taşıdığı koronavirüsü 23 otobüs yolcusuna bulaştırması üzerine yapıldı. 50 dakikalık yolculuk sırasında koronavirüs bulaşan yolcuların otobüsün farklı yerlerinde oturduğu, sadece pencere ve kapının yanında oturanlarda koronavirüs görülmediği ortaya çıktı.
Dünya Sağlık Örgütü, geçen temmuz ayına kadar hava soğutmalı cihazların koronavirüsün bulaşmasına neden olmadığı konusundaki tutumunda ısrar ediyordu. Ancak WHO restoran, toplu taşıma gibi kalabalık ve kapalı yerlerde söz konusu cihazların Kovid-19 bulaşma oranını artırdığını doğrulayan çeşitli üniversite ve laboratuvarlar tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bu tutumundan vazgeçti.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe